Spoiler içeriyor
Aşk, hissedilen en yoğun duygulardan biri malum. Bir de aşka çok benzeyen ama daha tehlikeli haliyle takıntı var. Aşkın yaşayanda akıl mantık bırakmayanı, göze perde indireni birçok insan için daha tercih edilir geldiğinden mi bilmem iki duygu birbirine fazlasıyla karıştırılıyor.…devamıAşk, hissedilen en yoğun duygulardan biri malum. Bir de aşka çok benzeyen ama daha tehlikeli haliyle takıntı var. Aşkın yaşayanda akıl mantık bırakmayanı, göze perde indireni birçok insan için daha tercih edilir geldiğinden mi bilmem iki duygu birbirine fazlasıyla karıştırılıyor.
Kemal, Füsun'la arasında gelişen duyguları, yapacağı mutlu evlilik öncesi küçük bir heyecan olarak görüyordu başta. Füsun'u tam anlamıyla sevmiyor ama kaybetmek de istemiyordu. Füsun ona aşık olunca ya giderse korkusundan kurtulmuş, evlendiğinde devam edebilecek bir ilişki gibi görmeye başlamıştı. Sevgilisini nişanına çağıracak kadar da yüzsüzleşmişti hatta. Planlarını bozan ve asıl hikayeyi başlatan, Füsun'un bir anda ortadan kaybolması oldu aslında. O noktada Kemal'in aşk olmayan ama öyle zannettiği saplantısı da başlamış oldu.
Onun yaşadığı duyguyu aşk kabul etmeme sebebim Füsun'u tamamen maddesel bir varlık haline getirmesi. Ruhu, hayalleri, düşünceleri yokmuş da nefes alan bir konu mankeniymiş gibi istediği her türlü duyguyu Füsun'a mâl edip sadece kendi dünyasına odaklanması aşkın yapısına tamamen ters geliyor bana. İnsan sevdiği, aşık olduğu insanı merak eder. Düşüncelerini, hislerini anlamak için çabalar ama Kemal, ben mutluysam Füsun da mutludur bencilliğiyle kızı idealize edip bir kabuk haline getirdiğini bile fark edemedi. Hikayesini yazara anlatırken bile insanlar görsün, ne kadar büyük bir aşk desin düşüncesinde, işin şovunda yani.
Hani böyle adamlar vardır. Hep bir melankoli havasında dünya başına yıkılmış gibi takılıp kendini acındırmayı seven ama etik değerleri olmayan, birden fazla kişiyi kandırmayı bile kendine hak gören.. Kemal, Sibel'e kendini anlatıp ondan ayrılarak Füsun'la evlilik yoluna girseydi iki kızı da kandırmamış, hislerinin arkasında dimdik durmuş olurdu. Oysa, o tam tersi Füsun'u kendine layık görmediği için asla onunla evlilik düşüncesine girmedi ve ideal eş statüsünde gördüğü Sibel'i defalarca aldatırken de hiç pişman olmadı. Arkadaşına, kendi nişanında sevgilim var derkenki o kendini beğenmiş hali yüzünden bile tam bir zavallı olarak kalacak Kemal benim gözümde.
Dizide Kemal takıntılı kişiyi temsil ediyor evet ama psikolojik anlamda tek sıkıntılı insan o değil. Füsun ve Sibel başta olmak üzere aklı başında bir kişi göremedik neredeyse. Hayatında biri olduğunu bile bile Kemal'le rahatça ilişki yürüten ve beklentilere girip karşılanmayınca triplere giren Füsun, hali tavrı değişmiş mutsuzluğu paçalarından akan/ üzerine başkasına aşık olduğunu açıkça söyleyen bir adama sıkıca yapışan Sibel ve her şeyin farkında olup çocuğunu yanlışında sonuna kadar destekleyen Nesibe de hiç normal değil bana göre. Füsun'un aşağılık kompleksi, kibri ve hırsı mutlu bir hayat yaşamasında Kemal'den çok daha büyük bir engeldi onun için. Nitekim Sibel bir noktada kendini seçti ve mutlu olabildi.
