- Her can eşit mi yaratılır? Animeye başlar başlamaz bu soru yüzümüze çarpıyor. Cevabını ancak Tanrı bilebilir. - Johan asla dramatize edilecek bir karakter değil. Aynı travmaya Grimmer da sahipti. Ama seçtiği yol ortada. Gerçekten de insanoğlu her renge bürünebilir.…devamı- Her can eşit mi yaratılır? Animeye başlar başlamaz bu soru yüzümüze çarpıyor. Cevabını ancak Tanrı bilebilir.
- Johan asla dramatize edilecek bir karakter değil. Aynı travmaya Grimmer da sahipti. Ama seçtiği yol ortada. Gerçekten de insanoğlu her renge bürünebilir.
Her çocuğun saf iyilikle doğduğunu sanmıyorum. Çevrenin insanı şekillendirdiği onu renklere büründürdüğü doğru olsa da insan bundan ibaret değildir. Özünde belli kalıplarla, belli eğilimlerle doğar. Koşullar bakımından tıpatıp aynı büyütülmüş iki bebek asla birbirinin aynısı değildir.
Özü kötüye yatkın birinin iyi rolü yapması beklenebilir. Bu iyi olduğu, onu seçtiği anlamına gelmez.
-Tenma fazla iyi bir karakter. İnsan çevresine etki ettiği müddetçe vardır. İyi insan hele ki. Tenma iyiliğini her yere bulaştırdı. Johan gibilere inat insana ümit veren bir karakter. İntikam duygusunun insanı nasıl yiyip bitirdiğini bildiğinden bu yolda yürümek isteyenleri vazgeçirmek için elinden geleni yaptı. Tenma'yı sıkıcı bulanlar olsa da yaşamın bazen sıkıcı görülen yanlarının en güzel anlar olduğunu biliyorum.
Öngörülebilir olması onun değerini birazcık bile azaltmaz. Onun insanlara olan etkisinin sürecini izlemek bana aşırı keyif verdi mesela. Sadece hikayesine değinilmesini isterdim. Neden ülkesine hiç dönmedi mesela? Çocukluğu nasıldı? Ailesi var mı? Bunlar hep meçhulde kaldı.
-Yan karakterlere bayıldım.
Grimmer, Martin, Richard favorilerim. Hele Grimmer...
" Bir insan evladı öldüğünde ağlayabilmeli."
Bu lafı çok dokundu bana. Kimliği yetmezmiş gibi duyguları çalınmış bir adamın yaşamının ne denli zor olduğunu tahmin dahi edemiyorum.
Richard'a gelirsek... Olayları hızlı gören zeki bir karakterdi. Bu yüzdendir ki Johan tarafından doğrudan öldürüldü. Zaten Johan'ı bu kadar tehlikeli yapan şey insanı kendi karanlığıyla yüzleştirmesi. Yine de Richard'ın intihar ettiğini düşünmüyorum.Yaşamak, kendini affetmek için sebebi vardı. Kızı...
- Son sahne gibi birçok meçhul şey mevcut.
Johan: Son anı pek çok kez gördüm. Ama bu kez farklı bir son görüyorum.
Yani her şeyi bilen ve hayatta kalan son insan hayalinin yerine kendisinin Tenma tarafından öldürülmesi sonunu yeğledi.
Eğer dedektifin dediği gibi canavarlar iz bırakmıyorsa son sahnede Johan'ın yatağındaki iz onun artık bir canavar olmadığını kanıtlıyor.
- Hikayeyi ve Johan'ı açık ara bu kadar ilginç kılan elbette bu kadar belirsizlik barındırması. Johan anlaşılamadığı için bu kadar etkileyici.
Hasta mıydı yoksa saf kötü mü?
Johan'ın sadece felsefesi olan bir adam düşünmüyorum. Psikolojikmen hasta ve bunu bir felsefenin altında gizliyor.
" Var olmayan birini nasıl vurabilirsin? "
gibi cümleleri, mükemmel intihar düşüncesi her ne kadar onu Nihilistmiş gibi gösterse de geçmişi ve travmaları onu hasta etmiş.
Kişiliksizliği, kendinin kim olduğunu bilmemesi onu Nihilist olmaya itmiş diyebiliriz bence. Johan'a tam olarak duygusuz da diyemem. Nina onun Franz'ın çizdiği resimlere bakarken ağladığını hissetmişti. Demek ki Johan geçmişi hatırladığında, annesinin kimi seçip kimi secmediği konusunda kafası karıştığında gayet de duyguları vardı.
- Franz gibi hastalıklı zihniyetlerin olması kanımı kaynatıyor.
Onun deney dediği şey insanların hayatlarıydı.
Johan'dan eksik kalır hiçbir yanı yok. İkisi de çocukları manipüle etmekten çekinmemiş.
Franz'ın neye mal olduğunu anladığını hiç sanmıyorum. Ömrü boyunca pişmanlıktan ölüp gitse yeridir. Uyuduğu her uyku haram olmalı ona.
Tek bir fikir, bir düşünce tohumu milyonlarca insanı öldürmeye yeter.
- Johan'ın çocuğu manipüle ederken söylediği sözler kendine dair şeylerdi de. Annesinin onu mu kardeşini mi seçtiğini anlayamaması onun travması.
Çocuğa " İstenmiyorsun. " derken kendi yarasına da parmak basıyordu.
Bir çocuk kolayca suçlu hissettirebilir demişti biri. Kolayca istenmeyen varlık olarak da hissettirilebilir. Çocuklar ölümle erken tanışsa dahi kolay kolay intihar düşünceleri yoktur. Yaşamak için sebep aramazlar. Çünkü doğuştan o sebebin var olmak olduğuna inanırlar. Varlardır, bir anne onları doğurmuştur işte bu yaşamak için yeterlidir.
Johan, bir çocuğun aklına intihar düşüncesi sokmaktan dahi çekinmiyor. Ondan daha acımasız biri olabilir mi, bilmiyorum.
* Alttaki sorularımın cevaplarını bilen varsa yazsın lütfen.
- Johan yalnızca bende olan bir anı derken neyi kast ediyordu?
- Franz'ın ziyaret ettiği gece Johan neden koruyucu ailesini öldürdü?
Tamam adsız canavar nasıl girdiği bedenlerin sahibini yok ediyorsa o da koruyucu ailelerini öldürüyordu, anladım. Ama o gece aslında kardeşini mi koruyordu?
- Johan çocukken günlerce yalnız kalmıştı. Anna döndüğünde de anneleri yoktu. Anne kaçmış mıydı?