Alkım'ın (@sacris) doğum günüm için yazdığı şiiri/hikayeyi paylaşmak istiyorum, loş odamdan çıktığımda, yaklaşıyorum tenha bir bulvara. ben yolumu ararken bu zifiri karanlıkta, düşüyor üstüme gökten bir pusula kafamı kaldırıp baktığımda yıldızların yaydığı ışıkta süzülüyor siyah büyük bir yarasa. hayal gördüğümü…devamıAlkım'ın (@sacris) doğum günüm için yazdığı şiiri/hikayeyi paylaşmak istiyorum,
loş odamdan çıktığımda,
yaklaşıyorum tenha bir bulvara.
ben yolumu ararken bu zifiri karanlıkta,
düşüyor üstüme gökten bir pusula
kafamı kaldırıp baktığımda
yıldızların yaydığı ışıkta süzülüyor
siyah büyük bir yarasa.
hayal gördüğümü sanıyorum en başta
yanıldığımı fark ediyorum ama
elimdeki pusulaya baktığımda.
kaybolduğumu anlayan ona güvenerek
yönümü çeviriyorum çırpışan kanatlara
pusulamın rehberliğinde giriyorum ormana
olmam gereken yerde kendimi bulmaya.
geçen sürenin ardından bakıyorum etrafıma
yine gözüme ilişiyor o aynı yarasa
biraz yaklaşınca başlıyor haykırmaya;
"geç kaldım! geç kaldım!
senin hiç yok mu aklın,
her gördüğünün peşine takılırsın?"
fark etmek anladığımı yarasanın dilini,
çekilmeme sebep oluyor irkilerek geri.
gördüm mü hiç ben konuşan bir hayvanı?
şokum onu da şaşırtmış ki bana baktı
kocaman gözleriyle, sonunda kadar açtığı.
yine sivri dişlerini göstererek araladı ağzını
ve işittim yeni bir ses daha;
"bu halimi anlayanı görmemiştim
yüzyıllardır gittiğim kalelerde bile.
sıkışıp kaldığım bu bedende,
kendi türüm bile bana getiremedi çare.
ama sen genç oğlan,
henüz neden bir yarasanın konuştuğunu anlayamayan,
belki bulabilirsin bu halime bir şifa,
ve beni geri döndürürsün o eski yıllarıma."
her gece görmem konuşan bir yarasa,
o yüzden izin verin biraz şaşkınlığıma
fakat yine de cevap vermek lazım şimdi
bu anlaşılmamış değişik canlıya.
"eski yıllarına dönmekle neyi söylersin?
yarasalar da mı anlamaz seni,
çareni bana yüklersin?"
yarasanın bakışları öfkeye boyandı,
bana bağrışı tüm ormanda yankılandı;
"çaremi niye sende olsun?
ben böyle konuşurken,
yarasaların beni anlamasını bekleyen
bir adamda çare olmaz zaten!
sadece yardım sordum sana! yardım!
konuşmamdan anlamaz mısın,
yarasa değilim ki ben!
baştan beri sana der dururum,
bu beden değil bana ait olan,
yalnızca beni içine hapseden bir alan.
konuşayım açıkça:
ben hükmederken krallığıma
vampirlerden haz etmeyen cadının biri
mühürledi beni yarasa formuma!
şimdi kaldım böyle, bu halde,
uçarım diyar diyar şifacılar keşfetmeye."
her şeyi sonunda anladığım zamanda,
el uzatmak istedim bu hükümrana.
fark ettim ki göğe tek başına uçanın bile
bazen ihtiyacı oluyor kalacak bir kaleye.
onu onayladığımı belirtmek için
cevabımı söze döktüm, o da bilsin;
"eğer yardımım dokunacaksa
kurtarılmayı bekleyen ruhuna
o halde hiç düşünmeden olurum yanında
ama söyle bana, ne yapmak lazım açıkça."
sözlerim bittiğinde yüzünü aldı evham,
nedenini dinlemek için bekledim o an.
söyledi bana kendisinin de bilmediğini,
o yüzden, her yeri öğrenmek için gezdiğini.
düşündüm,
ilk kez kaldığım bu durumdan,
nasıl çıkılması gerek.
daha sonra anımsamaya başladım
masalların yeniden canlandıran gücünü.
bununla yarasayı kavramam bir oldu,
elimde bağırıp dişlerini etime geçirirken
"sen covid bilmez misin ormanın oğlu?"
söylediğine aldırışsızca aklımdakini yaptım,
ufak bir yakınlaşmayla,
o batmani sonunda mağrasından çıkardım.
onu geri bıraktığımda, öfkeyle baktı bana,
haykırdı kanatlarını çırparken suratıma;
"işe yaramaz bunlar, değiliz bir masalda!"
bense aldırış etmeden bekledim,
etrafındaki ışık hüzmesini seyrettim.
henüz bilmiyordu ama
büyüyü kırmıştık aslında.
sonra yarasanın bedeni parçalanırcasına
değişmeye, girmeye başladı yeni bir kalıba.
çok geçmeden alımlı bir kadın belirdi karşımda,
yıllar sonra eski bedenine kavuşmasına
ne tepki vereceğini bilmeden öylece kaldı.
ardından kolları boynuma sarıldı
o an beni kucaklayacak mı boğacak mı,
ayırt etmesi güçtü ama
karşılaştım sıcak bir kucaklamayla.
bu ilginç bir sıfat oluyor aslında,
karşımdaki vampirin soğuk bedeni durunca.
teşekkür etti bana yaklaşarak usulca
sonra başladı yine cümleler sıralamaya;
"yapacağım seni krallığımın yeni prensi
ve uğruna vereceğim her vampirin
görmüş olacağı en büyük kan partisini!
katılamayacağını düşünüyorsan da,
yarasa halimle seni dişlerken
fark bırakmadım aramızda."
duyduğumu biraz düşününce başımı salladım,
artık vampirsem onun prensi olmaya da hazırdım.
ne de olsa, bir yarasadan vampirlik kapmak,
covide yakalanmaktan her zaman iyidir.
ve karşımdaki güzel hünkarın teklifi,
benim gibi kaybolmuşun teki için
reddedilmeyecek cinstendir.
bitti.
first of all, I LOVE HIM SO MUCH. bear or man? but the man is;
gerçekten en özel doğum günü hediyelerimden birisi oldu, ezginin yaptığı moodboardları es geçemem, bizim ilişki dinamiğimizi o kadar güzel anlatmışsın ki okurken bir yerden sonr okumayı unuttuğumu fark ettim, okuduklarım direkt olarak gözümde canlandı.
hayatımın o duygu boşluğunu doldurmakla kalmayıp beni her zaman daha iyi olmya itip her zaman yanımd olduğun için çok teşekkür ederim, iyi ki varsın seni çok seviyorum<3
HE IS MY HUSBAND FOR A REASON! (we are both gays)