Spoiler içeriyor
biraz önce 3. sezonunu bitirdim yine öyle bir yerde bitti ki son sezonu merakla bekliyorum. dizi o kadar iyi mi, konusuna bakıp izlediğinizde beklentinizi karşılar mı bilmiyorum ama ben bu tarz hem gençleri konu alan hem anne-çocuk ilişkisi barındıran dizileri…devamıbiraz önce 3. sezonunu bitirdim yine öyle bir yerde bitti ki son sezonu merakla bekliyorum.
dizi o kadar iyi mi, konusuna bakıp izlediğinizde beklentinizi karşılar mı bilmiyorum ama ben bu tarz hem gençleri konu alan hem anne-çocuk ilişkisi barındıran dizileri izlemeyi severim ve bu diziyi de çok seviyorum.
bu sezon beklediğim bazı şeyler vardı.
marcus 2 sezondur bok gibi bi halde ve sadece arkadaşının öldüğünü biliyoruz biraz marcus'u daha derinden görelim istemiştim ama yine öyle olmadı. evet çok sahnesi vardı ama altı yeterince doldurulmadı. aslında sadece bir noktada içindekileri bağıra bağıra dökmesini istiyodum sadece bi sahnede yaptı ama daha fazla görebilirdik, belki arkadaşının ölüm süreci vs de işlenebilirdi.
joe'ya daha fazla değinilmesini istiyordum. başından beri biliyodum ki georgia'yı her şeyine rağmen sevecek tek kişi oydu ve öyle de oldu.
ginny'nin biraz toparlanmasını istiyodum. ciddi anlamda izleyen herkesi iki sezon boyunca sinir etti. ben şiir okuduğu sahneye kadar dayanabilmiştim. evet çok kötü şeyle yaşadı ama her zaman konu oydu, arkadaşı kötü bir şeyden bahsettiğinde bile "ben de çok kötü durumdayım konu sen değilsin sadece" diyodu bu yüzden iyice sinir oluyodum.
bu sezon daha haklı buldum, yani georgia cinayetle yargılanıyoken nasıl normal olabilirdi ki, her şeye rağmen bu sezon iyileşme belirtileri gösterdi. sonunda annesi gibi olup annesi için çabalaması da helal olsun dedirtti.
austin'e üzülmekten kafayı yedim. çocuk zaten büyümüş o eski bıcır bıcır hali kaybolmuş bi de annesi bu halde, sezon boyunca kafasını önüne eğilmekten koptu, sonunda o da annesi için yalan söyledi, babasının ne kadar kötü biri olduğunu kabullenmesi de ayrı zordu, formaya sarılıp ağladığında çok üzüldüm, en çaresiz karakter oydu bu sezon.
abby ve maxine karakterlerine daha fazla değinilmesini çok sevdim. maxine'nin sürekli aşırı enerjik, dışadönük, hızlı ve alelacele bir şeyler anlatan, belki karşısındaki kişiyi aşırı ilgi ve sevgisinden boğan bir karakter olsa da iç dünyasında ne kadar yalnız olabileceğini, abisiyle olan bağını, ona ne kadar üzüldüğünü, ilişkilerini göstermeleri çok iyiydi umarım sonraki sezon toparlanır.
(maxine dışlanmış hissettiğinde bile ginny'nin belki arkadaşlığımız artık böyledir tarzındaki cümlesi beni bile kırdı maxine'i düşünemiyorum.)
georgia her şeye rağmen seni sevmekten alıkoyamıyorum kendimi ve tek değilim. yani zaten geçmişin karanlık ne diye tom'u öldürüyosun o karar sana mı kalmış, zaten her şey kötüye gidiyo kendi ayağına bi de sen sıkıyosun. çok sinirlensem de her şeyinin elinden alınmasına çok üzüldüm. çocuklarının alınması, paul'un terk etmesi, tamamen yalnız başına kalması çok üzücüydü. kaç sezondur ginny'le doğru düzgün bir konuşma yapıp başından geçen her şeyi anlatmasını istiyordum, bu sezon da olmadı. sürekli dışa karşı güçlüyüm, çocuklarıma hiçbir şey belli etmem tavırlarından bi noktada arınıp ginny'e korktuğunu söylemesi yine iyi bir adımdı. linett'le olan sahnelerini de sevdim. paul iyi görünse de bi noktada her türlü georgia'yı bırakır diyordum ki yanıltmadı. onun tarafından bakınca belki haklıdır ama hamile olduğunu sanıp dönmesi onun tarafından baktıramadı bana.
