Dostlar discord sunucumuza gelmek isteyenler bana yazabilir. Raf kullanıcılarının olduğu bir sunucu. Sunucuda ne yapıyorsunuz derseniz pek birşey yapmıyoruz gelen gelsin...
Sayfa:1 (Sayfa 2'de aramızdaki sohbetler var, mutlaka bakınız. Buraya sığmadığı için onu da bağımsız gönderi olarak paylaşacağım.) karakterler: ana karakterler: kenta (gaki, bilgisayarında oynayabilir miyim diyen komşu çocuğu ama tatlı ve masum) , ginga (kozou, manipülatif, atkı ve burun bandı),…devamıSayfa:1 (Sayfa 2'de aramızdaki sohbetler var, mutlaka bakınız. Buraya sığmadığı için onu da bağımsız gönderi olarak paylaşacağım.)
karakterler:
ana karakterler: kenta (gaki, bilgisayarında oynayabilir miyim diyen komşu çocuğu ama tatlı ve masum) , ginga (kozou, manipülatif, atkı ve burun bandı), kyouya (tam çakal, serseri rock'çı, sokak bebesi)
ikinci karakterler: benkei (yüce yancı)
yan karakterler: ot (osamu ve takashi, daha ota olamadılar), face hunters (yüz avcıları)
animasyon: (iyi, göze batmıyor.) (çetin ceviz'e göre mükemmel)
stüdyo: tatsunoko production (1965'ten beri var olan en büyük anime stüdyolarından biri) Herkese merhaba dostlar, çok farklı bir içerik ile karşınızdayız, evet evet bu bir ortak gönderi, ortak bir gönderi mi? Ne alaka değil mi?.. hem de Raf'ın güzel 3 insanının ortak gönderisi bu, peki kim bu kişiler? Çoklu Evrenler Fatihi cetinceviz, pek muhterem zikirmatikli kaldırım taşı(geçmişte ve bana göre zikirmatikli kirpi) venüslü hımmmmm efendi ve Gaddarlığıyla meşhur ama aynı zamanda Beyblade Kulübü üyelerine yufka yürekli adam gibi adam ys_yzc hocam olarak bu gönderiyi yazıyoruz. Burada 3 yüce Beyblade Kulübü üyesi olarak toplanma sebebimiz tabi ki de hepimizin çocukluğunun çok güzel bir anısı veya parçası olan Beyblade Metal serisidir. Gizli ve mükemmel ötesi planımız ise(çok gizli) bütün Beyblade bölümlerini beraber izleyerek ortak bir şekilde yorumlamak. 1,5 senedir bekleyen mükemmel bölüm bölüm Beyblade incelemesi hayali sonunda gerçekleşiyor! Hadi başlayalım... Bu seri neden bu kadar güzel? Güzel ve masum dostluklar, eğlenceli maçlar, heyecan, müzikler, karakterler ve daha aklıma gelmeyen pek çok şey... İlk bölümde neler olur peki? Kenta bir turnuvaya katılır ve 8. olur. Gingka bu sırada şehre yeni gelir ve ardından yüksek bir yere çıkar.(bir su deposu) ve onun üstünde uyuyakalır.(uyurken sümüğü baloncuk halinde patlıyor) Sonrasında Face Hunters'tan Benkei ve grubu Kenta'nın önünü keser ve beyblade maçlarındaki başarılar ile kazanılan beyblade puanlarını çalmak isterler.(Face Hunters bir çete ve insanların puanlarını çalıyorlar. Lideri ise Kyoya) Kenta zor durumdadır ve zorla tüm puanları üzerine Beyblade müsabakası yapmaya zorlanır. (Üzerinden trenin geçtiği bir köprünün altında.) Kenta'nın müsabakada iyice üstüne gidilirken aniden bir Beyblade ortaya çıkar ve Benkei'in beyblade'i havaya uçar! Kamera gün batımı ışıklarının karanlığının hakim olduğu ama dışarının kızıllığının da gözüktüğü tünelde kamera ışığın altındaki Gingka'ya çevrilir. Gingka şöyle der ''Hey Beyblade müsabakasında iki taraf da kazanmalıdır. Zorbalık yaparak dövüşenler asla gerçek Beyblade'ci olamaz.'' Gingka'ya kim sorulduğunda ise adını haykırır ''Benim adım Gingka, Gingka Hagane!'' Face Hunter 5 beybladeci olarak Gingka'ya meydan okur. Kenta bu duruma endişelidir ve Gingka'nın onun için kendisini riske atmamasını ister ama Gingka kendinden emindir ve bu boşuna da değildir Gingka 5'ini de orada yener ve Kenta ile beraber yürümeye başlarlar.