Bu oppaya aşığım! Saf bir yüzü var. katilimiz kimliğini gizleyerek bu abiyle tehlikeli oyunlar oynuyor. Yanındaki kadına aldanmayın, ortada öyle vıcık vıcık bir aşk yok. Son gaz heyecan, bol aksiyon! Mutlaka listenize ekleyin.
Geçenlerde bir kitapçıya girdim. Elinde bir sürü kitapla rafları düzenleyen, hoş giyimli, otuzlarında bir abi vardı. Görevli olduğunu düşünerek yanına yaklaştım: "Bir kitap arıyorum da, yardım eder misiniz?" diye sordum. O da "Tabii, adı ne?" falan derken, ben sormadan adamın…devamıGeçenlerde bir kitapçıya girdim. Elinde bir sürü kitapla rafları düzenleyen, hoş giyimli, otuzlarında bir abi vardı. Görevli olduğunu düşünerek yanına yaklaştım:
"Bir kitap arıyorum da, yardım eder misiniz?" diye sordum.
O da "Tabii, adı ne?" falan derken, ben sormadan adamın medeni halini, yaşını öğrendim. Nasıl oldu bitti, harbi hatırlamıyorum. Neyse, görevli olmadığını öğrendim. Özrümü dileyip kitapçıdan çıktım; kitabı da bulamamıştık zaten.
O sırada dükkân sahibi geldi, "O kitap bizde yok," dedi. "Peki, teşekkürler," deyip çıktım. Kütüphanenin yolunu tuttum. Baktım, o da geliyor. Dedim herhâlde başka bir yere gidiyordur. Ama kütüphaneye girdikten sonra bir de ne göreyim: Aynı abi orada da!
Beni takip ettiğini düşünerek gidip sordum. Gayet düzgün bir üslupla konuştum. Adam şaşırdı tabii ama hak verdi bana. "Öyle bir şeyin aklımdan geçmesi bile mümkün değil, benim de bir kız kardeşim var," filan dedi.
Yine de durum bana biraz korkutucu geldi. İçimi kemireceğine, ufak bir kuşkuyu ortadan kaldırmanın doğru olacağını düşündüm. "Kusura bakmayın, yanlış anladıysam. Niyetim sadece niyetinizi anlamaktı," dedim. Gidiyordum ki, kütüphane görevlisi bu adama seslendi. Meğer tanışıyorlarmış. Sohbet etmeye başladılar. Ben de diğer bölüme geçip kitapları incelemeye koyuldum.
Adamdan olabildiğince uzak duruyordum. Aradığım kitabı başka bir görevliye sorup buldum. Tam çıkıyordum ki, yine kenarda aynı abiyi gördüm. İçimden “Yine mi sen?” bakışı atmışım gibi oldu. Bir sinirlenince insan nasıl “Ahh!” diye bir nefes alır ya, işte onu yaptım.
Sanırım onun sözlerine inanmadığımı fark etti; konuşacak gibiydi ama vazgeçti. Ben de konuşmasını teşvik etmek amacıyla, "Umarım tekrar karşılaşmayız," dedim.
Abi ise şöyle dedi:
"Benden sana asla zarar gelmez. Öyle düşünmekte son derece haklısın. Ülkece geldiğimiz noktayı düşünürsek, yanlış anlamaya sebebiyet vermek istemem. İçin rahat olsun, evime gideceğim. Buradan sonra benimle karşılaşmayacaksın."
Ben de hâlâ güven vermediğini söyleyince, "Dilersen şikayetçi ol," dedi. Acaba yanlış mı yaptım diye düşündüm. "Buyurun, gidelim," dedim. Emniyete gittik. Orada da herkes bu adamı tanıyordu.
“Tamam,” dedim içimden, “Ben adını bile bilmediğim bu adamla neyin içindeyim? Bu nasıl bir tiyatro?”
Adam bir demez mi:
"Bu hanım kız benden şikayetçi olacaktı, onun için geldik."
Şaşırdım, dilim tutuldu. "Ben gitsem iyi olacak. Şikayetçi falan da değilim," dedim. "Kusura bakma abi tekrardan, gerçekten özür dilerim."
