Bayağı beğendim aslında ya, 670 sayfayı iki günde su gibi içiverdim. Uzuun zamandır fantastik okumuyordum, belki onun açlığındandır. Evime dönmüşüm gibi hissettim. Tabii kitap da aşırı sürükleyiciydi, bunun etkisini gözardı edemem. Gerçekten akıp gitti, olaylar asla sıkmadı. Mükemmel bir kurgu…devamıBayağı beğendim aslında ya, 670 sayfayı iki günde su gibi içiverdim.
Uzuun zamandır fantastik okumuyordum, belki onun açlığındandır. Evime dönmüşüm gibi hissettim.
Tabii kitap da aşırı sürükleyiciydi, bunun etkisini gözardı edemem. Gerçekten akıp gitti, olaylar asla sıkmadı. Mükemmel bir kurgu değildi belki ama kesinlikle iyi yazılmıştı.
Zaten oldum olası akademi kitaplarını sevmişimdir. Okul teması fantastik evrenlere bizim evrenimizden daha çok yakışıyor.
Kitapta da bu iyiydi. Aslında düşündüğümde yazarın vermek istediği kadar gözlenebilir bir karakter gelişimi yoktu ama sınavları, müsabakaları falan yeterli duygu uyandırıyordu. Bir amaca hizmet ediyorlardı.
İlişkiler de bu düzenin içine iyi oturtulmuştu. Gerçi bazı arkadaşların trajik ölümlere maruz kalacağını düşünmüştüm, klişe olurdu ama iyi bir klişe olurdu.
Kötü yanlarını sayıp dökmeden önce bunların beni aşırı rahatsız etmediğini, diğer kitaba (944 sayfayla gözümü korkutmasına rağmen) bunu yazdığım anda geçeceğimi önden söylemek istedim. Yani okumayı düşünüyorsanız diyeceklerim fikrinizi en fazla %15 oranında etkilemeli.
Başkarakterin en önemli özelliğinin zekası olduğu bir sürü yerde vurgulanıyordu. E çünkü kızın kemikleri eklemleri kolay hasar görüyor ve saf güç gereken bir bölümde, bu yüzden en büyük gücünün zekası olduğu pek çok yerde geçiyordu.
Gel gelelim bu üstün zekayı gösterme yönünden kitap çok eksikti. Çaba vardı, kız gerçekten takdir edilesi bir çaba gösterdi ve bunu gördük ama e hani zekiydin, nerede zekan diye sormak istedim ben. Karaktere vaaay ne kadar zekisin dedikleri maksimum yer kız kendini sakinleştirmek için ezbere bilgilerini saydığı kısımdı.
Sevgili yazar, zeka ezber değildir. Working memory diye bir teori var, zeka/hafıza hatıraların işlenmesi ve manipülesiyle anlaşılır.
Bunun haricinde de rakiplerini indirmesi falan da bana aşırı yaratıcı gelmedi, daha incelikli şeyler beklerdim. Bu kısım iyi değildi.
Karakter gelişimi dediğim gibi yazarın vermek istediği kadar yoktu. Kız başta katip olmak istiyor, zorla savaşçı olmaya yollanıyor ama bir noktada ben burayı artık evim gibi görmeye başladım, burası benim için doğru yermiş diyordu. Bunu hissetmek imkansızdı, ben bu cümleyi gördüğümde çok şaşırdım çünkü bunu diyecek aşamada olduğunu hiç düşünmemiştim.
Artık köprüdeki kız değilim (1 sene öncesi) dediğinde de attığım kafası karışık bakışı görmeliydiniz, kendi kendime ciddili olarak düşündüm bu kız kitap boyu nasıl değişti ki diye. 670 sayfa geçmişti ve ben bir değişim göremedim. En büyük değişim birine çektiği restti, 300 sayfa geçmesi gerekti ve açıkçası kızla bunun için gurur duyuyorum. Ama tek değişim buydu.
Dain konusu... Belki spoiler olarak görülür, kendime saklayacağım. Sadece duygularından korkan çocukluk arkadaşları herhangi bir yerde düşmanımdır. Bir yerde görsem tokadı patlatırım.
Xaden adlı bey bayağı bayağı iyiydi, kötü adam sevenler kendisine bayılır, sandığım kadar ihanet olmadı, entrika sevdiğim için üzdü, ejderhalarla kurulu bir evren bayağı hoşuma gitti, başkarakter katlanılabilirdi... Yani daha ne olsun?
Sonu da tahmin ettiğim gibiydi, yeme de yanında yat yani.
Şimdi gidip diğer kitaba dalayım. Bayy