Spoiler içeriyor
"𝒂𝒔̧𝒌𝜾𝒏 𝒃𝒂𝒉𝒂𝒓𝒅𝜾, 𝒖̈𝒎𝒊𝒕𝒍𝒆𝒓 𝒗𝒂𝒓𝒅𝜾 𝒔𝒆𝒏 𝒈𝒊𝒕𝒕𝒊𝒏 𝒅𝒊𝒚𝒆 𝒈𝒐̈𝒏𝒍𝒖̈𝒎 𝒌𝒂𝒓𝒂𝒓𝒅𝜾" bir anda türkan şoray hanımın izlemediğim filmlerinden birini açıp izlemeyi aşerdiğimi fark ettim. uzuunca bir ara vermiştim galibası yeşilçama, çok şükür ki bugün itibari ile geri dönüş yapabildim. film, her zamanki…devamı"𝒂𝒔̧𝒌𝜾𝒏 𝒃𝒂𝒉𝒂𝒓𝒅𝜾, 𝒖̈𝒎𝒊𝒕𝒍𝒆𝒓 𝒗𝒂𝒓𝒅𝜾
𝒔𝒆𝒏 𝒈𝒊𝒕𝒕𝒊𝒏 𝒅𝒊𝒚𝒆 𝒈𝒐̈𝒏𝒍𝒖̈𝒎 𝒌𝒂𝒓𝒂𝒓𝒅𝜾"
bir anda türkan şoray hanımın izlemediğim filmlerinden birini açıp izlemeyi aşerdiğimi fark ettim. uzuunca bir ara vermiştim galibası yeşilçama, çok şükür ki bugün itibari ile geri dönüş yapabildim.
film, her zamanki klasikliğinden ödün vermiyor. gene zengin adam gene gariban kız gene hoşlantılar gene köşe başında buluşmalar.. ve de gene zina!
bu tür temalardan ne kadar gına geldiğini anlatamam 💆🏻 gerçi her halükarda yeşilçamın cazibesinden kaynaklı olsa gerek izlettiriyor kendini. yine de farklı kurgular görmek isterdik..
bu gönderide satırlar boyunca şoray'ın güzelliğini methedebilirim. aman ya rabbi bu ne kaş bu ne kirpiktir, hastası olmuşuz resmen kadının 🫠 bilhassa da o bakışlar.. ne dizeler dizilir o gözlere.
filmi çikelettalarımla izlediğimden mütevellit müthiş keyif aldım. birlikte izlemek çok keyifliydi, bunu da baya uzun zaman sonra yaptık galiba. hasret kalmışız böyle şeylere..
bir sahne vardı sürprizkaçıran* olmasın diye hangisi olduğunu söylemeyeceğim ama verdiğimiz tepkiler ÇOK komikti.
miholi salak salak sırıtıyorken benim gözlerim dolmuş aynı zamanda simsima ise mimiksiz takılıyor. normalde rollerimiz de böyle değildir halbuki niye böyle oldu anlamadım..
*sürprizkaçıran sürpriz kaçırır mı bilmiyorum ama öyle bir ifade ki insanın tadını tuzunu kaçıyor. tdk şuna bir el atsın hiç kullanışlı değil.
daha ne kadar dile getirmeliyim bilmiyorum ama adeta yeşilçamda çalan her şarkıyı öğrenmeye hevesli olduğumdan buyurunuz filmde çalan mükko şarkılar 👇🏻:
ferdi özbeğen- sevda
nesrin sipahi- fakir bir şairim
(zeki müren'den de dinleyebilirsiniz bu parçayı 🤌🏻)
belkıs özener- aşkım bahardı/nisan yağmuru
çalma listelerini tekrardan düzenleme zamanı gelmiş galiba ◕‿◕
kendimi tutamayıp ufak bir sürprizinizi kaçıracağım.
film boyu aşırı kindar davranıp filmin adını sana dönmeyeceğim koyduktan sonra tam olarak dönmesine ne demeli 🙃
yakıştı mı he yakıştı mı?..
biraz da murat hakkında konuşalım. avukat olmasına rağmen adam olamamış, evladını reddeden gebe bir kadını özellikle o zamanlarda biçare bırakan sorumsuz bir erk*k. filmin sonu bu şahıs için düzenlebilir, mutlu sonu hak etmiyor çünkü 🙏🏻
ah ali ah... filmin başında ne de sevmiştik seni. sonradan yaptığın vurdumduymaz hataları ben unutsam annen unutmaz. küçük bir çocuk olmasına versem de başta yansıtılan o akıllı, efendi çocuğa yakışmayan bayağı davranışlardı.
neyse ki sonda kurtardı bacaksız, yoksa onu da kara listeye ekleyecektim ☺️
15.11.25
Spoiler içeriyor
filmi hemen özetliyorum; -yalandan çarpışmaca -bir daha yalandan çarpışmaca -çarpışmaları şansa bağlayıp kız etkilemece -kızın hoşlanması -aksiyon, dövüş, kavga, kan, ölüm -erkeğin kızı bayıltması -başka yerde uyanma -aksiyon dövüş, kavga, kan, ölüm -erkeğin kızı bayıltması -başka yerde uyanma -aksiyon, dövüş,…devamıfilmi hemen özetliyorum;
-yalandan çarpışmaca
-bir daha yalandan çarpışmaca
-çarpışmaları şansa bağlayıp kız etkilemece
-kızın hoşlanması
-aksiyon, dövüş, kavga, kan, ölüm
-erkeğin kızı bayıltması
-başka yerde uyanma
-aksiyon dövüş, kavga, kan, ölüm
-erkeğin kızı bayıltması
-başka yerde uyanma
-aksiyon, dövüş, kavga, kan, ölüm
-erkeğin kızı bayıltması
-başka yerde uyanma
-romantizm, aşk, ihanet
-düşmana yardım etmece
-aksiyon, dövüş, kavga, kan, ölüm
-pişman olup aklı başına gelme
-aksiyon, dövüş, kavga, kan, ölüm
-karma**
-kızın erkeği bayıltması
-başka yerde uyanma
-aşk, romantizm, mutlu son
tam olarak böyleydi, ne fazla ne eksik.
