İnsan, kendi içindeki o karanlık labirentte kaybolduğunda, dışarıdaki dünyanın ne kadar aydınlık olduğunun bir önemi kalmıyor; çünkü kışın en sert fırtınasında bile insan, kendi içinde yaktığı o küçük ışığı korumayı beceremezse, bütün dünya bir anda buzdan bir mezara dönüşür. -…devamıİnsan, kendi içindeki o karanlık labirentte kaybolduğunda, dışarıdaki dünyanın ne kadar aydınlık olduğunun bir önemi kalmıyor; çünkü kışın en sert fırtınasında bile insan, kendi içinde yaktığı o küçük ışığı korumayı beceremezse, bütün dünya bir anda buzdan bir mezara dönüşür.
- Oğuz Atay
Dünya ne kadar sert olursa olsun, gökyüzü üzerimize bir taş gibi çökerken bile, insan kendi içindeki o yenilmez yazı korumak zorundadır; çünkü yaşamak, sadece nefes alıp vermek değil, insanın kendi sonunu bile bile o sarsılmaz iradeyle her sabah kalkmayı başarabilmesidir.…devamıDünya ne kadar sert olursa olsun, gökyüzü üzerimize bir taş gibi çökerken bile, insan kendi içindeki o yenilmez yazı korumak zorundadır; çünkü yaşamak, sadece nefes alıp vermek değil, insanın kendi sonunu bile bile o sarsılmaz iradeyle her sabah kalkmayı başarabilmesidir.
- Albert Camus
İnsan, kendi içindeki o karanlık dehlizlere bir kez daldığında, dışarıdaki dünyanın ne kadar aydınlık olduğunun hiçbir hükmü kalmaz; çünkü asıl fırtına insanın göğüs kafesinin altında kopmaktadır ve bizler, o fırtınanın ortasında rotasını kaybetmiş birer gemi gibi, sadece bir nebze olsun…devamıİnsan, kendi içindeki o karanlık dehlizlere bir kez daldığında, dışarıdaki dünyanın ne kadar aydınlık olduğunun hiçbir hükmü kalmaz; çünkü asıl fırtına insanın göğüs kafesinin altında kopmaktadır ve bizler, o fırtınanın ortasında rotasını kaybetmiş birer gemi gibi, sadece bir nebze olsun anlaşılmanın o imkansız tesellisini arayıp dururuz. Birine yardım etmek, sadece elini uzatmak değildir; onun o dipsiz kuyusuna inmeyi göze almaktır ve ne yazık ki çoğumuz, o karanlıktan korktuğumuz için sadece kenardan bakıp acımakla yetiniriz; oysa gerçek merhamet, o karanlığın içinde birlikte kaybolmayı göze alabilmektir.
Stefan Zweig, Amok Koşucusu
Dün gece seni rüyamda gördüm. Ne olduğunu tam hatırlamıyorum ama sadece şunu biliyorum: Biz ikimiz, birbirimizin içinde eriyip gidiyorduk. Ben sendim, sen de bendin. Sonra bir şekilde alev aldın. Hatırladığım kadarıyla seni söndürmeye çalışmadım ama sen de yanmaktan şikayetçi değildin;…devamıDün gece seni rüyamda gördüm. Ne olduğunu tam hatırlamıyorum ama sadece şunu biliyorum: Biz ikimiz, birbirimizin içinde eriyip gidiyorduk. Ben sendim, sen de bendin. Sonra bir şekilde alev aldın. Hatırladığım kadarıyla seni söndürmeye çalışmadım ama sen de yanmaktan şikayetçi değildin; çünkü biz, yanmanın küle dönüşmek değil, nihayet aynı maddeden var olmak olduğunu o an anlamıştık.
Franz Kafka, Milena'ya Mektuplar
Her mutlu aile birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır; ama asıl felaket, insanın kendi mutsuzluğunu başkalarınınkine benzetmeye çalışırken aslında kendi ruhunu o uçsuz bucaksız yalnızlığa terk etmesidir. İnsan, kendi içinde taşıdığı o karanlık labirentte kaybolduğunda, dışarıdaki…devamıHer mutlu aile birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır; ama asıl felaket, insanın kendi mutsuzluğunu başkalarınınkine benzetmeye çalışırken aslında kendi ruhunu o uçsuz bucaksız yalnızlığa terk etmesidir. İnsan, kendi içinde taşıdığı o karanlık labirentte kaybolduğunda, dışarıdaki dünyanın ne kadar aydınlık olduğunun bir önemi kalmıyor; çünkü kışın en sert fırtınasında bile insan, kendi içinde yaktığı o küçük, o cılız ve o titrek ışığı korumayı beceremezse, bütün dünya bir anda buzdan bir mezara dönüşür.
Lev Tolstoy, Anna Karenina
İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluk bana göre değil. Ben anlık parlamaların, kısa süreli ama derin sarsıntıların insanıyım. Birinin ruhuna dokunup sonra oradan sessizce ayrılmak, bütün bir ömrü bir yalanın gölgesinde geçirmekten daha dürüstçe geliyor. Virginia Woolf, Günlükler
Bir gün bir yerde karşılaşırsak, ellerimdeki nasırların nedenini değil, o ellerin bir başkasının dokunuşundan neden bu kadar uzun süre mahrum kaldığını sor bana; çünkü gerçek hikaye, görünen yaralarda değil, o yaraların arkasına saklanan sessizliktedir. - Sabahattin Ali
Dünyayı değiştirmek istersen, önce kendinden başla. Çünkü insanın kendi içindeki karanlığı aydınlatması, tüm dünyaya ışık tutmasından daha zordur ve gerçek özgürlük bu ışığı yakma cesaretindedir. - Fyodor Dostoyevski