Yorgun zihni her dağıldığında, üniversite kampüsünün hayali bir fener gibi karanlığı deliyordu. O, çatışmaların yarattığı enkazdan değil, kendi emeğiyle kuracağı aydınlık bir dünyadan doğmayı seçti. Artık sadece bir evlat değil; kalemini kılıç, kitaplarını kale yapan bir savaşçıydı.