Meğer savcıymış! Bula bula savcıya denk geldik. Neyse, çıkıyordum ki, tam ismimle seslendi.
"İsmimi nereden biliyorsunuz ki? Söylemedim," dedim.
"Baş başa konuşalım bir seninle," dedi.
"Tamam," dedim.
"İki çay gönderin," dedi.
"Çay içmem," dedim.
Baktı, güldü; aklına ne geldiyse artık...
Meğer kütüphanede öğrenmiş ismimi, sordurmuş, her şeye baktırmış. Konuşurken anlattı. Tavrım dikkatini çekmiş, tebrik etti. Şahsi numarasını verdi.
"Umarım gerçek numaranızdır," dedim. Güldü. Aradım, gerçekten de kendi numarasıymış. Adamın makamında sohbet ediyorsun, hâlâ neyin güvensizliği, değil mi?
Neyse, abi abilik yaptı.
"Bir şeye ihtiyacın olursa, samimi söylüyorum, yazabilirsin," dedi.
"Teşekkür ederim," dedim. Müsaade isteyip çıktım.
Ayağınızı denk alın, savcıyla bir ahbaplığım var yani. Yakarım, ona göre! Hahaha.
Tam atvnin ağzına laik dramdi. İkimizin yerine diye uyarladilar hangi kanalda hatırlamıyorum ama atvnin tam anlamıyla ağzına layıktı. Anası hasta olduğu yetmezmiş gibi 7 yaşında ukala ve şımarık bir veledli hasta kadınla.da anlaşmalı evlilik yapıyor. Evet... Bunda da zengin iş…devamıTam atvnin ağzına laik dramdi. İkimizin yerine diye uyarladilar hangi kanalda hatırlamıyorum ama atvnin tam anlamıyla ağzına layıktı.
Anası hasta olduğu yetmezmiş gibi 7 yaşında ukala ve şımarık bir veledli hasta kadınla.da anlaşmalı evlilik yapıyor. Evet... Bunda da zengin iş adamı fakir kadın var. Evet bu sefer farklılık olsun diye adamın yaşını baya büyük almışlar. Yanında da bir alana bir bedava gibi çocuk. Abi hadi yine iyisin çocuk paket geldi. Yapmana gerek yok hazır büyümüş az okursan egitsen yeter. Ya ben kadının da hasta olmasının mantığını anlamayı bırak olm karı ölcek zaten anlaşmalı evlilik niye yaparsın? Gelelim tesadüflere parasız kalmış çöplü üzüm (çocuğu var çünkü) bir restoranda ise başlıyor. Şefi de bizim türk versiyonunda Soner şef hahah adamin restoranindan çıkıyor. Kalacak yeri yok depoda mi neyde kalıyor. Adam şey diyo mal mısın kızım yaz dizisi çekiyoruz sen hastasın anamda hasta benimle evlenirsen hem anama verdiğim sözü tutarım hem de sana bakarım bu kadar acıyı zaten Emrah yaşamadı ben yaşadım ilk olurum deyip nikah masasında dizi tutmadı final yapalım haydi
Kazanılan zaman : 16 saat
Benim kaybettiğim zaman: 3 saat
Değdi mi? Evet
Bir daha izler miyim ? Hayır
E niye izledin o zaman? Sana ne olm zaman benim değil mi köküne para mı veriyorum
Alternatif diğer yorum: Amma iyi diziydi be aglamak için git izle yani sevgiliden ayrılınca kafa dağıtmak için izlemiştim
Övülen bu diziyi Murat Soner gibi gömüyorum. Acil dizi çekmemiz lazim. Niye? Çünkü yayın saatini doldurup para kazanmak için. Elimizde orijinal senaryo yok deyince webtoon günlükleri ne güne duruyor demişler sıvamışlar kolları Abi çek orda bana yakışıklı CEO - güzel…devamıÖvülen bu diziyi Murat Soner gibi gömüyorum.
