Spoiler içeriyor
NOBLESSE PART 2 . . . ve gelelim fasulyenin faydalarına. bu gönderi biraz uzun olacak. öncekinde kısaca değindim ama burada detaylı bir şekilde düşüncelerimi paylaşacağım. öncelikle konusu aşırı ilgi çekici olmasa da içeriği çok güzel. hani bi adam var uyanıyo,…devamıNOBLESSE PART 2
.
.
.
ve gelelim fasulyenin faydalarına. bu gönderi biraz uzun olacak. öncekinde kısaca değindim ama burada detaylı bir şekilde düşüncelerimi paylaşacağım.
öncelikle konusu aşırı ilgi çekici olmasa da içeriği çok güzel. hani bi adam var uyanıyo, bu mu yani diye düşünebilir konusunu okuyan biri. ama içinden neler neler çıkıyor. basit bir lise ortamına azıcık aksiyon eklemişler diye düşünüyodum başta. ama sonra bir anda asiller, kurt adamlar, klan reisleri, geliştirilmiş insanlar, örgüt, hainler, ruh silahları, savaşlar, her şeyden bihaber olan insanlar, dünyanın yok olması... türlü türlü şeyler çıktı karşıma. özellikle 80. bölümden sonra bir şeyler oldu webtoona. bir güzelleşmeler, bir aksiyon sahneleri, bir çizim yeteneği falan. bildiğiniz 80den sonra güncelleme gelmiş gibiydi.
o yüzden biraz okuyup bırakmamanızı öneririm. lylie'yi de başlatmıştım ama o başlarında bıraktığı için olayları bilmiyor, veya o dediğim değişimi göremedi. yani hemen bırakırsanız anlayamazsınız dediklerimi.
çizime gelirsek başta cidden kötüydü. ama sonra o kadar güzelleşti ki. ya bu konuda bişey diyemem aslında çünkü daha önce hiç okumadım ve ortalamaya göre nasıl olduğunu bilmiyorum çizimlerin. keşke buraya resim ekleme şansım olsaydı siz karar verirdiniz nasıl olduğuna. ama ben beğendim yani özellikle savaş sahneleri falan çok iyiydi. okurken sürekli ss aldım. telefonda 1000 resim falan var 400 küsürü Noblesse'a ait.
ve artık olaylar ve karakterlere gelelim değil mi. 2 aydır bu gönderiyi atmayı bekliyorum sonuçta.
beni okurken bi' tık sıkan şey bir düşmanı yendiklerinde hemen başka yeni düşmanların ortaya çıkmasıydı. yani sürekli yeni karakterler giriyodu hikayeye. ama belli bir süre sonra hepsinin birbiriyle bağlantılı olması ve bunu sizin de anlamanız güzeldi. yani öyle gelsin gitsin diye koyulan karakterler değillerdi, hepsi bir yere bağlanıyodu.
şimdi biraz karakterleri konuşucam sonra da final bölümünü.
karakterlerin hepsine ayrı ayrı aşık oldum yemin ediyorum. Raizel, Frankenstein, M-21, Tao, Takeo, Regis, Seira, Rael, Rajak, Karias, Raskreia, Lunark, Kentas, Gajutel, Muzaka, Çocuklar... say say bitmez.
öncelikle baş karakterimiz Raizel. çok sessiz, donuk, duygusuz, sıkıcı biri gibi görünüyor başlarda. ama yaşadıklarını ve içini bir görseniz. ailesi ve arkadaşları için her daim kendini feda etmeye hazır olan çok değerli biri. o gücü, bakışı, Frankenstein ile olan ilişkisi, çocuklara ve evine olan masum sevgisi. o kadar çekici ve güzel biri ki. Muzaka ile aralarının düzelmesine çok ama çok sevindim.
Frankenstein, ilk andan beri büyük bir ilgi duyduğum güçlü ve sadık yardımcı. insanlığın kralı olabilecek düzeyde bilgiye ve yeteneğe sahipken bunları elinin tersiyle itip tüm hayatını Raizel'e adaman, ne kadar koca yürekli biri olduğunun göstergesi. okulda çocuklara cana yakın bir müdür, savaşta düşmanı tir tir titreten gücün ve karşındakini deli eden sivri dilin... o kadar aşık olunasısın ki jsnejfkskfk Tao ile arasındaki komik diyaloglar hikayeye renk katıyor. nasıl bu kadar mükemmel olabilir aklım almıyor. yakışıklı, sosyal, karakterli, sadık, güçlü, bilge, birazcık alaycı... böylesine harika bir karakter oluşturdukları için hikayenin yapımcılarına teşekkürlerimi sunuyorum.
