Ne hayat hikayesi ama.. Aylar sonra selamlar. Beni uzun zamandır etkileyen nadir yapımlardan birisi oldu bu. En son Hamnet'i sinemada izlerken "sinema hâlâ yaşıyor" demiştim. Bu filmle de düşüncem devam ediyor. Bunu sinemada izleme fırsatım olmadı ama film izlerken o…devamıNe hayat hikayesi ama..
Aylar sonra selamlar. Beni uzun zamandır etkileyen nadir yapımlardan birisi oldu bu. En son Hamnet'i sinemada izlerken "sinema hâlâ yaşıyor" demiştim. Bu filmle de düşüncem devam ediyor. Bunu sinemada izleme fırsatım olmadı ama film izlerken o atmosferi kurmaya dikkat ederim. Ettim de.
Gelelim filmimize. John Davinson bir Tourette sendromu hastası. İlk defa duydum böyle bir hastalığı ve empati yapmaya çalıştım. Bu şekilde yaşam nasıl olurdu? Bir insan hayatına bu şekilde nasıl devam edebilir? Ya ben böyle olsaydım? gibi gibi sorular sordum kendime. İzledikçe bu sorularımın hepsinin cevabını buldum. Devam edebilirmiş, böyle olabilirmiş ve altından zor da olsa kalkinabilirmiş. Allah kimsenin başına vermesin ayrı konu ama bu şekilde yaşam herkesin kaldırabileceği bir şey değil. Bu körlük değil, sağırlık veya dilsizlik değil bu bambaşka bir şey. Hepsinin bir açıklaması var ve kabullenebilir. Tourette sendromu böyle bir şey değil ve bunu bize anlattılar.
Bu bir biyografi filmi çok da anlatacağım bir şey yok aslında. John'un ve çevresindeki insanların gözünden her detayıyla izliyorsunuz filmi. En sevdiğim yanı da çok ama çok gerçek olması. Bazı biyografiler vardır o kişiyi canlandıracak diye rolden role girerler. Ama bu başroldeki çocuğun rol yaptığını resmen görmedim o kadar doğal ki, kameralayı unutmak bu oluyor heralde. Oyunculuk bu, yaşamak bu, izleyiciye geçirmek bu.
Robert Aramayo olağanüstü bir performans sergiliyor. Sizi hem güldürüp hem ağlatıyor ve "keşke arkadaşım olsa" diyorsunuz. Bu vicdan yaptığım için değil ya da acıma olduğu için de değil. Böyle insanlara da ihtiyacımız var, kabul görülmeye ihtiyaçları var. Çünkü sahte insanlardan, maske takanlardan bıkmadık mı? Böyle insanlar en azından dürüst ve içinde kötülük olmayan insanlar.
Geçmişte (böyle bir hastalığım olmadı) ilaçlarla ve hastanelerle büyüyen bir insan olarak az da olsa empati yapma şansı yakaladım o yüzden beni etkiledi sanırım.
Valla ne yalan söyleyeyim öyle yönetmenmiş, çekim açıları, müzikler falan hiç dikkat etmedim. Çünkü doğal filmlerde böyle şeyler aramiyorsunuz akıp gidiyor film. Ama başrol aldığı ödülleri sonuna kadar hak ediyor helal olsun.
Kabul görmenin, anlaşılmanın ve anlamanın son dönemlerindeyiz. O yüzden bu filmin kıymetini bilmemiz lazım. Demek ki "böyle şeyler de olabiliyor hayatta" demek lazım.
Çok keyifliydi ve kaliteliydi. Son bir şey daha,
Süt yerine sperm ✌️
İyi seyirler.