her ne kadar fevkalâde karizmatik bir karaktere sahip olsa da başrolün sürekli anlamsız bir şekilde sırıtıp durması pek hoş durmuyordu. tamam başlarda hepimiz etkilendik ki bunun kadar normal bir şey olamaz ^-^ ama lakayt tavrın tüm karizmayı götürdü be abi.
filmde ara sıra yer alan olağanüstü dövüş sahneleri oldukça göze hitap etse de bir noktadan sonra komik gelmeye başladı ama etkileyiciliğinden bir şey kaybetmedi.
sebebini anlamak pek zor olmasa gerek ehuehueh 🫠💆🏻
eğlenceli bir filmdi, uzak mesafe dubai çaklıtım ile beraber izledik. -tabi benim filmi ertesi gün bitirmemi göz önünde bulundurmazsak 🐈⬛-
boş zamanlarınızı itinayla doldurur, bir göz atabilirsiniz
❦︎"ne zaman şiir yazmak istediysem seni yazdım, senden öteye gidemedim suçluyum,umutsuzluğum hiç geçmeyecek seni asla bulamayacağım sanıyordum rüya da olsa yalan da olsa şimdi seni buldum artık bırakmayacağım ve daha nice yıllar bütün yazdıklarım seni anlatacak Allah'a inandığım kadar sana…devamı❦︎"ne zaman şiir yazmak istediysem
seni yazdım, senden öteye gidemedim
suçluyum,umutsuzluğum hiç geçmeyecek
seni asla bulamayacağım sanıyordum
rüya da olsa yalan da olsa şimdi
seni buldum artık bırakmayacağım
ve daha nice yıllar bütün yazdıklarım seni anlatacak
Allah'a inandığım kadar sana da inanıyorum inan"
ꕥ".. hakkını veremedik alınterimizin suçluyuz
har vurup harman savurduk ömrümüzü
akıllı bir maymun olmaktan öteye gidemedik.
şimdi bu kördövüşünde suç bizim
geç anladık zavallılığımızı
her şeyi bu sağır göklerden bekledik yıllardır
bizi kimseler inandıramadı ölüme
bize kimseler öğretmedi insanlığımızı
kim kurdu
bu düzeni, nerdeyiz?
bu tekerlekler nasıl dönüyor boşlukta
bu umutlar, bu dualar, bu kahrolası hayaller
nasıl bunca yıl barındırdı bizi
bu katı yürekli topraklar
bu gülünç mezar taşları
ölümler ölümler ölümler
ölümlerden beter yalnızlığımız
bu macera ne zaman bitecek söyleyin
söyleyin ne zaman aydınlanacak
bu karanlık alınyazımız!.."
❦︎"nasıl aldandık bunca zamandır
nasıl inandık güzelliğine hayatın
bize ne doğan güneşten
büyüyen buğdaydan akan sudan bize ne?
alabildiğine kederliyiz yorgunuz
bize dostluğu öğretiniz
bize sevmesini öğrettiniz delicesine
sevdikse günahlarımız tanrının boynuna
sevilmedikse insanlar utansın kederimizden
ne aradık ne bulduk dünyanızda söyleyin
bir sevgiyi bile çok gördünüz bize
öpüştük uykularımızda, ayıpladınız
kara kara yengeçleri saldınız üstümüze
şimdi de bir rahat yaşamaktır tutturmuşsunuz
rahat bırakın bizi
göğüyle deniziyle
taşıyla toprağıyla
o yoktan var ettiğiniz tanrısıyla
dünyanız sizin olsun.."
❦︎"şimdi bir kutup var sana çeker beni
bir kutup var senden öteye
ben onun için böyle ortalıkta kaldım
dağ yollarında, caddelerde, sokaklarda
onun için bulup bulup yitirdim seni
hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana
hangi gözümü yumduysam seni gördüm
zamandın, zamandan öte bir şeydin
yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda
bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden
bu zincirleri sen vurdun ellerime
sen getirdin bunca karanlıkları
al şunu, mumu yak
korkuyorum
bir taş aldım attım denize
günahlarımdan kurtuldum
alfabenin yirmi sekizinci harfindeyim
öteye gidemem
itme beni
benim de bir insan tarafım vardı
bakma böyle kötü olduğuma
benim de dileklerim vardı
benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan
yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi
her gün bir kadın ağlar benim yüzümde
büyük dertler içinde benim ellerim
anlamıyor musun?
sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
ben sevilmediğimden böyle çirkinim
bütün kötü yerlerde ben kokarım
biliyorum
bir hayvan leşiyim, öleli kırk gün olmuş
fabrika bacalarında bir kara dumanım
zehirim akrep kuyruklarında
kötüyüm sevemediğin kadar
öyle fenayım
kapanmış bıçak yaralarında
bu pis çöp tenekelerinde unut beni
unut artık
bayat bir ekmek gibi
çürümüş bir elma gibi.."
❦︎"ben böyle olsun istememiştim
ya sana çok yakın
ya senden çok uzak olmalıydım
aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum
sana gelmeye gücüm yetmemeliydi
çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklememeliydim
dağda yanan bir çoban ateşi gibi
gökte bir yıldız gibi
seni görmeli
seni yaşamalı
ve senden çok uzaklarda olmalıydım."
