Bir insanın yanında kimse yoksa, insan delirir. Çünkü insan yalnızlığını en çok canı yandığında değil, güzel bir şey olduğunda kime anlatacağını bilemediğinde fark ediyor.
Belki de bu hayatta en çok yaptığım şey buydu; insanların sözlerinin ardındaki sessizliği duymaya çalışmak, öfkelerinin altında saklanan kırgınlığı görmek, uzaklaşmalarının sebebini kendimde aramak... Herkesi hissettim. Herkese hak verdim. Herkesin içindeki savaşı anlamaya çalıştım. Ama bir yerde ruhum yoruldu. Çünkü…devamıBelki de bu hayatta en çok yaptığım şey buydu; insanların sözlerinin ardındaki sessizliği duymaya çalışmak, öfkelerinin altında saklanan kırgınlığı görmek, uzaklaşmalarının sebebini kendimde aramak...
Herkesi hissettim. Herkese hak verdim. Herkesin içindeki savaşı anlamaya çalıştım.
Ama bir yerde ruhum yoruldu.
Çünkü bazı insanlar anlaşılmak isterken, seni anlamayı hiç denemez. Bazı kalpler şefkat beklerken, sana şefkat göstermeyi unutabilir. Ve sen, sürekli başkalarının karanlığına ışık olmaya çalışırken kendi ışığının yavaş yavaş söndüğünü fark etmeyebilirsin.
Uzun zaman empatiyi sevgi sandım.
Oysa sevgi bazen mesafe de istermiş. Herkesi anlamak, herkesi taşımak demek değilmiş. Her yaraya dokunmak, onu iyileştirmek zorunda olduğun anlamına gelmiyormuş.
Şimdi anlıyorum ki ruhun da bir sınırı var.
Sürekli başkalarının duygularına açılan kapılar, bir gün kendi içindeki sessizliği duyulmaz håle getiriyor. Ve insan bir noktadan sonra kalabalıkların içinde değil, kendi içinde kayboluyor.
Ben artık kimseyi suçlamıyorum.
Sadece enerjimi geri topluyorum. Benden eksilen parçaları sevgiyle kendime çağırıyorum. Herkesin hikâyesine yetişmeye çalışmayı bırakıp kendi ruhumun hikâyesini dinliyorum.
Çünkü bazen en büyük farkındalık, herkesi anlamaya çalışırken kendini ne kadar ihmal ettiğini görmek oluyor
Ve belki de şifa; insanları biraz daha az hissetmekte değil, sonunda kendini de en az onlar kadar hissedebilmektedir.
Bitti yolculuk, ama varabilmiş değilim hiçbir sona, her diyar bir şeyler götürmüş sevgimden, bir gözümü yakmış her ışık, giysilerim parçalanmış her gölgelikte,
Bu akşam da kimse gelmedi. Zaten kimsenin geleceği yoktu. Masada iki bardak vardı, birini alışkanlıktan koydum. İnsan bazen gelmeyecek birine yer ayırıyor. Çay soğudu. Ben ısınamadım. Dışarıda hayat devam ediyor diyorlar, ben pencereyi açtım hayat uğramadı. Biliyor musun, insan en…devamıBu akşam da kimse gelmedi. Zaten kimsenin geleceği yoktu.
Masada iki bardak vardı, birini alışkanlıktan koydum. İnsan bazen gelmeyecek birine yer ayırıyor.
Çay soğudu. Ben ısınamadım.
Dışarıda hayat devam ediyor diyorlar, ben pencereyi açtım hayat uğramadı.
Biliyor musun, insan en çok "iyiyim" derken yoruluyor.
O yüzden sorarsan iyiyim demeyeceğim
Ama kötü de değilim. Sadece biraz eksik.
Bir sandalye kadar, bir ses kadar, bir "geliyorum" mesajı kadar.
Belki yarın düzeliriz. Belki de böyle kalırız.
Ama yine de çayı demleyeceğim. Çünkü umut bazen en inatçı alışkanlıktır.
bu odada dün gece bir cinayet işlendi. kimse ölmedi. zaten en büyük rezalet buydu. iskambil kâğıtları yerlere saçılmış, maça kızı sabrıyla kendi cenazesini bekliyor. sandalyenin dört ayağı var, hiçbiri bu hayata basmak istemiyor. masada yarım kalmış bir kahve, kül tablasında…devamıbu odada dün gece bir cinayet işlendi. kimse ölmedi. zaten en büyük rezalet buydu.
iskambil kâğıtları yerlere saçılmış, maça kızı sabrıyla kendi cenazesini bekliyor. sandalyenin dört ayağı var, hiçbiri bu hayata basmak istemiyor.
masada yarım kalmış bir kahve, kül tablasında ağzına kadar söndürülmüş yarınlar. bir de senin yokluğun var, ne kadar da yer kaplıyorsun!
pencereyi açtım. güneş içeri girdi, sanki hiçbir şey olmamış gibi. oysa bazı sabahlar ışık bile suç ortağıdır karanlığın.
duvarda asılı gömleğimin cebinde geçen yıldan kalma bir intihar düşüncesi. giymedim. insan bazen ölmeyi bile ertesi güne bırakıyor.
şimdi bütün şehir uyanacak, fırınlar açılacak, otobüsler dolacak, birileri birbirine günaydın diyecek.
ben yerdeki kâğıtları toplamayacağım.
çünkü bazı yenilgiler dağınık durunca daha çok insana benziyor.
Dünyaya ilk gelişimiz değil bu Yüz binlerce yıl önce Bir de taş devrinde gelmiştik Senin için vahşi hayvanlar vurmuştum o zaman Pars dişlerinden bir gerdanlık yapmıştım boynuna Nice mağara duvarlarına güzelliğini kazımıştım Nasıl hatırlamazsın O zaman da gökyüzü bu kadar…devamıDünyaya ilk gelişimiz değil bu Yüz binlerce yıl önce Bir de taş devrinde gelmiştik Senin için vahşi hayvanlar vurmuştum o zaman Pars dişlerinden bir gerdanlık yapmıştım boynuna Nice mağara duvarlarına güzelliğini kazımıştım Nasıl hatırlamazsın
O zaman da gökyüzü bu kadar mavi Ormanlar yemyeşildi
O zaman da
Yalnız karanlıktan korkar
Güneşi Tanrı bilirdik
Bunca yüzyıldır
İnan
Hiçbir şey değişmedi yeryüzünde Belki biz değiştik
Yakınlarım artık yakınım değil de uzaktan tanıdıklarım oldular arayıp yeterli miktarda su içip içmediğimi sormuyorlar. Herkes beni terk etti, İyi geceler
içim paramparça olsa da, yürümeye devam etmekten başka çarem yoktu sonra döndüm baktım geriye bir hayat yaşamışım kendim hariç herkes için. bazı yaralar görünmez ama insanı içten içe bitirir. Ne yaparsan yap bazı şeyleri değiştiremezsin. beni incitmemek için seni durduracak…devamıiçim paramparça olsa da, yürümeye devam etmekten başka çarem yoktu sonra döndüm baktım geriye bir hayat yaşamışım kendim hariç herkes için.
bazı yaralar görünmez ama insanı içten içe bitirir.
Ne yaparsan yap bazı şeyleri değiştiremezsin.
beni incitmemek için seni durduracak en ufak bir şefkat kırıntısı da mı yoktu içinde?
insan en çok, hiç beklemediği yerden kırıldığında değişir.
hergün bir şey, bir gün her şey değişir.
gidenler geride kalmanın neye benzediğini hiç bilmiyor.
Kim olursa olsun, bir insanın yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydi.