Matt Haig, gerçekten hassas konulara değiniyor bu yapıtında. Varoluş, hayatın anlamı... Kitabın bazı felsefi kavramlara değinişi bana çok didaktik geldi. "Nora" adlı karakterimiz kendini gereksiz ve kimsenin ihtiyaç duymayacağı biri olarak tanımladığı ve hayatta kalmasının manasız olduğu gerekçesiyle intihara kalkışıyor.…devamıMatt Haig, gerçekten hassas konulara değiniyor bu yapıtında. Varoluş, hayatın anlamı... Kitabın bazı felsefi kavramlara değinişi bana çok didaktik geldi. "Nora" adlı karakterimiz kendini gereksiz ve kimsenin ihtiyaç duymayacağı biri olarak tanımladığı ve hayatta kalmasının manasız olduğu gerekçesiyle intihara kalkışıyor. Kitap kadının çoklu evrenlere gidişini konu alıyor. Tabi bu onun kendini "Gece Yarısı Kütüphanesi" denilen bir yerde bulması ile başlıyor. Bu kütüphanede zaman 00.00' dan hiç ilerlemiyor. Kütüphanede Nora'nın zihninin bir algısı olan Bayan Elm bulunuyor.
Nora, Bayan Elm'in de öğretici yönlendirmeleriyle pişmanlıklarını iyileştirmenin fırsatıyla eğer şunu yapsaydı, şu kararı verseydi ne olurdu tarzında sorulara cevap bulmak adına farklı evrenlere yolculuk ediyor. Oradaki Nora'nın yerine geçiyor. Bu hayatlardan memnun olmadığı takdirde kütüphaneye geri dönüyor. Nora birden çok yolculuğun ardından bir aydınlanma yaşıyor. Onun iyi olacağını düşündüğü hayatları hep başkalarının hayalleri. Bu farkındalıkla paralel evrenleri seyahate devam ediyor. Tam mükemmel hayatını bulduğunu düşünürken tekrar Gece Yarısı Kütüphanesi'ne dönüyor. Ölmek isteyen Nora'dan çok farklı olarak yaşamak istiyor artık. Bakış açısını değişiyor. Potansiyelini buluyor. Yaşama potansiyelini...
Kök yaşamına geri döndüğünde içindeki bu yaşama potansiyeliyle iyi şeyler yapacağını biliyor.
Var olmanın bize verilmiş kutsal bir hazine olduğunu anlıyor.
Müslüm Gürses... Ne çok şey yaşamışsın. Ben empati kurmadan edemeyen biri olduğum için bu filmde de kendimi çocuk Müslüm'ün yerine koydum bu bile o kadar ağır geldi ki. Nasıl dayandın onca acıya? Ağladım. İzlediğim gün düşünmeden edemedim. Etkisi 1-2 gün…devamıMüslüm Gürses... Ne çok şey yaşamışsın. Ben empati kurmadan edemeyen biri olduğum için bu filmde de kendimi çocuk Müslüm'ün yerine koydum bu bile o kadar ağır geldi ki. Nasıl dayandın onca acıya?
Ağladım. İzlediğim gün düşünmeden edemedim. Etkisi 1-2 gün sürmeye devam etti. Beni en çok şaşırtan olaylar karşısında verdiği tepkiydi. Adam o kadar şey yaşamış ki üzücü şeylere tepki verecek hâli kalmamış neredeyse.
Kesinlikle bu adam unutulmamalı. İz bırakmış olmalı bizlerde. Onca şeyi boşuna yaşamış olmamalı.
Mükemmel bir tutkusu var müziğe, hayran kaldım.
Eğer Müslüm Gürses'in hayatını merak ediyorsanız bu filme şans verin derim.
O kadar güzeldi ki. Kadın olmanın zorluklarını bir kez daha gösterdi bana. İsra... Annesine "Amerika'da belki farklı davranıyorlardır kadınlara." dediğinde annesinin ona "Kadın her yerde kadındır." demesini aklımdan çıkaramıyorum. Kesinlikle okunmalı. Kitapta farklı karakterdeki kadınların düşüncelerinde buluyorsunuz kendinizi. Bir solukta…devamıO kadar güzeldi ki. Kadın olmanın zorluklarını bir kez daha gösterdi bana. İsra... Annesine "Amerika'da belki farklı davranıyorlardır kadınlara." dediğinde annesinin ona "Kadın her yerde kadındır." demesini aklımdan çıkaramıyorum. Kesinlikle okunmalı. Kitapta farklı karakterdeki kadınların düşüncelerinde buluyorsunuz kendinizi. Bir solukta bitiyor ama ağır da geliyor. Bitirdikten sonra bayağı düşündüren bir kitap. Zaten yazar da kendi tecrübelerini ele almış kitapta. Muhteşem yazmış. Duyguları muhteşem aktarmış. Demem o ki kadın-erkek mutlaka okuyun.