(yıldızlarla dolu gecenin altında). Kenta Gingka'ya hayran kalmıştır kısa süreli bir konuşmadan sonra Kenta Gingka'ya ''Nereden geldin sen Gingka söylesene?) der. Gingka ''Nereden mi geldim(kaldırım korkuluğunun üstünden atlar ve çimenlere yatar) benim evim işte tam burası der ve en güçlü beybladeci olmak için ülkenin dört bir yanını dolaştığından bahseder. Belli süre süren bir sohbetten sonra Kenta Gingka'ya onun gibi güçlü olamadığından ve kendisini koruyamadığında yakınır. Gingka ona şöyle cevap verir, Bu sahne en sevdiğim sahnelerden birisi o yüzden replikleriyle beraber yazmak istiyorum arkada çalan mükemmel müzikle beraber.
Gingka ''Bu büyük cesaret ister''
Kenta ''Cesaret mi ister?''
Gingka ''evet öyle, çünkü bir Beyblade tam burana saldırır.(kalbini gösterek)
Kenta ''Seni anlayamıyorum.''
(Gingka kafasını çimenlere yaslayarak) ''Sakın endişlenme böyle rahatlamaya çalış'' der ve Kenta da çimenlere yaslanır ve bunu yaparken gece yıldızların ne kadar güzel gözüktüğünü fark eder. ''Vay canına'' der ve gözleri pür dikkat yıldızlara bakmaktadır.(Yıldızlar gökyüzünüzü aydınlatmaktadır.) efsane serinin ilk bölümünde ise bize şu cümleyi kurar ve bu söz belki de serinin özetidir aslında.
''Bir Beyblade'in gerçek gücü saldırı gücü veya dayanıklılığı ile ilgili değildir. Beybladeci kendiyle arasındaki bağı ve duyguları kullanarak saldırır, Sanki evrendeki bütün enerjiyi içine çekmiş gibidir. Kalbini masmavi gökyüzü gibi açıkca ortaya koymak zorundasın.''
Berbaber yıldızları izlerler. Gingka bu sırada uyuya kalır ve Kenta oradan ayrılır. Bu sahnenin bendeki yeri cidden çok ayrı o kadar saf ve güzel bir sahne ki. Sabahleyin yola çıkar ama Gingka'yı yerinde bulamaz. Onun çoktan gitmiş olduğundan endişelenir ve şehirde onu arar. Face Hunter yenilginin ardından Kyoyaya gitmiştir ve Kyoya'dan azar işittikleri için şehirde Gingka'yı erkenden bulup kendi mekanlarına götürmüşlerdir. Kenta şans eseri oraya denk gelir. Bir inşaat alanıdır ve inşaat ghalindeki binanın demirlerinde yüz tane beybladeci aşşağıda duran Gingka ile müsabakaya hazırlanmaktadırlar. Kenta ona kaçmasını söyler ama Gingka kendisinden gayet emin bir şekilde sessizce durmaktadır. Gingka'ya 100 Beyblade fırlatılır. Her tarafta beybladeler uçuşurken Gingka şöyle söyler ''Unutma Kenta bir beyblade'in gücü saldırı gücü veya dayanıklılığından gelmez ve kaç tane oldukları da önemli değildir! Gingka atıcısını hazırlar atıcısını tutarken ruhunun üzerinden çıkan mavi ışıklarla parlamaktadır. Pegasus'u fırlatır, Pegasus beybladeleri sırayla havaya uçururken herkes şaşkın durumdadır. Gingka bağırır ''İleri Pegasus!'' Pegasus tüm Beybladeleri havaya uçurduktan sonra etrafında dönerek ufak bir kasırga oluşturur. Kasırgada Beyblade'ler havada uçuşmaktadır ama ayrıca tepesinde Pegasus'un direkt kendisi gözükür. İnsanlar Pegasus'u gördüklerine inanamazlar ve kendi Beybladeleri havadan yağarken kaçarlar.'' Kyoya orada Gingka'yı izlemektedir ve Gingka'ya bu olaydan sonra müsabaka teklif eder. Epik bir çizim gözükür ve ilk bölüm bu şekilde biter. Özellikle ilk bölüm için ayrıca herşeyi anlatmak istedim. Sayfa 1
Dostlar discord sunucumuza herkesi bekliyoruz. Sunucuda Raf kullanıcıları var sadece. Sohbet ediliyor. Film, dizi, kitap, anime gibi konular konuşuluyor. Belli bir aktifliğe geri dönersek tekrardan resim çizme oyunu, satranç gibi aktiviteler yapabiliriz.