Dizinin uyarlandığı kitabı okumadım ama süreçte gösterilen birçok detay finali tahmin ettiriyordu. İlk defa bir yapımda kitabını okumak istemedim çünkü dizide izlediğim haliyle bile karakterler çekilecek dert değilken bir de zihinlerine yakından bakıp garip psikolojilerini detaylı öğrenmek gelmiyor içimden. Gerçek hayatta yeterince takıntılı garip insanla uğraşıyoruz zaten kurgu dünyasında olmasınlar en azından. İzlemesem de olurmuş dediğim yapımlardan biri oldu.
İçine kapanık ve psikolojik sorun belirtileri gösteren Cole ile çocuk psikoloğu Malcolm arasında, Cole'ü iyileştirebilme amaçlı görüşmeler temelinde başlıyor film. Sonundaysa tamamen farklı bir durumla karşı karşıya bırakıyor. Plot twistin kayda değer örneklerinden biri kesinlikle ama bu türde çok fazla…devamıİçine kapanık ve psikolojik sorun belirtileri gösteren Cole ile çocuk psikoloğu Malcolm arasında, Cole'ü iyileştirebilme amaçlı görüşmeler temelinde başlıyor film. Sonundaysa tamamen farklı bir durumla karşı karşıya bırakıyor.
Plot twistin kayda değer örneklerinden biri kesinlikle ama bu türde çok fazla film izlediğimden midir bilmem başlarında olayı anladım. Genel anlamda ince işlenmiş küçük detaylar şeklinde verilse de bazı noktalarda bariz göze sokulduğu için birçok insan da sona gelmeden çözmüştür eminim. Vurucu noktayı erken çözmek yapımların heyecanını büyük oranda azaltıyor kabul ama tersi, belli izleme birikimine sahip insanlar için birçok yapımda artık mümkün olamayacağından sürece odaklanıp keyif almaya bakmak önemli diye düşünüyorum.
İzlerken sıkmayan, tadında gerilime sahip ve izlendiğine pişman etmeyecek kaliteli bir film.
-Derler ki insan vücudu ilahların mezarıdır, yani ne kadar güzel ve uyumlu olursa olsun insan bedeni, "fikir"in rahatlığını, ahenk ve nizamını tamamen tespitine muktedir olamayacak kadar sinirler ve adalelerin elinde bir oyuncaktır. -Kalp" kelimesi her lisanda hem "sevgi" hem de…devamı-Derler ki insan vücudu ilahların mezarıdır, yani ne kadar güzel ve uyumlu olursa olsun insan bedeni, "fikir"in rahatlığını, ahenk ve nizamını tamamen tespitine muktedir olamayacak kadar sinirler ve adalelerin elinde bir oyuncaktır.
-Kalp" kelimesi her lisanda hem "sevgi" hem de "cesaret" manasına gelir.
-Gerçekten tüccar gibi hesap tutan bir "aşk" veya bir "cesaret " tasavvuru mümkün müdür?
-Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz.
-Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez, savaş sevginin tamamlayıcısıdır.
Ara ara hepimiz, geçmişe dönsek nasıl olurdu, neleri farklı yapardık diye düşünmüşüzdür. Mike bir anda hayatının dönüm noktası olan 17 yaşına dönüyor. Hayatını değiştirme şansını yakalama isteği, eşinin ve çocuklarının hayatını yakından gördükçe farklı bir noktaya evriliyor. Öz benliğini hatırladığı…devamıAra ara hepimiz, geçmişe dönsek nasıl olurdu, neleri farklı yapardık diye düşünmüşüzdür. Mike bir anda hayatının dönüm noktası olan 17 yaşına dönüyor. Hayatını değiştirme şansını yakalama isteği, eşinin ve çocuklarının hayatını yakından gördükçe farklı bir noktaya evriliyor. Öz benliğini hatırladığı ve ailesinin kendisindeki yerini fark ettiği güzel bir süreçti.
Mükemmel bir film diyemem ama izlemesi keyifli bir film bence. O kargaşa ve panik halini iyi yansıtmışlar. Mike'ın 30'lu yaşlardaki zihniyle lise hayatına uyum sağlama çabası komikti. Ergen ve yetişkinlik hallerimiz iki farklı insan gibi malum😄 Filmin böyle bir vaadi olduğunu zannetmiyorum ama insana kendi hayatını sorgulatıyor. 33'üme yeni girmişken 16 yıl önceye dönsem değiştirmek istediğim bir şey olur muydu diye sorguladım ama sanırım ben her şeyin aynı kalmasını tercih ederdim.
