Dizinin iyi yanları olarak; animasyonları, çizimleri, kanlı savaş sahneleri, ilgi çekici hikaye anlatımı ve müzik seçimleri diyebilirim. Cidden çok sürükleyiciydi, sağlam bir intikam hikayesi... Dizi iyiydi ama öyle sağlam bir kurgusu ya da izleyiciyi tam olarak içine çekmeyi başarabilen bir…devamıDizinin iyi yanları olarak; animasyonları, çizimleri, kanlı savaş sahneleri, ilgi çekici hikaye anlatımı ve müzik seçimleri diyebilirim. Cidden çok sürükleyiciydi, sağlam bir intikam hikayesi... Dizi iyiydi ama öyle sağlam bir kurgusu ya da izleyiciyi tam olarak içine çekmeyi başarabilen bir hikayesi yok. Kötü değil, iyi ama üst düzey diyemem. Ve diziyi önermekle önermemek arasında kaldım. Demek istediğim, diziyi birkaç kelime ile özetleseydim eğer;
Savaş, seks, savaş, daha çok seks, daha çok savaş, gavatlık, deyyusluk, biseksüellik, gay'lik, lezbiyenlik (ayrıca bir yerde Loki kendini bir ata becertiyor bunun adına ne denir bilmiyorum) ha bir de siyahi Freya mı? = Netflix yapımı.
O kadar çok seks sahnesi ve ahlak dışı şeyler var ki mesela erkeklerin ve kadınların cinsel organlarını göstermemek şöyle dursun sansür bile yok. Hatta bazı sahnelerde öyle kadın, erkek demeden millet "dal taşak" meydanda geziyor.
Şu sahneler olmasa ya da azaltılmış olsa IMDb puanı 8'e vururmuş. Ben bu diziyi izlemeden önce savaş/kan/aksiyon için izlemeye karar vermiştim ve cidden çok sağlam savaş sahneleri var.
Ama yine de onca iğrençliğe rağmen devamı gelse bi şekilde o abartı sahneleri önemsemeyerek izlerdim doğrusu. Ben beğendim, ama sınırda.
ya şu uygulamaya kim bir yapım hakkında sadece tek bir gönderi yayınlayabilme özelliğini koyduysa onun ben... belki bir dizi izliyorum onun 2. sezonu için yorum yapmak istiyorum belki de bir filmi çok sevdim ve birden fazla kez gönderi yayınlamak istedi…devamıya şu uygulamaya kim bir yapım hakkında sadece tek bir gönderi yayınlayabilme özelliğini koyduysa onun ben... belki bir dizi izliyorum onun 2. sezonu için yorum yapmak istiyorum belki de bir filmi çok sevdim ve birden fazla kez gönderi yayınlamak istedi canım, belki de bir dizinin izlediğim her bölümüyle ilgili ayrı ayrı yorum yapmak istiyorum, size ne yani abi? (╯°□°)╯︵ ┻━┻
Sürekli yeni film/dizi arayıp buluyorum ama hiç başlayamıyorum. Sadece devam eden dizilerimi izleyebiliyorum. İzleyebileceğim bir sürü manyak yapım olduğunu biliyorum ama izleyemiyorum. Bir döngüye sıkışıp kaldım, yeni bir şey yapamıyorum...
Bu filme zaman ayırdığım için kendime kızıyorum açıkçası. İnanılmaz sıradan, inanılmaz saçma ve inanılmaz basit bir filmdi. Bu filmi izlediklerim listesine bile koymayacağım. Çok kötü bir film değildi yanlış anlaşılma olmasın ama film size hiçbir şey vaad etmiyor. Her şey…devamıBu filme zaman ayırdığım için kendime kızıyorum açıkçası. İnanılmaz sıradan, inanılmaz saçma ve inanılmaz basit bir filmdi. Bu filmi izlediklerim listesine bile koymayacağım. Çok kötü bir film değildi yanlış anlaşılma olmasın ama film size hiçbir şey vaad etmiyor. Her şey çok sıradan ve klişe. Televizyonda Beyaz TV'nin sürekli yayınladığı boktan aksiyon filmleriyle hiçbir farkı yok
Kaiju No. 8 izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım; temposu yüksek, akıcı ve görsel olarak gerçekten tatmin edici bir anime. Bu açıdan izleyiciyi ekrana bağlamayı başarıyor. Ancak IMDb puanının biraz abartılı olduğunu düşünüyorum. Konu ve hikâye tarafında çok sıradışı bir şey…devamıKaiju No. 8 izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım; temposu yüksek, akıcı ve görsel olarak gerçekten tatmin edici bir anime. Bu açıdan izleyiciyi ekrana bağlamayı başarıyor. Ancak IMDb puanının biraz abartılı olduğunu düşünüyorum.