genel olarak bu sezonu sevdim, daha çok duygulara odaklanılmıştı, karakter gelişimleri daha iyiydi, kaos ve entrikalar da hız kesmedi, izlerken aktı gitti.
maxton hall'un fragmanı çıkmış taa kasımın 9'unda geliyomuş yeni sezon. konusu klişe olan gençlik dizilerini yazın izlemeyi seviyoruz biz. diziyi izlerken james'in zorbalığının sadece 1.5 bölüm sürmesini takdir etmiştim, onu farklı biri sanmıştım ama fragmandan gördüğüm kadarıyla benim başım öne…devamımaxton hall'un fragmanı çıkmış taa kasımın 9'unda geliyomuş yeni sezon. konusu klişe olan gençlik dizilerini yazın izlemeyi seviyoruz biz. diziyi izlerken james'in zorbalığının sadece 1.5 bölüm sürmesini takdir etmiştim, onu farklı biri sanmıştım ama fragmandan gördüğüm kadarıyla benim başım öne eğilmedi benim başım koptu resmen. izler miyim bilmiyorum muhtemelen izlerim haftalık takip etmeyi seviyorum her şeye rağmen ama artık erkek karakterleri böyle yazmayın ya.
Spoiler içeriyor
instagram'da filmin bir kesitine rastladım ve altındaki yorumları gördükten sonra daha çok izlemek istedim ve izledim. film ebeveynlerini kaybetmiş, babanne ve amcalarıyla yaşayan sonay, selma, ece, nur ve lale isimli beş kız kardeşin önlerindeki tüm engellere rağmen özgürlükleri için ettikleri…devamıinstagram'da filmin bir kesitine rastladım ve altındaki yorumları gördükten sonra daha çok izlemek istedim ve izledim.
film ebeveynlerini kaybetmiş, babanne ve amcalarıyla yaşayan sonay, selma, ece, nur ve lale isimli beş kız kardeşin önlerindeki tüm engellere rağmen özgürlükleri için ettikleri mücadeleyi anlatıyor.
sadece eğlendikleri ve başkalarının ahlak anlayışlarını uymadıkları için ahlaksız, yoldan çıkmış olup babanneleri ve amcaları tarafından eve hapsediliyorlar.
bu yaştaki çocukların yapması gereken tek şeyin okula gitmesi ve istedikleri gibi yaşaması olması gerekir ama babanne onlara yemek yapmayı, yorgan havalandırmayı öğretmeye çalışıyor çünkü kadın dediğin bunları yapıyor olmalı, evi çekip çevirebilmeli. yine kendi ahlak anlayışına göre ahlaksız bulduğu eşyalarını atıyor, telefonları kaldırıyor, yaz sıcağında uzun kollu geniş elbiseler giydiriyor.
amacını anlamak zor değil tek istediği kızları bir an önce evlendirmek, sadece babanne değil amca da bunu istiyor zaten. toplumda nedense bi kızın kendilerine göre adı çıktığında mutlaka bir an önce evlendirilmesi gerekir ki başı bağlı olsun artık, onlar da bunu yapıyor.
sonay, en büyükleri ama daha reşit değil, zaten evlenmek istediği kişiyle evleniyor diye geçiştirilmesini istemiyorum. daha lise çağında, doğru düzgün düşünemiyor, belki karşı çıksa bir şey değişmeyeceğini düşünüyor, zaten sevdiğim kişiyle evleniyorum diye gayet mutlu oluyor ama daha reşit bile değil.
