Roma rakamlarında 0 yok. Siz ne zaman farkettiniz? Ben melih abuaf in videosunda farkettim. Melih birgün eski asteriks ve obariks çizgi romanlarını okurken roma rakamlarında 0 olmadığını farketmiş ve araştırmış.
Spoiler içeriyor
Will turner in davy jones un gemisinde çarptırıldığı kırbaç cezası aslında ünlü korsan John Phillips in korsan yasalarının 5. Maddesinden gelir. araştırınca bu filmin ne kadar mükemmel detaylar barındırdığını anlıyorsunuz. Sparrow karakteri, görünüşe göre, Karayipler'de korsanlık yaptıktan sonra İslamiyet'e geçen…devamıWill turner in davy jones un gemisinde çarptırıldığı kırbaç cezası aslında ünlü korsan John Phillips in korsan yasalarının 5. Maddesinden gelir.
araştırınca bu filmin ne kadar mükemmel detaylar barındırdığını anlıyorsunuz.
Sparrow karakteri, görünüşe göre, Karayipler'de korsanlık yaptıktan sonra İslamiyet'e geçen gerçek bir korsan olan Jack Ward'dan (ya da son derece korkutucu olmayan diğer adıyla Birdy'den) esinlenilerek yaratılmıştı. Daha sonra adını Yusuf Reis olarak değiştirdi ve kahramanlıkları, kötü şöhretli öyküler ve şarkılarla kutlandı. Ve devasa bir Disney gişe rekorları kıran film serisine konu oldu.
Jack'in Sparrow ile akrabalığına dair ipuçları, saçına dolanmış İslami kolyede, alın bandında ve göz makyajında kendini gösteriyor. Ayrıca Birdy/Sparrow bağlantısı da var.
Bartholomew Roberts'ın Korsan Yasaları I. Herkesin önemli konularda oy hakkı vardır; her zaman el konulan taze yiyeceklere veya sert içkilere eşit hakka sahiptir ve bunları dilediği gibi kullanabilir; ancak (aralarında sık rastlanan bir durum olan) bir kıtlık, herkesin iyiliği için…devamıBartholomew Roberts'ın Korsan Yasaları
I. Herkesin önemli konularda oy hakkı vardır; her zaman el konulan taze yiyeceklere veya sert içkilere eşit hakka sahiptir ve bunları dilediği gibi kullanabilir; ancak (aralarında sık rastlanan bir durum olan) bir kıtlık, herkesin iyiliği için bir tasarruf oylaması yapılmasını gerektirirse durum değişir.
II. Her adam, ganimet gemisinde sırayla ve listeyle adil bir şekilde çağrılırdı; çünkü (kendi paylarının üzerinde) bu durumlarda kendilerine bir takım elbise verilirdi: ancak şirketi gümüş, mücevher veya para olarak bir dolar değerinde dolandırırlarsa, cezaları ıssız bir adaya bırakılmaktı. Soygun sadece birbirleri arasında ise, suçlu olanın kulaklarını ve burnunu kesmekle yetinirler ve onu ıssız bir yere değil, zorluklarla karşılaşacağından emin olduğu bir yere bırakırlardı.
III. Hiç kimse para karşılığında iskambil veya zar oyunu oynayamaz.
IV. Işıklar ve mumlar gece saat sekizde söndürülecektir: Eğer mürettebattan herhangi biri bu saatten sonra hala içki içmeye meyilli ise, bunu açık güvertede yapacaktır.
V. Silahlarını, tabancalarını ve kılıçlarını temiz ve kullanıma hazır halde tutmak.
VI. Aralarında hiçbir erkek ya da kız çocuğuna izin verilmeyecekti. Eğer bir erkek, kadınlardan birini baştan çıkarıp, kılık değiştirerek denize götürürse, ölüm cezasına çarptırılacaktı; (bu yüzden, Onslow'da olduğu gibi, herhangi biri ellerine düştüğünde, bu kadar tehlikeli bir ayrılık ve kavga aracının kötü sonuçlara yol açmasını önlemek için hemen başına bir nöbetçi koyuyorlardı; ama işte burada hilekarlık yatıyor; nöbetçi kim olacak diye çekişiyorlar, bu da genellikle kadının namusunu korumak için kendisinden başka kimsenin onunla yatmasına izin vermeyen en kabadayılardan birine denk geliyor.)
VII. Savaş sırasında gemiyi veya karargâhı terk etmek ölüm veya ıssız bir adaya bırakılma cezasıyla cezalandırılırdı.
VIII. Gemide birbirlerine vurmak yasaktır, ancak her adamın kavgası kıyıda, kılıç ve tabanca ile sonlandırılmalıdır. (Taraflar uzlaşmaya varamazlarsa, geminin levazım subayı, uygun gördüğü yardımla onları kıyıya kadar eşlik eder ve tartışanları belirli bir mesafede sırt sırta çevirir; komut üzerine hemen dönerler ve ateş ederler (aksi takdirde silah ellerinden alınır). Her ikisi de ıskalarsa, kılıçlarına dönerler ve ilk kanı döken galip ilan edilir.)
IX. Herkes bin pound (2023 yılındaki karşılığı 202.000 £) pay alana kadar, hiç kimse onların yaşam biçimini bozmaktan söz edemezdi. Bunun için herhangi bir kişi uzvunu kaybederse veya hizmet sırasında sakat kalırsa, kamu fonundan sekiz yüz dolar alacaktı ve daha küçük zararlar için de orantılı olarak ödeme yapılacaktı.
X. Kaptan ve Başçavuş ganimetten iki pay alacak; kaptan , gemi çavuşu ve topçu bir buçuk pay, diğer subaylar ise bir buçuk pay alacak.
XI. Müzisyenler Şabat günü dinleneceklerdir, ancak diğer altı gün ve gece boyunca, özel bir ayrıcalık tanınmadıkça, hiçbir müzisyen dinlenmeyecektir.
Spoiler içeriyor
Evdeki turk net limitsiz internet in arızalanması sonucu bu kitabımı okudum. Darwin uyum sağladı,evrimleşti ve fikirleri hayatta kaldı. Darwin in evrim i nasıl keşfettiğini ve hayatını anlatan güzel bir kitap zaten türüde biyografi. darwin ingiliz donanması ile 5 yıllık bir…devamıEvdeki turk net limitsiz internet in arızalanması sonucu bu kitabımı okudum.
Darwin uyum sağladı,evrimleşti ve fikirleri hayatta kaldı.
Darwin in evrim i nasıl keşfettiğini ve hayatını anlatan güzel bir kitap zaten türüde biyografi.
darwin ingiliz donanması ile 5 yıllık bir araştirma gezisine katiliyor. Galapagos adalarina vardiklarinda oradaki ada görevlilerinden biriyle sohbet ederken görevli buradaki dev galapagos kaplumbağalarini kabuklarından hangi adadan olduklarini anlarim diyor bu galapagos adalari 8 tane ada birbirine yakın bunlarda okyanus yanardaği patlamasi sonucu oluşmuş. Neyse görevli bunu dedikten sonra darwin in kafasinda ampül yanıyor her adaya göre farklı özellikleri var diyo sonra orada incelediği bir kuş türünü kuş uzmanina gönderiyor kuşlarin türleri aynı ama ayırt edici özellikleri var diyor birinin gagasi ince uzun böcekler tarafindan istila edilen adacikda ağaç içindeki böcekleri yemek için zamanla değişmiş gagaları diyor sonra başka kuşa bakiyo onun gagasida kalin kısa çekirdek yemek için bir adacikdada çekirdek veren meyveler var böyle keşfediyor ama bunu geliştiriyor 20 sene bu kitabin üzerinde çalisiyor. Darwin bunu topluma sunmak sanki cinayet işlediğini itiraf etmek gibi diyor çünkü bunu duyan insanlar inandiği dine ters olduğunu söyliyerek saçma buluyorlar. Zaten günümüzde bile tartişiliyor.
Osmanlı İmparatorluğu'nda 16. yüzyılda maymunlar, yüksek görme yetenekleri ve zekaları nedeniyle donanma gemilerinde gözcü olarak eğitilmiştir. Karayip korsanlarındada görmüşsünüzdür maymun ve papağan. Papağan kullanilmasinin nedeni ise seçenek olarak bitek o olduğu pelikan,Martı,kartal uzun mesafe uçabilir bu yüzden kafeste bekletilmesi gerekir…devamıOsmanlı İmparatorluğu'nda 16. yüzyılda maymunlar, yüksek görme yetenekleri ve zekaları nedeniyle donanma gemilerinde gözcü olarak eğitilmiştir.
