Yaanii… İki sezon için söyleyeceğim şeyler farklı olacak. Öncelikle söylemeliyim ki anime çok da ahım şahım değildi. Ama bazı yönleri güzeldi, belki normalde göz devirip bir noktada bırakırdım ama çok doğru zamana denk geldi. Animede her şey Sakura diye bir…devamıYaanii… İki sezon için söyleyeceğim şeyler farklı olacak.
Öncelikle söylemeliyim ki anime çok da ahım şahım değildi. Ama bazı yönleri güzeldi, belki normalde göz devirip bir noktada bırakırdım ama çok doğru zamana denk geldi.
Animede her şey Sakura diye bir çocuğun kavgalarıyla ünlü olan bir liseye dövüşmek ve yükselmek isteyerek gelmesiyle başlıyor. O ana dek hep dış görünüşü yüzünden dışlanmış, ailesi de yok galiba, o da yumruklarını kullanmaya başlamış.
Fakat geldiğinde lisenin beklediğinden farklı olduğunu görüyor, öğrencileri birbiriyle dövüşmek yerine halka zarar veren çevredeki çetelerle dövüşüp halkı koruyorlar.
İlk sezon dışlanmaya alışmış, insani ilişkileri yabani denilebilecek bir seviyede kalmış Sakura’nın çevre tarafından kabullenildikçe açılmasını işliyor. Bir de çetelerden biriyle dövüş turnuvası düzenliyorlar. Lise ilk başta umduğu gibi çıkmamış olsa da Sakura içten içe düşmana değil arkadaşa ihtiyaç duyduğunu anlayıp ortama uyum sağlıyor diyebiliriz. İlk sezondaki bu karakter gelişimini sevmiştim. Umemiya’nın liderliği de çok hoşuma gitti. Pembe saçlı güzellik de çok iyiydi. Oikawa’nın Wind Breaker şubesi gibi bir şeydi.
Şimdi sevmediğim şeylere gelelim. Bu animede bi’ çarparım Adana’ya kadar uçarsın sözü oldukça realist bir söylemdi. Kemerine tek vuruşta yedisini öldürdüm yazan adam da bu animede olsaydı öldürdüğü şeyler sinek değil insan olabilirdi.
Anlayacağınız orantısız bir güç kullanımı vardı. Tek kişi yirmi adam indirebiliyordu, bu sayı başkaraktere gelince altmışa kadar çıkıyordu. Beynimi kapatarak izlemem gerekti.
Dövüşe Sk8’in kaykay kulübü gibi bir kutsallık atanmıştı. Hele Umemiya… Ne felsefe yaptı bee. Bu kadarı lazım mıydı tartışılır ama aşşırı tarzım olduğu söylenemez.
Bir de şöhreti kötü olan, testosteron dolup taşan erkeklerin doldurduğu bir lisede fazla ders işlenmeyeceğinin farkındaydım ama denememişler bile. Herkes okula geliyordu, her gün o sıralarda oturuyorlardı ama ortada tek bir öğretmen yoktu. Terk edilmiş bir binayı kullanan öğrenci topluluğundan farksızlardı.
Sonra halkın inanılmaz iyi tepkisi var.. O lise halkı koruduğu için halk onlara sürekli bir şeyler verip duruyordu. Bu harika, evet ama biraz fazla iyilerdi ya. Tabii diğer şeylerin yanında pek önemli kalmıyor.
Nirei için kişisel bir antipati besliyorum ama orası çok önemli değil. Fazla bağırmasa, çok azıcık da power-up alsa geçecek bir şey.
İkinci sezonu ilk sezondan daha az beğendim ama. Çok amaçsızdı, ova bölümler olabilecek kadar bağımsızdı… Beğenmedim ya. Kırmızı kafayı da çok sevmedim, linçlenebilirim ama bir şeyin bu kadar gözüme sokulmasından, bu derece ajitasyon yapılmasından hoşlanmıyorum.
İzlerseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Ama izlemenize gerek yok, boş verin, anlamayın. En azından ikinci sezonu.