❦︎"dünyaya ilk gelişimiz değil bu
yüz binlerce yıl önce
bir de taş devrinde gelmiştik
senin için vahşi hayvanlar vurmuştum o zaman
pars dişlerinden bir gerdanlık yapmıştım boynuna
nice mağara duvarlarına güzelliğini kazımıştım
nasıl hatırlamazsın"
☻︎"ama biliyorsun nihayet ben de insanım
umutsuzluğa düştüğüm anlar oluyor
hiç gelmeyeceksin sanıyorum
o zaman kurşun gibi bir korku saplanıyor kalbime
katran gibi bir yalnızlıktır sarıyor içimi
yalnızlığımdan utanıyorum"
☹︎"ne dedimse inanma
seni değil kendimi aldatıyorum
sen istediğin kadar
varlığın ta kendisi ol
ölümsüzlüğün ta kendisi
ben günden güne yok olmaktayım
bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
anlamıyor musun?
gökyüzü güneş olsa
sensiz karanlıktayım."
𖦹"bir gün bulacaksam bile parça parça bulmalıyım seni. ayaklarını afrika'dan getirip bir kağıt üzerine yapıştırmalıyım, saçların sibirya'da olmalı dudakların çin'de. gözlerin hindistan'da bir mabudun gözleri olmalı ellerin italya'da bir heykelin elleri. bulsam da seni parça parça bulmalıyım.
yine de bir yerin eksik kalmalı
yeniden yollara düşmeliyim, onu aramalıyım
ve tam seni tamamladığım anda ölmeliyim."
❦︎"sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim. karşılık vermediğin anda değil."
❦︎"hatırlıyor musun? bir şiirimde:
𝑏𝑖𝑟 𝑦𝑒𝑟𝑒 𝑘𝑎𝑑𝑎𝑟 𝑦𝑎𝑠̧𝑎𝑚𝑎𝑘 𝑔𝑢̈𝑧𝑒𝑙
𝑎𝑚𝑎 𝑏𝑖𝑟 𝑦𝑒𝑟𝑑𝑒 𝑜̈𝑙𝑢̈𝑚 𝑔𝑢̈𝑧𝑒𝑙 𝑜𝑙𝑢𝑦𝑜𝑟.
demiştim.
işte bugün ölümün o güzel olduğu yerdeyim."
❦︎"inanmak,seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda. inanmak, gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı. dağlardan, denizlerden esen serin rüzgârlar gibi, senden gelen bir şey olmalı inanmak. kimi gün kalem olmalı parmaklarımda kimi gün kulağımda musiki; gözlerimde ışık olmalı, içtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. işte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. seni beklerken şüphelerin o kahredici zehriyle, geciktiğin her saniye bir daha ölmem."
❦︎"o demir parmaklıklara, ağır kapılara, kalın zincirlere, o merhametsiz çirkin gardiyanlara rağmen seni seviyorum.
anlatamıyorum."
❦︎"duyarlarsa,diyorsun. duysunlar ne çıkar? seven insanın bir suçlu gibi ezik olması neden? sevmek ve sevilmek hakkımızı kullanıyorsak bundan kime ne? İnsan olarak aşktan başka övünecek neyimiz kaldı? erdem yalan söylemek mi? hırsızlık etmek mi? katil olmak mı? yoksa esirleri fırınlarda yakmak mı erdem? Bir milletin gençliğini savaş meydanlarında yok etmek mi? yalnız sofular mı erdemli bu dünyada? çıkarını düşünenler mi namuslu? aşka saygı duymayanlar utansın yadsıdıklarına, sevenler değil.
varoluş sancısıyla demlenmiş aşk dolu satırları okuyarak hatta dinleyerek özdeşleşebildiğim o şiirleri tek bir paydada toplamak gayesine düştüm lâkin sanırım başarılı olamadım. eminim ki daha yazılacak onca şiir, onca alıntı onca pasaj vardır bu kitapta. bunların hepsini yazmaya takatim yetmez tıpkı tamamıyla okumaya yetmediği gibi.
aşk dediğime bakmayın zira bu dizeler böylesine klişe bir kalıpla özetlenmemeli. adeta bir bağımlılık, kendine ve dünyaya karşı açtığın bir harp, yolunu kaybedip derin umutsuzluklar içinde boğulduğun uçsuz bucaksız bir dehliz sanki.
bilmem nedendir şiirleri böylesine keyifle sindirirken mektuplarla bağdaşamam. birkaç sahife dolusu bende anlam ifadeye etmeyen kelimelerden oluşan nameleri okumak biraz da olsa daralttı beni.
belki bir gün bambaşka bir şekilde, anlatılan duyguları yaşayarak ya da en azından tasavvur etme cesaretimi nezdimde bulundurarak okuyabilirim.
sanıyorum ki ancak o zaman herkesin mevzubahisle kurduğu bağı kurabilirim..
"𝒈𝒊𝒕𝒕𝒊𝒈̆𝒊𝒏𝒆 𝒊𝒏𝒂𝒏𝒎𝜾𝒚𝒐𝒓𝒖𝒎, 𝒈𝒆𝒍 𝒅𝒆𝒎𝒆𝒚𝒆𝒄𝒆𝒈̆𝒊𝒎."
