Omzum senin boyun eğmeyen ruhunun yaslanması için var 💫 Farklı bir konu güzel bir yaklaşımla ele alınmış şahaser değil ama iyi vakit geçirmek için tercih edilebilir. 6.5/10
Yıllar önce bir kütüphaneden ödünç almam ve yaz tatili sebebiyle bitiremeden yarım bırakmam üzerine aklımda kalmış bir kitabı 8 yıla yakın süre sonra hatırladım. Nedense çok az bilinip bulunan bir yapıt en azından ülkemiz için. Unutmadığıma değen bir kitap oldu.…devamıYıllar önce bir kütüphaneden ödünç almam ve yaz tatili sebebiyle bitiremeden yarım bırakmam üzerine aklımda kalmış bir kitabı 8 yıla yakın süre sonra hatırladım. Nedense çok az bilinip bulunan bir yapıt en azından ülkemiz için. Unutmadığıma değen bir kitap oldu. Bmnin bazı bölümlerine ilham vermiş olabileceğine inanıyorum. 2002de yayınlanan kitap piyasaya sağlam bir diptopik bilim kurgu olarak çıkmış ve bugün hızla bilim kurgu olmaktan uzaklaşıyor maalesef . 1984 gibi bir örneğin üstüne bu kadar benzer tatta yazıp da okuyanın tat almasını sağlayabilmek bile tek başına bir başarı bence.Kitapta aşırı bulduğum ve bu kısım olmasaydı da olurmuş dediğim kısımlar da var tabii ama şans verilmeyi kesinlikle hak ediyor.Sadece tanıtım bültenini okuyun sonra zaten ona hakkettiği şansı verirsiniz☄️
Bazı insanların içinde cayır cayır tutkular oluyor, herkeste olmayan bu ateş kiminde deniz,kiminde gök,kiminde savaşmak arzusu, kiminde sahnede olmak türlü türlü ama bu türden bir tutkunun herkese nasip olduğundan şüpheliyim, ya da oluyor da çoğusu ateş harlanmadan ilk kıvılcımda söndürüveriyordur…devamıBazı insanların içinde cayır cayır tutkular oluyor, herkeste olmayan bu ateş kiminde deniz,kiminde gök,kiminde savaşmak arzusu, kiminde sahnede olmak türlü türlü ama bu türden bir tutkunun herkese nasip olduğundan şüpheliyim, ya da oluyor da çoğusu ateş harlanmadan ilk kıvılcımda söndürüveriyordur belki,bilemiyorum.
Ama bu tutkuya sahip olmak iki ucu siprivri bir lûtuf-lanet çizgisi bu belli.
Bu kitap içinde deniz tutkusu olmadığını bilen beni dahi kahramanımız Mahmutun ateşine dahil etti hem de hiç farkına varmadan, öyle iyiydi ki kitaba daldığım sıralarda deniz tutkum var yanılgisina kapıldım , yer yer o tutuşarak isteme haline özentimden yoksa da olsun istedim...
Kısacık bir kitap okudum, denize ait bir ruhun hayatını dinledim şimdi öyle hissediyorum ki tüm kayıklara ,denize, yelkenlilere hep Mahmutun gözlerindeki parıltının yansımasından bakacağım .
Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum , suların mavisi sizde hiçbir şey uyandırmıyorsa dahi bu kitabın içinizi kendi denizinize aganta burina burinata demek isteğiyle dolduracağı kesin ⛵️🗺
🌊 Alıntılar
O sana şimdi öfkelenebilseydi, ölümü için değil, maçoları tam bir denizciye yakışacak surette sağlam bağlamadığin için kızardı. Ne olacak a canım! Hepimiz ya bir kaza ile ya da kazasız olarak cavlağı çekeceğiz. Ama ne bileyim; ölmeden önce insan yaşar a! Bu dükkânın içinde sürdüğüm hayata yaşamak mi denir? Bu yașamak değil, uzun ölüm. Denizde gezenler ne mutlu insanlar ki, böyle bir bakkal dükkânında karaya vurmuş balıklar gibi boğulup gitmiyorlar, dedi
🌊
Söylediklerim kulağina küpe olsun Baban denizci olmanı istemiyor, ama ben denizciyi gözünden tanırım. Sen bir denizci oğlusun. Gemide direğe, öteye beriye tırmanırken gözüni
dört aç. Yoksa bir düșer de kötürüm kalırsan halin yaman olur. Şu Murat Dayi ile bana bak o Kör Halitin hanına, ben de bu mağara gibi dūkkâna boğazımızdan bağlı kaldık. Doğum, hastalık, Allah'in emri. Anladık! Ama ne bileyim
ozlediğin bir işte çalışmadan,içine doğduğun dünyanın ötesini berisini hic görmeden. tas üstüne bir tas koymadan bir ağaçcağız olsun dikmeden bir güncegiz olsun şunun bunun eteğini öpmeden yaşıyamamak ve böylece dünyadan defolup gitmek de Allahın emri değil a!
Diye bağırdı
🌊
Donmuș, kara bahtlı bir
yüz. Dayanabileceğinden çok daha fazlasını çekmis bir çocuk yüzü. insan o kadar acıyordu ki
bakışının önünde, onun kadar mutsuz olamadığina utanıyor, -Beni bağışla!" diye yalvarası geliyordu.
🌊
Boğulanlar için duyulan kederi herkesin yüzünden okur, boğulanların öksüz kalmış çocuklarına sokakta rastlar, onlarin evlerinin önünden geçerken kadınlarının hıçkıra hıçkıra hıçkıra ağladıklarını duyar batmış gemiden kurtulanların türkülerini
kendi ağızlarından dinlerdim. Denizden soğumak şöyle dursun, boğulanlarla beraber bulunamadığım, denizin öfkesiyle karşılasmadığım ve ölüm dirim savașı da olsa denizle al takke ver külâh güreșemediğim için hayıflanırdım.
🌊
Ben öyle arkadaşlar edindim ki, onlarin birisi
yanıma gelince, yanıma birisi gelmiş gibi değil, yanımdan yabancılar ayrılmıș da kendimle başbașa kalmışım gibi oluyordum
🌊
Evet, Erkek Fatma biraz eğrimsi ve
biraz vahși idi. Ama ben onu olduğu gibi seviyordum. Bence `onun vahșiliğini dindirmek, kıpkızıl gelinciğin rengi pek haykıricıdır diye, onu
soldurmaya kalkışmak gibi bir șey olurdu
🌊
Onda herkeste arayip arayip da pek az bulduğum ya da hiç bulamadığım
ve hep özleyip durduğum bir șeyin pek çoğu vardı
🌊
Bodrum'a varinca duyacağimi umduğum tadi bulamadım.
İnsan bir mevsimde, bir ağacın belli bir dalında bir yemiş
buluyor; yiyor
ve hoşuna gidiyor.
Bir iki mevsim sonra gene ayni dalda aynı yemiși arıyor;
ya yemiş dalda bulunmuyor, ya da bulunursa hoşa gitmiyor belki yemiși arayan değişmiş oluyor.
🌊
Böyle
konuşarak bana masumiyetini, göğsünü açarmış gibi açan bu ihtiyarcığın yüreğine, ben nasıl olur da zehirli bir kazmayı fırsat bu fırsat sattır! diye harttadak saplar, herifin canina kıyardım? Gâvur Ali ile karşılaşsak -ona da
yapamazdım a- haydi neyse, hiç
olmazsa onunla al takke ver külâh savașır, elinden toprağını çatır çatır alirken kopan gürültü arasınde
ne halt ettiğimi düşünecek vakit bulamazdım belki.
