Güç üzerinde güç... Gölge devlet... Kendini ülkesine adamış ailesini bile geri planda tutmuş Baykuş. Şimdiye dek Japonya'da böyle bir içerik izlediğimi hiç hatırlamıyorum hem ilginç hem kendi ülkesine bakış açısı olarak farklıç, akıcı, zevkli, yormayan güzel bir diziydi. Japonya sanki…devamıGüç üzerinde güç... Gölge devlet... Kendini ülkesine adamış ailesini bile geri planda tutmuş Baykuş.
Şimdiye dek Japonya'da böyle bir içerik izlediğimi hiç hatırlamıyorum hem ilginç hem kendi ülkesine bakış açısı olarak farklıç, akıcı, zevkli, yormayan güzel bir diziydi.
Japonya sanki artık o ponçik imajından kurtulmaya çalışırcasına Dünya'ya bir mesaj veriyormuş gibi hissettim diziyi izlerken. Japonya'nın kendine ve politikasına karşı büyük bir özeleştirisi vardı. Japonya politikasına ve kültürüne dair bilinmeyen şaşırtıcı bir çok gerçeği ele almış olsa da dizide en çok dikkatimi çeken detay sanki düne kadar 1800'li yıllarda yaşıyormuşlar da Milenyum ile yeni tanışmış gibi sürekli "artık eski Japonya yok" kelimesi olmuştu. Bu da beni çok şaşırttı. Elbette teknoloji ve disiplinlerine kanıp bizden 300 yıl ilerimizde yaşıyorlar gibi bir düşünceden dolayı şaşkınlık değildi.
Saygınlık gibi terimler yada örf diye belirttiğimiz aile büyüklerimizden bize kalan manevi değerler.. ve kadınlara sanki henüz yeni yeni bazı haklar verilmiş gibi arada geçen konuşmalardı. Boşanmış dul bir kadının baba evine gitmesi yada evli çocuklu bir kadının iş hayatına yeniden başlaması yada genç bir kızın eğlence sektörüne boyun eğmemesi bla bla bla gibi bir çok konuda kadınların üzerinde durulması ile dizide kadın karakterlerin hem sayıca fazla olması hemde kadınların hayatına yoğunlaşmasıyla birlikte dizide Başbakanın dahil kadın oluşu güçlü akıllı ve kendi ayakları üzerinde durması... Ve erkeklerin de sadakatsiz oluşlarına dikkat çekilmesi cidden beni şaşırtan unsur oldu... (Komedi niyetine bile 1 tane Japon dizi filmi izleyenler bilir o salak çekilmez ezik kadın karakterleri işte bu dizi tamda bu noktada yeniliğe açmış kapıları) Hem yeniliğe kapı açmış hemde sanki bir noktada geçmişlerinden kopmak istiyormuş gibi bir izlenim bıraktı bende.
Japonya da hiç örnek ülke değildi zaten ama Amerika hayranlıkları dizide yansıttıkları gibi ise sonlarını Kore'ye doğru götürür net. Kore'den sonra Japonya'nın da Amerika hayranlığı aşırı yersizdi sanki Amerika çok örnekmiş gibi 13 yaşında ki kız çocuğuna kelepçe takan Amerika! biz özgürüz siz Japonlar böylesiniz şöylesiniz diyince lanetçi perilerim atağa geçti al birini vur ötekine ikisi de birbirinden neyse diziye dönüyoruz
Japonya'da bu tarz politika içerikli izlediğim ilk dizim oldu sanırım Shogun tarihi politikayı saymazsak. (Bir mini dizi izlemiştim o gerçek hayattan uyarlamaydı ) Genelde Gerilim ve Bilim Kurgu tercihim olur bu tarz içerikleri var mı pek bilmiyorum belki de ben denk gelmedim çok da Japon dizileri izlemem. Bu diziye de Mackenyu için başlamış olsam da dizide başrol olmasına rağmen destek rolde ki aile üyeleri kadar bile sahnesi olmamasına rağmen tek solukta finalledim.
Gerçekten bu kadar kaliteli ve akıcı bir dizi beklememiştim. Fakat fakat fakat yine yeniden allahım sana geliyorum dedim 10 bölümde en az 15 yatak sahnesi kusacaktım artık tamam Japon abiler biliyoruz sapıksınız psikopatsınız anladık platform ama bu kadar mide bulandırmayın ya şak diye 3 sahneden birinde bir rezillik valla bıktık ya tamam diyoruz çekim açısı senaryosu şu bu Platform iyi ama bu iğrenç sahnelerle de burnumuzdan getiriyorsunuz artık yapmayın yaa valla izlerken artık midem almıyor.