2400'lü yıllarda geçen dizi, Orville isimli keşif gemisinin farklı türlerdeki mürettebatı üzerinden alternatif bir gelecek hikayesi sunuyor. Bu kişilerin kişisel hayatını işlerken ait oldukları ırkların tutum, gelenek ve normallerini de görmüş oluyoruz. Genelde uzay içerikli yapımlarda ciddi insanlar görmeye alışkınız…devamı2400'lü yıllarda geçen dizi, Orville isimli keşif gemisinin farklı türlerdeki mürettebatı üzerinden alternatif bir gelecek hikayesi sunuyor. Bu kişilerin kişisel hayatını işlerken ait oldukları ırkların tutum, gelenek ve normallerini de görmüş oluyoruz.
Genelde uzay içerikli yapımlarda ciddi insanlar görmeye alışkınız ama Orville bu algıyı yıkarak absürt mizah ağırlıklı başlıyor. Sıradan bir ofiste çalışan insanlar arasında geçiyormuş da sadece mekan uzaymış gibi hissettiriyor. Bölümler ve sezonlar ilerledikçe hem uzayın derinliklerindeki yeni hikayeler hem de artan aksiyon seviyesi diziye ayrı bir boyut kazandırıyor.
'Evrende sadece insanlar mı yaşıyor?' sorusuna karşılık oluşturulan bu sistemdeki türlerin hepsini sevmesem de (özellikle Moclan ve Krill'ler çekilmezdi) her bir tür baştan aşağı incelikle işlenmişti. Yapısal ve toplumsal özellikleri bakımından diğerleriyle çok fazla tekrara düşmeyen, kendine has topluluklar oluşturmayı başarmışlar.
Asıl karakterlerin arasında şu kişi favorim diyebileceğim hiç karakter olmamasına ve her karakterin sabır zorlayan aptallıkları çoğu zaman sinirlendirmesine rağmen garip bir şekilde bu ekibi sevdim. Bireysel olarak çekilecek gibi değiller ama hepsi bir araya gelince seyir zevki veriyorlar gerçekten.
Favori bölümüm 3. sezondan midnight blue. En sevdiğim renk olması bir yana o bölümün derinliği ve mesajları çok hoşuma gitti.
Benim gibi grip döneminde ayakta duramayıp dinlenirken bir şeyler izleyeyim ama yormasın, aksın diyenler için güzel bir dizi.
İzlemesi keyifli, sıcak bir hikayeyi anlatan, büyük vaatler sunmasa da umut ve sevgi içeren tatlı/güzel bir filmdi. Yurtta büyüyen Lewis, keşfetmeye ve ortaya yeni icatlar çıkarmaya çok hevesli bir çocuktur. Bir ailesi olmasını ister ancak işler bir türlü istediği gibi…devamıİzlemesi keyifli, sıcak bir hikayeyi anlatan, büyük vaatler sunmasa da umut ve sevgi içeren tatlı/güzel bir filmdi.
Yurtta büyüyen Lewis, keşfetmeye ve ortaya yeni icatlar çıkarmaya çok hevesli bir çocuktur. Bir ailesi olmasını ister ancak işler bir türlü istediği gibi gitmez. Yeni buluşunu tanıttığı gün karşısına çıkan Wilbur ve zaman makinesi hırsızıyla hayata bakışı tamamen değişecektir. Klasikleşen sonlardan farklı olarak filmdeki kötüyü direkt cezalandırmak yerine, o kişiye dönüşmesinde etkili olan taşları yolundan kaldırmaları daha anlamlıydı.
Yılın son gününe yakışır şekilde sakin, yerinde ve ölçülü mesajlarıyla her yaşa hitap edebilecek, izlediğime mutlu olduğum huzurlu bir film oldu.
•
Bu yıl 190 film, 43 kısa film ve 24 dizi izlemişim. Yeni yıl için kendime sözüm izleme işini azaltıp okumayı eski dönemlerim kadar olamasa bile çoğaltmak için çabalamak.