arkadaşlar selam daha önce hiç starwars izlemedim ve artık izlemek istiyorum ancak kaçıncı filmden başlayıp nasıl devam ettireceğimi bilemedim. her şeye geç kalmışlık şu şekilde 💆🏻 rica etsem nasıl bir izleme sırası yapacağım konusunda yardım edebilir misiniz? teşekkürler
| ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄|| ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄| |⠀𝐦𝐚𝐧𝐝𝐚𝐥𝐢𝐧𝐚 𝐡𝐢𝐲𝐞𝐫𝐚𝐫𝐬̧𝐢𝐬𝐢𝐧𝐞 | | 𝒈𝒐̈𝒓𝒆 𝐤𝐮𝐫𝐠𝐮 𝐬𝛊𝐧𝛊𝐟𝐥𝐚𝐧𝐝𝛊𝐫𝛊𝐲𝐨𝐫𝐮𝐳 | |_______||_______| (\__/) || (•ㅅ•) || / づ aleran'ın mandalina kuramına göre mandalinaları beş başlık altında sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırma renk,boyut gibi fiziksel özelliklere dayandırılmakta olup spesifik olarak tatları için ayrı parametre…devamı| ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄|| ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄ ̄|
|⠀𝐦𝐚𝐧𝐝𝐚𝐥𝐢𝐧𝐚 𝐡𝐢𝐲𝐞𝐫𝐚𝐫𝐬̧𝐢𝐬𝐢𝐧𝐞 |
| 𝒈𝒐̈𝒓𝒆 𝐤𝐮𝐫𝐠𝐮 𝐬𝛊𝐧𝛊𝐟𝐥𝐚𝐧𝐝𝛊𝐫𝛊𝐲𝐨𝐫𝐮𝐳 |
|_______||_______|
(\__/) ||
(•ㅅ•) ||
/ づ
aleran'ın mandalina kuramına göre mandalinaları beş başlık altında sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırma renk,boyut gibi fiziksel özelliklere dayandırılmakta olup spesifik olarak tatları için ayrı parametre açılmamıştır.
mandalina türleri,
a)büyük turuncu mandalina
b)küçük turuncu mandalina
c)büyük yeşil mandalina
d)küçük yeşil mandalina
e)küçük yeşil çekirdekli mandalina
bu şekilde beşe ayrılır.
Hiç bunları bir kurguya benzetsek nasıl olurdu hiç düşünmüş müydünüz?..
Ben düşündüm ve de bunu yazıya dökmeye karar verdim, hazırsanız başlıyorum. Hiyerarşinin en üst basamağında olan küçük turuncu mandalinalar şu sıralar ülkedeki en büyük ihtiyaçlardan biri zannımca. Son zamanlarda tükettiğim içeriklerle aralarında bir benzeşme kurmaya çalışırsam bunun yeri 'suits' dizisi olur şüphesiz.
Her bitirdiğiniz bölümde bir sonrakine geçmek için can atacak ve kendinize engel olamadan birkaç bölüm bitireceksiniz bile.(tıpkı bahsettiğim mandalinada olduğu gibi^)
Bu tatlı mandalinanın alt basamağında büyük turuncu mandalina grubu yer almaktadır. Bu mandalinalar diğeri gibi akıcı olmasa da kardeş yahut arkadaşınızla paylaşmak için ideal bir seçimdir. Siz muhtemelen birkaç parça vereceksiniz, onlar alıp tüketecek ve şayet erişebilecekleri bir nokta varsa almaya teşebbüs edeceklerdir-ya da üşenip sizden getirmeniz istemeleri de imkan dahilindedir.-
Şayet bir kurgu olsaydı prens olabilirdi diye düşünüyorum. Tek izlemek zevki olsa da bir arkadaşla izleyip kahkaha atmanın zevki bambaşka. Tıpkı mandalinayı paylaşırken olduğu gibi π-π
Hiyerarşinin en alt basamağında küçük yeşil çekirdekli mandalina grubu yer alıyor. Bu mandalinayı manav düşmanımın başına vermesin, gerek ekşiliğiyle gerekse içerdiği çekirdeği bakımından müthiş rahatsız etme özelliğine sahiptir bu tür. Film olarak poor things olabilir sanki.
Bir üst basamağında yer alan büyük yeşil mandalina hakkında diyecek bir şeyim yok, genelde kabuğu sert olup soyarken efor harcarsınız. Tadı tuzu da yerinde değildir. Sadece çekirdekli yeşil mandalinadan daha iyi ve küçük yeşil mandalinadan daha kötü olduğunu bilerek arasına yerleştirdim. Üzerine pek düşünmeye bile gerek duymadım, üzgünüm bizimle değilsin. Issız adam filmi tam olarak bunun için ne üzerine düşündüm ne de tatmin etti.
Piramidin ortasında ise küçük yeşil mandalina yer alıyor. Sanırım şu an en yaygın bulabildiğimiz mandalina çeşiti bu. Öhm ben de bunu yiyerek yazımı yazıyorum zaten 🤙🏻
Mevzubahis mandalina bir değişiktir, bazıları tatlı olur bazıları ekşi. Tamamen şans meselesidir tatlı olanı alıp almayacağınız. (Tabii şansınızı arttırmak için yöntemimiz de var. İnce kabukluları almak, yüksek oranda başarılı olmanızı sağlar.)
Anon filmini koyabilirim bu basamağa, konu bakımından tatmin etse de işleniş bakımından iyi denemezdi. Piramitteki bu yerini hak ettiğini düşünüyorum
🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊🍊
Canınız mandalina çektiyse affola.. Benim de turuncu olanlardan canım çekiyor, uzun bir süredir..
seni sükunetle bekliyorum, küçük tatlı turuncu mandalina ❥
kahve, kitap, yağmur ve ince memed.. "𝐝𝐮𝐯𝐚𝐫𝛊𝐧 𝐝𝐢𝐛𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐫𝐞𝐬𝐦𝐢𝐦 𝐚𝐥𝐝𝛊𝐥𝐚𝐫. 𝐚𝐤 𝐤𝐚𝐠̆𝛊𝐭 𝐮̈𝐳𝐞𝐫𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐭𝐚𝐧𝛊𝐲𝛊𝐧 𝐛𝐞𝐧𝐢.." yağmurun usul usul çıkardığı şıp şıp sesleriyle zihninizde çalan melodinin birleşip ahenkle raks ettiği, üstünüze geçirdiğiniz hırkanın kol kısmını avuç içinize kadar çekip derince toprakla…devamıkahve, kitap, yağmur ve ince memed..
