KISA BİR ALINTI Öğrendiğim en büyük hayat dersi, her zaman yalnız kalmaya hazır olmak. İnsanlar saniyeler içinde değişebilir. Bugün onlar için dünyanın en değerlisiyken, yarın hiçbir şeyi olursunuz...
Alışılagelmiş romantik filmlerin dışında bir eser diyebilirim,film aktıkça olaylar ve duygular resmen yer değiştiriyor .. romantik komedi ile başlıyor,ortalarda romantizm'den drama doğru yelken açıyor,açık olmam gerekirse filmi götüren Charlize Theron olmuş ,Keanu Reevs'i de çok severim fakat sanki bu filme…devamıAlışılagelmiş romantik filmlerin dışında bir eser diyebilirim,film aktıkça olaylar ve duygular resmen yer değiştiriyor .. romantik komedi ile başlıyor,ortalarda romantizm'den drama doğru yelken açıyor,açık olmam gerekirse filmi götüren Charlize Theron olmuş ,Keanu Reevs'i de çok severim fakat sanki bu filme gitmemiş gibi , duyguları yansıtma konusunda çok zayıf kalmış,fakat yine de izlemeye değer bir filmdi , özelikle bir sahnede hiç hatırlayamadığım acı bir anımı hatırlamama sebep oldu,ondan sonra kendimi tutmak pek mümkün olmadı ,neyse bu tür severler şans vermeli....iyi seyirler..
Dün akşam kızımla Hachi-ko filmine niyet ettik ama platformlarda bulamadım ,illa da netten olacak ..Sonra dedim ki ben kizima bu filmi izletmeliyim ,kısa bir süre önce paylaşmıştım,sanırım bu 4. İzleyişim oldu ,bu filmin bende bıraktığı etki nedense apayrı, Sanırım Sibirya…devamıDün akşam kızımla Hachi-ko filmine niyet ettik ama platformlarda bulamadım ,illa da netten olacak ..Sonra dedim ki ben kizima bu filmi izletmeliyim ,kısa bir süre önce paylaşmıştım,sanırım bu 4. İzleyişim oldu ,bu filmin bende bıraktığı etki nedense apayrı, Sanırım Sibirya kurtlarına olan sevgimden geliyor ,filmde de o kadar tatlılar ki bu canlılar gerçekten bambaşka, filmin gerçek hikayeye dayandığını da yeni öğrenmiş oldum 🙄🙄 gerçekten insanlarla hayvanların dostluğunu anlatan çok güzel , etkileyici bir yapım ,arada gözleriniz dolabilir... velhasıl film bitti, kızıma beğendin mi diye sordum,bayıldım baba beğenmek ne kelime cevabını aldım...
Dale Carnegie der ki: "Geleceğin yükünü dününkiyle birleştirip bugün taşımaya kalkarsanız, yıkılırsınız." Ne kadar sade ama bir o kadar da derin bir gerçek... İnsan bazen, geçmişin pişmanlıklarını omzuna, geleceğin endişelerini kalbine yükler. Oysa hayat, bizden bütün bir ömrü aynı anda…devamıDale Carnegie der ki: "Geleceğin yükünü dününkiyle birleştirip bugün taşımaya kalkarsanız, yıkılırsınız."
Ne kadar sade ama bir o kadar da derin bir gerçek... İnsan bazen, geçmişin pişmanlıklarını omzuna, geleceğin endişelerini kalbine yükler.
Oysa hayat, bizden bütün bir ömrü aynı anda taşımamızı istemez. Sadece bugünü ister. Bugünün nefesini, bugünün gücünü, bugünün farkındalığını... Belki de insan, yüklerini hafiflettiği oranda huzura yaklaşır.
Çünkü huzur, dünün gölgesinde ya da yarının endişesinde değil... Tam da şu anda saklıdır...
KIRIK CAM TEORİSİ "Buna göre bir binanın çoğu camı kırıksa insanlar diğerlerini kırmakta çekinmezler ve bunu suç olarak görmezler. Hayat da buna benzer, insanlara kırıklarımızı gösterdikçe kırmaktan çekinmezler."..
"Teşekkür ederim." Basit bir cümle gibi görünür ama içinde inceliğin, farkındalığın ve insan olmanın özü gizlidir. Teşekkür etmek, yalnızca bir nezaket göstergesi değildir; bir kalbin diğerine sessizce dokunuşudur. Bu iki kelimeyle bazen "iyi ki varsın" deriz, bazen de "hayatıma anlam…devamı"Teşekkür ederim." Basit bir cümle gibi görünür ama içinde inceliğin, farkındalığın ve insan olmanın özü gizlidir.
Teşekkür etmek, yalnızca bir nezaket göstergesi değildir; bir kalbin diğerine sessizce dokunuşudur.
Bu iki kelimeyle bazen "iyi ki varsın" deriz, bazen de "hayatıma anlam kattın." Varlığın kıymetini fark etme hâlidir.
Günlük telaşın içinde çoğu kez unutuyoruz bunu. Oysa kelimeler, yaşamın en güçlü şifasıdır.
Ve kalpten söylenirse, bir insanın gününü, hatta yönünü değiştirebilir...
Hayatta birçok şeye dayanabilirsin; tartışmalara, kırgınlıklara, hatta kalbin paramparça olsa bile yeniden ayağa kalkabilirsin. Çünkü zaman, yaşananların üstünü örtecek bir güç taşır. Fakat sana hissettirilen değersizlik öyle değildir. İçinde açtığı boşluk, kolay kolay dolmaz. Görmezden gelinmek, varlığının yok sayılması ya…devamıHayatta birçok şeye dayanabilirsin; tartışmalara, kırgınlıklara, hatta kalbin paramparça olsa bile yeniden ayağa kalkabilirsin.
