Film Mood 🎥 HARİKA mıdır uzak DİYAR Filme başlamadan Bogum ve Suzy'ye değinmek istiyorum doyamadım 💜 özellikle Bogum o uzun dalgalı dağınık saçlarıyla etrafa saçtığı gülüşlerinde kaldım ahhh ahhhh çocuk ahhhh melek misin! ve bu ikilinin hikayesini daha çok sevdim…devamıFilm Mood 🎥
HARİKA mıdır uzak DİYAR
Filme başlamadan Bogum ve Suzy'ye değinmek istiyorum doyamadım 💜 özellikle Bogum o uzun dalgalı dağınık saçlarıyla etrafa saçtığı gülüşlerinde kaldım ahhh ahhhh çocuk ahhhh melek misin! ve bu ikilinin hikayesini daha çok sevdim daha uzun görseydim keşke ama yönetmen bey karısını başrol yapmıştı olsundu o hikayede fena değildi :) ama Bogum 💜 evet şimdi esas konu⤵️
Bu filmi uzun zamandır bekliyordum Pandeminin darbe vurduğu filmlerimdendi fakat film 2 3 yıl sonra geçtiğimiz ay vizyona girince Kore'de yeteri kadar izleyici kitlesi bulmaması gündem olmuştu çünkü çok güçlü ve popüler bir kadrosu ve prodüksüyonu vardı. Filmin geliri giderin 3'te 1ini bile bulmamıştı yani film tamamen zarar etmişti. Bu da filme merakımı daha fazla artırmıştı fakat filmin yeteri kadar izleyici bulmaması filmin başarısızlığı değil sinema kültürünün yavaş yavaş unutulmaya başlanmasıymıştı. Hatta Kore'de ciddi anlamda zincirleri olan büyük şehirlerde ki bir kaç şirketin sinema salonu tamamen kapatılmış ve kapanmaya devam ediyormuş vs. her neyse hem film kültürü yavaş yavaş platform kanallara taşındığı için hemde film yeteri kadar izleyici kitlesine ulaşmadığı için Netflix'e telif hakları verilmiş bla bla.
Yine filmin çevirisini beklediğim süre zarfı diliminde büyük izleyici kitlesinin filmi karmaşık bulduğu ve anlamadığı yorumlarına çok rastlamıştım. Bu da filmi daha çok izleme isteğimi uyandırmıştı. Açıkçası film bana hiç karmaşık gelmedi aksine her şey zaten filmin ilk girişinde net bir şekilde anlatılıyordu bence anlaşılmayacak bir konu yoktu haa klasik k drama k movie gibi açık kapısı bırakılan sahneleri vardı o ayrı bir durum bu filmle değil, artık bir klişe olarak değerlendiriyorum. Onun dışında film bende akıp gitti. Hatta bazı sahneleri keşke biraz daha gizemli hale getirip sonlara bıraksaymıştılar dedim sonra filmin konusu gizem olmadığı için ana hikayeye yoğunlaştım dramlandım. Öyle ki ilk başta boğazım düğümlendi o kadar beklenmedikti ki finale kadar ağlarım dedim ama ağlamadım :) başrol kadını fazla duygusuz buluyorum belki de ondandır tüm sahneleri ona verdikleri için sevdiğim çifte de ağlayamadım :( neyse ki film bittikten sonra gelen sürpriz sahneye attığım kahkaha keyfimi getirdi şükür yine her neyse :)
Film Bilim Kurgu fakat bunun biraz daha hayatın içinde yoğun duygular barındıran dram türünde olduğunu söyleyebilirim. Filmin konusu yaşamsal fonksiyonlarını tamamlamış veya tamamlamak üzere olan bireyler için yapay zeka ile oluşturulan bir sanal cenneti ele alıyor. Bu da elbette bir ücret karşılığında şirketlerle sözleşme imzalanarak sağlanıyor. Sanal cennet ve gerçeklik ile iletişim anca görüntü görüşme ile gerçekleşebilir. Ha keza sözleşmede hayali cennette nerede olduğu da tamamen kişiye bağlı olmakla birlikte ölüm öncesi bütün anılar sistem tarafından bloklanıyor.
Filme başlar başlamaz zaten kafamda doğrudan Yonder dizisi canlandı o dizide bu filmle aynı konuyu ele alıyordu (belki de bu yüzden filmi izlerken karmaşık bulmadan akışta izledim) fakat o dizide bir ağırlık vardı izlerken yormuştu bu filmi diziye kıyasla akışı ve hikaye anlatımını çok daha fazla sevdim.
Yonder dizisini de paylaşırken değindiğim bir konu vardı Kore'de sanal gerçeklik ile ölen kızıyla buluşan bir kadın vardı muhtemelen herkesin hatırlayacağını sanıyorum. Filmde ki detayları da bu şekilde hologram tekniği ile düşünürsek evet mümkün kılınabilir bir teknoloji fakat inançlı bir insan olarak bu dünyada cennetin olduğunu düşünmüyorum neticede ruhun bir gerçeklik içinde sıkışması veya verilerinin kullanılarak bir sisteme aktarılması arasında ciddi bir boyut olduğunu düşünüyorum. Ama bu teknoloji sonsuzluk için mi pişmanlıklar için mi son bir şans için mi yada yaşanmamışlıklar için mi kullanılır belirsiz olsa da bu olasıklara 3 ayrı hikaye üzerinde durularak film ele alınmıştı. Bir aşk hikayesi bir aile hikayesi bir de hayal hikayesi...
Sevdiklerine veda etmek istemeyenler
Sebebi ne olursa olsun geride kalan için ölümü kabullenmek zor gelir. Ama insanoğlu acı ile evrilmeye mahkumdur evrildikçe doğrulur doğruldukça büyür. Büyüdükçe alışır.
Merhaba demek gibi vedalar da olağandır, başlarda kabullenmek istemezsekte.
Yüksek sesle söylenmezse de, kalben bir veda özgürlüktür aslında ayaklarına görünmez pranga vurulmuş tutsak ruhlara...
Bazen fark etmek uzun sürse de gerçeklerden kaçmadan özgürce yüzleşmeli insan.. Pişmanlıklar gölgesinde yaşamadan.. Ucunda ölüm de olsa.. Vedalardan geriye anılardır kalan..