Stephen King'in 1981 yılında yayımladığı, kendisinin 10. Benim okuduğum 2. Eseri.. Kitap, "Kujo" isimli görünüşte dost canlısı bir Saint Bernard köpeğinin kuduz bir yarasa tarafından ısırıldıktan sonra kontrolden çıkarak vahşi bir canavara dönüşmesini anlatıyor. Romanın merkezinde, sadece bir kuduz dehşeti…devamıStephen King'in 1981 yılında yayımladığı, kendisinin 10. Benim okuduğum 2. Eseri..
Kitap, "Kujo" isimli görünüşte dost canlısı bir Saint Bernard köpeğinin kuduz bir yarasa tarafından ısırıldıktan sonra kontrolden çıkarak vahşi bir canavara dönüşmesini anlatıyor.
Romanın merkezinde, sadece bir kuduz dehşeti değil, aynı zamanda "Sıradan Olanın (masumiyet) Korkuya Dönüşmesi (vahşet)" teması yatıyor..
King, hikayeyi iki ana ailenin (Trentonlar ve Camberslar) sıradan yaşamlarından detaylar sunarak inşa eder. Özellikle Trenton ailesinin evlilik sorunları ve Donna'nın eşini aldatması gibi durumlar, Kujo'nun kuduzunun yol açtığı kaosla iç içe geçer ve köpeğin hastalığı, ailenin duygusal çöküşünü simgeleyen bir metafor işlevi görür.
Donna ve oğlu Tad'in bozuk arabada, kavurucu sıcak altında Kujo tarafından kuşatılması, izole edilmişlik ve çaresizlik hissini doruğa çıkarır; kötülüğün rastlantısal bir hastalıktan (kuduz) kaynaklanması ise King'in bu eserinde kötülüğün doğaüstü bir kaynağa ihtiyaç duymadığı (daha doğrusu tercih etmediği ancak sonuyla birlikte -başta referans aldığı karakter üzerinden farklı ihtimaller doğrultusunda- birtakım teoriler bulunuyor) mesajını güçlendirir. Yazar King, bu romanı yazarken yaşadığı alkol ve kokain bağımlılığı döneminde olduğunu, bu yüzden yazım sürecine dair pek az şey hatırladığını itiraf etmiştir; bazı eleştirmenler, romanın ateşli ve kontrolden çıkmış atmosferinin King'in o dönemki durumunu yansıttığını düşünür. King'in bizzat bir tamirciye motosikletini götürdüğünde kendisine doğru saldırganlaşan bir Saint Bernard'i görmedi, romanın temel ilham kaynağı olmuştur. (röportajında bunu detaylı olarak anlatıyor).
Yazma stiline gelince, King genellikle hikayelerinin sonunu baştan planlamayan, romanı bir arkeolog gibi kazarak keşfeden "organik yazım" yöntemini kullanır -nette böyle diyor ama düz klasik daha doğru olur-.
Ayrıca eserlerinde Amerikan orta sınıf yaşamını ve küçük kasaba ahlakını derinlemesine inceleyen King, sıkça memleketi Maine'deki (Castle Rock gibi) mekanları kullanarak eserleri arasında bir bağlantılı kurgusal evren yaratır.
Benim yorumum ise; eserin -fikir bağlamında- iyi olduğu ancak yazım esnasında sorunlar içerdiğini; sonuç olarak kusurlu ama okunabilir bir roman olduğu yönünde. 2022 baskını okudum 256 sayfa olması lazım. Ancak bazı yönlerini aşırı uzatıldığını; maks 150-160 Sayfa olması gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak filmi -uyarlama özelinde- berbattı. Dönemine göre köpeği beğendiğim için 3 puan verdim. Yoksa elle tutulur bir tarafı yok. Kitapta önem arz eden çoğu kısım filmde yoktu. Bu noktada sadece kitabı okumanızı tavsiye ederim. Her şeye rağmen Göz (carrie) kitabını açık ara daha çok sevdim.