Konu ve hikâye tarafında çok sıradışı bir şey sunduğunu söylemek zor. Kaiju teması daha önce defalarca işlendiği için anlatım tanıdık geliyor ve bazı noktalar yeterince açıklanmadan geçiliyor. Bu durum şimdilik “ileride açıklanır” hissi veriyor ama hikâyenin derinliğini de biraz zayıflatıyor.
Ayrıca animede klasik “herkes kahraman olmak istiyor” yaklaşımı oldukça baskın. Karakterlerin neredeyse tamamı fedakâr, iyi niyetli ve başkalarının hayatını kendi hayatının önüne koyuyor. Bu da evreni zaman zaman fazla steril ve toz pembe hissettiriyor. Daha gri, daha çelişkili karakterler hikâyeyi çok daha güçlü kılabilirmiş.
Tüm bunlara rağmen Kaiju No. 8 kesinlikle kötü bir yapım değil. Aksine, akıcılığı, animasyon kalitesi ve genel atmosferiyle keyifle izleniyor. Büyük beklentiyle girilmezse gayet tatmin eden bir anime. Devam sezonlarında hikâye daha derinleşirse çok daha iyi bir noktaya gelebilir. Devamını merakla bekliyorum.
Bu manga, herkes tarafından o kadar çok övüldü ve önüme o kadar sık çıktı ki sonunda merak edip okumaya başladım. Fakat açık söylemem gerekirse yarıda bırakmak zorunda kaldım ve kimseye tavsiye edemeyeceğim bir eser olduğunu düşünüyorum. Okumadan önce ve biraz…devamıBu manga, herkes tarafından o kadar çok övüldü ve önüme o kadar sık çıktı ki sonunda merak edip okumaya başladım. Fakat açık söylemem gerekirse yarıda bırakmak zorunda kaldım ve kimseye tavsiye edemeyeceğim bir eser olduğunu düşünüyorum.
Okumadan önce ve biraz ilerledikten sonra araştırma yaptım. Ancak karşılaştığım sahneler, sağlıklı bir kafayla yazılıp çizildiğini düşündürmeyecek kadar rahatsız ediciydi. Şiddet sahnelerine belli bir noktaya kadar dayanabilirim ama bu serideki şiddet ve özellikle tecavüz sahneleri çok detaylı, uzun ve fazlasıyla tiksindiriciydi. Dahası, bu sahnelerin içine çocukların da dahil edilmesi kabul edilemez bir durumdu.
Evet, Berserk dünyasının acımasızlığını göstermek istemiş olabilirsiniz ama bu kadarını anlatmak “gerçekçilik” değil, sadece mide bulandırıcı. Üstelik bir defalık bir anlatım değil; tecavüz ve şiddet yan yana defalarca tekrar edilmiş, uzun uzun işlenmiş.
Benim için bu manga artık iyi yanlarını tamamen kaybetti.
❌ Kimseye tavsiye etmiyorum.
Peacemaker aslında “süper kahraman dizisi” kılığına girmiş ama özünde tam bir kara komedi. James Gunn’ın elinden çıktığını daha ilk dakikalardan hissettiriyor çünkü hiçbir karakteri yüceltmeye çalışmıyor, tam tersine hepsini insani zayıflıklarıyla, mallıklarıyla önümüze atıyor. Ana karakter Peacemaker, kaslı ama duygusal…devamıPeacemaker aslında “süper kahraman dizisi” kılığına girmiş ama özünde tam bir kara komedi. James Gunn’ın elinden çıktığını daha ilk dakikalardan hissettiriyor çünkü hiçbir karakteri yüceltmeye çalışmıyor, tam tersine hepsini insani zayıflıklarıyla, mallıklarıyla önümüze atıyor.
Ana karakter Peacemaker, kaslı ama duygusal açıdan çocuksu, hatta yer yer saf bir tip. Kahraman olmaya çalışıyor ama sürekli kendi egosu, travmaları ve salakça kararlarıyla işleri batırıyor. Yanına Vigilante gibi manyak derecede mal bir tip konunca, ortaya zaten tek başına komedi çıkıyor. Ama işin güzelliği şu: burada herkesin bir şekilde arızalı olması. Harcourt’un fazla ciddi ve sert tavrı bile, bu kaotik ekibin içinde tuhaf bir denge unsuru oluyor.
Diziyi asıl farklı kılan şey, komediyi abartılı şiddet ve aşırı açık sahnelerle harmanlaması. Normalde süper kahraman işlerinde şiddet sterilize edilir, ama burada “gore” sahneler mide kaldıracak derecede doğrudan önüne konuyor. Aynı şekilde belaltı sahneler de “ima” düzeyinde değil, bildiğin açık seçik. Bu da izlerken garip bir ikilem yaratıyor: bir yandan kahkahaya boğuluyorsun, bir yandan da “bu sahneyi niye bu kadar uzattınız abi?” diye rahatsız oluyorsun.
