“Ebeveynlerim normaldi, çoğu ebeveynin yapacağı şeyi yaptılar. Durumu kötüleştirdiler. Yeterince uzun süre deli olduğunu düşünürsen bir çıkış yolu buluyorsun.”
Can sıkıntısından kafam dağılsın diyerek izlediğim filmdi, beklentim düşük olduğu için hayal kırıklığına uğramadım. Küçük ihtimallerin neleri değiştirebileceğini anlatıyor. Konusu güzeldi aslında ama “e hadi artık” dediğim noktalar oldu ve tabi ki romantik komedi filmlerinin klişelerinden bol bol vardı.
Türk yapımı filmlere çok benzettim özellikle komedi anlayışı yönünden. Okb hastası 6 kişinin psikiyatri kliniğinin bekleme salonundan başlayan dostluğunu anlatıyor ve bunu olayları dağıtmadan, uzatmadan anlatmışlar. Sıkılmadan izlenecek bir film👌🏼
Muhteşem ve cesur bir kadının gerçek hikayesini anlatıyor ayrıca 4 bölümlük mini dizi olması olayları kısa sürede etkileyici bir şekilde anlatmasını sağlamış. Madam Walker hem ırkçılığa hem de cinsiyet eşitsizliğine, ataerkil düzene kafa tutmuş ve çabalarının sonucunu almış. Birçok kişi…devamıMuhteşem ve cesur bir kadının gerçek hikayesini anlatıyor ayrıca 4 bölümlük mini dizi olması olayları kısa sürede etkileyici bir şekilde anlatmasını sağlamış. Madam Walker hem ırkçılığa hem de cinsiyet eşitsizliğine, ataerkil düzene kafa tutmuş ve çabalarının sonucunu almış. Birçok kişi hırsını eleştirse de biliyordu ki hırsını bir kenara bıraktığında o dönemin şartlarında bu kadar başarılı olamayabilirdi. Dizi boyunca kadınların “beraber” daha güçlü olduğu vurgulanıyor. Dayanışmamızda beraber güçlüyüz✌🏼
Bu filmde karşımızda kendini tanımayan bir erkek ve güçlü bir kadın var. Bu iki ana karakterin hayatlarındaki küçük ihtimallerin, nasıl sonuçlara yol açabileceğini anlatıyor. Bence en önemli kısmı; doğru insanın sabit olduğu ve bu yüzden de en önemli şeyin “doğru…devamıBu filmde karşımızda kendini tanımayan bir erkek ve güçlü bir kadın var. Bu iki ana karakterin hayatlarındaki küçük ihtimallerin, nasıl sonuçlara yol açabileceğini anlatıyor. Bence en önemli kısmı; doğru insanın sabit olduğu ve bu yüzden de en önemli şeyin “doğru zaman” olduğunu anlatması. Ne kadar doğru bilemem ama doğru zamanda,doğru yerde tanışmanın birçok şeyi değiştirebileceğini düşünüyorum. Diğer romantik filmler gibi, ne kadar klişelerden uzak kalamamış olsa da diğer filmlerden farklı bir bakış açısına sahip.
Son 2-3 sezonu yoksayarsak en sevdiğim dizilerden biri diyebilirim.Heyecanı hep yüksek tutması ve beklenmedik olayların yaşanması çok hoşuma gitti.Oyuncular da gayet iyiydi bence.Ama son sezonlar bence hiç olmasa daha iyi olurdu;Türk dizilerinde bol bol gördüğümüz entrikalar ve uzun bakışma sahneleri…devamıSon 2-3 sezonu yoksayarsak en sevdiğim dizilerden biri diyebilirim.Heyecanı hep yüksek tutması ve beklenmedik olayların yaşanması çok hoşuma gitti.Oyuncular da gayet iyiydi bence.Ama son sezonlar bence hiç olmasa daha iyi olurdu;Türk dizilerinde bol bol gördüğümüz entrikalar ve uzun bakışma sahneleri çoğunluktaydı.Bir noktadan sonra hep beklenilen olaylar yaşanmaya başladı.O yüzden ben son sezonlar yokmuş gibi davranıp hala en sevdiğim dizilerden biri demeye devam edeceğim :)
“İstediğin yere,istediğin zaman gitmek,hayatın en büyük özgürlüğü değil midir? Yüzyıllardır insanın suçlular için bulduğu en geçerli ve etkili cezanın,onları bir yere kapatıp hareket özgürlüklerini kısıtlamak olduğunu hatırlarsak? Ne yazık ki işte bu temel özgürlük gittikçe azalıyor. Bizim ‘Yolculuk nereye?’sorusuna şu…devamı“İstediğin yere,istediğin zaman gitmek,hayatın en büyük özgürlüğü değil midir?
Yüzyıllardır insanın suçlular için bulduğu en geçerli ve etkili cezanın,onları bir yere kapatıp hareket özgürlüklerini kısıtlamak olduğunu hatırlarsak?
Ne yazık ki işte bu temel özgürlük gittikçe azalıyor.
Bizim ‘Yolculuk nereye?’sorusuna şu anda verilecek bir cevabımız yok. ‘Ne bileyim ya,bakıyoruz işte,belki de gitmeyiz bir yere’ olabilir örneğin.Çünkü hevesimiz kaçık,evde oflayıp pufluyoruz.”
Kitabın en ciddi kısmı burasıydı sanırım,kafanızı dağıtabilecek hatta bazen gülümseyerek okuyabileceğiniz bir kitap.
“İnsanın ağrısı,sancısı olduğunda hiç olmazsa bağırabilirdi,ama o sürekli olarak trajik bir biçimde komedi oynamak zorundaydı.Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi,neşeli görünmesi gerekiyordu,bu sahte neşenin ne çabalara mal olduğunu,kendine hâkim olmak için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.”