Hayatında yeni bir sayfa açmak isteyen ve kimseyi tanımadığı küçük bir kasabaya gelen bir kadın üzerinden suç draması. Küçük bir yerde saygın dış görünüşlerinin altında aslında yozlaşmış ya da sapkın olan bazı insanlar aracılığıyla ikiyüzlülük ve toplumsal baskı temalarıyla işlenen,…devamıHayatında yeni bir sayfa açmak isteyen ve kimseyi tanımadığı küçük bir kasabaya gelen bir kadın üzerinden suç draması.
Küçük bir yerde saygın dış görünüşlerinin altında aslında yozlaşmış ya da sapkın olan bazı insanlar aracılığıyla ikiyüzlülük ve toplumsal baskı temalarıyla işlenen, sürprizler ve tatmin edici olay örgüsüyle mükemmel, cesur bir kara melodram.
Başta “Bana görüntü ve sese saygı duymayı öğretti" diyen Jean-Luc Godard olmak üzere Quentin Tarantino, Martin Scorsese, Jim Jarmusch, Tim Robbins gibi yönetmenleri etkileyen yazar, yapımcı ve yönetmen kült auteur Samuel Fuller'in Criterion Collection'a dahil bu filmi 1990 yılından sonra İngiltere'de gösterim izni alabilmiştir.
- Kral elleri dolu mu geldi?
- Her zaman ki gibi. Dünyanın her köşesinden farklı hediyeler.
- İstediğim şeyi getirmiş mi?
- Maalesef, Brigitte Bardot'nun erkek versiyonunu bulamamış.
THE NAKED KISS (1964)
Director: Samuel Fuller
Cinematography by Stanley Cortez
İyi hafta sonlarınız olsun güzel insanlar ; Johan Sebastian Bach'ın küçük kızını, sonra üç oğlunu ve ardından ilk eşini kaybettiğini biliyor muydunuz...?? Sonra yeniden evlendi ve sonra ikinci eşi Anna-Magdalena, dört kızını ve üç oğlunu daha kaybetti... On bir sevgili…devamıİyi hafta sonlarınız olsun güzel insanlar ;
Johan Sebastian Bach'ın küçük kızını, sonra
üç oğlunu ve ardından ilk eşini kaybettiğini biliyor muydunuz...??
Sonra yeniden evlendi ve sonra ikinci eşi Anna-Magdalena, dört kızını ve üç oğlunu
daha kaybetti...
On bir sevgili çocuk...
Pek çok araştırmacı merak ediyor...
Bach bu kayıpları nasıl kaldırdı?
Nasıl soluğu kesmedi, nasıl kalbi durmadı?
Ve en önemlisi,
müzik yazmaya nasıl devam edebildi?
Kantatları, Çello Süitleri, dağınıklıklar, konserler...
Dünyanın duyduğu en güzel müziklerden..
Nasıl yaptığını biliyor musunuz ?
Eserin sonunda hep "Soli Deo Gloria"
(Yalnız Tanrı'ya şükürler olsun...) ve
başında da "Tanrım yardım et..." yazdı...
Bu nedenle Bach'ın müziği sırasında dua edebilirsiniz çünkü müziğin kendisi duadır...
Bach'ın müziği insan ve Tanrı arasındaki bir sohbettir...
1950'lerin Los Angeles'ında birlikte çalışmaları gereken ama işlerini çok farklı şekillerde yürüten üç polisin kendilerini bir yalan, aldatma ve gizem labirentinin içinde buldukları polisiye drama. Polisteki yolsuzluklar teması üzerinden ırkçılık, sosyal adalet ve etik konularını ayrımcı olmadan ele alan ve…devamı1950'lerin Los Angeles'ında birlikte çalışmaları gereken ama işlerini çok farklı şekillerde yürüten üç polisin kendilerini bir yalan, aldatma ve gizem labirentinin içinde buldukları polisiye drama.
Polisteki yolsuzluklar teması üzerinden ırkçılık, sosyal adalet ve etik konularını ayrımcı olmadan ele alan ve tüm Hollywood ihtişamının ardında Los Angeles'ın görülmeyen yüzünü büyüleyici bir bakışla sunan modern film-noir klasiği bir başyapıt.
Dönem ayrıntılarının arka planda, karakterlerin ise tamamen ön planda yer aldığı, kurgu, müzik ve sinematografinin kusursuz, yıldızlar topluluğundan oluşan oyuncu kadrosunun performansları ve rol dağıtımlarının mükemmel olduğu film, Steven Schneider'in editörlüğünü yaptığı "Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film" arasında yer almaktadır.