"𝐝𝐮𝐯𝐚𝐫𝛊𝐧 𝐝𝐢𝐛𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐫𝐞𝐬𝐦𝐢𝐦 𝐚𝐥𝐝𝛊𝐥𝐚𝐫.
𝐚𝐤 𝐤𝐚𝐠̆𝛊𝐭 𝐮̈𝐳𝐞𝐫𝐢𝐧𝐝𝐞 𝐭𝐚𝐧𝛊𝐲𝛊𝐧 𝐛𝐞𝐧𝐢.."
yağmurun usul usul çıkardığı şıp şıp sesleriyle zihninizde çalan melodinin birleşip ahenkle raks ettiği, üstünüze geçirdiğiniz hırkanın kol kısmını avuç içinize kadar çekip derince toprakla karışık yağmur kokusunu solumanın verdiği hazzı size tarif etmek mümkün müdür acaba?
Bütün bunları yaparken gözleriniz hızla kelimeler arasında akıyor ve kendinizi ortamdan soyutlanmış hissediyorsunuz. Her okuduğunuz cümleyi zihni hayalinizde tasavvur etmeye çalışırken bir yandan eserin bu kadar gerçekçi işlenmiş olmasına hayret ediyorsunuz. Daha önce İç Anadolu'yu böylesine izah eden herhangi bir kaynak görmediğinizden sayfalar elinizden kayıp gidiyor ve sizde müthiş bir okuma keyfi sürüyor.
Anlattıklarımı tamamıyla yaşadığım kitap olan ince memed'i elbette tanımayan yoktur. O, Çukurova'nın yoksul köylerinden birinde yaşayan, Abdi Ağa'nın hüküm sürdüğü topraklarda hakkı ezilen, hakkı yenen köylülerden yalnızca bir tanesidir.
Daha küçük yaşlarda köydeki adaletsizliğe ve baskıya dayanamayıp kaçan bir süre sonra da yakalanan kişidir ince memed. Onun damarlarında akan kan bu hükümranlığın doğru olmadığını, bir şeylerin yanlış olduğunu söyler. Ve memed, mensubu olduğu köy halkının vatandaşlarından ayrı olarak Abdi Ağa'ya karşı baş kaldıracaktır.
Abdi denilen illet adamı okurken o kadar öfkeliydim ki okumayı bırakıp sakinleşmek için ara verdiğim zamanlar oldu. Öfkelenmemin ayrı bir sebebi de gerçekten böyle adamların(?) var olduğunu bilmemden kaynaklı...
Memed'i ve onun karakter gelişimini okumak harikaydı, Yaşar Kemal bizi uzuunca bir serüven yolculuğuna kattı bu kitabıyla.
Sıkıldığım tek yer olmayan, olağanüstü bir hızla bitirdiğim bu kitabı şayet hâlâ bilmeyen, okumaktan kaçınan kim varsa bir şans vermesini öneririm. Gerçekten pişman olmazsınız.
Seriye hemen devam eder miyim bilmiyorum ama kitaptaki bazı unsurların üzerimde bıraktığı kalıcı etkileri sindirmek biraz sürebilir. Öyle bir kitap ki daha önce duymadığınız bir bitkiden iliğiniz kemiğinizle nefret etmenizi*sağlıyor.
(*nefret etmek belki de yanlış bir kelime seçimidir ancak ben kitapta ne zaman devedikenini göreyim orada aklıma Memed'in çektiği acılar gelmesin. mümkün müdür ki böylesi?)
“Bir türkü duyulur... Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse... Genç söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse... Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindi, akşamlayın başkadır.”
“Haa ne diyordum, hemencecik hepsiyle tanışıp, ahbap olayım deme. Bir zayıf damarını keşfederlerse ömrünün sonuna kadar rahat edemezsin. Onların yanlarında on paralık onurun kalmaz. Gün geçtikçe hepsini iyice tanırsın. İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç..! Ondan sonra da arkadaş olabileceğin insanı seç. İpin ucunu bir verirsen ellerine yandığın günün resmidir.."
Kalp kapakçıklarından içeri girmiş demir çubuğu çıkarıp onun yerine 𝑖𝑑𝑟𝑎𝑟 𝑡𝑢̈𝑝𝑢̈ koymak mı? Gerilim-gizem alanında günümüzün popüler yazarlarından biri olan Tess Gerritsen tıpkı Freida Mcfadden gibi aslen doktor olup bu deneyimlerini okura başarılı diyebileceğimiz şekilde yansıtan bir yazardır. Yazardan okuduğum…devamıKalp kapakçıklarından içeri girmiş demir çubuğu çıkarıp onun yerine 𝑖𝑑𝑟𝑎𝑟 𝑡𝑢̈𝑝𝑢̈ koymak mı?
Gerilim-gizem alanında günümüzün popüler yazarlarından biri olan Tess Gerritsen tıpkı Freida Mcfadden gibi aslen doktor olup bu deneyimlerini okura başarılı diyebileceğimiz şekilde yansıtan bir yazardır.
Yazardan okuduğum ilk kitap olan "Cerrah" da buna dayanıyor. Gerritsen tıp bilgilerini güzelce işliyor bu romanında. Zaman zaman olağanüstülüklere yer vererek gerçekçi olmasa bile okumayı heyecanlı kılan bir anlatıma sahip.
