İnsan Seçimlerinde Özgür Değildir Özgür irade, insanın kendi kararlarını bağımsızca verebildiği fikrine dayanır. Ancak bu düşünce, yakından incelendiğinde sorgulanabilir hale gelir. Çünkü insan davranışları; biyolojik, psikolojik ve toplumsal pek çok etken tarafından önceden belirlenmiş gibidir. Bu da insanın seçimlerinde aslında…devamıİnsan Seçimlerinde Özgür Değildir
Özgür irade, insanın kendi kararlarını bağımsızca verebildiği fikrine dayanır. Ancak bu düşünce, yakından incelendiğinde sorgulanabilir hale gelir. Çünkü insan davranışları; biyolojik, psikolojik ve toplumsal pek çok etken tarafından önceden belirlenmiş gibidir. Bu da insanın seçimlerinde aslında özgür olmadığını gösterir.
İnsanın aldığı kararlar geçmiş deneyimleri, genetik özellikleri, çevresel faktörler ve toplumsal koşullar tarafından şekillenir. Bireyin kontrolü dışında gelişen bu unsurlar, onun “özgür” gibi görünen kararlarını yönlendirir.
Nörobilimsel araştırmalar da özgür irade fikrine ciddi bir darbe vurmuştur. Örneğin Benjamin Libet’in deneyleri, beyinde bir hareketin planlanmasına dair sinyallerin, kişinin o harekete karar verdiğini söylemesinden önce oluştuğunu ortaya koymuştur. Yani kişi daha “karar verdim” demeden önce, beynin o kararı zaten verdiği görülmektedir.
Psikolojik açıdan bakıldığında da, bireyin seçimleri bilinçaltı güdüler, çocukluk deneyimleri ve toplumsal kalıplar gibi farkında olmadığı etkenlerle yönlendirilir. Toplumun beklentileri, kültürel normlar ve sosyal baskılar bireyin özgür iradesini kısıtlar; böylece “özgür” gibi görünen kararlar, aslında bir "uyum sürecinin" sonucudur.
Hayatımdaki bu uyum süreçlerini düşündüğümde ise hep radikal kararlar almışımdır. Çünkü yaşantımı ve çevre koşullarını düşündüğümde sürekli iki farklı fikirle mücadele ediyorum; birincisi olması gereken ikincisi olmasını istediğim. Sürece uyum/adaptasyon zamanlarında sürekli olması gereken ve olmasını istediğim arasında savaş halindeyim. Olmasını istediğim eylemler çoğunlukla mevcut çevre ve yaşantımla zıt ancak bana mutluluk veren şeyler; ancak olması gereken eylemler mevcut çevre ve yaşantımla uyumlu ancak çoğu zaman benliğimden uzak şeyler. Bir kez daha anlıyorum ki insan sadece birey olarak var olamıyor dünyada. Birilerinin hep bir şeyiyiz. Bu zincirden kopup tüm istek ve arzularımız doğrultusunda bireysel bir şekilde hareket etmek belki imkansız değil ancak epey bir güç. İnsan ister istemez çevresindekileri gözetliyor yahut onu gözetenlerin/çevresindekilerin baskılarına/manipülasyonlarına maruz kalıyor bu hayatta. Her ne kadar "ben kendi bildiğimi yapar, kendi yolumu çizerim" şeklinde bir düşünce beliriyor olsa da insanda; sonuç yine kendi bildiğimiz değil, çevremizin bildiği ve şekillendirdiği, çevremizin yolu üzerinden ilerliyor hayat.
İnsanların onun hakkındaki düşünceleri ve beklentileri ise kişi üzerinde inanılmaz bir ağırlık yapıyor. İnsan ister istemez kendini bu ağırlıktan sıyırmak istiyor. Ve bu çoğu kez sürece uyum sağlayarak gerçekleşiyor. Çünkü insan her zaman kendi rotasını çizebilecek gücü kendinde bulamıyor. Çevresini ve yaşantısını karşısına alıp, kişinin akıntıya karşı dümenin başına geçerek kendi rotasını çizmesi epey yıpratıcı ve acı verici bir süreç. Kişinin fikir ve düşünceleri üzerinde oluşan bu ağırlık karşısında seçimlerinde özgür olması beklenemez.
Sonuç olarak, insanın seçimleri tamamen kendi iradesine bağlı değildir. Karar verme süreci; geçmişin, çevrenin ve içinde bulunduğun ruhani durumun etkisi altındadır. Özgür irade bir yanılsama olabilir; çünkü insan, ne kadar özgür olduğunu düşünürse düşünsün, her zaman bir belirleyiciliğin etkisi altındadır. Bu ister aile olsun ister gençliğindeki düşünceleri olsun isterse de kendisi ve yakınlarının gelecekten beklentileri olsun.
Konudan bağımsız olacak ancak paylaşımlarıma çoğunlukla bir müzik eklerim. Bu yazının müziği, kendimi haftalardır dinlemekten alıkoyamadığım ve ruhuna teslim olduğum bir parça olsun...
🎼 | Ay Kız (Ezginin Günlüğü İlk Konser Kaydı, 1983)