🌊
Yüzünde apaçık bir küçümseme okudum
Neyse, ben fazla ileri gitmedim; onun da öfkesi gecti. Kimi vakit açık denizlerde güvertenin bir köșesine sıkışakalmış bir tas parçası bulurdum
da o tașı üç dört bin kulac derinliğindeki denize atarken, karanlıăa yavas yavas gömülen tasa bakarak, derdim. Ayse'nin o gün söylediklerini, o günkü halini unuttum. Nitekim deniz de bağrına atılan taşı unutur
ama, o taș gene oradadır ve oradan bir daha çıkmaz
🌊
iste hep, diyen acı bir çığlıktı, işte o geceden sonra karım önüme dikilip vazifelerimizin kupkuru kâhyası olmaktan çıktı. Özleyişimin önüne geçmenin ne benim, ne de onun elinde olmadiğını üzünçle sezdi. Artık,Yasak! diye yoluma set çekmiyordu. Fakat
yürüdüğüm yolun üzerine çıplak
ve savunmasız uzanıyor, demiyor, Istersen beni çiğne de geç!> diye yalvarıyordu. O zamana kadar sevginin ne güclü sey olduğunu sevmekle anlamıştım Fakat bu sıralarda acımanın sevgiden kat kat güçlü olduğunu duydum. Yoluma giderken attrğım her adımda Ayşe nin gözlerini yüzünü ve koynunu sanki demir ayakkabılarla çiğniyecekmişim gibi oluyordum
Bin yıldır okunacaklar listemde bekliyordu sonunda sıra gelebildi ve bu kadar beklediğime yandım. Çok güzeldi , akıcı ve inanılmaz içine alan bir kitap. Sanki kitap boyu Martinin değişimini okumadım da, bir insanı 3 5 ay uzaktan,belki bir komşu gibi izledim…devamıBin yıldır okunacaklar listemde bekliyordu sonunda sıra gelebildi ve bu kadar beklediğime yandım. Çok güzeldi , akıcı ve inanılmaz içine alan bir kitap.
Sanki kitap boyu Martinin değişimini okumadım da, bir insanı 3 5 ay uzaktan,belki bir komşu gibi izledim de tanıdım. Hikayede içimde kalan hiçbir şey olmadı giriş gelişme sonuç hepsi içime sindi, öyle olmasını istemeyeceğim detayları bile öyle olmalıymış gibi tabiiydi . Spoiler vermemek adına bu güvenli bölgeyi burada kapatıyor ve listenizdeyse üst sıralara çekmenizi şiddetle tavsiye ediyorum
❗️BURDAN SONRASI SPOILER İÇERİR ❗️
Kitabının sonuna doğru bir kısım beni belki de en çok etkileyen kısım oldu; Martin tanışıp aşık olduğu Ruth uğruna neredeyse sıfırdan bir dili öğreniyor, litaratürler tarıyor, kütüphanelerde yatıp kalkıyor adeta, sonunda da öğreniyor o kızın aynı ama farklı dilini ama defalarca anlatsa da en doğru sözcükleri seçse de kısa sürede ona ulaşamadığını görüyor anlattıklarının , bir şeylerin ona ne ifade ettiğinin oysa Silva kabilesinin annesi Maria sadece devrik cümleler kurarak, tam anlamıyla aynı dili bile konuşamayarak uzaktan uzağa bir tanıdık Martin için ve Martin kitap çıkınca anı olarak bir kopyasını hediye ettiğinde onu evlerindeki en belki de tek değerli şeyin, incilinin, yanına koyuyor...
O kitabın getirdiği ünden ve nedeninden hepsinden bağımsız olarak Martin için ne demek olduğunu biliyor, defalarca aşkla en güzel en yalın kelimelerle tüm ruhunu ortaya dökerek anlattığı Ruth bilmezken, o biliyor.
Ben bazen iki insanın ilişkisinin (bahsettiğim yalnızca kadın erkek ilişkisi aşk vs değil insan olarak ilişkinin) temelde sadece ruhların aynı kodlama diliyle kodlanmasına bağlı olduğunu düşünüyorum.
Eğer kodlarınız aynı yazılım dilindeyse dinden dilden birlikte geçirilen süreden hangi akrabalık bağları ile bağlı olduğunuzdan bağımsız zahmetsiz tertemiz bir bağ öylece beliriveriyor. Eğer belirmezse de dünyanızı kökünden söküp tersine de ekseniz üstüne çiçekler de yeşertseniz, ki bu tam olarak Martinin yaptığı şey, olmuyor.