(bknz: girişte yazdığım cümle. Gerçekten çift yönlü bir şekilde kalp kapakçıklarının içinden geçen bir demir çubuğu çıkarıp akan kanı durdurmak amaçlı idrar tüpü sokuyorlar kalbe. Burada gerçeklik konusunda pek bir şey diyemeyecek olsam bile yaratıcılık anlamında eline su dökemeyeceğimiz belli ᄒ-ᄒ)
❕❗bu noktadan sonra hassas olanları etkileyebilecek olan kitabın konusu kısa bir şekilde anlatılmaktadır❗❕
Kitap, kadınlara önce tecavüz edip daha sonrasında da kadınlık organını elinden alıp işkence çektirerek öldüren doktor olan bir serikatili anlatır. Bu seri katil tam bir şeydir. şey kelimesinin içini envai çeşit küfürle doldurmakta serbestsiniz hak ediyor çünkü.
Bir doktorun seri katil olduğunu düşünmek çok korkutucu tıpkı işinin ne kadar da ehli olabileceğini düşünürken olduğu gibi. Kitap da tam olarak bunun üzerine kuruluyor.
Genel anlamda ana karakterin ağzından anlatılsa da aralarda katilin ağzından okumamız kitabı farklı bir pencereden bakmış olmamızı sağlıyor. Mevzubahis
şahsın psikolojisini net bir şekilde görebileceğimiz bölüm sonlarında birkaç sayfadan oluşan kısımlardır bunlar.
-biraz kanlı olduğunu da söylemeden geçmeyeyim-
Kitap yaklaşık olarak beşyüz sayfa kadar. Açıkçası yarısına kadar okuduğum vakit diliminde pek gerilmedim. Ancak o sınırı geçtiğiniz zaman özellikle- ya da simsimanın deyişiyle spesifkly :dd - son yüz sayfada sürekli diken üstünde oluyorsunuz.
Sonuç olarak gerilim açısından beni yakalayan akıcı bir eserdi. Sayfa sayısının biraz fazla olması dolayısıyla gerilim okumak isteyenlere ilk önereceğim kitap olmaz. Kesssinlikle okuyun diyebileceğim bir kitap da değil ama okumaktan zarar gelmez, eğlenirsiniz.
🔪"Kötülük ölmüyor, asla ölmüyor. Sadece yeni bir yüze, yeni bir isme bürünüyor. Bize sadece bir kez dokunması, bir saha çarpılmaya karşı bağışıklığımız olduğu anlamına gelmiyor. Yıldırım da aynı yere iki kez düşebilir..."
🩸"Doğru söyleyenlere kötü gözle bakıldığı bir dünyada dolaşmaya çalışan bir dinazorum ben."
🔪"Bir vücudun parçalarını dikip bir araya getirebiliyorum, diye düşündü Catherine. Ama parçalanmış bu aileyi birleştiremeyeceğim."
🩸"Bazen konuşabileceğiniz tek kişi, o yüzünü görmediğiniz yabancı oluyor."
Bir grup profesörün bebekleri yabancı bir ortama koyup, annesiyle ayırdıktan sonra ve annesiyle kavuşturunca verdiği tepkileri baz alan bir tipleme sistemidir, kitaptaki sistem. Anlatılana göre insanlar romantik ilişkilerde üç farklı tipe bürünürler:güvenli, kaygılı ve kaçıngan. Yaklaşık olarak insanların yarısı güvenli…devamıBir grup profesörün bebekleri yabancı bir ortama koyup, annesiyle ayırdıktan sonra ve annesiyle kavuşturunca verdiği tepkileri baz alan bir tipleme sistemidir, kitaptaki sistem.
Anlatılana göre insanlar romantik ilişkilerde üç farklı tipe bürünürler:güvenli, kaygılı ve kaçıngan. Yaklaşık olarak insanların yarısı güvenli kişilik tipindeyken, diğer yarısını kaygılı ve kaçıngan tipler oluşturur.
Ayrıca bir de sonradan eklenen kaygılı+kaçıngan adlı bir tip oluşmuş, onun yüzdesi de dört-beş kadar olması lazım.
Kitapta var olan birkaç test ile hem kendinizin hem de partnerinizin tipini verdiğiniz yanıtlara göre değerlendirebiliyorsunuz. Diğer kişilik testlerine nazaran burada hangisi olduğunuza karar vermenizin daha basit olduğu bir sistem.
Şayet ilginizi çektiyse kitaptan aldığım karakterleri kısaca özetleyen metinler var. Anlamsal açıdan bir farklılık yaratmaması için metinleri direkt aktarıyorum.
𝐊𝐚𝐲𝐠𝛊𝐥𝛊:Partnerlerinize yakın olmayı seviyorsunuz ve bu büyük bir yakınlık kurabiliyorsunuz. Fakat yine de partnerinizin sizin istediğiniz kadar yakın olmak istemeyeceğinden korkuyorsunuz. İlişkiler, duygusal enerjinizin büyük kısmını tüketiyor. Partnerinizin davranışlarında ve halindeki ufak dalgalanmalara karşı fazlasıyla duyarlı olma eğiliminiz var ve genellikle algılarınız doğru olsa da partnerinizin davranışlarını fazla kişisel algılıyorsunuz. İlişki boyunca birçok olumsuz duygu hissediyorsunuz ve moraliniz kolayca bozuluyor. Nihayetinde, trip atıyor ya da sonradan pişman olacağınız şeyler söylüyorsunuz. Diğer kişi size fazlasıyla güvence ve rahatlama sağladığında, kaygılarınızla olan meşguliyetiniz dağılıyor ve memnun hissediyorsunuz.
𝐆𝐮̈𝐯𝐞𝐧𝐥𝐢: Bir ilişkide sıcak ve sevgi dolu olmak sizin için doğal. İlişkileriniz hakkında çok fazla endişelenmeden yakınlığın tadını çıkarıyorsunuz. Konu romantizm olduğunda emin adımlarla ilerliyorsunuz ve ilişki meseleleri moralinizi kolayca bozmuyor. İhtiyaçlarınızı ve hislerinizi partnerinize etkin bir şekilde ifade edebiliyorsunuz, partnerinizin duygusal ipuçlarını okumakta ve onlara karşılık vermekte de iyisiniz. Başarılarınızı ve sorunlarınızı partnerinizle konuşuyorsunuz ve size ihtiyaç duyduğunda yanında olabiliyorsunuz.