Bence Peacemaker’ın en güçlü yanı, absürt mizahı ve karakter dinamikleri. En zayıf yanı ise zaman zaman abarttığı şiddet ve belaltı sahneler yüzünden kendi seyir keyfini baltalaması. Ama işin ilginç tarafı, tam da bu çelişki onun kimliğini oluşturuyor. Marvel/DC kalıbının dışında, seyirciyi ya aşırı güldüren ya da tiksindiren bir noktaya oturuyor.
Sonuç olarak Peacemaker, herkesin seveceği bir iş değil; ama süper kahraman klişelerini yerle bir eden, mallığı ciddiyetin üstüne koyan, kendi tuhaf dengesiyle iz bırakan bir dizi.
Bu film benim gözümde “kılıç dövüşünün sanatı nasıl yapılır?” sorusunun cevabı. Hikâye öyle çok komplike ya da felsefi değil, klasik bir yolculuk ve hayatta kalma öyküsü. Ama filmi özel yapan şey, işin sinematik şiddet kısmı. Dövüş sahneleri öyle abartılı değil,…devamıBu film benim gözümde “kılıç dövüşünün sanatı nasıl yapılır?” sorusunun cevabı. Hikâye öyle çok komplike ya da felsefi değil, klasik bir yolculuk ve hayatta kalma öyküsü. Ama filmi özel yapan şey, işin sinematik şiddet kısmı.
Dövüş sahneleri öyle abartılı değil, katanalar ışık saçmıyor, adamlar tek atışta ordu biçmiyor. Her vuruşun ağırlığı var, her bloklama kılıcı aşındırıyor, yorulan nefesleri bile hissediyorsun. Özellikle finaldeki kapışma, anime tarihinde hâlâ “en iyi kılıç dövüşü” olarak anılmasının boşuna olmadığını kanıtlıyor.
Bir de olay sadece aksiyon değil: Karakterler dümdüz insan, korkuları var, tereddütleri var, kanıyorlar, yoruluyorlar. Bu da izlerken seyirciyi olayın içine çekiyor.
Sonuç: Eğer klişe shounen güç gösterilerinden sıkıldıysan ve gerçekçi, elle tutulur bir samuray aksiyonu görmek istiyorsan, Sword of the Stranger tam bir başyapıt. ⚔️🔥
Mob Psycho 100 aslında tam bir “güçlü karakter” animesi ama olay sadece dayak, patlama, efekt değil. Burada asıl olay Shigeo’nun (Mob’un) iç dünyası. Adam dünyanın en güçlüsü ama kendi hayatında en basit şeylerde bile zayıf hissediyor. Bu da çok güzel…devamıMob Psycho 100 aslında tam bir “güçlü karakter” animesi ama olay sadece dayak, patlama, efekt değil. Burada asıl olay Shigeo’nun (Mob’un) iç dünyası. Adam dünyanın en güçlüsü ama kendi hayatında en basit şeylerde bile zayıf hissediyor. Bu da çok güzel bi tezat yaratıyor.
Seri sana şunu hissettiriyor: Güçlü olmak sadece “düşmanı yere sermek” değil, duygularını kontrol edebilmek, insanlarla bağ kurabilmek. Mob’un sürekli “normal” biri olmak istemesi, hatta “özel güçsüz de değerli olabilirim” diye çabalaması çok insancıl bir mesele.
Yan karakterler de boş değil, özellikle Reigen. Adam sahtekar gibi gözüküyor ama aslında Mob’un en büyük rehberi. “Yalanıyla bile doğru söyleyen” bir karakter resmen. Bence animeyi taşıyan en önemli isimlerden biri o.
Ayrıca görsel stilini de söylemeden geçemem. ONE’ın çizim tarzı zaten basit, ama animasyon ekibi bunu avantaja çevirmiş. Dövüş sahneleri patlıyor resmen, hem absürt hem de akılda kalıcı.
Finaline doğru da çok sağlam bir kapanış yapıyor. Mob’un kendiyle yüzleşmesi, duygularını kabul etmesi, “normal” olma isteğini geride bırakıp olduğu kişiyle barışması… cidden çok tatmin edici bir son.
Kısaca, Mob Psycho 100 sadece güç gösterisi değil, kim olduğunu bulmaya çalışan bir çocuğun hikayesi. Eğlenceli, derin ve duygusal.
(Dipnot: İzlediğim en komik animeydi, bunu izlerken fazla gülmekten kan ter attım sürekli ksmzmmwnx)