Ormanda bir kuş var, cıvıltısı durdurur sizi, allaştırır yüzünüzü. Bir saat var çalmayan. Bir su birikintisi var beyaz hayvanların yuva yaptığı. İnen bir kilise ve çıkan bir göl var. Küçük bir fayton var ormanda terk edilmiş ya da, kordelalarla süslü,…devamıOrmanda bir kuş var, cıvıltısı durdurur sizi, allaştırır yüzünüzü.
Bir saat var çalmayan.
Bir su birikintisi var beyaz hayvanların yuva yaptığı.
İnen bir kilise ve çıkan bir göl var.
Küçük bir fayton var ormanda terk edilmiş ya da, kordelalarla süslü, inen doludizgin keçiyolunu.
Giysili küçük tiyatrocular var, ormanın kıyısındaki yolda.
Ve aç ve susuz olduğumuz an, biri var sizi avlayan.
Ay Dönen dünyanın, Sönen yıldızlarında, Aradım umudumu, Ölen zamanımda, Bugünüm hiç olmuş, Yarınım dün, Yaşamama yetmiyor, Uyandığım gün, Kalan vaktimin, Giden zamanımın, Arasında kalmışım, Bu garip arafın, Hasta iken ruh, Dinç iken beden, Gri bir gökyüzü, Bana iyi gelen, Gören…devamıAy
Dönen dünyanın,
Sönen yıldızlarında,
Aradım umudumu,
Ölen zamanımda,
Bugünüm hiç olmuş,
Yarınım dün,
Yaşamama yetmiyor,
Uyandığım gün,
Kalan vaktimin,
Giden zamanımın,
Arasında kalmışım,
Bu garip arafın,
Hasta iken ruh,
Dinç iken beden,
Gri bir gökyüzü,
Bana iyi gelen,
Gören gözlerim,
Hayalim körken,
Tutamazdım kendimi,
Amacım yokken,
Ay dostumdu,
Gece örtüm,
Olmak istediğim yerleri,
Sade düşlerimde gördüm.
Huyarev
Biz insanlar gibi birbirine birebir benzeyen ve aynı olan hiçbir şey yoktur. Eğer alışkanlıkların bozulması ve fikirlerin anlamsızlaşması kırılgan zihinleri çıktıkları yoldan saptırmasa, kimse kendisine, herkesin herkese benzemesinden daha fazla benzemezdi.
Mavi Uzaklar Benim bu sessiz münzevi mutluluğum, bilgece öğretti bana: Tüm nesnelerdeki uzakların buğusuna ilişmemek, hiçbir şeyi gündelik yakınlıkların soğuk ve acımasız aydınlığı içine çekip almamak, her şeyi üzeri sanki yaldızla kaplıymış gibi el sürmek, öylesine hafiften, öylesine usulcacık, öylesine…devamıMavi Uzaklar
Benim bu sessiz münzevi mutluluğum, bilgece öğretti bana: Tüm nesnelerdeki uzakların buğusuna ilişmemek, hiçbir şeyi gündelik yakınlıkların soğuk ve acımasız aydınlığı içine çekip almamak, her şeyi üzeri sanki yaldızla kaplıymış gibi el sürmek, öylesine hafiften, öylesine usulcacık, öylesine gözetip kollayarak ve derin bir huşu ile önünde eğilerek.
Devinimsiz eylemler Taşlara bir çiçek fırlatılmış Çiçek bile değil bir ışık boğumu Yalnızlık gibi, ölüm gibi yüzüm Soğuk bir bira içmek akşamda Bir müzik dinlemek Kimden ve nasıl olmazsa Seçmek bir bir gideceğin yolları Seveceğin kadınları, oturacağın evleri ve daha…devamıDevinimsiz eylemler
Taşlara bir çiçek fırlatılmış
Çiçek bile değil bir ışık boğumu
Yalnızlık gibi, ölüm gibi yüzüm
Soğuk bir bira içmek akşamda
Bir müzik dinlemek
Kimden ve nasıl olmazsa
Seçmek bir bir gideceğin yolları
Seveceğin kadınları, oturacağın evleri ve daha ne varsa
Seçmek ölümü bile
Ben yapamadım daha
Taşlara bir çiçek fırlatılmış
Çiçek bile değil bir örümcek ölüsü
Boğulmak gibi, soğuk gibi kalbim
Oturup pencerelerde yorgunluk çıkarmak
Bir kalemin kustuğunun ötesine geçemedim
Her eylem eyledi beni
Peki yarın ne olacak, peki yarın
Kim toplayacak
Taşlara fırlatılmış çiçekleri...
Ahmet Erhan
“Sen dünyanın ne olduğunu sanıyorsan, dünya odur. Ama dünyanın ne olduğuyla ilgili fikrin, dünyanın kendisini değiştirmez. Yalnızca onun içinde nasıl hareket ettiğini değiştirir.”