𝐊𝐚𝐜̧𝛊𝐧𝐠𝐚𝐧: Bağımsızlığınızı ve özyeterliliğinizi sürdürmeniz çok önemli. Bu yüzden genelde özerkliği yakın ilişkilere tercih ediyorsunuz. Diğerleriyle yakın olmayı istemenize rağmen, fazla yakınlık sizi rahatsız ediyor ve partnerinizi belli bir mesafede tutma eğiliminde oluyorsunuz. Romantik ilişkilerimize ya da reddedilme konusuna fazla kafa yormuyorsunuz. Partnerlerinize içinizi açmıyorsunuz ve onlar da genellikle duygusal açıdan uzak olmanızdan şikâyet ediyor. İlişkilerde kontrol ya da sınır ihlali gibi konularda çok hassas davranıyorsunuz.
Kitap ayrıca bu tipleri, örnekler üzerinden anlatan ve hatta birkaç tane soru üzerinden bize de anlatan güzel bir anlatım şekline sahip. Cevabın yazdığı kısmı parmağınızla kapatıp tahmin etmeye çalışmak da kitabın eğlenceli kısımlarından biriydi. Sanki ilkokuldaki insan hakları sınavındaymışız gibi hissettirdi. Neden spesifik olarak o anıya çağrışım yaptığını ben de anlayamadım mlsf.
Okuduktan sonra bünyenize birkaç tane deneyim eklemiş oluyorsunuz. Tebrik ederim artık arkadaşlar arasında "lvl.1 ilişki tip belirleyici" rolünü üstleneceksiniz.
İlgisi olanlara önerebileceğim bir kitap, okuması sıkmıyor okunabilir.
kaçıngan tiplerin bilhassa erkeklerin olmadığı bir dünya 🤲🏻🤲🏻
son üç gündür mcfadden'in farklı gerilim kitaplarını okumak gibi bir serüvene giriştim. bu yorum da okuduklarım hakkında toplu bir yorum olacak** yazardan üç kitap okudum, sıralaması da şu şekilde 1-d koğuşu 2-sakın yalan söyleme 3-hizmetçi 1- D͟ K͟O͟Ğ͟U͟Ş͟U͟: ->kitap, bir…devamıson üç gündür mcfadden'in farklı gerilim kitaplarını okumak gibi bir serüvene giriştim. bu yorum da okuduklarım hakkında toplu bir yorum olacak**
yazardan üç kitap okudum, sıralaması da şu şekilde
1-d koğuşu
2-sakın yalan söyleme
3-hizmetçi
1- D͟ K͟O͟Ğ͟U͟Ş͟U͟:
->kitap, bir tıp öğrencisi olan amy'nin eğitim gereği bir gece boyunca akıl hastanesinin 'en ağır' vakalarının bulunduğu d koğuşuna gönderilmesini ve orada yaşadıklarını konu alan bir psikolojik gerilim kitabı.
(ki bakıldığında daha hangi branşta uzmanlaşacağını bile belirlemeyen bir öğrencinin, böylesine tehlikeli bir staja gönderilmesi mantıkdışı. gerçi güvenlik önlemlerinin üst düzey bir koğuş olduğu sıklıkla belirtiliyor ama bu da bir şeyi değiştirmiyor ne yazık ki.)
->kitap boyunca gerilim seviyesi çok yüksekti, bilhassa sonlarda gerile gerile bir hâl oldum. fazlasıyla ters köşeler vardı, bir çoğu tahmin edilebilirdi belki ama ben etmedim. ya da edemedim? her neyse tüm ters köşeleri de yemiş oldum hâliyle.
böyle okumak da ayrı bir güzeldi bu arada. okurken fazlasıyla zevk alıp duygularımı hat safhada yaşadım. hoş bir deneyimdi benim açımdan
->kitabın yazım dili oldukça sade ve akıcı. reading slump denilen okuyamama illetinden kurtulmak için birebir bir kitap. hızlı bir şekilde bitirebiliyorsunuz. dolayısıyla bu kitabı listenize ekleyebilirsiniz, önerilir.
=>"ne de olsa ancak gerçekten deli biriyle karşılaştığınızda kendi aklınızın yerinde olduğunu anlayabilirdiniz."
2-S͟A͟K͟I͟N͟ Y͟A͟L͟A͟N͟ S͟Ö͟Y͟L͟E͟M͟E͟:
->freida'nın sakın yalan söyleme adlı kitabı, tricia ve ethan adına sahip bir evli çift var. bu çift yeni bir ev almak amacıyla, kar yağışlı bir günde gündelik yaşamdan oldukça uzak, izbe, ıssız, asla tekin olmayan, anayola beş kilometre uzaklığında, korkutucu ama daha çok gotik diyebileceğimiz kocaman saray gibi bir malikaneye gidiyorlar.
kar yağışının da etkisiyle orada kalmak zorunda olan çift, aslında bu koca şatonun birkaç yıl önce ortadan kaybolan ünlü bir psikiyatristin evi olduğunu öğreniyorlar.biraz daha sonrasında ise psikiyatrist hanımın seanslarını sesli kaydını içeren kayıtları buluyorlar.
eh dananın kuyruğu da burada kopuyor doğrusu.
->kitap gene oldukça fazla ters köşelerle doluydu, buradakileri yemedim çok şükür.
(bir önceki kitaptan karnım toktu ᵔᴥᵔ)
ama yine de bütün bunlara rağmen tahmin edilemeyecek detaylar vardı bence. okuduğum diğer iki kitaba göre kurgusu o kadar sağlam değildi, her ne kadar konusu öyle olsa da. kafanızda boşluk kalan yerler olabiliyor bunun sebebi ana gerilim kaynağının kötü bir yerde olması gerekenden geç gelmiş olması.