Discord sunucumuza davetlisiniz arkadaşlar. Sunucuda sohbet etme, film, dizi, kitap ve anime önerisi, resim çizme, seslisinde resim çizme oyunu, beraber satranç vb. pek çok şey yapılıyor. Beyblade Metal de öneriyoruz(m). Saygılı olan herkese kapımız açık. 😊
☁️ Dostlar uzun bir aradan sonra hepinize tekrardan merhaba, bugün hakikaten inanılmaz bir seri ile karşınızdayım. Beni Raf'ta tanıyanlar Beyblade Metal'i ne kadar sevdiğimi duymuşlardır diye düşünüyorum. Avatar Son Hava Bükücü'yü o kadar beğendim ki acaba Beyblade Metal'den iyi mi…devamı☁️ Dostlar uzun bir aradan sonra hepinize tekrardan merhaba, bugün hakikaten inanılmaz bir seri ile karşınızdayım. Beni Raf'ta tanıyanlar Beyblade Metal'i ne kadar sevdiğimi duymuşlardır diye düşünüyorum. Avatar Son Hava Bükücü'yü o kadar beğendim ki acaba Beyblade Metal'den iyi mi diye düşündüm, ne kadar güzel olduğunu buradan da tahmin edebilirsiniz. Benim için Beyblade Metal ve Pokemon gibi özel bir yere sahip olan içeriklerden birisi oldu. Bu tarz içerikler benim için genelde severek izlediğim seriler oluyor. Bu her içeriğin başarabileceği birşey değil aslında. Çünkü buradan kasıt tam olarak kalite değil. Tabii ki kaliteliler de aynı zamanda ama çok yüksek puanlara sahip veya çok kaliteli çoğu serinin başından gülerek veya mutlu bir şekilde kalkamazsınız, karakterler zor durumda kalır, bir kayıp verilir veya en azından kan akar. Evet konularını güzel işlerler ama gününüzün güzel geçmesini sağlayamazlar, hatta belki de ölen bir karakterden dolayı o gün moraliniz bile bozulabilir. Ancak severek izlenilen içerikler mutsuz bir şekilde başına otursanız bile mutlu bir şekilde kalkabildiğiniz serilerdir. Kötü karakterleri bile seversiniz ve hatta belki de kötü karakter diye birşey yoktur zaten. Örneğin Pokemon'dan Roket Takımını gülerek izlemeyen ve onlar olmasa animenin yarım kalacağını düşünmeyen kaç izleyici vardır mesela? Ben 1 bölüm gözükmediklerinde ve o eğlenceli Roket Takımı girişlerini yapmadıklarında o bölümü sanki yarım bir bölüm gibi görüyorum. Bu karakterler zor durumda kaldıklarında iş birliği yapıp sonraki bölümde sanki bir bölüm önce dost değillermiş gibi o dahiyane(trajikomik) planlarıyla sonraki bölüm karşılarlar bizi. Jessie ve James'in dolandırıp cebinde 5 kuruşu kalmadığı bölüm bile vardır. Beyblade'de ise bu daha çok karakterlerin çoğunun kötü ve iyiden ziyade en güçlü olmak için rekabet içinde olmaları şeklinde işlenir. En ezeli rakipler bile bazen birbirlerine yardım ederler. Ryuga bile yapar bunu rakibi olarak gördüğü belki de tek kişi olan Gingka'nın gözünde değeri olmayan bir karaktere kaybetmesini içten içe istemeyip ve kabul edemeyecek oluşundan dolayı. Avatar Son Hava Bükücü'de ise bu karakterler tabii ki İroh Amca ve Prens Zuko, seriyi izlerken İroh Amca ve Prens Zuko'nun yine nereden çıkacağını görmeyi, yine hangi denizleri aşıp uçan bir bizona binen ekibimizle araya