Çok güzel, çok eğlenceli, içerisinde sizi bir yerlere alıp götüren; duygulu çok güzel cümlelere sahip fantastik bir aşk romanı. Stajyer doktor Lauren'ın bir trafik kazası sonucu komaya girmesi, ancak ruhunun bedeninden bağımsız dolaşmasıyla başlayan içinde olağandışı ögeler de barındıran bir…devamıÇok güzel, çok eğlenceli, içerisinde sizi bir yerlere alıp götüren; duygulu çok güzel cümlelere sahip fantastik bir aşk romanı.
Stajyer doktor Lauren'ın bir trafik kazası sonucu komaya girmesi, ancak ruhunun bedeninden bağımsız dolaşmasıyla başlayan içinde olağandışı ögeler de barındıran bir aşk hikayesi. Ancak buna karşın hikayenin içinde anı yaşamanın önemi, hayattan alınan zevk, yaşamın kısalığı ve bunun için yapılması gerekenler öyle güzel, öyle duygusal ve gerçekçi anlatılmış ki... zaten kitaba başlayınca elinizden bırakamıyorsunuz. Hatta ben bitmesini istemediğim için çok yavaş ve tadını çıkara çıkara okudum diyebilirim. (Ama her güzel şey gibi bu da bitti😊) Arada çok güldüğüm mizahi unsurlar da mevcuttu. İnsan hüzünlenirken bir anda gülebiliyor.
Gerçekten büyüklere masal anlatır gibi bir anlatımı var. Aslında masal olacak kadar gerçeklerden uzak değil. Koma ile ilgili bir sürü bilinmeyen şeyler var tıp literatüründe.
Bir alıntı var aşağıya aldığım, kitabın özeti diyebiliriz ve yanılmıyorsam 3 yerde geçiyor bu cümleler;
"Söyleyeceklerimi anlamak kolay değil, kabul etmekse olanaksız; ama öykümüzü dinlemeye, bana güvenmeye razı olursanız, belki sonunda bana inanırsınız; ve bu çok önemli. Çünkü, farkında değilsiniz ama, dünya yüzünde bu sırrı paylaşabileceğim biricik insan, sizsiniz."
Kitaptan uyarlanan Just Like Heaven (Cennet Gibi) adında bir film de var. Ben henüz izlemedim ama sanırım hikayenin ilerleyişi açısından kitap ile film biraz farklı imiş. Hem kitapsever hem sinemasever olarak kitabı okumak bende ağır bastı. Ve kitap bana çok keyif verdi diyebilirim. Sonra merak ederseniz filmini de izlersiniz, ben izleyecem çünkü filmdeki karakterler benim hayalimdeki karakterlerle ne kadar örtüşmekte çok merak ediyorum.
Ayrıca kitabımızın devamı olan 'Sizi Tekrar Görmek' adında bir kitap da varmış.
Çok akıcı, sıkmayan fantastik bir aşk hikayesi olan 'Keşke Gerçek Olsa' yı tüm kitapsever arkadaşlarıma tavsiye ediyorum.
Kitaptan çok beğendiğim bir kaç alıntıyı ekliyorum aşağıya;
"Yaşamın bir yılının ne olduğunu mu merak ediyorsun: Bu soruyu, yıl sonu sınavında başarısız olmuş bir öğrenciye sor. Yaşamın bir ayı: Bu konuda, erken doğum yapmış, bebeğini sağ salim kollarına almak için, kuvözden çıkmasını bekleyen bir anneyle konuş. Bir hafta: Ailesine bakmak için bir fabrikada ya da maden ocağında çalışan bir adama sor. Bir gün: Kavuşacakları günden başka bir şey düşünmez olmuş âşıklara sor. Bir saat: Asansörde mahsur kalmış bir klostrofobiğe sor. Bir saniye: Bir araba kazasından kıl payı kurtulmuş bir adamın yüzündeki ifadeye bak ve saniyenin milyonda birini, olimpiyatlarda, uğrunda ömrünü verdiği altın madalya yerine, gümüş madalya almış atlete sor. Yaşam büyülüdür Arthur ve bunu, işin içyüzünü iyi bilen biri olarak söylüyorum, çünkü kazadan beri, her ânın tadını çıkarıyorum. Senden rica ediyorum, bize kalan her saniyeden yararlanalım."
"Yarın, herkes için bir gizem ve bu gizem insanda heves ve gülme isteği uyandırmalı; korku ve ret değil"
"Aşkın nefis bir tadı vardır; kendinden verdikçe karşılık göreceğini, sevebilmek için, insanın olduğu gibi olması gerektiğini unutma. Benim koca oğlum, içgüdülerine güven, vicdanına ve heyecanlarına sadık kal, hayatını yaşa, başka hayatın yok."
"Çünkü biz eğrisini doğrusunu hesaplamaya uğraşırken ömür tükenir"