->dil ve üslup hakkında gene aynı yorumları yapacağım, okumayı zorlaştıracak herhangi bir şey olmadığından dolayı rahat bir kitap. bu cümleyi hizmetçi kitabı için de söyleyebilirim.
->önerilir mi konusuna gelirsek, d koğuşu ve hizmetçi kitapları varken bu kitaba yönelinmesini doğru bulmam. tavsiyem öncelik diğer kitaplara bakınmanız yönünde olacak.
3-H͟İ͟Z͟M͟E͟T͟Ç͟İ͟:
->bu kitap ise; millie adında sabıkalı bir genç kızın dışarıdan kusursuz gözüken(?), oldukça zengin bir ailenin yanına hizmetçi olarak işe girmesiyle başlıyor.
->aile üç kişiliktir, nina andrew ve çocukları cecille. -spoiler vermeden doğru bir şekilde tanıtmak zor, yapabilirim ha gayret-
nina, boş gezenin boş kalfası ev hanımı denilebilecek niteliklere bile sahip olmayan bir kadın. andrew ise kusursuz bir adam, karısının habersiz hakmar marketinden çıkıp bime gitmesine izin verecek kadar hayırlı bir eş, başarılı bir iş adamı ve zengin bir milyoner.
alo arkadaşlar bir ses çalıyor duyuyor musunuz, ding dong?
->aklıma komik bir espri geldi, bunu yapmazsam ölürmüşüm kb.
+şeytan bir kapının ziline basmış, nasıl ses çıkmış?
-dindendön.
->öhm.. millie, bu evde yatılı olarak hizmet görevini sunacaktır. kaldığı oda çatı katında, fazla büyük olmayan bir odadır. lâkin bir sorun vardır. odanın kapısı içerden değil dışarıdan kilitleniyordur??
kapının iç tarafında ise acı verici bir şekilde gözüken tırnak izleri vardır. sanki biri-
🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡🤡
->neyse önerilir mi kısmında ise, ilk önereceğim d koğuşu olur. ben onu daha çok beğendim. ama bu kitap da fena değildi,yalnız iki tane devam kitabı olması onu dezavantajlı duruma düşürüyor.
ama sadece bu kitabı okuyarak da seriyi kafanızda bitirebilirsiniz gibi, onu şayet okursanız ondan sonra karar verirsiniz.
--𝐠𝐞𝐧𝐞𝐥 𝐨𝐥𝐚𝐫𝐚𝐤 𝐦𝐜𝐟𝐚𝐝𝐝𝐞𝐧 𝐯𝐞 𝐤𝐮𝐫𝐠𝐮𝐥𝐚𝐫𝛊--
‼️tw:spoiler‼️
jack london'un martin eden isimli romanında martin dergilere yazı yazdığı dönemlerde şunu fark ediyordu: dergilerin kabul ettiği metinlerin özüne inildiği zaman hepsinin aynı kabataslaktan oluştuğunu. bu bilince eriştikten sonra da ilk kuruşlarını kazanmaya başlıyordu hatırlarsanız. aynı taktiği bu yazarın da uyguladığını düşünüyorum ve bunu düşünmem için çok sebep var, hemen birkaç örnek göstereyim.----- ha bu arada şunu da söyleyeyim, şayet böyle bir şey yoksa yazar aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor demektir. ki bu daha üzücü bence---
->mesela d koğuşunda yatan bir hasta trajik bir şekilde kendini spiderman zannediyordu. sakın yalan söyleme kitabında ise kendini superman zanneden bir adam var. bir sonrakinde de değişiklik olsun diye wonder woman falan mı çıkacak.
gene aynı iki kitapta, stephen king'in medyum adlı kitabı bir şeylerin gizlenmesinde vesile olarak kullanılıyordu. d koğuşunda, içilmeyen ilaçların gizlenmesi konusunda yardımcı olurken diğer kitaplıktan açılan gizli bir geçite yol açıyordu. demem oluyor ki ben yazarın başka bir kitabında medyum'u görsem bir şeylerin saklanmasında yardımcı olacağını hemen anlarım.
->ayrıca hizmetçi ve sakın yalan söyleme adlı kitaplardaki karakterlerin özüne inildiğinde birbirine benzediği gözükecektir.
ethan ve tricia, birbirinden önemli şeyler saklayan evli bir çift. nina ve andrew de öyle. ve bunlar evlendikten sonra gerçek manada birbirlerini tanıyorlar. iyi ya da kötü.
dediğim gibi bir taslak var ve yazılar bunun üzerine yazılıyor sanki.
->yazarın yaptığı oldukça mantıklı zaten, bir kitap yazıyor çoksatanlara giriyor. gene yazıyor bir daha giriyor. e abi böyle olacaksa yazmaya devam etsin, kaybedeceği bir şey yok ki aksine kazanacağı çok şey var. onu kim niye durdursun?
------
başka bir beğenmediğim yere gelecek olursam o da kesinlikle kitapların sonları.
karakterler sayfalar boyu vahşet dolu şeyler yaşıyorlar ve bu bir şekilde bir sonuca ulaşıyor. kitabı bitirmek için mükemmel bir zaman değil mi? ama bitmiyor. yazar birkaç sayfa daha yazıp mutlu bir son yazıyor, gerçekten yersiz ve kitabın enerjisini yerle bir eden durumlardan biri. yazık oluyor kitaplara.
son olarak da hizmetçi kitabının sonundan aldığım zevki hiçbirinden almadığımı söylemek istiyorum. bakın gerçekten. okurları birçok yönden tatmin edecek bir son, şahsen ben bayıldım. mükemmel bir karma idi, bunun için bile okunabilir aslında.