bir mesafe bile koymadan takip ettiğini merakla beklemeyen yoktur herhalde. İroh amca ve Prens Zuko ikilisinin ne kadar komik bir olduğu konusunda izleyen herkes aynı fikirdedir diye düşünüyorum. Bu daha genel değerlendirmeleri azaltarak daha yoğunluklu olarak Avatar Son Hava Bükücü'den bahsetmeye başlayacağım ama bunu Iroh Amca ve Prens Zuko ikilisi hakkında daha fazla bahsetmeden yapamam. Ayrıca Sokka'dan da bahsedeceğim. Çünkü Sokka da espiriyle, hareketleriyle ve karakteriyle bu seriye renk kattı. İroh Amca kesinlikle gördüğüm en iyi yazılmış karakterlerden biri kesinlikle. İçten içe bir hüzne sahip olmasına rağmen bu kadar neşeli, iyimser ve komik olması onu çok değerli yapıyor. Kesinlikle temeli sağlam inşa edilmiş bir karakter. Ben normalde üzücü sahnelerde kendimi kolay kolay kötü hissetmem ama Honor of Mako bölümünde cidden kötü oldum. Çünkü bu hüzünlü olsun diye oluşturulmuş bir sahne değildi kesinlikle, bazı animelerde ağlamak sürekli olduğundan sıradan birşeye döner ve git gide bu daha da değersiz bir hal alır.(Naruto'da Naruto'ya benzer acıklı hikayelere sahip tonla karakter animeye dahil olur. Ama hiçbiri Naruto'nun başına gelenleri görmemiz kadar etkili olamaz.) İroh Amca gibi neşeli bir karakterin içinde yaşadıklarını kimseye göstermeden ormana gidip içini dökmesi çok başkaydı, ayrıca bundan çok kısa bir zaman önce ağlayan bir çocuğu güldürüyor bu karakter. Ondan önce de pek çok kez bizi güldürdü. Seslendirmeni olan Mako da maalesef üçüncü sezonda karakteri seslendiremeden vefat etmiş. Ben dublaj izledim ve dublajını çok beğendim, bence serinin dublaj hali ingilizce halinden daha güzel, size de dublaj önereceğim bu yüzden. İroh amca, genç deneyimsiz iyi kalpli ama yolunu şaşırmış Prens Zuko'yu oğlunun yerine koydu ve ona her zaman yardımcı oldu. Babası Zuko'yu oğlu olarak görmüyordu ama Prens Zuko'nun kesinlikle bir babası vardı. Aynı zamanda çok bilge bir karakterdi. Bu karakteri yazan kişiyle saatlerce hayat hakkında konuşulabilir muhtemelen. Sokka'da çok komik ve eğlenceli bir karakterdi. Seriyi çok eğlenceli bir hale getiriyordu. Ben Sokka'nın daha güçlü olmasını isterdim ama böyle de fena sayılmaz doğrusu. Aşiret kavgası olan bölümde Katara ve Sokka'nın iki tarafın yanına gidip onlarla bir süre kaldıktan sonra yan yana geldiklerinde sanki o aşiretin üyesiymiş gibi kavga etmeleri çok güzeldi. Avatar Son Hava Bükücü'nün her karakteri çok iyi yazılmıştı dostlar. Hepsinin gelişimi çok güzel yansıtıldı bize. Sadece birkaç karakterden bahsetmek de doğru olmaz Aang, Katara, Toph, Ateş Kralı Ozai, Appa, Azula, General Fong ve hatta gizli kütüphanenin bekçisi Bilge Baykuş bile. Seride evren de çok güzel kurgulanmıştı ayrıca. Ormanda yaşayan kabileden, dağın tepesinde bulunan hava ta şehrine kadar. Serinin son savaşlarını gerçekten çok beğendim. Finali de bayağa iyiydi. Seri benim için efsanelerin arasına girmeyi başardı.