Ruthsa yine son sayfalara doğru takındığı tavırla gözümdeki tüm iyi intibasını yitirdi ne yazık ki ben onu baştan beri Martini seven yalnızca kendini daha çok seven, alıştığı yaşam standartlarından azı ile mutlu olamayacağını en baştan bilen ve bunu gizlememesi ile belki de dürüstlüğü açısından takdiri bile hak eden biri olarak görmüştüm ta ki abisi kapıdayken o sonda sahnelediği oyuna dek...
Bana kalırsa Martine gerçek bir iş bul derken kalpsiz ya da sevgisiz değildi gerçekçiydi sadece . Bunlar iyi hoş ama benim ayaklarımın bastığı dünyada geçerliliği yok diyordu yalnızca ama ün sonrası o deli divane oluşu büyük büyük lafları o küçük oyunu hepsi çok iticiydi.
Son resmen içime oturdu ama sanki gerçek dünyada da bu hikaye böyle yaşansa bundan başka son yaşanamazdı.
Yani Martininki çok büyük, güçlü bir yoldu ama koşularak alınması da sonunda o "finishe" varılması da şarttı.
Son olarak Martini çocuk duygularıyla yetişkinlerin yolunda dizlerini kanata kanata onlara tur bindirdiği için çok,çok sevdim.
Sonrasında ne izlediysem black mirror seviyesine erişemedi benim için . Her zaman ilk üçümde olan ve her yeni sezonuyla yerini perçinleyen bir dizi. Yedinci sezonla da çok sağlam dönmüşler . Kaldı mı bilmiyorum ama hâla daha izlememiş olan , izlenecekler…devamıSonrasında ne izlediysem black mirror seviyesine erişemedi benim için . Her zaman ilk üçümde olan ve her yeni sezonuyla yerini perçinleyen bir dizi. Yedinci sezonla da çok sağlam dönmüşler . Kaldı mı bilmiyorum ama hâla daha izlememiş olan , izlenecekler listesinin bir yerlerinde unutmuş olan varsa öncelik vermesini tavsiye ederim🔌
Kitap insanda omuzlarından tutulup iyi bir sarsılmış etkisi bırakıyor. Altı çizilecek o kadar çok yeri var ki toptan fosforlu boyaya banıp çıkarılsa yeri. Herkes için değil ama bazen toplumdaki bazı insanlar öyle küçük insan hissettiriyor ki şu kitapla önce fiziksel…devamıKitap insanda omuzlarından tutulup iyi bir sarsılmış etkisi bırakıyor. Altı çizilecek o kadar çok yeri var ki toptan fosforlu boyaya banıp çıkarılsa yeri. Herkes için değil ama bazen toplumdaki bazı insanlar öyle küçük insan hissettiriyor ki şu kitapla önce fiziksel olarak tokatlayıp sonra zorla okutularak ruhlarına da o tokadı çakmak için yazılmış gibi . İşin ironik yanı gerçek küçük adamların kitabın sokağından bile geçmeyecek insalar olması ne yazık ki.
Oldukça kısa olmasına rağmen içi çok dolu ve birden fazla kez okunmaya müsait. Tüm bunların yanında insanın bazen hiç tokatlanıp, sarsılası olmaz ya da zaten kendini tokatladığı bir dönemindedir bu durumda okunmaya kalkılırsa bunaltıcı hatta boğucu hissettirebilir.