M-21, Tao ve Takeo. sizi ayıramam. birbirinize ilk yoldaş dediğiniz andan itibaren sizi birlikte gördüğüm tüm sahnelerde içim kıpır kıpır oluyodu. o kadar birbirlerini tamamlayan güzel bir takım oldular ki anlatamam. M-21'in tüm yaşadıklarına rağmen olan dirayeti, Tao'nun teknolojik zekası ve insanı gülümseten eğlenceli karakteri, Takeo'nun yufka kalbi ve ciddi anlarda olan karizması, biri tehlikede olduğunda diğerlerinin gözünü kırpmadan canlarını feda etmeye hazır olmaları... insanı kıskandıracak kadar güzel dostlukları var. hepsini ayrı ayrı çok seviyorum.
Regis, Seira ve Rael. üçünün aralarında geçen tüm diyalogların hastasıyım ya. Rael ve Regis'in tartışmaları, Rael'in Seira'ya olan aşkı, Regis'in Seira'yı korumaya çalışması. hepsi çok tatlıydı. hele Seira'nın Rael'i tipim değilsin diyerek reddetmesi mjdhejfkskf ama her şeye rağmen hepsinin de kendilerini durmadan güçlendirmeleri çok güzeldi. Seira'nın güzelliği ama aynı zamanda waow dedirten gücü, Regis'in RŞ5'tekilere ve çocuklara olan bağlılığı, Rael'in düşman kesildiği RŞ5'ten biri olması... Tao ona yoldaş dediğinde Rael'le birlikte ben de duygulandım. Regis'in ruh silahını ayağına çağıran ilk klan reisi olması beni gururlandırmıştı. Seira'nın kendisini küçümseyen rakiplerini "ben Loyard klan reisiyim" diyerek yerle bir etmesini görünce hissettiğim mutluluk. bu üçlüye ayrıca bayılıyorum, cidden hepsi çok ama çok güzeller.
başta Raskreia, Karias ve Rajak olmak üzere Lukedonia sakinleri. Raskreia'nın genç olmasına rağmen felaketlere karşı olan güçlü duruşu, Karias'ın düşmanlarını aşkla yenmesi, Rajak'ın kardeşine olan sevgisi ve Lukedonia için kendini hiç düşünmeden feda etmesi. Rajak'ın ölümünde çok ama çok ağlamıştım. keşke kardeşinin bu güzel değişimini o da görseydi.
ve kurt adamlar. başta hepsine ayrı ayrı sinir oluyodum. çünkü çok sinir bozucu bir karakterleri vardı. ama zaman ilerledikçe ve bölümler geçtikçe öyle olmadığını anladım. hepsi de aslında Maduke'un ve Örgüt'ün oyununa gelmişlerdi. aslında hiçbiri kötü insanlar değillerdi. neden bilmiyorum ama Dorant'a çok hayran oldum kurt adamlar arasında ya. Muzaka'nın inanılmaz gücü, Kentas ve Lunark'ın Örgüt'ün gücünü reddedip sürekli çalışmaları, Garda'nın bitmeyen sadakati, Dorant'ın her şeyinin çok ileri seviye olması, Mirai'nin nefret ettiği Lunark için kendini feda etmesi, Maduke'un şerefsizliği. pardon son kısım pek olmadı gibi hzjwjdkaıdıs onlara da hayran kaldım sonuç olarak. tabi catnip'ten de başka bir şey beklenmezdi.
ve çocuklar. aşırı tatlılardı, çok eğlencelilerdi. hikayeye renk katan başka bir şey de çocuklar ve okul sahneleriydi. biraz daha sonlara doğru sönük kalmıştı ama çok normal. tüm dünya yok olmak üzereyken gidip de matematik çalışan veletleri gösterecek halleri yoktu sonuçta. ama yine de Shinwoo'nun karizmatik gücü, İkhan'ın teknoloji sevgisi, Sui'nin güzelliği, Yuna'nın pısırıklığı. aralarında en az sevdiğim kişi Yuna oldu, çok fazla sessizdi. ama arada M-21 ile olan sahneleri falan güzeldi.