🔥 Gelelim izlemeyi düşünenler için serinin konusuna. 4 ulus var. Ateş, su, toprak ve hava olmak üzere. Bu uluslar zaman zaman birbirleri ile savaşmışlar ama Avatar adı verilen ruh ki bu kişi 4 elemente de yatkın, barışı sağlamak ile görevli olmuş. Günümüzde Ateş Krallığı diğer tüm uluslara saldırır savaş tüm dünyayı sararken Avatar bir anda ortadan kaybolur ve 100 yıl boyunca gözükmez. Avatar geri döndüğünde savaş sürmektedir ve artık diğer ülkelerin dayanacak gücü kalmamıştır. Avatar'ın savaşın bitimine fazla kalmadığı için acele etmesi ve dünyaya tekrardan barışı getirmesi gerek. Seriyi tabii ki öneriyorum beğeneceğinizi umuyorum.
🌊 Avatar Son Hava Bükücü'ye Puanım
10/10
🌱 İroh Amca'nın Sözleri
"Koruma ve güç abartılıyor. Bence mutluluğu ve sevgiyi seçmek konusunda çok akıllısın. Her birimizin doğmasının nedenleri var. Bu nedenleri bulmalıyız."
"Hayat sen nerede olursan ol başarsan da yapmasan da olur."
"Karanlıkta tehditkar görünen pek çok şey, üzerlerine ışık tuttuğumuzda hoş karşılanır hale gelir."
"Işığı ararsanız, onu sıklıkla bulabilirsiniz. Ama eğer karanlığı ararsanız, görebileceğiniz tek şey budur."
The Honor of Mako
Asma yaprakları dökülüyor, yavaşca süzülüyor
Tıpkı dalgalarla sürüklenen narin, küçük deniz kabukları gibi.
Küçük asker çocuk,
Evine dönüyor.
Cesur asker çocuk,
Evine dönüyor.
Kül karla karışmış, yavaşca süzülüyor.
Tıpkı gidecek bir yeri olmayan narin, kırılmış kalpler gibi.
Küçük asker çocuk evinden alınmış,
İstemediği bir savaşta zorla savaştırılmış.
Küçük asker çocuk üşümüş ve yapayalnız
Cesur asker çocuk,
Asla evine dönemedi.
Asma yaprakları dökülüyor, yavaşca değişiyorlar,
Tıpkı bir ev arayan ölü, dökülmüş ruhlar gibi.
Küçük asker çocuk,
Uçabileceğini sandı.
Cesur asker çocuk,
Savaşta yığılıp kaldı.
Küçük asker çocuğum,
Sana evde ihtiyacım var
Cesur asker çocuk,
Evine dön.
Normalde İroh amca ilk 2 kıtayı okuyor. Çok hoşuma gitti, internetten tamamını buldum ve onu paylaşmak istedim. Okuduğunuz için teşekkürler.
