Hayatımda hiç ”Bu arkasını dönüp giderse ben ne yaparım” endişesiyle sevilmediğimi farkettim. O yüzden bizim gidişlerimiz hiç bir zaman gitmekten sayılmazdı. Hani bazen, insana bir aydınlanma gelir ya; dalar kalırsın boşluğa, öyle bir gün işte…
Yalnızlık, insanın kendi yankısıyla baş başa kaldığı en sessiz aynadır. Kalabalıklar arasında bile hissedilen o derin boşluk, bir dağın zirvesindeki sessizlik kadar ürpertici bir denizin dibindeki karanlık kadar derin, diptedir. Herkesin sesini duyar ama kimsenin kalbine değemezsin. Eller uzanır, ama…devamıYalnızlık, insanın kendi yankısıyla baş başa kaldığı en sessiz aynadır. Kalabalıklar arasında bile hissedilen o derin boşluk, bir dağın zirvesindeki sessizlik kadar ürpertici bir denizin dibindeki karanlık kadar derin, diptedir. Herkesin sesini duyar ama kimsenin kalbine değemezsin. Eller uzanır, ama tutunamazsın…
Zaman akar, saat tik takları bir nabzı gibi vurur yalnızlığın damarlarına. Her şey geçer ama yalnızlık geçmez. Çünkü o, insana dışarıdan gelmez, içeriden doğar. Kimi için bir ceza, kimi için bir sığınaktır. Kimi ondan kaçar, kimi onunla konuşur.
Ve sonunda anlarsın;
Yalnızlık seni tüketen değil, seni senle tanıştıran sessiz çığlıktır…
Birine alın yazısı olmak… Mümkün mü? Yusuf dedi Züleyha… Sana gel kaderim ol demem. O kadar ki; güldeki Sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana… Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğu kadar alın yazısıyım sana…
Yaz bana. memleket karışmış, tuttuğun takım maçı kaybetmiş, en sevdiğin film tekrar vizyona girecekmiş. muhakkak yaz. İşten çıkınca, sokakta bir kediye rastlayınca, gökte bulutları belki bir armuta benzettiğin vakit yaz. Bulutun armuta benzemesi nereden baksan şaşırılacak şeydir. Boynu bükük bir…devamıYaz bana.
memleket karışmış,
tuttuğun takım maçı kaybetmiş,
en sevdiğin film tekrar vizyona
girecekmiş. muhakkak yaz.
İşten çıkınca, sokakta
bir kediye rastlayınca,
gökte bulutları belki bir
armuta benzettiğin vakit yaz.
Bulutun armuta benzemesi nereden
baksan şaşırılacak şeydir.
Boynu bükük bir çiçek görürsen yaz,
gri kaldırım taşlarının arasına
karışmış kırmızı renk taşı görünce yaz.
Bahane çok. sen birini tut
yakasından, onun için yaz.
Canın sıkılır belki, yaz.
ben gülmenin her koşulda
bir yolunu bulurum,
güldürürüm seni.
Sen gülmek için yaz.
Az çok anlarım şiirden,
kelimeler yüreğini daraltırsa yaz.
şarkılar söylerim sana.
Oje rengi seçmek istersen, belki
sadece susmak istersen yaz.
Seni sevmek, en sevdiğim iple bana
örülmüş bir kazak gibi bir histir şimdi.
Sen tut ilmeğin ucundan,
onun için yaz...
