Musa Yaşaroğlu çok değerli, çalışkan, sözü dinlenesi, izinden gidilesi bir eğitimci yazar. Bu kitabı da sükunetle, derin duygularla, manevi yürüyüşlerle okunabilecek örnek kişileri anlatan bir kitap.
Nerden bulup da izliyorsun böyle filmleri, dedirtecek bir eğitim ve yatılı okul filmi. Filmde öyle çok sıradışı bir şey yok ama ülkesi ve dönemininin şartlarını yansıtması açısından ilgi çekici.
Gerilim, korku türünü sevmem. Bu filmi de çok beğendiğim oyuncu jyothika oynadığı için izledim. Film dar alanda geçiyor bu yüzden sıkıyor biraz. Konu büyü. Ve hikaye tahmin edilebilir şekilde ilerliyor. Jyothika, kuzum sen neden böyle filmlerde oynarsın ki. Git romantik…devamıGerilim, korku türünü sevmem. Bu filmi de çok beğendiğim oyuncu jyothika oynadığı için izledim. Film dar alanda geçiyor bu yüzden sıkıyor biraz. Konu büyü. Ve hikaye tahmin edilebilir şekilde ilerliyor.
Jyothika, kuzum sen neden böyle filmlerde oynarsın ki. Git romantik filmlerde, eğitim filmlerinde oyna. Korku filminde ne işin var senin. Senin hatrına korku filmi izlemek zorunda kalıyoruz, yapma bunu bize.
Dizilerin dizisini yapmışlar. Belgesel olsa bu kadar iyi anlatılamazdı dizi sektörü. Özellikle ilk bölümler çok komik. Gerçekle kurgunun kesiştiği noktada kurgu dünyasının gerçekleri bizi varoluşsal gerçeklikten uzaklaştırırken kendisini tekrarlayan kurgunun gerçeği klişeleştirmesi tehlikesine parmak basan bir dizi olmuş. Oyuncular çok…devamıDizilerin dizisini yapmışlar. Belgesel olsa bu kadar iyi anlatılamazdı dizi sektörü. Özellikle ilk bölümler çok komik. Gerçekle kurgunun kesiştiği noktada kurgu dünyasının gerçekleri bizi varoluşsal gerçeklikten uzaklaştırırken kendisini tekrarlayan kurgunun gerçeği klişeleştirmesi tehlikesine parmak basan bir dizi olmuş. Oyuncular çok iyi ve evren karakterine ayrıca bayıldım. Bölüm uzunlukları da ideal olmuş. Sıkmadan izletiyor.
Bir kuyu içinde sudan çok daha fazla şey barındırır. Su da sudan büyüktür dünyada, kuyu da kuyudan büyüktür. Kazakistan bozkırlarında geçen derin anlamlar içeren bir film.
Oyuncular ve oyunculuklar çok iyi. Ama senaryo klişe. Bu oyuncu kadrosuyla çok daha iyi bir dizi çıkabilirdi. Türk dizi sektörü boğazdaki yalılarda dizi çekmeyi bırakmadığı sürece iyi dizi çıkmayacak maalesef.
Jyothika'nın son filmi. Görme engelli bir gencin eğitim hayatını ve ideallerini anlatıyor. Bir jyothika hayranı olarak öğretmen rolünü ona çok yakıştırıyorum. Bu filmi beğenenler onun raatchasi filmini de izlemeli. Ben jyothika var diye izledim. O olmasa yine filmi beğenir miydim?…devamıJyothika'nın son filmi. Görme engelli bir gencin eğitim hayatını ve ideallerini anlatıyor. Bir jyothika hayranı olarak öğretmen rolünü ona çok yakıştırıyorum. Bu filmi beğenenler onun raatchasi filmini de izlemeli. Ben jyothika var diye izledim. O olmasa yine filmi beğenir miydim? Muhtemelen beğenirdim. Film bir çok hint klişesi içerse de genel itibariyle güzel film. Engelli bireyleri gelgitlerini başarılı bir şekilde yansıtmış. Hindistan eğitim sistemine ve siyasetine çakan filmler genelde güzel oluyor.
Benim filmde en çok beğendiğim kısım ise öğretmeniyle öğrencisinin dayanışması oldu.
'Ben de fikirlerimin bazılarına çok katılmıyorum. Daha iyisi olmalı çünkü biliyorum. Daha iyisi vardır her şeyin. Önemli olan daha iyi olana bir basamak olabilmesi cümlelerin.' 'Kalbini hiç kullanmadan yaşayan insanları hemen fark edebilmenin yollarını bilmek gerek. Çünkü kalbini kullanmayan insanlarla…devamı'Ben de fikirlerimin bazılarına çok katılmıyorum. Daha iyisi olmalı çünkü biliyorum. Daha iyisi vardır her şeyin. Önemli olan daha iyi olana bir basamak olabilmesi cümlelerin.'
'Kalbini hiç kullanmadan yaşayan insanları hemen fark edebilmenin yollarını bilmek gerek. Çünkü kalbini kullanmayan insanlarla ne kadar az muhatap olursak o kadar iyi.'
Kitabı okurken Erich Fromm'a acıdım. Kitap boyunca sevgiyi bulmak için uğraşmış, aramış, sorgulamış ama bulamamış garibim. Ve bunu itiraf etmiş: "Bizden bu kitapta beklenen sevmeyi öğretmemiz olmaktadır oysa bu kitaptan bunu bekleyen hayal kırıklığına uğrayacaktır." Sayfa 127 Bol bol Freud'a…devamıKitabı okurken Erich Fromm'a acıdım. Kitap boyunca sevgiyi bulmak için uğraşmış, aramış, sorgulamış ama bulamamış garibim. Ve bunu itiraf etmiş:
"Bizden bu kitapta beklenen sevmeyi öğretmemiz olmaktadır oysa bu kitaptan bunu bekleyen hayal kırıklığına uğrayacaktır." Sayfa 127
Bol bol Freud'a atıf yapmış yazar. Çünkü Freud da aynı yolda ömür tüketti. İnsanla ilgili devasa çözümlemeler yaptı ama ne yapıp ettiyse kendisiyle çelişmekten öteye gidemedi. Bu kitapta da çelişkiler var çünkü bulamazlar efendim. Hakikatten uzak insan ne kadar ararsa arasın gerçeği bulamaz.
Freud insanı tanımış olsaydı bütün meseleyi çözecekti bence. Oysa Erich From'daki insan da Ferud'daki insan da gerçek insan değil.
Bunların durumuna şöyle örnek verebilirim: Bir deveyi at sanıyorsan onun hakkında yıllarca konuşsan, sorgulasan tam gerçeğe ulaşamazsın. Hem Freud hem Erich Fromm'un durumu aynen bu. Kitapta bunu net hissettim.
En son geldiği nokta ise şu Erich Fromm'un: "Sevmek kişinin salt kendisi için ve tek başına bireysel bir deneyimdir."
Kitabın geldiği nokta bu. Al sana sevme sanatı. Böyle öğrenince herkes sevgide hayal kırıklığı yaşıyor haliyle. Oysa gerçekle bunun alakası yok.
Sevgiyi anlamak için önce insanı tanımak lazım.
Freud; id, ego, süper ego'nun üç ayrı varlık olduğunu anlayabilseydi meseleyi çözecekti. Orada takıldı kaldı. Sonuç olarak Erich From da çözememiş sevgi meselesini. Sadece sorgulamış ve kendisiyle çelişmiş durmuş.