selma, sevmediği biriyle evleniyor. çoğu ailede vardır böyle biri. sonaya göre ses çıkarmayan, kendi halinde biri. durumu kabullenip evlenmekten başka bir şey gelmiyo elinden.
instagram'da gördüğüm kesit bekaret için doktora göründüğü sahneydi. hiçbir şey konusunda bu kadar fikri olmayan cahil insanlardan başka bir şey de beklenemezdi. kanlı çarşaf yok mu koştur koştur acile gidelim. yorumların %90'ı erkeklere ait çirkin yorumlardı. hala "zar yoksa yüzük yok" yorumlarından, bekareti önemsediği kadar başka hiçbir şeyi önemsemeyen, cahil, pis düşünceli herkesten iğreniyorum.
ece, en çok üzüldüğüm karakter oldu. evlenmeyi bu kadar kolay kabul etti, hiçbir tepki vermedi demişti lale. ve böyle bir şey beklemiştim gerçekten oldu.
nur, zinciri kırdı, lale'ye güvendi ve sonunda evlenmekten kurtuldu.
ve lale. filmin başından beri en sevdiğim karakter lale. etrafını izlemesi, hak ve özgürlükle ilgili kitap okuması, ses çıkaralım kaçalım gidelim demesiyle bu yaşta bu kadar cesur olmasıyla benim için muhteşem bir karakterdi. tek özgürlük gitmekti ve bunun için her şeyi ilmek ilmek işledi ve sonunda başardı.
son sahnede gözlerim doldu. yerli the virgin suicides'ımız ama bizim gerçeklerimizle. filmin bu kadar gerçekçi olması birilerine batıyorsa ve bu nasıl film diyorlarsa ki diyorlar gördüm daha çok batabilir. izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
bir efsaneye başlıyorum demon slayer'ı netflixten izlediğim zaman yeni sezonları yoktu ve ben de gelmesini bekliyodum ki aslında çoktan bittiğini öğrendim sadece orada yokmuş. sonrasında devam da etmedim belki ederim amaaaaaaa bugün mangasını okumaya başlıyorum ve çok heyecanlıyım hayat kolay…devamıbir efsaneye başlıyorum
demon slayer'ı netflixten izlediğim zaman yeni sezonları yoktu ve ben de gelmesini bekliyodum ki aslında çoktan bittiğini öğrendim sadece orada yokmuş. sonrasında devam da etmedim belki ederim amaaaaaaa
bugün mangasını okumaya başlıyorum ve çok heyecanlıyım
hayat kolay değil ama yine de bir lütuf. fakat hayatı düşünürsek gökyüzüne bakmak gibi. değişiyor ve hareket ediyor, uzun bir süre berrak kaldığı zamanlar olmuyor çünkü. aynı zamanda uzun bir süre kar yağdığı zamanlar da olmuyor. BU NEDENLE MUTLULUĞUN YOK OLDUĞU ZAMAN HEP BİR KAN KOKUSU OLUYORRR
bismillah
Spoiler içeriyor
hazırsanız kevin hakkında konuşuyoruz(dümdüz spoilerlı) eva ve franklin bir gece korunmazlar ve eva maalesef hamile kalır. aslında çocuk yapmak gibi bir düşünceleri yoktur, eva bu duruma sevinmez, diğer anne adayları gibi hissedemez, endişeli ve mutsuzdur. kevin'ın sürekli ağlaması bile eva'ya…devamıhazırsanız kevin hakkında konuşuyoruz(dümdüz spoilerlı)
eva ve franklin bir gece korunmazlar ve eva maalesef hamile kalır. aslında çocuk yapmak gibi bir düşünceleri yoktur, eva bu duruma sevinmez, diğer anne adayları gibi hissedemez, endişeli ve mutsuzdur.