Dostlar bir discord sunucumuz var. Raf'taki insanlardan oluşuyor. Gelmek isteyen herkes davetlidir. Sohbet ediyor film, dizi, kitap, anime, manga hakkında konuşuyor, resim çizme gibi etkinlikler yapıyoruz genel olarak. Gelmek isterseniz bana yazabilirsiniz. 😊
🛡 Merhaba dostlarım bugün bir süper kahraman filmi ile karşınızdayım. Uzun zamandır Spiderman(favorim Sam Raimi serisi), Doktor Strange ve Batman'i çok sevmeme karşın hala Marvel evrenine hakim değildim ve pek muhterem @rioba nın da öncülüğünde Marvel filmlerine başladım.(geç izlerseniz yüksek…devamı🛡 Merhaba dostlarım bugün bir süper kahraman filmi ile karşınızdayım. Uzun zamandır Spiderman(favorim Sam Raimi serisi), Doktor Strange ve Batman'i çok sevmeme karşın hala Marvel evrenine hakim değildim ve pek muhterem @rioba nın da öncülüğünde Marvel filmlerine başladım.(geç izlerseniz yüksek derecede ölüm tehlikesini göze almışsınız demektir. Ben çetin ceviz olduğum için saldırılara karşı dayanıklıyım ama size benim gibi geç izlemenizi önermem. (Kapıma bırakılan hediye paketi saatli bomba çıktı.) @rioba öncülüğünde izliyorsanız sakın geciktirmeyin. 💣💥)
🥊🤕🥊Film, sonuna kadar sıkılmadan izletti kendini, ayrıca her ne kadar fazla oyunculuk gerektirmeyen bir film olsa da oyunculuklar güzeldi. Red Scull savaşı daha uzun ve güzel olabilirdi bence, biraz yetersiz bulduğumu söyleyebilirim. Ayrıca Steve Rogers'ın kişiliği de Tobey Spiderman kadar olmasa da hoşuma gitti. (biraz fazla iyi ve saf gibi) Açıkçası ben sonunu çok beğenemedim. Yani biraz daha güzel gidebilirdi ama hikayeyi farklı bir yoldan ilerletmeyi tercih etmişler, bu kötü birşey olmasa da içime sinmedi sanırım. Süper kahraman olduğu dövüş sahneleri de güzeldi ama kimse arkasından ya da diplerine gelene kadar ateş etmeyi akıl edemedi ne yazık ki, bu da kötü duran bir özellik değil, zaten öyle olsaydı çoğu süper kahraman filmi anında biterdi ve anlamsız olurdu. Süper kahramana dönüştüğü, sokakta koştuğu, askeriyede kendisini kanıtladığı ve tabii ki çevimsiz olmasına rağmen herkese korkmadan meydan okuduğu sahneleri çok beğendim. Ayrıca diğer süper kahramanlara nazaran burada bu süper kahramanı ortaya çıkaran bilim adamına da yer verilmişti.
💢 Filmin konusundan en spoilersız şekilde bahsedecek olursak dünya savaşına çok çevimsiz olduğu için katılamayan ama çok cesur ve istekli olan, kendisinin de birşeyler yapması gerektiğini düşünen Steve'in önüne bir fırsat çıkagelir.
💉 Filme Puanım 9/10
💭 Dostlar birde Raf kullanıcılarından oluşan bir discord sunucumuz var. Sohbet, film, dizi, kitap önerisi, resim çizme, müzik dinleme vb. şeyler yapıyoruz gelmek isteyenler bana yazabilir.
💼 Herkese yeniden merhaba dostlarım. Bugün oldukça beğendiğim bir ters köşe ile karşınızdayım. İlk Korku'nun durağan bir film olduğunu söylemem hiç yanlış olmayacaktır, zaten kendisi bir dava üzerine kurgulanmış bir film. Oyunculukları gayet kaliteli, Dövüş Kulübü'nden de tanıdığımız Edward Norton…devamı💼 Herkese yeniden merhaba dostlarım. Bugün oldukça beğendiğim bir ters köşe ile karşınızdayım. İlk Korku'nun durağan bir film olduğunu söylemem hiç yanlış olmayacaktır, zaten kendisi bir dava üzerine kurgulanmış bir film. Oyunculukları gayet kaliteli, Dövüş Kulübü'nden de tanıdığımız Edward Norton şüpheli rolünde ve oyunculuğunu konuşturmuş. Henüz gençlik yıllarındayken bile kaliteli bir oyuncu olacağı belliymiş. Avukat rolünü de Richard Gere üstlenmiş ve rolünün hakkını vermiş. Yönetmenimiz Gregory Hobbit'i de tebrik etmek lazım, filmi çok güzel kurgulanmış, ben sonunu oldukça farklı buldum ve tahmin etmesi oldukça zordu. 1995 ve 2000 arasında nedense çok fazla güzel film çıkmış. Özellikle ters köşe ve sakin bir film arıyorsanız bence İlk Korku güzel bir tercih olabilir. Konuyu olabildiğince spoilersız anlatmaya çalışacağım.
