Sakın sorma neredeydin kaç zamandır Dur sorma özledim seni Yağmuru dinle damla damla yüreğinde Sessizce sarıl boynuma Özlemin yanardı gecelerde Çok uzak soğuk şehirlerde Şarkılar söylerdim aşkımıza Aşığım sana aşığım hala
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim Derinden bir tren geçer Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Alıp…devamıBen ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir akam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar
Kuş sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birdenbire karışır
Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden başlar
Sevdiğimin kulaklarımda sesi Bembeyaz bir gül demeti Kim bilir kaç yüzyılın gülşeninden Duvar gibi kalınlaşırken bekleyişler Birden bütün katılığın dağılması Ve sesini duyuşum bir yerlerden Kim bilir kaç yüzyılın gülşeninden Ağır bir duyguyla birarada Onsuz da olunur gibi gelirken bana…devamıSevdiğimin kulaklarımda sesi
Bembeyaz bir gül demeti
Kim bilir kaç yüzyılın gülşeninden
Duvar gibi kalınlaşırken bekleyişler
Birden bütün katılığın dağılması
Ve sesini duyuşum bir yerlerden
Kim bilir kaç yüzyılın gülşeninden
Ağır bir duyguyla birarada
Onsuz da olunur gibi gelirken bana
Gittikçe basan sis artan duman
Ve kilitlenmesi zaman zaman
İçimde bir ağırlığın aşk adına
Nasılsın nereden çıktın
Gerçekten bana mı geldin
Sen miydin o olmasa da olur gibi görünen
Şimdi yosun gözlerin gözlerimde
Binbir türlü rüzgarla rüzgarlanır
Kim bilir kaç dünyanın denizinden
Bir gül, mahzun durur bahçede, Yaprakları yorgun. Sen pembe güllerin en pembesi! Hasta, solgun... Bir gül, taze durur bahçede Yaprakları diri. Sen beyaz güllerin en beyazı Sabahlar kadar iri... Bir gül, baygın durur bahçede Yaprakları serin. Sen sarı güllerin en…devamıBir gül, mahzun durur bahçede,
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta, solgun...
Bir gül, taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri...
Bir gül, baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin...
Pembe gül hülyandır açılmış,
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır,
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır
Suç filmi olduğu için tercih ettim ama beni bekleyen şey bambaşkaydı. Suçtan çok insanı anlatan, yavaş yavaş içine işleyen bir hikayeyle karşılaştım. Başta sıradan bir olay örgüsü gibi görünse de, ilerledikçe her sahnenin aslında bir yara izine dokunduğunu fark ettim.…devamıSuç filmi olduğu için tercih ettim ama beni bekleyen şey bambaşkaydı. Suçtan çok insanı anlatan, yavaş yavaş içine işleyen bir hikayeyle karşılaştım. Başta sıradan bir olay örgüsü gibi görünse de, ilerledikçe her sahnenin aslında bir yara izine dokunduğunu fark ettim. Filmin temposu düşük olabilir, tam anlamıyla bir aksiyon filmi gibi değil ama bu yavaşlık hikayenin ağırlığını hissettiren şeydi. Her bakışta her sessizlikte bir anlam vardı. Karakterlerin suçtan çok vicdanla, pişmanlıkla, geçmişin yüküyle savaştığını görmek beni beklediğimden çok daha fazla sarstı. Final sahnesi ise filmi sevmemin esas nedeniydi. Ne dramatik bir patlama vardı ne de büyük bir çözülme sadece kalbinde bir ağırlıkla öylece kalıyorsun. O sahne bittiğinde hissettiğim şey hüzünden çok, bir tür kabullenişti. Hayatta bazı şeyler ne kadar istesen de düzelmiyor ve bazen affetmek bile yetmiyor ve bazen de insan affetmiyor. Uykucu, bana suçun sadece yapılan eylemlerle değil, taşınan duygularla da ilgili olabileceğini anlattı.
Ayrıca tasavvuf anlayışını eleştiren çokça yorum gördüm, zaten film tasavvufu anlatalım diye yazılmamış. Bence takılılması gereken son nokta olabilir
Bazen sessiz olabilirim Gülmek gelmez içimden Huzursuzluk kaplamıştır yüreğimi Dalarım düşüncelere derinden derinden Anlam veremem ben de bu halime Gelir içimden ağlamak istemsizce Neden, neden, neden Yok bir neden Böyle anlarda ne yaparım sen olmasan Kendime gelmek için ihtiyacım var…devamıBazen sessiz olabilirim
Gülmek gelmez içimden
Huzursuzluk kaplamıştır yüreğimi
Dalarım düşüncelere derinden derinden
Anlam veremem ben de bu halime
Gelir içimden ağlamak istemsizce
Neden, neden, neden
Yok bir neden
Böyle anlarda ne yaparım sen olmasan
Kendime gelmek için ihtiyacım var sana
Sevgine, içtenliğine
Spoiler içeriyor
Bu filmi izlerken olayları değil insanların ruhunu izliyorsun aslında. Her karakter bir şeyden kaçıyor ama hiçbiri nereye gittiğini bilmiyor. Howlun şatosu yürüyen bir ev değil, kaçışın ta kendisi. Her duvar her oda farklı bir ruh haline açılıyor. Kendi karanlığından kaçarken…devamıBu filmi izlerken olayları değil insanların ruhunu izliyorsun aslında. Her karakter bir şeyden kaçıyor ama hiçbiri nereye gittiğini bilmiyor. Howlun şatosu yürüyen bir ev değil, kaçışın ta kendisi. Her duvar her oda farklı bir ruh haline açılıyor. Kendi karanlığından kaçarken insanın ne hale geldiğini gösteriyor.
Howl güçlü değil, korkak hiç değil. Sadece yorgun içinde bir savaş var ama kimse onu kazanmıyor çünkü zaten kendisiyle savaşıyor.
Sophienin laneti de çözülmesi gereken bir sihiri değil, zamanın insana yaptığı şeyi temsil ediyor. Gençliğini, cesaretini, hevesini alıyor ve de yerine sessizlik koyuyor.
Bu film aşk hakkında da değil. Daha çok, birinin seni kurtarmasını beklememeyi öğrenmekle ilgili.
Büyü, sihir, savaş... hepsi sadece bir fon. Asıl mesele insanın kendisiyle barışmaya çalışması.
Miyazaki hiçbir şeyi süslemiyor. Dünyayı pembe göstermiyor ama tüm o yıkıntının arasında bile bir umut kırıntısı bırakıyor.
Film bitince kendimi iyi hissetmedim ama garip bir sakinlik oldu içimde. Bazen iyileşmek bir şeylerin geçmesi değilmiş meğer, sadece artık direnmemekmiş.
Özellikle Filistin konusunda toplumun çoğuyla aynı fikirde değilim. Ama bunu açıkça dile getiremiyorum, çünkü çoğu insan farklı bir bakışı kaldırabilecek olgunlukta değil. Kürtaj konusunu aşırı muhafazakar kesimde tartışamayacağın gibi.