Into the Wild içindeki Christopher McCandless karakteri birçok insan için aynı anda hem özgür ruhlu hem de trajik bir figürdür. Bu iki taraf aslında birbirine bağlıdır. Christopher, modern hayatın ona dayattığı şeyleri reddediyor kariyer, para, statü, tüketim kültürü, “normal” yaşam…devamıInto the Wild içindeki Christopher McCandless karakteri birçok insan için aynı anda hem özgür ruhlu hem de trajik bir figürdür. Bu iki taraf aslında birbirine bağlıdır. Christopher, modern hayatın
ona dayattığı şeyleri reddediyor kariyer, para, statü, tüketim kültürü, “normal” yaşam planı. Üniversiteden mezun olduktan sonra biriktirdiği parayı bağışlaması ve tek başına yola çıkması, onun gerçek bir özgürlük arayışında olduğunu gösteriyor. İnsanların çoğunun cesaret edemediği şeyi yapıyor. Toplumun beklentilerinden çıkıp kendi anlamını aramak. Doğada yaşamak istemesi de bunun parçası doğayla doğrudan temas, sade yaşam, bağımsızlık, kimseye bağlı olmama arzusu. Yol boyunca tanıştığı insanları etkilemesinin nedeni de bu. Çünkü Christopher korkusuz görünüyor “gerçek hayatı” arıyor ve bunu samimi şekilde yapıyor. Trajedi ise şu noktada başlıyor. Özgürlük arayışı zamanla insanlardan kopuşa dönüşüyor. Christopher ailesinden uzaklaşıyor, yardım kabul etmiyor, tamamen yalnız yaşamaya çalışıyor, doğayı romantikleştiriyor. Ama insan sadece özgürlükle yaşayamaz. Bağ kurmaya da ihtiyaç duyar. Alaska’da tek başına kaldığında fiziksel olarak hazırlıksız olması, doğanın acımasız gerçekleri, izolasyon, açlık, onu yavaş yavaş tüketiyor. Filmin sonunda ulaştığı farkındalık çok ağır “Happiness is only real when shared.”
Yani “Mutluluk ancak paylaşıldığında gerçektir.” Bu söz trajedinin özeti gibi. Christopher özgürlüğü yalnızlıkta arıyor ama en sonunda insan ilişkilerinin değerini anlıyor. Fakat bunu fark ettiğinde artık çok geç oluyor. Nedenmi bu kadar etkilendim? Bir tarafım Christopher gibi özgür olmak istiyor. Diğer tarafımız onun düştüğü yalnızlıktan korkuyor. Christopherin aksine ben ailemleyken mutluyum, ailemi seviyorum. Redd etdiğim şey sadece toplum, herkesin yapmaya çalıştığı, herkes gibi olmak, birilerine özenmek, aşk, evlilik ve s. Ben bunları istemiyorum, ben üniversiteden mezun olduktan sonra dünyayı gezçek istiyorum tıpki babam anne ve kardeşimin benden istediği gibi. Toplumun saçma kurallarına, hayatımda hiçbir yeri olmayan insanların anlamsız sözlerine kulaklarımı tıkayıp istediğim gibi ailemle huzurlu bir hayat sürmek istiyorum.
Sanırım bunu yapıcam. Christopherden tek farkımız o ki o ailesini, modern yaşamı terk edip vahşi doğada yaşayarak her şeyi geride bıraktı. Bense aileme bağlı kalarak bunu yapıcam, tabikide vahşi doğada değil dldldlldıddı. Böceklerden, karanlıktan ve yanlızlıktan korkarım. Acıktığımda hayvan avlayıp yemem et sevmiyorum ve iğreniyorum. Merak etme Christopher ben mutluluğumu paylaşıcam🪄 Hayalimdeki dünya turuna çıkarken bir youtube hesabı açıp ailem ve arkadaşlarımla çektiğim vlogları orada paylaşıcam.
Dip not: Bu filmi çok sevdiğim bir futbolcunun(Behlul Mustafazade Qarabağ FK) bir muhasebesini okurken orda önerdiğini gördüm ve hemen izledim gerçekten mükemmel bir film.