Bu sene Mackenyu'nun izlediğim 3 yapımından en sevdiğim içerik oldu.
Hatta bu yıl izlediklerim arasında ki en iddialı dizilerden diyebilirim.
Afişte ki şahısları dizide yeteri kadar görememiş olmanın bir burukluğu kaldı üzerimde özellikle baba oğul sahneleri..
Sen ne güzel bir karakterdin öyle Baykuş! 2.sezon görmek isterim adamı izlemeye doyamadım. O zekasına o ailesine karşı hassasiyetine aynı yastığı paylaştığı eşine olan sadakatine..
Gerçekten ülkesine adanmış bir ruh yapayalnızdır.
Ülkeyi yönetebilirsin yeniden şekillendirebilirsin, fakat bir aileyi yönetmek ülketi yönetmekten daha zordur..
Ayrıca dizide dikkatimi çeken bir diyalog üstüne minik bir araştırma yaptım ve gerçekten çok şaşırdığım bir durumla karşılaştım. Onu da nacizane yorumlamaya çalışacağım çünkü diziyle çok ilgisi olduğunu düşünüyorum.
Japonya'da Mukoyoshi 婿養子) diye bir terim varmış yani Mirasını bırakacağın "yetişkin evlatlık edinme"olayı. Japonya'da miras erkeklere devrediliyormuş. Fakat bu evlat edinme mirasını bırakacak bir erkek evlat olmayan yada hayırsız evladına miras kalmaması için genelde kişinin kendi çalışanını evlat edinmesi ile gerçekleşirken, mirasını kan bağı olmayan birine devretmesi anlamına geliyormuş. Bunun için de kişinin yaşı 20 ila 30 arasında olması lazımmış . İlginç bir şekilde bu Japonya'da yasallaştırılmış bilindik ve çok yaygın bir olaymış.
Ki çocuk değil yetişkin evlat edinme olarak Japonya Dünya'da 1.sıradaymış.
Günümüzde evlat edinme daha ziyade Japonya'da "damat alarak" bilinirmiş. Evin kızı ile evlenip kızın soyadını alarak gerçekleşiyor. Tabii bunun için yasal yollarla evlatlık damatlık belgesi vs gibi kanunlarla imza altına alınıyormuş. Burada ki en ilginç bulduğum nokta evlat edinilen damadın evin erkeği yerine geçerken evin kızının da gelin muamelesi görmesiymiş ve erkek miras hakkına erişirken zaten mirasın bırakılmadığı kız tamamen göz ardı ediliyormuş. Yani adam mirası kızla paylaşmak zorunda değilmiş vs vs. Gerçekten bu diziyi izlemeyene kadar Japonya'da kadınların bu kadar değersiz olduklarını fark etmemiştim. Dizide ki özellikle kadın tanımı üzerinde bu kadar durulmasını şimdi daha iyi anlıyorum.
Bu arada evlat edinme ve damat evlat edinme arasında yasal olarak farklılıklar söz konusu. Evlat edinmede anne ve baba adı değişirken tamamen biyolojik evlat yerine geçiliyor. Damat evlat edinme de kadının soyismi alınarak kadının ailesine bir bakıma içgüveysi olarak giriyor. Damadın, kızın soy ismini almasına da Japonya'da Groominori deniyormuş. Kıza bırakmadığın mirası kızı evlendirip adama bırakmak ???
Tanımadığın birine mirasını bırakmanı geçtim kendi kızına el kızı muamelesi yapmak mantığımın almadığı bir durum. Evet bizden 300 yıl ilerde yaşayan Japonya'nın gerçek yüzü...
Geçtiğimiz dönemler de buna benzer bir konuya atıfta bulunan içerik izlemiştim tabii o zaman bilgim olmadığı için ne hakkında bahsedildiği ile ilgili zerre fikrim yoktu yaşlı adamın oğlu gelip adamın yanında çalışan çocuğu kovmuştu vs vs şimdi o dizide ki bu detayı da henüz anlamlandırmış oldum. Ve henüz dün akşam yine izlediğim başka bir dizide de damat evlatlık olayını gördüm. Belki algıda seçicilik belki de Japonya artık yavaş yavaş kabuğundan çıkmaya çalışıyor diye yorumladım. Ki bu dizide de bir çok yasa tasarısı hakkında girişimler vardı ne olacağını zaman gösterecektir.
Fakat özellikle Asya'nın dizi film olarak işlediği her şey kültürünün bir parçasıdır. Biz Türk dizi sektörünün aksine.