- Ben televizyon programında teknik danışmanım. Bir polis nasıl yürür, nasıl konuşur, onu öğretiyorum.
- Senin gibi yürümüyor ve konuşmuyor ki.
- Tabii, çünkü o televizyon versiyonu. Amerika gerçek beni görmeye hazır değil.
L.A. CONFIDENTIAL (1997)
Director: Curtis Hanson
Cinematography by Dante Spinotti
O gözlerin, mavi gözlerin; Çok uzaklarda ve tedirgin Yine fırtınaya tutulmuş. Üşür gözlerin, Bin yıllık bedenim ondan titreşir. Gözlerin, gözlerimde bir damla acı. Ama onlara, Bir Güneş sözümüz var... İ.İ ______
Ve her anda, düşündüğüm, yaşadığım her şey de; Kuş sürülerinde Asırlık yağmur sessizliğinde Ağır ağır susan çığlıkta Umutlu yeşilleri besledim koynumda.. İçinizdeki İrlandalı_______
Şolohov'un 1965'de Nobel Edebiyat Ödülünü aldığı dört ciltlik şaheseri. İç savaş, devrim ve toplumsal calkantilar sürecindeki Kazak toplumunun fiziksel ve ruhsal yıkımını oldukça etkili betimlemerle göz önüne serdiği bu kitapta, insana dair her şey var...Aşk, nefret, insanların kendilerine ve hayata…devamıŞolohov'un 1965'de Nobel Edebiyat Ödülünü aldığı dört ciltlik şaheseri. İç savaş, devrim ve toplumsal calkantilar sürecindeki Kazak toplumunun fiziksel ve ruhsal yıkımını oldukça etkili betimlemerle göz önüne serdiği bu kitapta, insana dair her şey var...Aşk, nefret, insanların kendilerine ve hayata karşı öfkesi vs gibi duygularla percinlenmis muhteşem bir eser....Hasan Ali Ediz'in Rusça aslından çevirisi tek sözcükle nefis....Çeviridir bir insana okuduğu kitabı sevdiren ya da okutmayan!
1970'li yıllarda köyünden büyük şehire fabrikada çalışma ve okuma vaadiyle giden kız arkadaşının peşinden onu aramak için giden balıkçı gencin dokunaklı öyküsü. Vurdumduymaz ve açgözlü Marcos rejimi altında kolay para kazananlarla aşırı yoksulların aynı kenti paylaştıkları, acımasız sokaklardaki hayatta kalma…devamı1970'li yıllarda köyünden büyük şehire fabrikada çalışma ve okuma vaadiyle giden kız arkadaşının peşinden onu aramak için giden balıkçı gencin dokunaklı öyküsü.
Vurdumduymaz ve açgözlü Marcos rejimi altında kolay para kazananlarla aşırı yoksulların aynı kenti paylaştıkları, acımasız sokaklardaki hayatta kalma mücadelesinde insan onurunun sınırlarının test edildiği güçlü ve abartıdan uzak bir film.
Dönem atmosferini iyi yakalayan müzikleri, mükemmel kurgusu, görsel estetiğinin tavan yaptığı sinematografisi, zengin prodüksiyon tasarımı ile unutulmuş bir mücevher.
Başta Otobüs (1974) olmak üzere Türk filmlerinde de rastlanan köyden kente göç, yoksulluk ve masumiyetin yitirilmesi temalarını çok çarpıcı şekilde işleyen film Steven Jay Schneider tarafından yazılan Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film kitabında yer alan tek Filipin yapımıdır.
Martin Scorsese'nin kurucusu olduğu sinema vakfının Dünya Sineması Projesi (WCP) kapsamında, dünyanın dört bir yanından ihmal edilmiş filmleri restore ettiği listedeki 15. sırada olan film, aynı zamanda Criterion Koleksiyonu'nun bir parçasıdır.
MANILA IN THE CLAWS OF LIGHT (1975)
Original title: Maynila sa mga kuko ng liwanag
Director: Lino Brocka
Cinematography by Mike De Leon, Clodualdo Del Mundo Jr.
Emily Bronte'nin açtığı yoldan yürüyen etkili bir kadın yazar Jane Austen'in insan ilişkilerinin karmaşıklığı ve iletişim eksikliğini ön plana cikardigi aşk romani görünümlü harika bir insan psikolojisi üzerine yazdığı kitabını öneririm ....