Bu film hakkında nasıl bu kadar az gönderi var şaşırdım . Güzel bir umut hikayesi üstelik oyunculuklarıyla olsun çekimiyle olsun hiç sıkmıyor. Unutmadan ekleyeyim aynı zamanda gerçek hayat hikayesi uyarlaması.Yoklukta varolmak için çabalayan çocuklar yepyeni bir hikaye değil belki ama…devamıBu film hakkında nasıl bu kadar az gönderi var şaşırdım . Güzel bir umut hikayesi üstelik oyunculuklarıyla olsun çekimiyle olsun hiç sıkmıyor. Unutmadan ekleyeyim aynı zamanda gerçek hayat hikayesi uyarlaması.Yoklukta varolmak için çabalayan çocuklar yepyeni bir hikaye değil belki ama hepsinin mücadelesi ayrı ve bence seyir zevki oldukça yüksek. Bu filmimizde Phiona kaçış için satrancı kullanıyor . Oldukça özverili bir öğretmeni , anneyi ve aynı şekilde çırpınıp duran bir çok arkadaşını da beraberinde izliyoruz.Böyle söyleyince kamu spotu tadında bir şeyler izleyecekmişsiniz gibi bir izlenim olduysa olmasın asla o kıvamda bir yapım değil. Azim ve varolma savaşı hikayesini çok drama boğmadan akıcı bir şekilde veriyor, tavsiye ederim.
Sonda bu tarz filmlerde ilk kez gördüğüm bir şekilde gerçek karakterleri sunuşları da çok farklı ve güzel geldi ve sanki ordan bile oyuncuların canayakınlıkları hissediliyordu.
❗️❗️Burdan sonrası spoiler içerebilir❗️❗️
Filmde en azından bir kaç kere de phionanın çakılışını göstermelerini sevdim , bu gerçek bir hikaye bir masal değil ve maalesef gerçek hayatta hikaye bazı noktalarda çukur da yapar , bunun yansıtılması güzel olmuş.
Öğretmenin çocuklara piyonlarım demesine ve özgüvenlerini henüz kazanmamışken richy reechlerin önüne çıkmaya çekindiklerinde yaptığı kedilerim konuşmasına bayıldım hatta filmde en sevdiğim kısım olabilir.
Yol +aşk bu ikisini yanyana koy yemekteki terayağı salça ikilisi gibiler, muhakkak bir yerlere varıyorsun bir de buna bir tutam yaz bir tutam da ikibinler katılmış ki bunlar filmi kesinlikle bir şans hakediyor kategorisine sokmak için fazlasıyla yeterli bence. Film…devamıYol +aşk bu ikisini yanyana koy yemekteki terayağı salça ikilisi gibiler, muhakkak bir yerlere varıyorsun bir de buna bir tutam yaz bir tutam da ikibinler katılmış ki bunlar filmi kesinlikle bir şans hakediyor kategorisine sokmak için fazlasıyla yeterli bence.
Film klişe mi evet,tesadüf dozu biraz yüksek mi ona da evet.
Ama ikibinler başında geçen soft bir film izlemek bile benim içimi açmaya yettiğinden ,sanki o zamanların renklerini görmek bile içimde bir şeyleri iyi ediyor gibi geldiğinden avantajlı başlayan bir film oldu benim için. Kaderimizdeki insanları yolumuzu ne kadar eğip bükersek bükelim o yolun bir yerlerinde olacağı inancını pekiştirmesi de sevdiğim bir diğer yanıydı. Sonuna kadar da sıkılmadan izletti ne olacak acaba diye değil ama sakin bir sesten onlarca kez dinlediğim bir masalı dinler gibi, dinlendire dinlendire. Beklentileri çok yükseltmemek kaydıyla tatlı , iç açıcı , hafif bir şeyler izlemek , yaz güneşini şimdiden içinde hissetmek isteyenlere tavsiye ederim.
