Adamakıllı zebun olmuş bir hâlde özgürlüğümün kölesiyim; ne zaman "ben buyum" desem, içimden başka biri çıkıyor ve itiraz ediyor. Hayat garip: Kendi kendimin patronuyum ama maaşımı hep başkalarının onayından alıyorum. (Zebun=Düşkün)
"Bende sahiden akıl yok..."diyordum." Uzaktan erimiş kurşun gibi parladığını gördüğüm bu su beni yolumdan alıkoyuyor. Düşünmüyorum ki, o su, ancak uzaktan çok güzeldir. Onunla yakından temas etmek, bir sürü küçük, fakat yekûnu[ toplamı] büyük münasebetsizliklere katlanmaya mecbur olmak demektir. Yaşım…devamı"Bende sahiden akıl yok..."diyordum." Uzaktan erimiş kurşun gibi parladığını gördüğüm bu su beni yolumdan alıkoyuyor. Düşünmüyorum ki, o su, ancak uzaktan çok güzeldir. Onunla yakından temas etmek, bir sürü küçük, fakat yekûnu[ toplamı] büyük münasebetsizliklere katlanmaya mecbur olmak demektir. Yaşım otuzu geçti. Bu manasız heveslere oyuncak olmanın bir macera telakki edileceği [ sayılacağı] yaş değildir. Küçük şeyler için büyük fedakârlıklarda bulunmayı kabadayılık telâkki edecek değilim ya?" ( Selam adlı öyküsünden bir paragraf)
Yeni Dünya,Sabahattin Ali’nin toplumsal duyarlılığını ve insan psikolojisine dair derin gözlemlerini yansıtan bir eseridir. Öyküler, sade ama etkileyici bir dille yazılmış olup, okuyucuyu Anadolu’nun farklı kesimlerinden insanlarla empati kurmaya davet eder. Yazarın, bireylerin iç dünyasını ve toplumla olan ilişkilerini ustalıkla işlemesi, eseri Türk edebiyatında özel bir yere taşır.
Büyüdük… Küçükken olmak istediğimiz yaşlara geldik. Ama peki, küçükken hayalini kurduğumuz yerde miyiz? Galiba zaman sadece yılları değil, beklentileri de eskitiyor. O masum hayallerin yerini; ajandalar, son teslim tarihleri, yorgun sabahlar ve belirsiz akşamlar aldı. Hayal ettiğimiz hayatın kıyısından geçiyoruz…devamıBüyüdük… Küçükken olmak istediğimiz yaşlara geldik. Ama peki, küçükken hayalini kurduğumuz yerde miyiz? Galiba zaman sadece yılları değil, beklentileri de eskitiyor. O masum hayallerin yerini; ajandalar, son teslim tarihleri, yorgun sabahlar ve belirsiz akşamlar aldı. Hayal ettiğimiz hayatın kıyısından geçiyoruz belki ama içinde miyiz, bilinmez. Yine de, her geçen günle biraz daha kendimize yaklaşıyoruz. Belki çocukken bilmediğimiz bir şeyi şimdi öğreniyoruz: Büyümek, hayallerin tam ortasında olmak değil, bazen onları yeniden inşa etmeyi göze alabilmekmiş.
Kim olduğumu tam çözdüm diyemem hâlâ… Bir yanım sessizliği severken diğer yanım kahkahalara karışıyor. Kalabalıklarda varım ama iç dünyam hep kendiyle meşgul. Bazen sadece dinlerim, bazen susmam gereken yerde bile konuşurum. Sakinliğim huzur sanılır, oysa içimde fırtınalar kamp kurmuş. Biraz…devamıKim olduğumu tam çözdüm diyemem hâlâ…
Bir yanım sessizliği severken diğer yanım kahkahalara karışıyor.
Kalabalıklarda varım ama iç dünyam hep kendiyle meşgul.
Bazen sadece dinlerim, bazen susmam gereken yerde bile konuşurum.
Sakinliğim huzur sanılır, oysa içimde fırtınalar kamp kurmuş.
Biraz çelişki, biraz tutarsızlık belki…
Ama hepsiyle birlikte, tam da böyleyim.
Ve belki de en gerçek halim bu: Kendimle çelişirken bile kendime sadık.
Mesafenin önemi yoktur.. Burnunun dibinde olsa ne olacak? Seni anlamıyorsa, Ama birisi vardır ki dünyanın öbür ucunda... En ihtiyaç duyduğun anda, İki satırıyla bile olsa, Bir çırpıda yanı başında.. Mesafe uzaklarda değil, Mesafe fedakarlıkta! ~Özdemir Asaf~
Peki ama, gerçeği görebilir mi insan? gördüm: inanıyorum diyebilir mi insan? ya düşler düşüncenin sesinden güçlü ise? çok kısaysa bu yaşam, insan erken geldiyse? ~ Posetitel muzeya/1989~
Kurban Bayramı, yalnızca bir gelenek değil; paylaşmanın, affetmenin ve hatırlamanın adı. Kalbinizin yumuşadığı, ruhunuzun dinlendiği bir bayram dilerim. İyi bayramlar 💐
Günaydın! Güne umutla başlayalım dedik ama umut hâlâ uyuyor galiba… Kahvenin de ruhu çekilmiş, gözler hâlâ boş boş bakıyor. Neyse, en azından hayattayız. Şimdilik. Güzel (!) bir gün bizi bekliyor… ya da biz onu bekliyoruz, kim bilir? 🌞😴☕
Bir etkinlik yapalım: Adını anamadığınız kişilere, bir türlü söyleyemediğiniz ama her gece iç sesinize prova yaptığınız cümleleri yorumlara yazın. Hem gizli kalsın, hem herkes okusun hem söylemiş olun, hem hâlâ susuyor gibi yapalım.
Birinci yalandan sonra tüm gerçekler bulanıklaşır. İkinci yalandan sonra ise bulanık olan her şey birer hayalete dönüşür—hem var hem yok, hem tanıdık hem yabancı. Yalan, çoğu zaman “kırılmasın” diye başlar. Masum görünür. Ama ilk çatlak da o iyi niyetle atılır…devamıBirinci yalandan sonra tüm gerçekler bulanıklaşır. İkinci yalandan sonra ise bulanık olan her şey birer hayalete dönüşür—hem var hem yok, hem tanıdık hem yabancı.
Yalan, çoğu zaman “kırılmasın” diye başlar. Masum görünür. Ama ilk çatlak da o iyi niyetle atılır aynaya. Sonra o ayna seni yansıtmamaya başlar. Asıl ironi de burada başlar: En çok yalan söyleyenler, en dürüst görünmeye çalışır.
İnsanlar güveni sırtlarında karton kutu gibi taşırbiraz yağmur, biraz ağırlık derken kutu dağılır. Sonra kimse kimseye bir damla bile güvenmez olur. Çünkü her damla, eski bir ihaneti sızdırır.
Bir gün uyanırsın, yastığının yanında sadece kuşku kalmıştır. Gözlerinin içine bakıp “doğruyu söylüyorum” diyen herkesin sesi, artık sadece rüzgarın uğultusudur. Ve o an anlarsın: Gerçek, bazen sadece en güzel söylenen yalandır.
Çünkü insan artık dürüstlük aramaz; ona en iyi gelen masalı seçer. Hem inanır, hem unutur. Hem de sanki hiç yalan söylenmemiş gibi yaşamaya devam eder.