Azazil'in İblis'e nasıl dönüştüğünü, Adem'in ve İblis'in cennetten nasıl kovulduğunu yazarın kendine has üslubuyla anlattığı keyifli bir hikaye... Hemen devam kitabı olan Nefha'ya başlıyorum. =)
Anna'dan çok Levin'in hikâyesini okumuş olsak da... 😅 Bu kitabı ilk okuduğumda lisedeydim ve Anna'ya üzüldüğümü, acıdığımı hatırlıyorum. Şimdi yetişkin biri olarak okuduğumda ise acınacak kişinin aslında Vronsky olduğunu düşünüyorum. Anna canı sıkılan bir kadın, bu çok açık. Been there,…devamıAnna'dan çok Levin'in hikâyesini okumuş olsak da... 😅 Bu kitabı ilk okuduğumda lisedeydim ve Anna'ya üzüldüğümü, acıdığımı hatırlıyorum. Şimdi yetişkin biri olarak okuduğumda ise acınacak kişinin aslında Vronsky olduğunu düşünüyorum. Anna canı sıkılan bir kadın, bu çok açık. Been there, done that. Kendisini tatmin edecek bir uğraşısı olmadığı için de adama sarıyor. Sonrası malum. Levin'in Tanrı bulmacası daha da garip. Tolstoy'u ne kadar sevsem de, benim için bir Savaş ve Barış değil. =)
Çocukken Bay Verne'in kitapları "ne macera ama" diye düşündürüyordu. Oysa şimdi, oradan oraya sürekli koşturulan yani insanı oturduğu yerde yoran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hikayenin derinliği yok, alt metin yok. Verilen mesaj en fazla "acele etmeden, sakin kalarak da ilerleyebilirsiniz"…devamıÇocukken Bay Verne'in kitapları "ne macera ama" diye düşündürüyordu. Oysa şimdi, oradan oraya sürekli koşturulan yani insanı oturduğu yerde yoran bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hikayenin derinliği yok, alt metin yok. Verilen mesaj en fazla "acele etmeden, sakin kalarak da ilerleyebilirsiniz" olabilir. İlk okuduğumda aldığım keyfi vermedi ama çocukların ufkunu genişletmek açısından uygun olduğu kanaatindeyim. =)
Kurtuluş Savaşı'nı biz kez daha, bu kez Samim Kocagöz'ün kaleminden okumak istedim. Vatansever halk ile askerler el ele verip ne büyük bir cesaret göstermiş. İster istemez gözleri doluyor insanın. Ne zorluklarla kazanılmış bir vatanın evlatlarıyız. Kıymetini bilmemiz, daha da geliştirmemiz…devamıKurtuluş Savaşı'nı biz kez daha, bu kez Samim Kocagöz'ün kaleminden okumak istedim. Vatansever halk ile askerler el ele verip ne büyük bir cesaret göstermiş. İster istemez gözleri doluyor insanın. Ne zorluklarla kazanılmış bir vatanın evlatlarıyız. Kıymetini bilmemiz, daha da geliştirmemiz lazımken ülkenin gündemine bakıp üzülmekle birlikte utanıyorum. O şehitlerin, gazilerin canları pahasına savundukları ülkeyi el birliği ile ne hâle getirmişiz. Darlıkta son gücüyle mücadele eden bu halk inşallah bollukta da yapması gerekeni yapar da, yeniden güzel günler görürüz.
Öncelikle şunu söyleyeyim, bu öyle başına oturunca bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap değil. Harlan Ellison'un 1967'de editörlüğünü yaptığı bir BK antolojisi. İthaki BK klasiklerini sevsem de bu kitaptaki 34 öykü içinde beğendiklerim 6'yı geçmedi. Robert Bloch'un "Juliette İçin Bir Oyuncak"ı,…devamıÖncelikle şunu söyleyeyim, bu öyle başına oturunca bir solukta bitirebileceğiniz bir kitap değil. Harlan Ellison'un 1967'de editörlüğünü yaptığı bir BK antolojisi. İthaki BK klasiklerini sevsem de bu kitaptaki 34 öykü içinde beğendiklerim 6'yı geçmedi. Robert Bloch'un "Juliette İçin Bir Oyuncak"ı, Fritz Leiber'in "Haydi Yavrum Kemik"i, James Cross'un "Bebek Evi", R.A.Lafferty'nin "Güzel Atlar Ülkesi", Keith Laumer'in "Tahribat Testi" ve Norman Spinrad'ın "Karsinom Melekleri" benim bu kitaptaki favori öykülerim oldu. İmkanınız varsa bunları okumanızı tavsiye ederim. Her biri adeta bir Black Mirror bölümü gibiydi. =)