Çıktı çıkalı epey ses getiren ve yankıları hâla süren bir netflix yapımı.Belgesel hepimizin bildiği duyduğu az çok tahmin ettiği bazı gerçekleri tam olarak o gerçeğin yaratıcılarıyla ve verileriyle bizlere sunuyor. Bir süredir izlediğim şeylerden aldığım verim minimumda olduğundan merakla izlenen…devamıÇıktı çıkalı epey ses getiren ve yankıları hâla süren bir netflix yapımı.Belgesel hepimizin bildiği duyduğu az çok tahmin ettiği bazı gerçekleri tam olarak o gerçeğin yaratıcılarıyla ve verileriyle bizlere sunuyor. Bir süredir izlediğim şeylerden aldığım verim minimumda olduğundan merakla izlenen ve bittiğinde ufaktan da olsa bir kaç ışık yakan bir şey izlemek ilaç gibi geldi. Belgeselde emeği geçenlerin yanında konuşma cesareti gösteren ve etik kaygıların üç kuruş etmediğini bile bile gücünü bu yönde adım atmakta kullanmakta çekinmeyen konuşmacıları ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Yangın yerine dönmüş ülkemizde ve dünyamızda sosyal medya her ne kadar dert listemizde sonlarda yer alıyor gibi hissettirse de kelebek etkisiyle küçük tıkların nasıl karakterlerimizi ve günden güne tüm toplumu değiştirip çökerttiğini görünür kılıyor yapım. Spoiler sayılmayacağanı umarak söylüyorum ,10 bin dolara dünyayı istediğin düşünce yönünde yüzde bir eğebiliriz diyen ablamız durumun vehametini en iyi özetleyenlerdendi. Dikkatimizi satmak kulağımıza olduğundan çok daha basit geliyor bence ancak bu satılan dikkatin yokluğu herhangi bir konuda yetkinleşemeyen bırakın iş görür bir kabiliyet geliştirmeyi kendini eylemekte bile başarısız olan bir toplumun var olmasına sebep oluyor. Sonuçta elimizde bir şey öğrenecek kadar, bir şeye çabalayacak kadar, birini dinleyecek kadar hatta sırf eğlenmek için yapılan aktiviteler olan kitap okumak film izlemek vb aktivitelere dahi tahammül edecek kadar sabrı kalmamış insan yığınları kalıyor. Yalnızca saniyeler süren anlamsız basit güldürü ve eleştiri malzemelerini kaydırmaya tahammülü olan reklam tüketicileri...
Belgesel sonrası sosyal medya uygulamalarını silen çok olmuş bende zaten bir süredir yoktular ama yine de arada goggle üzerinden girip kullanmaya devam ettiğimi söylemem gerek.
Bu canavarı yaratanlar bile ondan kurtulmanın ne kadar zor olduğunu söylerken tek hamlede bağımlılığımızı bitiremediğimizden kendimize yüklenmemek ve bunun kurtulunması gereken bir bağımlılık olduğunu aklımızda tutmak güzel bir ilk adım olacaktır.
Severek izledim tavsiye ederim.
Sebebi neydi ki ? Cidden bunun bu kadar övülmesinin sebebi neymiş kendimi sorguladım durdum. O kadar az kötü yorum vardı ki netflix içeriklerine pek de uygun olmayan bir ortamda izleyelim diye önermiş bulundum ama önermez olaydım. Geçmedi 150 dakika .…devamıSebebi neydi ki ?
Cidden bunun bu kadar övülmesinin sebebi neymiş kendimi sorguladım durdum.
O kadar az kötü yorum vardı ki netflix içeriklerine pek de uygun olmayan bir ortamda izleyelim diye önermiş bulundum ama önermez olaydım. Geçmedi 150 dakika .
Normalde kötü yorum yazmayı pek sevmiyorum ama bu film için bir uyarıda bulunmak istedim.
Hint filmlerini , mrs.bean tarzı komediyi, çocuksu jonglörlük esprilerini , yeşilçam tarzı basit ve ders verme kaygısı kör göze parmak derecesinde olan hikayeleri sevmiyorsanız en azından iki kere düsünmenizi öneririm.
Öve öve bitirilemeyen oyunculuklar da (otizmli kızı tenzi ediyorum o gerçekten iyiydi) ancak vasat seviyesindeydi .
Bir de Amir khan filmleriyle kıyaslayanlar olmuş, tüm khan filmlerini izlemiş degilim ama nerde dangal nerde bu.
Tek kelimeyle hayalkırıklığıydı bir de başladığım şeyi yarım bırakmaktan hiç hoşlanmadıgımdan sürüne sürüne iki günde izledim, önermem.