Yani neler yazacağımı bilmiyorum. O nedenle karmaşık olursa kusura bakmayın. Öncelikle burada bu filmi izlemeyi ne kadar ertelediğimi bilenler vardı. Her Kasım izleyeceğim der unuturdum. Zamanla bu film aklımda acaba sevdiğim kadınla izleyeceğim bir film mi olacak diye düşünmeye başladım.…devamıYani neler yazacağımı bilmiyorum. O nedenle karmaşık olursa kusura bakmayın. Öncelikle burada bu filmi izlemeyi ne kadar ertelediğimi bilenler vardı. Her Kasım izleyeceğim der unuturdum. Zamanla bu film aklımda acaba sevdiğim kadınla izleyeceğim bir film mi olacak diye düşünmeye başladım. Biraz daha zaman sonrada hayatımı gözden geçirince aşkı kasımda mı bulacağım acaba dedim. Tabi tüm bu düşüncelere rağmen bugün 26 Kasım 2025 - 07.00’da filmi bitirdim.
Son sahneye gelince açıkçası film benim için bitmedi gibi oldu. Sanki devamı olacak hissi ya da benim içinde bir şeylerin bitmediği hissi. Hayat hissi, inançlarım hepsi jenerikle beraber zihnimde aktı. Bitene kadar jeneriğe boş boş bakarken buldum kendimi. Zaten film boyunca da hep bunları yaşadım. Film izlerken hiçbir zaman dramatik bir his yaşatmaya çalışmadı. Her şeyi gayet doğal bir hayat akışında ilerletti. Çoğu sahnede arkaya müzik bile koymadı. Dışarıdan bir anlatıcı yoktu keza karakterler de kendilerini anlatmıyorlardı. Her şey zihnimizde oluşuyor bazı yerleri biz tamamlıyor zorunlu empati yapıyorduk. Kısaca Sweet November beni zorla içine çeken bir film oldu. Ben izlerken alakasız bazı şeylere takılan biriyimdir. Mesela bu sahnede neden bu böyle çekilmiş, karakterin ismine bu yakışmamış gibi gibi ama bu düşünceler aklıma gelse bile bana bir şekilde bunları unutturup o evin içerisine her şeyi anlamaya çalışan Nelson gibi sürükledi.
Sizlere filmden bir replik bırakacağım:
-Sokakta durdum ve fark ettim ki…işte bu. Hayat asla bundan iyi olamaz ya da daha güzel. Mutluyum. Aşığım.
Burada kendimden bir parça gördüm. Bir sene önce bende Nelson(ana erkek karakter) kadar olmasa da onun gibiydim. İşi ve parayı ön planda tutuyordum. Ta ki işten ayrılana kadar. Ayrıldıktan sonra ise asıl istediğimin bunlar olmadığının farkına vardım. Asıl istediğim Nelson ile aynıydı. O huzurlu sokak ve eve baktığında her şeyi onunla yapmak istediği hep gülebildiği çocuklaşabildiği yalnız olmadığı Sara. Tabi ben bunu yanımda bir Sara olmadan fark ettim. Ah hayat…bana da bir Sara lazım😔
Bunları size daha güzel anlatmak isterdim ama spoiler vermemeye çalışıyorum nolur anlayın…ve bu yazdıklarım spoilerdan nefret eden biri olarak romantik bir filmde spoilera girmez dostlarım😌(bence)
Neyse Keanu’yu Matrix Neo yapmışlar filmde biraz. Artık ilgi çeksin diyedir diye düşünüyorum zaten saçı da aynı. Keanu’nun saçını görünce benimde saçlarımın şimdiki halini biraz ona benzettim. Filmde yönetmenin yukarıda empati diyerek bahsettiğim havasını bence Keanu gayet iyi anlamış. Charlize gelirsek ah Charlize’im…hani bu kadını tanımlayabilecek tek kelime herhalde “eşsiz” olur. Gerçekten bambaşka bir kadın. Oyunculuğuna da tek kelime edemem tabi. Müziklere gelirsek Only Taken olması lazım telefonda bekletme müziği olarak dinlediğim için pek duygu alamadım ama o sondaki müzikler beni bıçakladı. Sinematografi ise oldukça güzeldi. Bence filmin havasını çok iyi yansıtmışlardı.
Final. Tekrar anmak istedim. Jenerikte müzik eşliğinde dalarak bekledim durdum. Belkilerle ekrana baktım. Ancak orada bitirdiler. Yorumun en başında bahsettiğim empatiye geleceğim yine. Sanırım bizim de Nelson olmamızı istediler.
Bu film sayesinde hatırladığım şeyler aklıma tekrar aklıma geldi. İçime tüm sosyal medyaları kapama ve insanlarla görüşmeyi kesme fikri yine geldi. Burada dahil. Herkese ghost yani. Bir süre kendimi kapatıp, uykumu düzene alıp, hayatıma çekidüzen vereyim diyorum. Tabi asıl isteklerimi unutmadan ve asıl isteklerim için. Bir de sahile gitsem fena olmaz. Uzun zamandır gitmiyorum düşüncelerimi toparlamama yardım eder. Kasım ayında hiç ormana da gitmedim onu da yapayım.
Uzun oldu biraz ve son dokunuşu nasıl yapacağımı bilemedim. Sanırım en doğrusu~
“Remember Me…”