Nu - MAN O TO saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben... endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben... bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben... sen ve ben, ne sen varsın ne de ben,…devamıNu - MAN O TO
saadet zamanı: avluya doğru oturmuşuz,
sen ve ben...
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben...
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben...
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden...
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Nolan'ın senaryo itibariyle en sevdiğim filmi diyebilirim... Matrix'ten esinlenilmiş gibi görünse de tema itibariyle tamamen farklı, psikanalizi mükemmel derecede ele almış ve bunu rüyalar üzerinden izleyiciye aktarmıştır.. Her ne kadar bilimkurgu filmi olsa da bilinç ve bilinçaltının insan ve insan…devamıNolan'ın senaryo itibariyle en sevdiğim filmi diyebilirim...
Matrix'ten esinlenilmiş gibi görünse de tema itibariyle tamamen farklı, psikanalizi mükemmel derecede ele almış ve bunu rüyalar üzerinden izleyiciye aktarmıştır..
Her ne kadar bilimkurgu filmi olsa da bilinç ve bilinçaltının insan ve insan hayatı üzerindeki etkisini tamamen somutlaştırmıştır...
Bilinçaltına telkin edilen bir fikir belki de hayatın sonuna kadar insanı mükemmelleştirebilir ya da mahvedebilir... Tabi ki bu da insanın kendisini nasıl tanımlaması gerektiğine bağlıdır... Aynen replikte belirttiği gibi...
"Bir fikir, virüs gibidir. Esnektir. Oldukça bulaşıcıdır. Ve ufacık bir fikir tohumu bile büyüyebilir. Seni tanımlamak ya da yok etmek için büyüyebilir.”
İşin dramatik yönü belki de hepimiz bilinç ve bilinçaltının nasıl çalıştığını biliyoruz fakat hala bilinçaltına hükmedemiyoruz...
Yoksa hepimiz bilinçaltımıza bu kadar aksiyon olmadan ya da birilerinin yönlendirmesi olmadan bir rüzgar gülü koyup, kendimizi tamamen tanımlayıp mutlu mesut yaşayabilirdik...
"Seni unutmam gerektiğini hatırlayamıyorum" Sanırım Nolan film süresince bizim de Leonard gibi amnezi olmamızı istemiş... Bir gün beynimizi yakacak ya dur bakalım...
Joel Schumacher'in aslında David Fincher filmlerini anımsatan karanlık temalara bolca yer verdiği suç-gizem filmi... Bir de aksak arap ritimleriyle süslenmiş soundtrackleri yok mu bazen aklıma geliyor dinlemeden edemiyorum Kayıp bir kızın araştırılması ile başlayan film porno sektörünün en derin köşelerinde…devamıJoel Schumacher'in aslında David Fincher filmlerini anımsatan karanlık temalara bolca yer verdiği suç-gizem filmi...
Bir de aksak arap ritimleriyle süslenmiş soundtrackleri yok mu bazen aklıma geliyor dinlemeden edemiyorum
Kayıp bir kızın araştırılması ile başlayan film porno sektörünün en derin köşelerinde gittikçe karanlıklaşıyor...
Ve tam o arada adamım Max California devreye girer ve efsane repliğini söyler:)
"Şeytanla dans edersen şeytan değişmez seni değiştirir..."
İlk çıktığı zamanı hatırlıyorum, sinema çekimi olarak yarım yamalak izlemiştim ne günlerdi... Yapay zeka, kodlama, makinelerin yönetimi ne ola ki? İnternetin yeni yeni yaygınlaşmaya başlaması aslında bu terimler ile yeni bir dönem açıyordu... Tam da bu sırada yayınlanan film zihinlerde…devamıİlk çıktığı zamanı hatırlıyorum, sinema çekimi olarak yarım yamalak izlemiştim ne günlerdi...
Yapay zeka, kodlama, makinelerin yönetimi ne ola ki?
İnternetin yeni yeni yaygınlaşmaya başlaması aslında bu terimler ile yeni bir dönem açıyordu...
Tam da bu sırada yayınlanan film zihinlerde "Lan acaba olabilir mi" sorularına neden oldu...
Çoğu filmin temelini atan eşsiz kareografiler, aksiyon sahneleri, aslında arkasında zihinlerimizin uyutulduğu ve yapay bir dünyada yaşadığımızı zannettiğimiz bir düşünceyi saklıyordu...
Film film olmaktan çıktı büyük bir kitle tarafından hala felsefe olarak kabul görmektedir...
Velhasıl öyle olmasa bile filmin teknolojiye az da olsa yön verdiğini düşünmekteyim...
Zira makineler bizi ele geçirip, sarıp sarmalayıp uyuturlar mı bilmem ama yapay zeka konusu hâlâ gündemde ve kodlama ile birlikte teknolojinin her alanında kullanılıyor...
Yalnız biz nesneleri internetleştirip, machineleri learninglerken, machineler de bizi learninglerse işte o zaman tünelin sonu Mahmut Hoca'nın odasına çıkar:)
İşin şakası bi yana bu denli yaratıcı bir senaryo için Wachowski'ler bence büyük saygıyı hakediyor...
"Sende gördüklerini kabullenen birinin gözleri var... Çünkü uyanmayı bekliyorsun..."
Aslında biz izleyiciler filmlerin hep mutlu sonla bitmesini isteriz, kahramanın başına kötü bir şey gelmesini istemeyiz... En azından filmleri izlediğimiz 1.30-2 saatlik sürelerde dünyada hep kahramanların, iyilerin kazandığını düşünerek tatmin oluruz... Arlington Road bu bağlamda düşünüldüğünde bir filmden ziyade politik…devamıAslında biz izleyiciler filmlerin hep mutlu sonla bitmesini isteriz, kahramanın başına kötü bir şey gelmesini istemeyiz...
En azından filmleri izlediğimiz 1.30-2 saatlik sürelerde dünyada hep kahramanların, iyilerin kazandığını düşünerek tatmin oluruz...
Arlington Road bu bağlamda düşünüldüğünde bir filmden ziyade politik bir simülasyon aslında...
Dünyada her zaman iyiler kazanmaz ve iyiler kadar kötülerde kendilerince başarılı olup amaçlarına ulaşırlar...
Bu hangi tarafın yaptığı işte ne kadar ustalaştığı ile ilgili bir mesele...
Bizler gündelik hayatımızda yaptığımız küçük işlerde ustalaşıp toplum olarak hayatın akışına bir katkı sağlarken kimi insanlar kaosta ustalaşır...
Toplum olarak oluşturduğumuz düzeni bozmaya çalışarak bu kaosta yükselmeye çalışırlar ve gün be gün bu konuda ustalaşırlar...
Hitler gibi örneğin; amacı uğruna bir kaos oluşturup bunda yükselmeye çalışması gibi...
Film bu bağlamda amacını çok iyi yansıtmış...
Sıradan mutlu sonla biten bir macera filmi izletmek yerine, dünyada böyle insanlar var ve bazı şeyler bizim bildiğimiz gibi değil mesajını veriyor...
Oyunculara baktığımızda Jeff Bridges'e zaten söyleyecek söz yok ama temiz yüzlü Tim Robbins tam da rol için biçilmiş kaftan olmuş...
Puanım 8/10...