Selaaaammm.. Bakın şimdi. The Great Masturbatör Salvador Dali'nin çok sevdiğim bir eseridir. Şimdi alın onu The Great Manipulator olarak değiştirin. Ahanda Dropout.. Bir -mış gibi hikayesi.. İzlemeye başlamadan önce Holmes'u baya bi' izledim, gözlemledim, dersime çalıştım. Amanda ne yapmış öyle…devamıSelaaaammm.. Bakın şimdi.
The Great Masturbatör Salvador Dali'nin çok sevdiğim bir eseridir.
Şimdi alın onu The Great Manipulator olarak değiştirin.
Ahanda Dropout.. Bir -mış gibi hikayesi..
İzlemeye başlamadan önce Holmes'u baya bi' izledim, gözlemledim, dersime çalıştım.
Amanda ne yapmış öyle yine.. Çölde vaha, -60'da kardelen falandır benim için.
En sevdiğim olmasına rağmen öyle iyi oynamıştır ki kendinden nefret duyulacak noktaya getirmiştir işi..
Hikaye içindeki karakter gelişimini çok güçlü, sağlam, yere basan şekilde ortaya koymuş.
Elizabeth'i almış üstüne giymiş adeta.
Şapka çıkarır, ön ilikler, eğilirim, öylesi yani.
Elizabeth'i izlerken çoğunlukla öfkelenmeme, anlamlandırmak konusunda güçlük çekmeme rağmen, yaptıklarını onaylamamakla birlikte yine de mantıklı bir zemine oturtmaya yaklaşabildim.
İzlerken onun sevilmekten uzak, ciddi bir saygınlık kazanma yükü ile mükellef bırakıldığını görüyoruz.
Annesinden sevildiğini duymak, onaylanmak isteyen, büyük korkuyla gittiği hastanede, göğsüne endişeyle yattığı babası tarafından işine gönderilen bir genç kız düşünün.. Ne korkunç.
Tüm o insanı duyguların yavaşça yitirilişini,çöküşünü bu sahneden sonra izliyoruz aslında.
Yaşadığı korkunç bir olaydan sonra annesinden "seni seviyorum" cümlesini duymayı isteyen ve görmezden gelinen biri..
Gencecik bir kız için ne kadar travmatik bir yaşam.
Başlarda daha sevecen, anlayışlı ve akla uygun biri varken sonrasında dönüştüğü kişinin hırsı göz korkutucu cinsten.
Aile bağları sorunlu, güç kazanma hırsı uğruna gençliğini heba etmiş, bunu da hayat kurtarma kılıfına uydurmuş arada içindeki 19 yaşındaki tatlı,iyi kızın çıkayazar olduğu ancak anında bastırıp atan bir kadın izliyoruz.
Başta tek amacının hayat kurtarmak olduğuna ikna oluyorsunuz, bence yola çıkarkenki amacı da buydu ancak korkunç inanmışlığı gözünü öyle bürüyor ki her ne pahasına olursa olsun başarılı, güçlü, tırnağıyla kazımış, işi bitirmiş, saygın kadın imajından vazgeçmemek için her yolu mübah görüyor.
Hiç kimseyi önemsemeyen, ölümlerinden bile pişmanlık duymayan hatta bunu fırsata çeviren biri halini alıyor.
Öyle ki "Theranos is my religion" diyebilecek biri haline geliyor.
İnsanın bazı durumlar ve istekler karşısında neye dönüşebildiğinin kanıtı nitelikte bir hadise.
Üniversite terk olup da, Harvard tıp fakültesi yönetim kuruluna giren, kerli ferli, yaşlı başlı nüfuzlu insanları yanına alıp adeta bir Amerikan ordusu kuran ve onları nakdi yönden kullanan, kendine yalandan, içi boş bir imparatorluk inşa edip içindeki her bir bireyi afyonlayıp doğru olmayan şeylere inandırmış büyük manipülatör. (Ve 19 yaşında...) her şey -mış gibi, kılıfa alınmış ve yalan..inanılmaz..
Ayrıca böyle birine dönüşmesine sebep olan destekleyici faktörlerden biri de şüphesiz ki kılığına, soyuna sopuna düttüğüm, sübyancı mikrop Sunny Balwani'dir.
Kızcağızı her anlamda sömüre sömüre bir hal olup işler kızışınca olaydan sıyrılmanın yollarını arayan rezil, ahlaksız, omurgasız, suratına tükürülesi aşağılık bi'şeydir. (Elizabeth de az değil)
Ondan kurtulduktan, tüm olaylar sona erdikten sonra Elizabeth'in kaçırdığı gençliğini, saf duyguları yaşama isteğini yeniden izliyoruz.
Bunu da ustalıkla yine başka birine dönüşerek yapıyor o ayrı.
Böyle çığır açacak bir fikre sahip olup bunu batıran ve diğer kadın bilim insanlarının işini feci şekilde zorlaştıran ve baltalayan, silikon vadisinin yüz karasına dönüşmüş birinin hikayesi.
Bence izleyin.. ♥