Çünkü zaman, yaşananların üstünü örtecek bir güç taşır.
Fakat sana hissettirilen değersizlik öyle değildir.
İçinde açtığı boşluk, kolay kolay dolmaz.
Görmezden gelinmek, varlığının yok sayılması ya da önemsenmemek, insanın ruhunda en derin yarayı bırakır.
Çünkü değer görmek sadece güzel sözlerle değil, hissedilmekle ilgilidir.
Bir insanın sana yokmuşsun gibi davranması, aslında içindeki varlığını da sorgulatır.
İşte tam da bu yüzden, insana en ağır gelen şey kayıplar değil, değersizlik duygusudur.
Çünkü kalp, kırıldığında iyileşir;
fakat hiçe sayıldığında asla eskisi gibi olmaz.
En büyük acı, yokluğun değil; varlığının önemsenmediği anda başlar.
Rasgele seçtiğim ve izlerken hayran kaldığım muhteşem bir dizi tabiri caizse, hikâyesi iç acıtan cinsten olsada her bölümü insanı duygudan duyguya sürüklüyor,her bölüm en ince detayına kadar ilmek ilmek işlenmiş ve her dakikasını merakla izlettiriyor, gercekten muazzam bir senaryo,ana karakterimizin…devamıRasgele seçtiğim ve izlerken hayran kaldığım muhteşem bir dizi tabiri caizse, hikâyesi iç acıtan cinsten olsada her bölümü insanı duygudan duyguya sürüklüyor,her bölüm en ince detayına kadar ilmek ilmek işlenmiş ve her dakikasını merakla izlettiriyor, gercekten muazzam bir senaryo,ana karakterimizin yaşadıkları İnsanın içini paramparça ettiği gibi inanılmaz derecede sinir uçlarınıza dokunuyor,çok fazla detaya girmeden kesinlikle izlemenizi öneririm,son zamanlarda izlediğim en iyi dizi diyebilirim....
Ewan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore'deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere'den ayrılacaktı, hiç bir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor…devamıEwan 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın asaletini taşıyordu. 10 gün sonra Kore'deki bir savaşa katılmak üzere İngiltere'den ayrılacaktı, hiç bir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona.
Ağır adımlarla büyük kütüphaneden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Gerçekten de çok güzel temalara değinmiş etkileyici bir kitaptı elindeki, ama daha da güzel olanı kitabı daha önce başkasının da okumuş ve bazı yerlere notlar almış olmasıydı. Okuyanın notlar aldığı bölümler Ewan'i da derinden etkiliyor, notları okudukça sarsılıyordu. Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane görevlisine gitti ve daha önce kitabı okuyan kişinin kim olduğunu öğrendi. Holly adında bir kadındı, adresini aldı ve eve varır varmaz bir mektup yazdı:
'Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz notlar karşısında hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore'ye gidiyorum, sizi tanımak ve sizinle mektuplaşmak istiyorum. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.'
Holly'den olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı ardına yazılmaya başlandı. Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor, yüreklerini birbirlerine biraz daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip gitti. Ewan ve Holly birbirlerine belki binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı. Ewan'ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son mektubunda Holly'i görmek istediğini yazdı.
'Ancak seni tanıyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen' diye ekledi. Holly buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi.
'Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama kırmızı bir çiçek takacağım.' dedi.
Günler birbirini kovaladı ve Ewan ülkeye döndü. Trenden indiği ilk anda gözleri Holly'i aradı. Bir müddet bakındı, sonra kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi. Uzun boylu, çok güzel, uzun sarı saçlı, masmavi iri gözleri ve mavi elbisesiyle muhteşem bir kadındı. Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç bir şey yoktu. Kadın gözlerine baktı ve 'Merhaba denizci, benimle gelmek ister misin?' diye sordu.
Tam o sırada güzel kadının omzunun üzerinden, yakasında kırmızı çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak kiloda, gri kısa saçlı, tozlu uzun pardösüsü ve kalın bilekleriyle öylece duruyordu. Ewan şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından bir teklif almıştı ancak karşısında da yüreğine aşık olduğu kadın duruyordu. Kendini toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan ilerledi. Elinde Holly'le birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap vardı. Elini uzattı, 'Merhaba Holly' dedi gözlerinin içi gülerek. 'Pardon' dedi kadın. 'Ben Holly değilim. Az önce buradan geçen sarı saçlı mavi elbiseli bayan yakama bu çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi. Sizi garın çıkışındaki cafede bekliyormuş...'
HAYATA DEĞER BİR YAŞAM
,''SEVMEYE DEĞER BİR AŞK'', DOSTLUĞA DEĞER BİR ARKADAŞLIKTAN ASLA VAZGEÇME...
Her zaman ki gibi alışılagelmiş senaryolardan,evir çevir hep aynı şeyler...Donnie Yen hayranı olmama rağmen film beni pek sarmadı açıkçası,genel olarak diyaloglar ve silahlı çatışmalarla ilerliyor, aksiyon sahneleri sayılı neredeyse, gerçi aksiyon filmlerine olan hevesim neredeyse tükendi,sırf Donnie Yen için izlemeyi…devamıHer zaman ki gibi alışılagelmiş senaryolardan,evir çevir hep aynı şeyler...Donnie Yen hayranı olmama rağmen film beni pek sarmadı açıkçası,genel olarak diyaloglar ve silahlı çatışmalarla ilerliyor, aksiyon sahneleri sayılı neredeyse, gerçi aksiyon filmlerine olan hevesim neredeyse tükendi,sırf Donnie Yen için izlemeyi tercih ettim ama o da eski filmlerdeki performansından baya uzak ...zaman kaybı değil çerezlik diyebilirim ama izlemeyende bişey kaybetmez..