oldukça eğlenceli gerçek bir hikâye. aşkından sevdiği kadına adadan ülke kuran bir adam. dönemin özgür, anarşist, hippi düşüncelerinin de etkisiyle şekillenen özgür bir ada. sonrasında dünyanın da ilgisini çekmesiyle gelişen ilginçlikler.
dünyanın sonu filmlerini sevdiğim için görür görmez izledim. film kendini izlettiriyor ve sıkmıyor. ancak verilen imdb puanını kesinlikle hak etmiş. çünkü çok klişe ve mantık hatası var. her felaket filminde aile içindeki sorunlar, dram, dram, dram, cenabetlik vs. olmazsa olmaz.…devamıdünyanın sonu filmlerini sevdiğim için görür görmez izledim. film kendini izlettiriyor ve sıkmıyor. ancak verilen imdb puanını kesinlikle hak etmiş. çünkü çok klişe ve mantık hatası var. her felaket filminde aile içindeki sorunlar, dram, dram, dram, cenabetlik vs. olmazsa olmaz. neyse pazar günü açın izleyin sıkmaz en azından.
ilk sezonu yeni bitirdiğim dizi. nasıl güzel bir iş, anlatmak zor. çok sıradan gibi görünen ama katmanlarla örülmüş hikayesi. hikayeyi anlatma yolu. kurgusu. beklenmedik anları, tahmin edilemez bağlantıları. umarım ikinci sezonu da ilki kadar iyidir.
kanadali yazar guy delisle'nin kuzey kore de yasadiklarindan yola cikarak cizdigi siyah beyaz bir cizgi roman. kuzey kore hakkında tahmin ettiginizden çokta fazlasını katmıyor size ancak yazarın samimi sohbetleri okurken eğlendiriyor.
önümüzdeki 10 yıl içerisinde metaverse sisteminin artik yeni sanal internet olacağını tahmin ediyorum. metaverse nedir? sorusuna en iyi cevabı spielberg bu filmle vermiş. çok yakında gerçek dünyadan çok sanal dünyada zaman harcayacağız. günlük hayatta yaptığımız her şeyi (işlerimiz dahil) sanal…devamıönümüzdeki 10 yıl içerisinde metaverse sisteminin artik yeni sanal internet olacağını tahmin ediyorum. metaverse nedir? sorusuna en iyi cevabı spielberg bu filmle vermiş.
çok yakında gerçek dünyadan çok sanal dünyada zaman harcayacağız. günlük hayatta yaptığımız her şeyi (işlerimiz dahil) sanal dünyada halledebilir hale geleceğiz. gelecek heyecan verici.
asalet, zarafet, nahiflik ve daha akla gelebilecek pek çok güzelliği barındıran film. uzun zamandır bekletiyordum daha erken izlemediğim için çok pişman oldum.
tek mekan filmlerini çekmek ve seyirciyi sıkmamak oldukça zor bir iştir. film bunu başarıyor. başından sonuna kadar gerilerek izlemeye devam ediyorsunuz. filmin sonunda da ters köşe oluyorsunuz. kesinlikle tavsiye ederim.
gerçek türkiye'yi anlatmak için gerçek türkiye'nin imkansızlıkları içinde çekilmiş bir film. bu film görmek istemediğiniz türkiye'dir. tarık akan, 1997 yılında 32. gün'e verdiği röportajda filmi şu şekilde anlatmıştır; "1981’in ocak veya şubat ayında bu filmi çekmeye başladık. o dönemin şartlarını…devamıgerçek türkiye'yi anlatmak için gerçek türkiye'nin imkansızlıkları içinde çekilmiş bir film. bu film görmek istemediğiniz türkiye'dir.
tarık akan, 1997 yılında 32. gün'e verdiği röportajda filmi şu şekilde anlatmıştır; "1981’in ocak veya şubat ayında bu filmi çekmeye başladık. o dönemin şartlarını da anlatmak lazım. 1980 darbesi olmuştu ama daha tam olarak askeri yönetim yerine oturmamıştı; bu yüzden de bir karmaşa hakimdi. askeri kuvvetler tarafından baskı altına alınıyorduk ve bu yüzden de kameraları otobüsün içine saklayarak o sahneyi çekip, hemen başka bir ile geçiyorduk. diyarbakır sıkı yönetim komutanlığı ve bir başka sıkı yönetim komutanlığına, filmin başka bir versiyonunun yazılı metnini vererek oradan gelen askerleri filmlerimizde oynatıyorduk. daha sonra film hemen bir kurye ile istanbul’a gidiyordu. oradan da filmin negatifleri isviçre’ye gidiyordu çünkü her an tutuklanma ihtimalimiz var, filmin yasaklanma ihtimali veya filmin negatiflerine el koyulma ihtimali var. buna karşı olarak biz de negatifleri hemen isviçre’ye gönderiyorduk. filmin her şeyi tamamıyla yılmaz güney’e aitti. filmi çektiğimiz sırada kendisi ısparta yarı açık ceza evi’nde yatıyordu. yol filmi politik bir filmdir. türkiye’nin içinde her şeyin hapishane olduğunu söyleyen bir filmdir. demokrasinin olmadığı, yasakların olduğunu, özgürlüğün olmadığını anlatan bir yapıttır."
10-11 milyon kadar insan yahudi, eşcinsel, roman olduğu için veya siyasi farklılıkları nedeniyle soykırıma uğradı. bunları rakamsal duyduğumuz zaman hissedemiyoruz belki. işte anne frank bu rakamlardan biri ve size gerçekten bu soykırımı hissettiriyor. çünkü bu sayıların her birinin bizim gibi…devamı10-11 milyon kadar insan yahudi, eşcinsel, roman olduğu için veya siyasi farklılıkları nedeniyle soykırıma uğradı. bunları rakamsal duyduğumuz zaman hissedemiyoruz belki. işte anne frank bu rakamlardan biri ve size gerçekten bu soykırımı hissettiriyor. çünkü bu sayıların her birinin bizim gibi insan olduğunu hatırlıyor ve onlarında hayalleri, duyguları, umutları olduğunu hissediyoruz...
anne günlüğünde kitty ismini verdiği arkadaşına arka evdeki hayati anlatıyor ve birden bire o kitty siz oluyorsunuz. bu yüzden ki sonunda bir arkadaşımı kaybetmiş gibi üzüldüm ve ağladım.
herkesin okuması ve okutması gereken bir kitap.