Acil dizi çekmemiz lazim. Niye? Çünkü yayın saatini doldurup para kazanmak için. Elimizde orijinal senaryo yok deyince webtoon günlükleri ne güne duruyor demişler sıvamışlar kolları Abi çek orda bana yakışıklı CEO - güzel sekreter aşkı deyip başlamışlar yazmaya. A o da ne? Bu tutmaz ilgi çekici bir şey olmalı derken çok yaratıcı senaristler sekreter adama aşık olmasın sorunsalını işlemişler püü sizin yapcaniz işe ulan koskoca holding şirketler sahibi adamı kıçı kırık kızın - cidden güzel ve zeki olsa bari neyse- peşinde koşturuyorlar. Adam deli oluyor bu kız bana niye aşık değil. Adam sorguluyor bakın ! Elini sallasa elli değil bin tane kız saracak. Kızın kapında beklemeler şirkette yakınlaşmaya başlamalar.. ulan kaç yaşına gelmişsin ergenler bile daha olgun takılıyor bu kdrama erkeği ya romantizm yapıyor güçlüyüm param var zenginim beni al al beni sende rahat et bende kafasına tükürdüm neyse kız önce yüz vermiyor ay ben istemem yok siz patronumsunuz yatak odana kadar sokuyon iç çamaşırın ortada e utanmayı sınır çizmeyi bilen zeki sekreter niye dilin tutuluyor ve adamın üstüne düşüyon. Haspam istemem yan cebime koy edebiyatı yapıyor ya orda kim olursa olsun birlikte olmadan sabah olmaz. Bunlar bide ellerine karşı cins eli degmeyi bırak erkek sinek değmemiş gibi bi utanmalar bi kizarmalar ya bırak allasen ya luna parka da götürüyor kıza evlilik teklif ediyor acelen ne he doğum da yapsın mi hemen kız baştan aşağı bir çok saçmalığı romantizm adı altına genç beyinlere sunuyorlar. Kadını yine obje olarak erkeği finans olarak gösterip ikisini matalastiriyorlar. Garibim izleyici de şirkette ise girince ay ofis aşkı yaşarım söyle olur böyle diye pembe hayaller. Gerçek ilişki yaşayan gerçekten çalışan biri olarak bu tarz içerikler eğlence ve zaman harcamanız için tasarlanmış hiçbir faydası olmayan şeyler. Birde defalarca izleyen var bunları. Hayır saçımı başımı yolmuyom bunun için. Dizi bu arada klasik bir sonla bitiyor söylemek içimden gelmedi.
Sözde zeki bir kadın savcı oluyor. Murat Soner ağzıyla anlatcam haha moda tutkunu üstüne?olm sen o kadar hukuk oku ama yönetmeliğe karşı saçma sapan giyinip geliyor. Bir adamla Allah'ın işine bakın otelde denk geliyor. Defilede denk geliyor. Zeki kadın ya…devamıSözde zeki bir kadın savcı oluyor. Murat Soner ağzıyla anlatcam haha moda tutkunu üstüne?olm sen o kadar hukuk oku ama yönetmeliğe karşı saçma sapan giyinip geliyor. Bir adamla Allah'ın işine bakın otelde denk geliyor. Defilede denk geliyor. Zeki kadın ya başka oda almak yerine bu adamın odasına benim diye çörekleniyor. Zeki kadın ya dava dosyalarına bakmayı da bilmiyor. Ulan bunun gibilerini adalet sisteminin çarkına oturtursan iş yürümez tâbi. Ama orası güney Kore burası ise Türkiye Adalet yok bu anlattığım kdrama. Adalet yerini buluyor. Ee bu adamla nasıl kızı yaklaştıracaz deyip düşünmüşler ulan intikam tabiki deyip montelemisler. Kadın da sevimsiz ilk bölüm izledim kafayı yersiniz ya final de biseyime benzese. İzlerken hastaydım. Daha da hasta etti sinir krizlerinden. Öyle saçma salak bir dizi ki mantık hataları banka hesabjmdaki sayıdan daha fazla. Adam da avukat ya malın teki anlatmaya halim yok bunun malliklarini
