öncelikle bu kitabın isminde her ne kadar aforizma kelimesi olsa da kitap, birkaç cümlelik özdeyişlerden oluşmamakta. deneme türünde yazılmış bir eser. schopenhauer'in bu eserini iki bölüme ayırabiliriz. ilk olarak bir insanı 3 temel bölümlendirme üzerinden ele almakta. bunlar: 1. bir…devamıöncelikle bu kitabın isminde her ne kadar aforizma kelimesi olsa da kitap, birkaç cümlelik özdeyişlerden oluşmamakta. deneme türünde yazılmış bir eser.
schopenhauer'in bu eserini iki bölüme ayırabiliriz. ilk olarak bir insanı 3 temel bölümlendirme üzerinden ele almakta. bunlar:
1. bir kimsenin ne olduğu, yani kişiliği.
2. bir kimsenin neye sahip olduğu, yani sahip olduğu malı mülkü.
3. bir kimsenin neyi temsil ettiği, yani başka insanların düşüncesinde ne olduğu.
schopenhauer bu maddeleri ele alarak, bugün artık çok büyük bir problem olan insanın içsel boşluğunu yani can sıkıntısını ele alıyor. çoğu insanın can sıkıntısını gidermek için kendisini çılgınca tüketmeye yöneldiğini, mutluluğu sürekli dışarıda aradığını, sonuç olarak da can sıkıntısının daha da katlandığını ifade ediyor. yanlış şeylerle ve yanlış insanlarla vaktini harcayarak, bir insan için en değerli olan zamanını heba ederek kendi deyimiyle en büyük budalalığı yapmaktadırlar.
bu durumun karşılığında schopenhauer, insanın öncelikle kendi değerini bilmesi gerektiğini ifade ediyor. çünkü bir insanın kendisi için bir değeri yoksa başka yerde de bir değeri yoktur. bunun için de insanın tefekküre yönelmesi gerekir, bir şey üretmeli, sürekli öğrenmeli; çünkü zihinsel hazzın üzerinde hiçbir haz yoktur. diğer hazlar geçici bir hayalden ibarettir. bilge bir insan daha da ötesinde böyle bir dünyada yalnızlığı
seçeceğini söylemektedir.
kitabın bu bölümlerinde okuyucu yer yer sıkılabilir. örneğin uzun uzun anlattığı düello ve onur kavramlarını açıkladığı bölüm gibi. ancak bu bölümde, kitaba nüfuz edebilen okuyuculara, daha sonrasında, schopenhauer'in verdiği, insanın kendisiyle, hayatla, insan ilişkileriyle, gençlik ve yaşlılıkla ilgili, herbiri altın değerindeki öğütleriyle kitap zirveye ulaşıyor.
bugün insanlık, schopenhauer'in bu eserinde bu eserinde sunduğu fikirlerden, yaşadığı döneme göre çok daha fazla tam tersi istikamette yaşıyor. sunduğu fikirlerle bugünü karşılaştırsığımız zaman ne kadar haklı olduğunu gösterecek onlarca tespit yapılabilir. fikirleriyle bugünkü insanın halini karşılaştırmak açısından iki örnek vermek istiyorum.
1. schopenhauer'in belirttiği, can sıkıntısını üzerinden atmak isteyen insanın, bu sıkıntısından kurtulmak için yaptıkları sonucunda, sıkıntısını ve doyumsuzluğunu daha da büyütmesi meselesi. bugün artık insanlar eskiye göre daha fazla şeye sahip olsa da ve daha fazla şey yapıyor olsa da doyumsuzluğu can sıkıntısı daha da katlanmakta. schopenhauer'in dediği gibi insanı bu derece çılgınca tüketmeye sevk eden de insanın kendine ait bir değere sahip olmaması.
2. schopenhauer'in vurguladığı çok önemli bir nokta da başkalarının düşüncelerine göre hayatını şekillendiren insan meselesi. bugün artık internet kültürünün de etkisiyle birçok insan sınırsız bir insan kaynağıyla sınırsız bir konuda rekabet içinde olmakta. sınırsız insan kaynağına karşı, gösteriş ve ilgi manyaklığının zirvelerinde yaşıyoruz. insandaki hem içsel kaygıların hem de kibir ve gösteriş gibi insanı içten içe çürüten özelliklerin kaynağının, insanın başkalarının düşüncelerine göre hayatını şekillendirmesi, yani kişiliğini oturtamamış olması. insanın başkalarının düşüncelerine göre yaşamını belirlenmesinin ne derece hastalıklı bir düşünce olduğu bugün daha da iyi anlaşılmakta.
tüm bunların üzerine, schopenhauer gerçekten çok karamsar birisi mi? schopenhauer'in sanki insana bir köşeye kapanıp melankolik bir insan olmasını önerdiği gibi bir algı var. buna katılmıyorum. bu eserinde de insanın beden sağlığına dikkat etmesi, yeni yerler keşfetmesi, uyku düzenine dikkat etmesi, sabah her koşulda erken kalkması gibi birçok tavsiyesi bulunmakta. bana göre schopenhauer'in realist tarafı çok daha ağır basmakta. eh, gerçek de birçok insanı rahatsız edebilir, onda da yapacak bir şey yok.