buse her gün film izleyeceğine dair gönderi atıyor -> buse sonraki üç gün gönderi atmıyor. klasik. 🤌🏻 akira'ya başlarken ne bekliyordum bilmiyorum, bunu beklemiyordum. inanılmaz bir deneyimdi ama tek oturuşta bitiremediğim nadir filmlerden oldu? 2001: a space odyssey'e bile yapmadığım…devamıbuse her gün film izleyeceğine dair gönderi atıyor -> buse sonraki üç gün gönderi atmıyor. klasik. 🤌🏻
akira'ya başlarken ne bekliyordum bilmiyorum, bunu beklemiyordum. inanılmaz bir deneyimdi ama tek oturuşta bitiremediğim nadir filmlerden oldu? 2001: a space odyssey'e bile yapmadığım bir muamele yapıp üç gün arayla izledim. ilk yarıda kendimi sürekli dikkatim dağılırken buldum. bunun için biraz çizilen yüz ifadelerinin dikkat dağıtacak kadar çirkin olmasını suçluyorum. yüz oranları %50 alın %50 ağız gibi, ilginç bir stil. aslında bir göz atınca mangaka katsuhiro otomo'nun çizimleri sayfalarda çok kendine özgü ve göze hoş görünüyor ancak film senesi itibarıyla animasyona belli bir başarıyla uyarlanabilmiş olsa gerek. bunlar beni filmden koparan öğeler oldu ancak filmi elimde olmaksızın çok etkileyici buldum.
akira aslen uyarlandığı manganın içeriğinin çok zengin olması sebebiyle büyük bir kısmının atılıp ancak özütüle özütüle iki saate indirilebilen bir senaryo imiş. bu bilginin ışığında filmde neden senaryonun logaritmik ilerlediğini anlayabiliriz. dune filmi hakkında benzer bir yorum yapıp ellerinden geldiğince tüm karakterleri tanıştırmışlar ama kitaptaki arka hikayeleri olmadan altı boş kalmış diye düşünmüştüm, akira da biraz öyle hissettiriyor. bir sürü karakter iki dakikalık ekran sürelerinde bize bir şey anlatmaya çalışıyor ancak tabii hepsini görmek istesek filmde ağır exposition (öyküde bilinmesi gerekenlerin izleyiciye anlatılması veya diyalogların bu amaçla kullanılması) gerekirdi ve tüm tadı kaçardı. bize izleyici olarak köşesi yamuk yumuk puzzle parçalarını birleştirmek kalıyor. ben bu deneyimden çok keyif aldım ama izlemeyi zor kılan öğelerden biri olduğu da tartışılmaz. hikayenin esinlenmesinde nükleer silahların japon tarihinde bıraktığı travma da büyük bir etkenmiş. genel olarak evren, zaman, tanrı gibi temel konseptleri keşfetmeye çalışan içeriklere şans vermek konusunda biraz taraflı olabilirim.
filmde sürekli dikkatimi çeken (ve bazen dağıtan) çok sevdiğim bir öğe müzikleri oldu. ihtişamlı bir felaketi izlediğinizi o kadar iyi hissettiriyor ki, işte bir kıyamet böyle işitilmeli kulakta! ses dizaynı bazen zamanın azizliğine uğrasa da anime edilmiş bir içerikte yıkım ve ölüm görürken hafife almama imkan bırakılmadı. kimi zaman korku türünün ayağına basıp kaçmışlar.
tabii filmin en büyük başarılarından biri kendisinden sonra geleceklere yol göstermek. akira olmasaydı neon genesis olabilir miydi? ghost in the shell olmasaydı matrix olabilir miydi? bu türlerin öncülerine o yüzden biraz insafla yaklaşmak lazım, yeni bir şeyler denemeden iyiye rastlamak mümkün değil. ben de bu içeriklere dair cahilliğimi zamanla kapatmak niyetindeyim.
aslında film hakkında söylenebilecek çok şey var ama spoilerlı içerik yazmayı sevmediğimden bu haliyle bırakacağım. akira shakira.