Black mirror neden abartiliyor? Çünkü sevenlerin film kültürü yok. Film izlediginizde anlayacaksıniz ki Black mirror sadece yansitmaci. Black mirror 1 noktada iyi o da şu distopik bilimkurgu filmlerini daha çok gösteriyor. Ve bu bölümlerde olanların bir çoğunu ben kafamda kuruyordum.…devamıBlack mirror neden abartiliyor? Çünkü sevenlerin film kültürü yok. Film izlediginizde anlayacaksıniz ki Black mirror sadece yansitmaci. Black mirror 1 noktada iyi o da şu distopik bilimkurgu filmlerini daha çok gösteriyor. Ve bu bölümlerde olanların bir çoğunu ben kafamda kuruyordum. Sadece hayal ettiklerimi görsel isitsel olarak gördüm pek tatmin edici değil fakat güzel proje. Yani bu tarz yapılan ilk iş değil ama Netflix için öyle. Az araştırırsanız bunun gibi bir çok hatta en iyilerini goreceksiniz.Neyse ayrıca zihninizin yaratıcı olması için kitap okumalısın. Bir şey daha bır ara Bunun listesini yapıp paylasabilirim. Bunun bölümlerine benzer öyle çok film varki...sizin için ilk sezon için benzer temaları işleyenleri listeledim:
1. The National Anthem (Ulusal Marş)
Temalar: Medya baskısı, toplum psikolojisi, siyaset
Benzer Filmler:
Network (1976) – Medya çılgınlığı ve toplum etkisi üzerine klasik bir başyapıt.
The Truman Show (1998) – Gerçeklik algısı ve medya manipülasyonu.
Wag the Dog (1997) – Siyasetin medyayla olan ilişkisini kara mizahla işliyor.
---
2. Fifteen Million Merits
Temalar: Distopya, medya, tüketim kültürü
Benzer Filmler:
Nineteen Eighty-Four (1984) – George Orwell’ın distopyasının sinema uyarlaması.
The Hunger Games (2012) – Gözetlenen bireyler ve medya şovu teması.
Idiocracy (2006) – Aşırı tüketim ve aptallaşan toplum üzerine bir hiciv.
Battle Royale (2000) – Gençlerin sisteme karşı hayatta kalma mücadelesi.
---
3. The Entire History of You
Temalar: Hafıza, teknoloji, ilişkiler
Benzer Filmler:
Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004) – Hafıza silme teknolojisi ve aşk.
Her (2013) – Teknolojinin insan ilişkilerine etkisi.
Reminiscence (2021) – Hafıza içinde yolculuk ve geçmişe takılı kalma teması.
Minority Report (2002) – Hafıza ve özgür irade konularına teknolojik bir bakış.
Eskiler samimiydi der iç çeker o komşuluk günlerini hatırlarsınız ya. Bizim Türkiye'de bizimkiler mahallenin muhtarları dizilerine karşılık gelen bu dizi romantizmi ve mahalle ilişkilerine değiniyor. 2 sezonu daha var hepsi birbirinden bağımsızdır. En çok bu sezonu seviyorum
Güncel izlediğiniz diziye benzer bu da. Kader degistirme gibi bir şeydi galiba. Çerezlik hoş dizidir. Arkadaşla da izlenir. Sevgiliyle de aileyle de. Yalnız da. Ben en çok yalnız izlemeyi seviyorum. Öyle daha çok özgürsünüz
Pek bilen olmaz bu diziyi. Reenkarnasyonu konu alıyor. Tabi mitolojik olarak. Oduncu ve peri masalını bilirsiniz. Perinin bir de kızı var bu sefer. Günümüze ışınlaniyorlar. Kızı aslan oluyor bazı durumlarda sonra insan formuna dönüşüyor. Peri de bazen yaşlı bir ninine.…devamıPek bilen olmaz bu diziyi. Reenkarnasyonu konu alıyor. Tabi mitolojik olarak. Oduncu ve peri masalını bilirsiniz. Perinin bir de kızı var bu sefer. Günümüze ışınlaniyorlar. Kızı aslan oluyor bazı durumlarda sonra insan formuna dönüşüyor. Peri de bazen yaşlı bir ninine. İki yakın arkadaş periyi ilk gördüklerinden beri bi şekilde onunla birlikte onu burdan göndermenin yolunu tutar. Keyifli eğlencelidir izleyin.