"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir , her şeyde bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutşuluğu" ( her zaman en kıymetlim olarak kalacak roman giriş cümlesi olacaksın) Masumiyet Müzesini…devamı"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim bu mutluluğu koruyabilir , her şeyde bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutşuluğu" ( her zaman en kıymetlim olarak kalacak roman giriş cümlesi olacaksın)
Masumiyet Müzesini seneler önce ilk okuduğumda anlattığı aşk hikayesine takılmıştım. Daha doğrusu bu bir aşk hikayesi mi sorusuna takılmıştım diyeyim. Şimdi dizi uyarlamasını da izleyince hem kendi sorumu cevaplayabildim hem de bambaşka bi yerden çarpıldım. Okurken kafamda yarattığım o dünya ile dizide ki benzerlikleri görmek idi bu çarpılma anı. Haricinde okurken ki hissettiklerimi izlerken de hissedebildiğimi söyleyemiyorum. Bazı hislerin yüzeyselliği ya da tam anlamıyla aktarılamamış olması üzücüydü. E tabi yazarın yeteneğinin yadsınamazlığı bilgisinin zaten hepimizin "o cepte" dediği bi yerde olduğunu düşündüğüm için övgülerimi aşağıdaki paragraflara sakladım.
Her şeyden önce okuduğunuz kaç kitap sizi böyle ele geçirebildi? Böyle zihninin ve kalbinin her kıvrımına nüfuz edebildi? Tek kelimeyle tanımlamam gerekseydi eğer bu romanı kesinlikle " KUŞATICI "derdim. Bu kudrete sahip kitaplar şüphesiz ki pek az. Masumiyet müzesi ise bunu -hem de birden fazla mekanizma ile yapabilen bir acayip kitap. Bazen bağırarak, bazen hüzünlendirerek, bazen korkutarak..
Önce sorumu yanıtlayayım. Seneler önceki Gamze bu soruyu sorabildiğine göre demek ki daha katı ve tabii çok daha tecrübesizmiş. Bu elbette bir aşk hikayesidir. Elbette aşkın bir biçiminin hikayesidir ki zira aşkın ne çok biçimi ve prensibi vardır. Aradan geçen zamanda bunu öğrenmiş olmama ya da hala öğreniyor olmama ama en çok da bu değişimin içinde olmama sevindim. Aşk; tutku, saplantı, arzu, öfke, haz, hasret, hayranlık, intikam, gurur, dostluk ve daha nicesini içinde barındıran bi şeydir ve her aşk hikayesinin içinde miktarları değişmekle beraber bunların hepsinden muhakkak bulunur. Kemal'in hikayesi her ne kadar insanın sinir uçlarına dokunsa da Kemal sadece insandı. Yaptıkları eleştiriye çok müsait olsa da bu bakış açısı (insandı) ile okunduğunda Kemal'i anlayabildiğiniz çokça satırlar buluyorsunuz kitapta ve aynı şeyi dizi için söyleyemiyorum ne yazık ki..
Kitapta Pamuk kelimeler ile nasıl güzel sihir yapabildiğini bizlere bir kez daha gösteriyor. Tasvirler, o kadar iyi ki o kadar güzel, naif ve derin betimliyor ki okumuyor yaşıyorsunuz resmen..
Her ne kadar Kemal karakterinin yaptığı bi çok şey kendi etik ve ahlak anlayaşıma sığmasa da, yaşadığı bu şeyin adının aşk mı yoksa saplantı mı olduğu konusunda ikilemde kalsam da, "kimin bu kadar en kıymetlisi oldun" sorusunu sormadan edemedim kendime. Buna benzer çokça hayata dair sorular meşgul etti zihnimi. Bu kitap hayatın içinden, insana temas edebilen, farklı bi bakış açısı katabilen, sorgulatabilen, herkesin okurken kendinden bi parça bulabildiği bi roman. Hala kurgu olduğuna inanmakta zorlandığım aslında inanmak istemediğim, bitirdikten sonra etkisinden çıkamadığım iyi ki dediğim yüzümü her ne kadar hüzünlü bi yerden de olsa gülümsetebilen romanlardan.
Kitapta bazı şeylerin havada kaldığı, cevapsız olduğu, oturmadığı yerler var. Fakat Kemal'in "belki bazı şeyler okurlara, müzegezerlere yeterince açık gelmeyebilir, çünkü hikayemi ve hayatımı size bütün içtenliğimle anlattım, ama onu bütünüyle ne kadar anladım, ben kendim bile bilmiyorum" her şeyi açıklıyor. Bu sebeble yazarı bu noktada eleştirmeyi doğru bulmuyorum. Çünkü Aytmatov'un da dediği gibi "tüm duyguları anlatmaya yetecek kelime yoktur, gerek de yoktur".
".. bir akşam Füsun'un karşısında oturmanın verdiği huzur, içimdeki aşk cinlerini yatıştırınca, mutluluğun çok basit ve herkesin bilmesi gereken reçetesini keşfedip kendi kendime mırıldandığımı da hatırlıyorum; mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca" ( son paragraf senin için E seviliyorsunuz bayım bul beni :))