Karayip korsanlarındada görmüşsünüzdür maymun ve papağan. Papağan kullanilmasinin nedeni ise seçenek olarak bitek o olduğu pelikan,Martı,kartal uzun mesafe uçabilir bu yüzden kafeste bekletilmesi gerekir bu depolamayi kısıtlar. Papağan uzak mesafe uçamaz ve güvertede durur hep. Amacı ada varmi diye gönderilmesi.
3.Murat zamaninda maymun idamı ilginç bir olay. Bunun sebebide maymunlarin donanmadan çıkıp zengin halkın oyuncağı olması.
Molla Abdulkerim Efendi:
Maymunların oyun ve eğlenceye alet edildiğini düşünüyor, bunun Müslüman halkı yoldan çıkardığına inanıyordu. Bu nefreti öyle boyutlara ulaşmıştı ki, her maymun gördüğünde hayvanın asılmasını emrettiği, dolayısıyla adının "maymunkeş imam"a çıktığı rivayet edilmektedir.
Sultan 3. Murat döneminde bazı dini liderlerin maymunlara karşı nefret besleyip toplu maymun katliamları yaptırması, halk arasında 'maymunkeş imam' lakabıyla anılmalarına neden olmuştur.
Sadeleşmenin Önemi Picasso nun boğa çizimlerine bakarakda anlayabilirsiniz en sade olanı çizmesi daha zor demiştir. Birşeyi sadeleştirerek en yalın haliyle aynı anlamı aktarabiliyorsanız asıl başarı budur. Subaru motorlarinda olabilecek en az parçayla yapmaya çalışmıştır. Nedeni çok parça daha fazla arıza…devamıSadeleşmenin Önemi
Picasso nun boğa çizimlerine bakarakda anlayabilirsiniz en sade olanı çizmesi daha zor demiştir.
Birşeyi sadeleştirerek en yalın haliyle aynı anlamı aktarabiliyorsanız asıl başarı budur.
Subaru motorlarinda olabilecek en az parçayla yapmaya çalışmıştır. Nedeni çok parça daha fazla arıza riski demektir.
Sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz neler?
Zen felsefeside bunu savunur.
Anlam, ekleyerek değil çıkararak bulunur.
Gürültü azaldıkça, hakikat daha net duyulur.
Ne yaparsam olmuyor eskisi gibi. Bazen iki insan gerçekten birbirini sever, ancak aşk tek başına bir ilişkiyi sürdüremez. Çünkü bir ilişkinin sürdürülebilirliği sadece duygularla değil, aynı zamanda zamanlama, yaşam hedefleri, karakter uyumluluğu, iletişim becerileri ve her iki tarafın da çaba…devamıNe yaparsam olmuyor eskisi gibi.
Bazen iki insan gerçekten birbirini sever, ancak aşk tek başına bir ilişkiyi sürdüremez. Çünkü bir ilişkinin sürdürülebilirliği sadece duygularla değil, aynı zamanda zamanlama, yaşam hedefleri, karakter uyumluluğu, iletişim becerileri ve her iki tarafın da çaba gösterme kapasitesiyle de belirlenir. Birbirini seven insanlar "yoksa" bile, bu onların duygularının sahte olduğu anlamına gelmez, aksine bir ilişki için gerekli olan diğer yapısal temellerin eksik olduğu anlamına gelir. Tıpkı harika bir motora sahip bir arabanın tekerlekleri olmadan ilerleyemeyeceği gibi... Aşk bir güçtür; ancak onu yönlendirecek bir yol, dengeyi koruyacak bir direksiyon ve devam ettirecek yakıt olmadan, kendi başına yeterli değildir.Psikolojik olarak bakıldığında, çoğu insan “sevgi varsa her şey çözülür" yanılgısına kapılır. Oysa uzun vadeli ilişkilerin temelinde bağlanma stilleri, problem çözme becerileri, duygusal ihtiyaçların karşılanma şekli, güven duygusu ve iki tarafın da ilişki içindeki esneklik kapasitesi yatar. Sevgi varsa ayrılık daha da can yakar çünkü kişi içten içe "Bu kadar seviyorken neden olmuyor?" sorusuyla baş başa kalır. Bu soru aslında çok doğal bir gerçektir: Bazen iki insan birbirine iyi gelir ama birlikte iyi olamaz. Ve bunu kabul etmek, olgunluğun, kendini tanımanın ve gerçek sevginin en acı ama en öğretici tarafıdır.