Eveeet, okuması 1 yıldan fazla süren o kitap: Dura Mater. En uzun süreye yayarak okuduğum tek kitap hatta. E tabi benim hatam diyebiliriz buna, kitap aşırı kalın olduğu için İstanbul'a götürmeye üşenip aile evinde bıraktım. Gelip gittikçe evde okuyarak bitiririm…devamıEveeet, okuması 1 yıldan fazla süren o kitap: Dura Mater. En uzun süreye yayarak okuduğum tek kitap hatta.
E tabi benim hatam diyebiliriz buna, kitap aşırı kalın olduğu için İstanbul'a götürmeye üşenip aile evinde bıraktım. Gelip gittikçe evde okuyarak bitiririm dedim ama işte aşırı uzadı bu süreç hem benim memlekete az gitmem, gidince de doğru düzgün okumamam dolayısıyla. E sonuçta bitti mi bitti, mutluyuz gururluyuz 😂 başardık.
3 kitaplık müthiş bir seri aslında (ilk iki kitabını ve bu kitabın başını da çok hatırlamadığımı çaktırmazsak). Hepsini ayrı ayrı okuduğumda beğendiğimi hatırlıyorum. Yorumları da vardır hatta yine buralarda, bayadır okuduğum her kitap hakkında gönderi atmaya çalışıyorum çünkü.
Ama serinin son kitabı olan bu eserde bence gereksiz uzatılmıştı her şey, gerek var mıydı diye sorguluyor insan. Ayrıca sonunu beğenmediğimi de eklemek isterim.
Olayların biraz daha devam etmesini isterdim, böyle bitmesin isterdim. Ama hayatta her istediğimiz olmuyor işte be...
Yapay zekanın gelişimi, insan-makine etkileşimi, yer yer verilen biyolojik, tarihi açıklamalar. Kurgunun içine bilimselliğin mükemmel harmanlanışı... Tadı damağımda kaldı, keşke son kitabı bu olmasaydı da birkaç kitap daha devam etseydi dediğim ilk seri oldu.
Beğendiğim yerler (ki bunların çoğu bölüm başlarında kullanılan alıntılar, kitaba hoş bir hava katmış olmakla birlikte bahsedilecek bölümle de oldukça uygun seçilmişler):
~ Işık herkesi parlak gösterir.Bir insanı gerçekten tanımak istiyorsanız ona karanlığın en siyah olduğu anda bakın.
~ Öleceğinize inanma konusunda haklısınız. Eğer bu inancınız olmasaydı yani bir gün öleceğinizi bilmeseydiniz yine de sahip olduğunuz hayata katlanabilir miydiniz?
Jacques Lacan - Louvain Konferansı (1972)
~ Belki de dünya, başka bir gezegenin cehennemidir.
Aldous Huxley
~ Uçmayı beceremeyenler, kanat kırmayı çok severler.
~ Kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.
Fernando Pessoa
~ Yalnızlık çok tehlikelidir ve bağımlılık yapar. Çünkü insan o huzuru yaşayınca bir daha insanlarla uğraşmak istemiyor.
Tom Hardy
~ Evler de tıpkı insanlar gibiydi. Dışarıdan ne kadar sağlam görünürse görünsün içinde çok büyük acılar saklıyor olabilirlerdi. Başka bir çaresi olmayan adam, camı güvenle kırabileceği bü yüklükte bir taş aldı. Az önce kibarca kapısında beklediği evin camını kırmaya karar vermişti çünkü evin sakladığı acılara şahit olmuştu. Bir anda aklına yıllar önce okuduğu Kırık Cam Teorisi geldi. Psikolojik bir yaklaşım olan bu fikre göre, bir binanın camlarının çoğunun kırık olması durumunda insanlar diğer camları kırmak konusunda en ufak bir endişe yaşamazlardı. Hatta çoğu zaman bunu sırf eğlenmek için yaparlardı. Kimse bunun suç olabileceğini bile düşünmezdi. Benzer durum insanlar için de geçerliydi. Bir kimsenin kırıklarını ve zayıflıklarını gören insanoğlu, bu kişinin acılarına taş atmaktan ve onu daha çok kırmaktan asla çekinmezdi.
~ Bazılarımız dayanmanın bizi güçlü kıldığını zanneder. Ama bazen bizi güçlü yapan bırakmaktır.
Hermann Hesse
~ Bu dünyada öylesi aç yaşayan insanlar var ki Tanrı onlara ancak bir somun ekmek suretinde görünebilir.
Mahatma Gandhi
~ Her şeyi çok ciddiye alıyordum, sanki ölümsüzmüşüm gibi...
Jean-Paul Sartre
~ Bir bakıyorsun "hayatta yapmam" dediğin şeyin başrolündesin.
Paul Auster
~ Devrimler erkek mantığının ürünüdür.
Kadınların eserine evrim denir.
Devrimler sürekli taraf değiştirir.
Oysa evrimin rotası sabittir.
~ Hayat hikâyedir ve bir insanı sevmek, onun hikâyesini sevmektir.
Martin Heidegger
~ Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.
David Russell