⚖ Film Papa'nın cinayetinde çok zor durumda kalan şüphelimizi kurtarmaya çalışarak hayatının en zor ve en önemli davasını kazanmaya çalışacak ve ününe ün katmaya çalışacak olan avukatımız Martin Vail ve onun aksine şüphelinin ceza alması için çabalayan diğer avukat Janet Veable arasındaki rekabeti konu alıyor diyebilirim. Süphelimiz ilginç bir karakter ve geçmişi ve karakteri oldukça belirsiz. Bu davada çok avantajsız ve ceza almadan kurtulması neredeyse imkansız.
⛾ Filme Puanım 9/10
Geceniz aydın olsun dostlarım. Nasılsınız, iyisinizdir inşallah? Bugün yeni bir gece gönderisi paylaşmaya karar verdim ve hemen yazmaya başladım. Gecenin halini hatrını sormayı unutmuyorsunuzdur umarım gönderimden sonra... Herneyse bugün geceye kırmızı karışmış dostlarım. Gece bugün yeniden hoşgeldin dedi bize sanki,…devamıGeceniz aydın olsun dostlarım. Nasılsınız, iyisinizdir inşallah? Bugün yeni bir gece gönderisi paylaşmaya karar verdim ve hemen yazmaya başladım. Gecenin halini hatrını sormayı unutmuyorsunuzdur umarım gönderimden sonra... Herneyse bugün geceye kırmızı karışmış dostlarım. Gece bugün yeniden hoşgeldin dedi bize sanki, siz geceyi unutsanız da gece sizi unutmaz, gece çok iyi bir dosttur dostlarım. Hatta o kadar iyidir ki kan kırmızısını üzülmeyin diye çiçek rengi gibi gösterir size...
Gece karanlığında hayallerimizi saklar,
Aynı mahalle bakkalının sepetin içine koyduklarını üst kattan iple çeken birisi gibidir. Belki de elinizden kaçan bir balon gibi...
🌋 Uzun bir aradan sonra hepinize tekrardan merhaba dostlarım. Bugün size Nolan'ın yeni filminden bahsedeceğim. Film benim ilk öngösterim deneyimimdi. Filme pek muhterem zikirmatikli kirpi 5m'li edebiyati ile meşhur @hmmmmm, cinayetleri ile nam salmış ama yakın zamanda Barbie'ye gitme gafletinde…devamı🌋 Uzun bir aradan sonra hepinize tekrardan merhaba dostlarım. Bugün size Nolan'ın yeni filminden bahsedeceğim. Film benim ilk öngösterim deneyimimdi. Filme pek muhterem zikirmatikli kirpi 5m'li edebiyati ile meşhur @hmmmmm, cinayetleri ile nam salmış ama yakın zamanda Barbie'ye gitme gafletinde bulunup ismini lekelemiş @katilhalit ve bir Barbie kurbanı daha olan @emily.byrid.star ile beraber gittik. Benim nihai amacım film değildi diyebilirim. Ben her biri Beyblade Kulübü üyesi olan bu ekip ile sohbet etmeye ve vakit geçirmeye gittim. Yaşadıklarımızdan ufak bir kesidi film yorumumdan sonra anlatacağım.
☄ Dostlarım öncelikle bu filmi ancak Nolan'ın bu kadar iyi çekebilirdi ama asla Nolan'ın potansiyelinin bu olduğunu düşünmüyorum, bence Nolan siyasi, biyografi ve tarihten ziyade daha hayali ve gerçek dışı filmler çekmeli. Kendisi filmin sahneleri için gerçek çok büyük patlamalar gerçekleştirmiş. Başrol oyuncumuzun oyunculuğu çok iyiydi. Sanırım en etkilendiğim sahneler Atom bombası ve pişmanlık sahnesiydi. Özellikle pişmanlık sahnesine bayıldım. Filmi imax olarak izledim ve bomba patlama sahnelerinde gerçekten bayağa iyiydi. Ancak belli bir süre sonra ne yazık ki kulaklarımın bayağa acıdığını söyleyebilirim. İlk olarak biraz daha başaramadıkları yönlere dikkat çekmek istiyorum. Film bazı yerlerde fazla tempoluydu ve çok fazla zaman atlaması olmasından dolayı bazı yerleri anlayamadım. Ayrıca bomba sahnesinden sonra biraz uykumun geldiğini de itiraf etmek durumundayım ancak bu bizim 3 saatlik filmi molasız izlememizden de kaynaklı olabilir. Bomba sahneleri ve pişmanlık sahnesi gerçekten muazzamdı dostlar.
