"Mona Rosa bugün bende bir hal var..." Sayfa sayfa açılıyor bu ilmin sokakları. Yürümek hayli zor lakin üzülmez yoldaşları. Yürümek güzel, koşmak bazen... Devam etmek güzel, hayal etmek güzel, dava sahibi olmak güzel. Yollar güzel. Yollar hep... Sezai Karkoç'un İslamın…devamı"Mona Rosa bugün bende bir hal var..."
Sayfa sayfa açılıyor bu ilmin sokakları. Yürümek hayli zor lakin üzülmez yoldaşları.
Yürümek güzel, koşmak bazen...
Devam etmek güzel, hayal etmek güzel, dava sahibi olmak güzel.
Yollar güzel. Yollar hep...
Sezai Karkoç'un İslamın Dirilişi kitabı tahlil yapma vesilesiyle okuduğum bir kitap. Allah'ın izniyle bu pazar tahlilini de gerçekleştireceğim. Hacimce az olmasından kaynaklı okuması nispeten yazarın diğer kitaplarına nazaran daha rahat. İçindekiler ise düşünce dünyasının kapılarını zorlatır. Uzun zamandır bir eser üzerinde bu kadar sorgulamamamıştım bu yüzden benim için bu açıdan da çok verimli oldu.
Yazar, İslamın'ın dirilişinde Avrupa'nın durumu ile başlıyor;
"Avrupa bugün dünya tarafından linç edilme korkusunu yaşıyor. Sartre'den Toynbee ve Russel'a, Albert Camus'den Gabriel Marcel'e kadar Avrupa düşünür ve filozofları bu geleceğin ürpertisini duydular.
... Avrupa'nın en büyük dramı şudur; kendini hiçbir zaman sevdirememesi."
Yazar'ın Avrupalı düşünürlerin çoğunun düşünce yapusına hakim olması okuduğum çokça eserde arka planını sorgulamama sebebiyet verdi.
Bolca Avrupa'da ki düşüş eğrisinden, Asya ve Afrika da müslümanca düşünüşe değinilmişti. İslamın modern yüzyıla en iyi uyum sağlayan din olması aslında insanın fıtraten İslam'a ihtiyaç duyması ve bu fıtratın şimdilerde geçmişin cahil dolduruşlarından kurtulup bilinçli bir nesille güçleneceği günlerin yakınlığından bahsedilmiş. Dünyayı içinde bulunduğu kaos ve kargaşadan kurtarabilecek yegane yapı İslamdır.
sayfa 22 de bahsedilen "İslam Tezi" nin doğmuş olması sadece dünya bazında bir savaş değilde insanın kendi ile vereceği savaşında son noktasının her daim İslam'a çıkacağına değinilmiş.
Tabii yazar bir dirilişten bahsedebilmek için düşüncede dirilişi şart koşuyor;
"Düşüncede diriliş olmaksızın inançta diriliş gelişemez. İnanışta diriliş olmaksızın da duyuşta, duyarlılıkta yani sanat ve edebiyatta diriliş başlayamaz."
Gelcek çağın İslam çağı olacağını ise şöyle tanımlar:
"İslam Medeniyeti, kelimenin tam anlamıyla, Yeni Çağlar Medeniyetidir.
... Hedef aldığı gelecek henüz gelmektedir, geçip gitmiş değildir."
Şimdilerde sosyal medyanın zihin yapımızda meydana getiridiği yoğun lezyonlar sonucu elimize tutuşturulana sorgusuz sualsiz kabul geçmişteki muhtevayı unutturuyor ve kolayca yenisine adapte oluyoruz. Düşünmek müslüman üzerine düşen yegane görev iken;
"Asıl biz, düşünmeyi durdurduğumuzdan İslamla ola ilişkimizi gevşettik hatta yer yer kopardık."
der yazar.
Hafızanın, tarihin mirasını tutmak için her daim canlı tutulması gerekli iken, şimdilerde Batı kültürü boca ediliyor.
Kitap 1966 senesinde yayına hazırlanmış ve o zamanın düşürlerinin, alimlerinin vaktiyle verdiği düşünce savaşları içlerinde bulundukları tüm sıkıntı ve buhrankara rağmen verilmişti. Şimdilerde bu düşünce tembelliği çağımızı tekrar sarmış ve geçmişin sayfalrından bize şöyle sesleniyor
"Kalk ve uyar." Sana düşen yeniden düşünmek.
6/10