çok fazla kişiyi birbirine shipledim. o kadar çok kişi ki. şuan aklıma gelen birkaç tanesini yazıcam. (bi' tık cringe alarm)
•Raizel ve Raskreia
•Frankenstein ve Lunark
•Frankenstein ve Seira
•Rael ve Seira
•M-21 ve Na Yonsu (evli olduğunu öğrenene kadardı)
•M-21 ve Lunark
•M-21 ve Yuna
•M-21 ve Frankenstein (jdnwkdkskf hiç olmucak bişey ama yakıştırdım yani napıyım xjjskdksd)
şu an aklıma bunlar geliyo ama o kadar çok ship yaptım ki anlatamam HXŞZMEOFMEKF
sanırım şimdi sıra olaylara geldi
konusu gerçekten güzel bence. benim hoşuma gitti. 3 ırk var ve bunların birbiriyle aralarındaki savaş, barış, olaylar olaylar. yani baya güzel ve şaşırtıcıydı konu ve hikaye.
nerden başlayacağımı bilemiyorum cidden. tüm bölümler gözümün önünden film şeridi gibi geçiyor şuan. bir yerden başlayayım artık.
olay örgüsü aşırı sarıyodu bence. yani bir yandan insanların kısa zamanda muhteşem dönüşümü, diğer yandan asiller ve kurt adamların uzun ama stabil yaşamları. ve bunların garip bağlantılarla birleşmesi.
kurt adamların halkına olan tutumunu ve güce olan arzuları beni sinir etti. nasıl kendi halkını kullanarak güç elde etmeyi düşünebilirsin aklım almıyor. suçlu ve hainleri kullanmayı belki bir nebze anlarım ama sırf güçsüz diye denek olan kurt adamlara çok üzüldüm.
sadece kurt adamlar değil insanlar da aynı şekilde. kısa zamanda çok güç elde etmeye çalışmaları, ve bu gücü masum insanlar üzerinde sayısız zorlu deney yaparak kazanmaları şaka gibi. yemişim gücünü yani. kimsenin başta insanlara zarar verdiği yok zaten. onlar kendi aralarındaki olaylara diğer ırkları katıp, sonra da "siz bizim hayatımıza burnunuzu soktunuz" diyerek onlara kafa tuttu. doğal olarak yenilince de suçlu diğer ırklar oldu. özellikle soylular hiç uğruna kendi aralarında kutuplaştılar ve sorunlar yaşadılar. insanoğlu her zaman ve her yerde aynı.
Muzaka'ya ayrı sinir oldum zaten. anlıyorum kızın ölmüş ve sinirlisin ama tüm insanlığı yok etmek ne demek ya? sonra Raizel araya girince suçlu o oluyor. ama sonunda gözüme girdi. o da haklı sonuçta. sırf güçlü diye istememesine rağmen lord oldu ve lord olduğu süre boyunca hiçbir ırka karışmadı, hiçbir canlıya yok yere zarar vermedi. ama sonunda noldu? herkes yine Muzaka'yı kötü bildi, ona düşman oldukları için kızını öldürdüler. ona da yazık. şimdi düşününce sinir olmadığımı fark ettim. bir de son bölümde öleceğini bilmesine rağmen Raizel'in yanında durup o füzeyi durdurması... veya hiç düşünmeden tüm gücünü Raizel'e vermesi... ah be Muzaka sen de az çekmemişsin. şimdi hepsini üst üste yazınca daha iyi anladım.
sonunda çok ağladım. çok çok ağladım. hele 543. bölümde hepsi en yakınlarıyla vedalaştı ve füzeyi durdurdular ya. orada kül gibi şeyler uçtu etrafa falan. eski bölümlerden klipleri koydular. ve bir cümleyle bitirdiler. şimdi bile gözümün önüne geldi ve gözlerim doldu. gece saat 2.30 da hıçkıra hıçkıra ağladım sessizce. sonra bir de yazar, editör (?) ve çevirmenden veda yazıları koydular. cidden çok kötü oldum. ve başta cidden öldüler sandım. hatta Shinwoo'lar hani "ne zaman boş kaldı o sıra" dediler ya. orda bittim. tüm insanların hafızaları silindi, çocuklar da Raizel'i hatırlamıyolar sandım. ALLAH'IM ÇOK KÖTÜ. ama sonra Rai geldi ve sarıldılar, Raskreia tahtına oturdu, Muzaka Garda'yla konuştu... çok güzeldi. çok çok güzeldi. düşününce bile tüylerim diken diken oluyor yeminle.
Örgüt'ün, daha doğrusu Crombell'ın yenilmesi o kadar güzeldi ki. ve daha da güzeli Frankenstein'in tek başına değil; RŞ5, Rael ve Karias ile yenmesiydi.