kevin'ın sürekli ağlaması bile eva'ya dayanılmaz gelir, nerden doğurdum bu çocuğu pişmanlığını hem kendi yaşar hem bize yaşatır. kevin büyür 4-5 yaşlarına gelir, eva mother de der demez, topu bana at der atmaz, annesinin dediklerini anlasa da yapmaz, büyük bir nefretle ve film boyunca devam edecek o bakışıyla bakar sadece. bu noktada düşündüğüm şey bi bebek doğduğundan itibaren her şeyi hissedebilir mi oldu. annesinin onu istemediğini bu kadar anlayabilir mi. çünkü daha 4 yaşında falansın ve bu kadar nefretle annene bakıp her dediğine karşı çıkıyosun.
kevin'ın babasıyla iyi anlaşmasının da 2 sebebi olduğunu düşündüm. ilki annesine "bak babamla ne kadar iyi anlaşıyorum, beni seviyo, senin gibi değil" diye düşündürmek için diğeri de babasına çok iyi davranıp kendinde bir sorun olmadığına inandırıp okları eva'ya karşı yöneltmek için(yaşanmıştır). her ikisi de eva için ceza sonuçta hangisinin olduğunun bir önemi yok.
kevin 15 yaşına geldiğinde de hiçbir şey değişmez hatta daha kötüye gider. kardeşine zorbalık yapar, annesine aynı nefretcil bakışla bakmaya devam eder. herkese karşı içinde nefret biriktirmeye başlar ve sonunda da sosyopata dönüşür.
ilgimi çeken birkaç sahne oldu onları da yazacağım
1) bir şeye sırf alıştın diye onu seviyorsun anlamına gelmez mesela sen de bana alışıksın.
2)biliyor musun bazen çok sert olabiliyorsun
söyleyene bak
evet kimden kaptım acaba
bu sahne aslında eva ve kevin'in benzer karakterleri olduğunu düşündürdü
3)nedenini bildiğimi sanırdım, şimdi emin değilim.
4)beni en çok kevin'in hasta olduğu sahne etkiledi sanırım. tüm o nefret duygusunu kenara bırakıp savunmazsız bi anında annesine sarılması, ilk kez anne çocuk gibi görünmeleri etkileyiciydi. ertesi gün kalkanını kuşanıp eski haline döndü tabii.
5)aldığın oklar gün gelir seni bulur(film boyunca keşke şu çocuğa ok atmayı öğretmeseydin diye düşündürttü.)
film boyunca düşündüğüm bi diğer şey de şu oldu. kevin gerçekten kötü müydü yoksa sevgisizlik mi onu kötüleştirdi. ama biliyorum ki bazı çocuklar kötü doğar kevin da onlardan biriydi, ebeveyn sevgisizliği ve ilgisizliğini hissetti ve tüm bu duyguları harmanlayıp bi sosyopata dönüştü.
puan vermeyi sevmem ama tetiklenmeyecekseniz izlemelisiniz.
başladığım hiçbir şeyin sonunu getiremiyorum hatta sadece adım atıyorum devamı bile gelmiyo hayatımda çözülemeyen en önemli sorunlardan biri bu birçok şeyle uğraşıyorum ve hepsinde başarısızım diyolar ya işte tam olarak ben sadece tek bi şeye odaklanıp onda çok iyi olayım…devamıbaşladığım hiçbir şeyin sonunu getiremiyorum
hatta sadece adım atıyorum devamı bile gelmiyo
hayatımda çözülemeyen en önemli sorunlardan biri bu
birçok şeyle uğraşıyorum ve hepsinde başarısızım diyolar ya işte tam olarak ben
sadece tek bi şeye odaklanıp onda çok iyi olayım diye düşünüyorum ama ona bile tutunamıyorum
her şeyle biraz biraz ilgileneyim başlangıç aşamasında kalmasın diyorum e o da olmuyo
plan yapmayı sevmem plansız da başı boş gibiyim
plan yaparsam da strese giriyorum
ben ve kendim tek bedende iki zıt karakteriz ve her türlü yorulan ben oluyorum
Spoiler içeriyor
dikkat dikkat bu yazdıklarım çalıntı bir kitaba ait olabilir edebiyat dünyasının genç yıldızı, kitapları çok satanlardan inmeyen, anne hathaway'in asyalı hali gibi olan muhteşem athena liu netflix'le yeni bir anlaşma yapar ve arkadaşı june'la kutlamak isterken bir pankek yüzünden boğularak…devamıdikkat dikkat bu yazdıklarım çalıntı bir kitaba ait olabilir
edebiyat dünyasının genç yıldızı, kitapları çok satanlardan inmeyen, anne hathaway'in asyalı hali gibi olan muhteşem athena liu netflix'le yeni bir anlaşma yapar ve arkadaşı june'la kutlamak isterken bir pankek yüzünden boğularak ölür. esas kızımızın yokluğunu aratmayacak june esas kız olmak adına ilk adımı atarak athena'nın son yazdığı ve kimselere bahsetmediği kitabının taslağını alır ve kendi kitabıymış gibi yayınlatır. ortaya çıkacak bir twitter hesabının gerçekleri ortaya dökmeye çalışmasıyla june'un neler yapabileceğini okuruz.