Filmin konusundan bahsedecek olursak; Oppenheimer ve ekibinin atom bombasını buluşunu ve dünyanın işleyişini baştan sona değiştirmesini konu alıyor. Film bu olayı Oppenheimer'ın hayatı ekseninde anlatıyor ve atom bombasının bulunuşundan sonrasında Oppenheimer'ın başına gelenlere de yer veriyor. Nolan hikayede yüzde yüz gerçek sahneleri siyah beyaz, kendince eklemelerini ise renkli bir biçimde aktarmayı tercih etmiş. Bunu belirtmesi güzel ama bence siyah beyaz bunu belirtmek için en mantıklı seçenek olmamış.
🎩 Şimdi gelelim beraber neler yaptığımızdan anlatmam gereken ve payıma düşen anıya... Alışveriş merkezinde Tesla elektrikli otomobiller vardı ve Katil'in de Oppenheimer'a takım elbise ile gelmiş olmasından ötürü neden onu bir Tesla çalışanı ve bizi de müşteri yapmıyoruz dedik. Bir zikirmatikli kirpi, bir çok çetin bir ceviz ve bir de Barbie kurbanı emily olarak senaryoya başladık. İlk başta zikirmatikli kirpi ve ben müşteriydik ve katil bize bir satış elemanı olarak arabayı tanıtmaya başladı.(kapı kolu farklı olduğu için kapıyı açmakta zorlandık.) İçine kurulduktan sonra bir soru yağmuru silsilesi ile karşı karşıya bıraktık katili. Zikirmatikli kirpi bagaj büyüklüğünden bahsederken katil bu büyüklük hesabını kişiler ile yaptı. (Neden ve nereden biliyor diye sormayın.)
Ben bu otomobilin otomatik gidiş olayını alışveriş merkezinde aktif hale getirsek eve ulaşıp ulaşamayacağımızı sordum ve otomobilin yürüyen merdivende gidebildiği haberini barbie ile adı lekelenen katilden aldım. Ayrıca sohbet esnasında Barbie mağduru emily de Tesla çalışanlığından ne yazık ki kovuldu ve müşteriliğe terfi etti. Tesla temsilcisi katil ile Elon Musk'ın arkasından da sallamadık desek yalan olur.(Sakın Elon Musk'a söylemeyin, emin değiliz ama katilde çoktan müşteriliğe terfi etmiş olabilir.) Zikirmatikli kirpi ile 250 arkaşını toplayarak bu arabanın hissesine girmeyi düşündük. Ayrıca bu olaydan sonra tanımadığımız abiyle yandaki otomobilin ön ve arka bagajına kaç ceset pardon insan sığacağı konusunda danıştık. Normalde hikayenin bu kısmını anlatmak benim görevimdi ama ben Şok'ta Pakize isimli kediye Namık ismini koymam sonrasında zikirmatikli kirpi tarafından kınanmamı ve en sonunda Cabbar ismini koyduğumu da belirtmek isterim. Ekstra olarak Şok çalışanları birbirimize hocam diye hitap etmemizden kaynaklı hoca olup olmadığımızı merak ettiler ve onlara kendimizi tanıtmış bulunduk.(ceviz, kirpi, katil ve emily olarak.) Çok güzel bir gündü inşallah bir daha nasip olur diyerek ve gönderiyi geciktirdiğim için dostlarımdan özür dileyerek bitiriyor ve filme bir puan ithaf ediyorum.
Filme Puanım 8.5/10