Bir tarafı tarih, bir tarafı masal... Tarih için kanıtı olan masal, masal için kanıtı olmayan tarih desem ne dersiniz acaba? Bu kitap bende öyle bir etki yarattı. Kanıtı olmayan şeyler tarihe dahil edilmedi ama bir yerlerde birileri anlatmaya devam ediyor…devamıBir tarafı tarih, bir tarafı masal... Tarih için kanıtı olan masal, masal için kanıtı olmayan tarih desem ne dersiniz acaba? Bu kitap bende öyle bir etki yarattı. Kanıtı olmayan şeyler tarihe dahil edilmedi ama bir yerlerde birileri anlatmaya devam ediyor bunları. İkna olmayı beklemeden dinleyince tarih de masal da keyifli anlatılar. Ben kitabı Storytel'den dinledim, gayet de keyifliydi. Mutlu sonları seven iflah olmaz romantiklere... =)
Japon polisiyeleri de cidden bir başka güzel oluyor. Mantık hataları yok, cevaplanmamış sorular yok. İnsanı okuduğuna pişman etmiyor yani. Dizi izler gibi hızla ve merakla okudum. Oldukça da keyifliydi. =)
Steinbeck okumayı özlemişim. Karakterlerin iç dünyalarını açıkça anlatmadan hissettiren, gereksiz betimlemelerle yormayan ve okuru bir anda neşeden kedere, sinir bozukluğundan huzura fırlatan muhteşem bir yazar. İzlediği dizideki senaryonun gelişimini daha başından anlayıp oyunculara ekran karşısından müdahale eden babanneler gibi sürekli…devamıSteinbeck okumayı özlemişim. Karakterlerin iç dünyalarını açıkça anlatmadan hissettiren, gereksiz betimlemelerle yormayan ve okuru bir anda neşeden kedere, sinir bozukluğundan huzura fırlatan muhteşem bir yazar. İzlediği dizideki senaryonun gelişimini daha başından anlayıp oyunculara ekran karşısından müdahale eden babanneler gibi sürekli karakterlerle konuşup durdum okurken. Yan karakterlerin hem nevi şahsına münhasır hem bu kadar destekleyici olması hikayenin benim üstümdeki etkisini de fazlasıyla arttırdı. Üstünde uzun uzun konuşulabilecek, iyilik/kötülük, şansın tanımı, gerçek zenginlik, hırsın kökeni ve yönetimi gibi birçok konuda derin sohbetlere de kapı aralayan bir kitap bu. Mutlaka okuyun derim. =)
Henri Charrière'in Kelebek'ini okuyup sevdiyseniz bu kitap tam size göre. Bay Charrière için Şeytan Adaları'ndan sonra Venezuela'ya yerleşmek neyse Bay Roberts için Avustralya hapishanesinden kaçıp Bombay'a yerleşmek de o. Kaçış, yeni kimlik, yabancı bir ülkede hayatta kalma, “suçlu ama özgür”…devamıHenri Charrière'in Kelebek'ini okuyup sevdiyseniz bu kitap tam size göre. Bay Charrière için Şeytan Adaları'ndan sonra Venezuela'ya yerleşmek neyse Bay Roberts için Avustralya hapishanesinden kaçıp Bombay'a yerleşmek de o. Kaçış, yeni kimlik, yabancı bir ülkede hayatta kalma, “suçlu ama özgür” hissi gibi birçok ortak tema var. Hikâyenin Bombay kısmı çok ilgi çekici olsa da Afganistan kısmından biraz sıkıldığımı itiraf etmek isterim. Aslında bu kitap iki kitaplık bir serinin ilk kitabı. Ancak ikinci kitap olan Dağ Gölgesi'ni okuyacağımı sanmıyorum. Shantaram başlı başına küçük puntolu, kalın bir kitap zaten. Dağ Gölgesi'nde daha ne anlatmış olabilir ki yazar? İlk kitap tuttuğu için ikincisi yazılmış gibi bir his uyandırdı bende. Tabii içeriğini bilmiyorum, gerçekten dolu dolu yaşanmış bir hayatın bir kitaba sığmayan hikayesi de olabilir. 😅 İlk fırsatta dizisini izleyeceğim. =)
Kitabın adı Hamnet değil, Agnes olmalıydı. Çünkü bu baştan sona onun yarı mucizevi, yarı gerçekçi hikayesi... Annesinden aldığı kişiliği, çocukları, bitkileri ve sezgileriyle muhteşem bir kadının hikâyesi yani. Kitapta ismi asla verilmese de apaçık anladığımız üzere, böyle muhteşem bir kadının…devamıKitabın adı Hamnet değil, Agnes olmalıydı. Çünkü bu baştan sona onun yarı mucizevi, yarı gerçekçi hikayesi... Annesinden aldığı kişiliği, çocukları, bitkileri ve sezgileriyle muhteşem bir kadının hikâyesi yani. Kitapta ismi asla verilmese de apaçık anladığımız üzere, böyle muhteşem bir kadının eşi olma ayrıcalığı W. Shakespeare'den başkasına ait değil. Yazar Maggie O'Farrell, acıklı ama trajediye de dönüşmeyen güçlü bir hikâye anlatıyor bu kitapta bize. 2025'te filmi de çekilmiş. Mutlaka izleyeceğim. Tavsiye ederim. =)