Bir tekne patlamasının ardından patlamayı, ölen 27 kişiyi, bulunan yüksek miktardaki parayı ve bütün bunları kimin yaptığını araştıran polislerin sonuca ulaşma çabasını işliyor film. Olayı gören iki tanıktan biri olan Verbal, sürecin nasıl başlayıp sonuçlandığını detaylarıyla anlatıyor ve filmin sonunda…devamıBir tekne patlamasının ardından patlamayı, ölen 27 kişiyi, bulunan yüksek miktardaki parayı ve bütün bunları kimin yaptığını araştıran polislerin sonuca ulaşma çabasını işliyor film.
Olayı gören iki tanıktan biri olan Verbal, sürecin nasıl başlayıp sonuçlandığını detaylarıyla anlatıyor ve filmin sonunda zekice kurgulanmış bir olay örgüsü izlediğimizi anlıyoruz. Filmin sonunu bir videoda görerek başladığım için ters köşesi kalmamıştı ama filmlerin konusunu baştan sona bilsem bile beni çok etkilemiyor açıkçası. İşlenişi, ince detayları yakalama şekli ve izleme keyfi vermesi benim için daha önemli. Keyser Söze'nin kimliğini bilmek işin heyecanını bir nebze azalttı kabul ama hiç bilmesem de göze sokulan kişinin esas karakter çıkmayacağını, akla gelmeyen birinin olacağını tahmin edecek kadar yapım izledik bence artık.
Filmdeki süreci takip etmek gerçekten keyifliydi. Söze'nin kurgusunda her detayı düşünmesi ve dediği gibi kim olduğunu anladıklarında çoktan ortadan kaybolması güzeldi. Beğendiğim filmlerden biri oldu.
Dune serisinde şu ana kadar en sevdiğim kitap oldu. Okuması kesinlikle kolay bir kitap değil bazı cümlelerin anlamını içselleştirmek için defalarca okudum. Normalde merakla okuduğum kitapların sonu hemen gelsin istediğim için çabucak okurum ama bu seriyi hızlı okursam aklımda hiçbir…devamıDune serisinde şu ana kadar en sevdiğim kitap oldu. Okuması kesinlikle kolay bir kitap değil bazı cümlelerin anlamını içselleştirmek için defalarca okudum. Normalde merakla okuduğum kitapların sonu hemen gelsin istediğim için çabucak okurum ama bu seriyi hızlı okursam aklımda hiçbir şey kalmayacağını bildiğim için sindire sindire zamana yayarak bitirdim. Bitişi uzun sürse de çok keyifli bir süreçti.
Alışkanlıktan olsa gerek bir seriye başladığımızda belli karakterlerin hep esas kişi olarak devam edeceğini düşünüyoruz ama Dune bu algıyı çok başarılı bir şekilde elimine ediyor.
Dune Çocukları Paul'ün ikizleri 2. Leto ve Ganimet ile iktidara geçen Alia üzerinden hikayeyi iyice derinleştiriyor. Evrenin günlük yaşamı, aile/arkadaşlık ilişkileri, gelenekler ve düşünce yapısı iyice tanıdık hale geldiği için kurguyla bütünleşmemiz de daha rahat oluyor. Gezegen ve yönetimdeki değişimle birlikte yönetilen halkın değişimi kaçınılmaz olarak gerçekleşse de Leto ve Gani'nin planı sayesinde her şeyi düzene oturtma ve Altın Yol'u kurma yolunda büyük adımlar atılıyor. Bu durumun ilerleyen kitaplarda nasıl devam edeceğini ve bu zamana kadarki kısmın sinemaya nasıl yansıtılacağını çok merak ediyorum.
Kitapta hoşlanmadığım tek şey Hariku’l-Ade'nin kimliğini en son açıklamaları oldu. Kitap boyunca ondan alıntılar verildi, kim olduğunu bilerek okumak eminim çok farklı bir bakış sağlardı. Seri bittikten sonra gözüm keser de tekrar okuyabilirsem o kısımlarda daha dikkatli okurum artık.
"Ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden." Tilki bunu Küçük Prens'e değil öğretmenlere söylemiş sanki. Bir çocuğu bir kez tanıyıp sevince kalan ömrü boyu sevmeye devam edeceğini kalbiyle biliyor öğretmenler💜