Bugün de bir filmle geldimmm. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Başrolde teen wolf, labirent serisinin yıldızı olan dylan o breın olduğu için bu adamın oynadığı dizi filmler zaten güzeldir diyerek başladığım ama hayal kırıklığı olan bir filmdi. Ki bunu imdb puanından…devamıBugün de bir filmle geldimmm. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Başrolde teen wolf, labirent serisinin yıldızı olan dylan o breın olduğu için bu adamın oynadığı dizi filmler zaten güzeldir diyerek başladığım ama hayal kırıklığı olan bir filmdi. Ki bunu imdb puanından da anlarsınız. Başrol karakterimizin sevgilisinin bir terör saldırısında öldürülmesi ve abimizin intikam ateşiyle yanıp tutuşması sonucu CIA in gelip tamam sen bu adamların peşine düşeceksin bari gel bizle çalış demesini anlatıyor. Aslında klasik Amerikan senaryosu. Ama filmde hem oyunculukların kötü olması, hemde İstanbul’da geçen kısımda şehrin Arap ülkesi gibi gösterilmesi can sıkıcıydı. Çerezlik bile izlemeyi tavsiye etmeyeceğim bir yapımdır kendileri. Ama yine de merak edip izlemek isteyenlere şimdiden iyi seyirler :)
Nefret ettim insanlığınızdan. Kalp kırmaktan, duyguları incitmekten, göz yaşı döktürmekten ne kadar keyif alır olmuşsunuz. Elindekinin kıymetini bilmemek, onun bir başkasının hayali olabileceğini görememek ne kadar popüler bir hâl haline gelmiş. Taş kesilmiş kalpleriniz. Sevgi görmemiş ruhunuza, kuduz bir köpek…devamıNefret ettim insanlığınızdan. Kalp kırmaktan, duyguları incitmekten, göz yaşı döktürmekten ne kadar keyif alır olmuşsunuz. Elindekinin kıymetini bilmemek, onun bir başkasının hayali olabileceğini görememek ne kadar popüler bir hâl haline gelmiş. Taş kesilmiş kalpleriniz. Sevgi görmemiş ruhunuza, kuduz bir köpek misali ilk dokunmak isteyene saldırır olmuşsunuz. Ön yargılarınızda boğulup kalmışsınız. Gönül gözüyle görmeyi bırak, kendi gözleriniz etrafınızdaki güzelliklere kapanır hale gelmiş. Savaşmak sevişmekten daha kolay zahmetsiz gelmiş o bitik ruhlarınıza. Önüne altın tepside sunulanı elinin tersiyle itip sonra ben buna açım ama ulaşamıyorum demeyi marifet bellemiş insanoğlu. Yazık, çok yazık…
Askerlik psikolojisi çok değişik bir şeymiş gerçekten. Benim olduğum yerde işim sürekli sabit nöbet ve 14 km süren yürüme devriyeden ibaret. İlk zamanlar çok yorardı sıkardı. Dinlenmek için vakit kollar günde iki nöbet değil de tek nöbet yazılsın da yatalım…devamıAskerlik psikolojisi çok değişik bir şeymiş gerçekten. Benim olduğum yerde işim sürekli sabit nöbet ve 14 km süren yürüme devriyeden ibaret. İlk zamanlar çok yorardı sıkardı. Dinlenmek için vakit kollar günde iki nöbet değil de tek nöbet yazılsın da yatalım diye dua ederdim. Ama bitmeye yaklaştıkça işler tam tersine döndü. Nöbetim olmadığı zamanlarda taburda kalmak dinlenme gibi değil de sivil hayatta yüzüne bile bakmaya tenezzül etmeyeceğin değişik tiplerin hal hareketlerini triplerini çekmekle geçmeye başladı. Nöbete gitmek tek başına saatler geçirmek daha huzur verici bir hal aldı. İnsan burada gerçekten yalnız olmanın yalnız kalabilmenin insanlardan uzak durmanın sosyal yaşamak kadar hatta daha fazla bir nimet olduğunu öğreniyor cidden.
Ne seni anlamaya yetti zaman... Ne beni anlamana... Dereden tepeden konuştuk, Havadan, sudan, giyimden, kuşamdan Ölümden, yaşamdan Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan, kalabalıktan filmlerden, kitaplardan, mutluluktan, göz yaşından Evlerin iç dünyasından söz ettik. Bu dünyayla, başkalarının dünyasıydı o uzun uzun anlattıklarımız…devamıNe seni anlamaya yetti zaman...
Ne beni anlamana...
Dereden tepeden konuştuk,
Havadan, sudan, giyimden, kuşamdan
Ölümden, yaşamdan
Bir olmaktan, ayrılıktan, yalnızlıktan, kalabalıktan filmlerden, kitaplardan, mutluluktan, göz yaşından
Evlerin iç dünyasından söz ettik.
Bu dünyayla, başkalarının dünyasıydı
o uzun uzun anlattıklarımız
Bir de dost arkadaş muhabbetleri...
Kendi dünyamızdan söz etmedik hiç!
Başımı alıp dağlara çıkacağım
Avazım çıktığı kadar haykıracağım
Dağlar taşlar yıkanacak göz yaşlarımda
Beni onlar anlayacak derken...
Ben sen anla diyordum aslında.
Baktın öylece... Anlayamadın...
Teselli edecek sözler aradın
Çığlığı duyamadın
Suskun olduğum günlerde yüreğimin
neden buz tuttuğunu düşünmedin hiç!
Girip göz bebeklerinden bana bakmaya zaman mı yoktu, yürek mi ?
Bilmiyorum ...
Ben beni anlatmaya yetmedim biliyorum
Seni anladım mı yeteri kadar
şimdi düşünüyorum...
Sar beni
Üşüyorum...
YILDIZ KENTER