öncelikle kitap tüm booktuberlara set halinde geldiği için herkesi çok kıskanarak başladım okumaya. üzülme dinodinom bi gün sen de böyle olacaksın diyerek kendimi yatıştırmaya çalışıyorum.
SPOiLER
•june'un kıskançlığının asla basit bir kıskançlık olmaması beni dehşete düşürdü. athena'yla aynı zamanda aynı yerlerde olmaları, ikisinin de kitap yazıp yayınlatmaları onları yakın arkadaşlık adı altında birlikte tutuyor olsa da sonuçta arkadaşlardı. athena'nın ilk kitabının bile çok satanlardan inmemesi, yazdığı her kitabın daha da yükselmesi, june'un yayınlattığı kitabın ikinci baskıyı bile görmemesi, çalıştığı insanlar tarafından önemsenmeyişi bir kıskançlık doğuracak olsa da june'da bundan daha fazlası vardı. june athena'yı kıskanmıyor direkt athena olmak istiyordu çünkü "athena'nın her şeyi var"dı.
•athena'nın ölümü trajikomikti. june hemlich manevrasını düzgün yapamadı diye öldü kız. ne güzel olurdu biliyo musunuz june'un bile isteye athena'nın ölmesini beklemesi ama june o kadar kötü ve hırslı değildi hatta birçok yerde acınasıydı.
• athena'nın taslağını çaldıktan sonra düzenleyip kitap haline getirme sürecinde o hiçbir zaman başaramadığı şeyleri başarıp belki de yaşayamadığı tatmin duygusunu yaşayıp her ne kadar ben hırsız değilim çünkü başta yayınlatma gibi bir fikrim yoktu, ayrıca kitabı ben oluşturdum o taslak haliyle hiçbir yere gelemezdi gibi cümlelerle bizi manipüle etmeye çalışsa da bir hırsızdı.(ben manipüle oldum bu arada)
•june hem athena'yı inanılmaz kıskanıyordu hem de çok bağımlıydı. yeni bir kitap yazma sürecinde asla başarılı olamayıp hep athena'nın sesine ihtiyaç durdu. belki de bu athena'nın lanetiydi. dur artık her şey mahvoluyo kendi kitabını yazsana be kadın diye bağırdığımızda bile o bi yerlerden athena'nın cümlelerini bulup yine onlarla kitap yazdı ve kendi sonunu kendi hazırladı. ilhamı oydu, onsuz bir hiçti ve onu tükettiğinde kendinin de tükeneceğini biliyordu. ve bu sahnelerde june'a üzülmekten alıkoyamadım kendimi.
•june'un athena'nın başarısının sadece çok iyi olması sebebiyle değil aynı zamanda amerikalı-asyalı kökenli oluşuna bağlı olduğunu düşünüyordu. kültürel çeşitlilik her zaman ilgi görürdü çünkü. ırkçılık konuları da güzel işlenmişti bence.
yayıncılık sektörüne dair de her şeyin ne kadar yağmalanacağı ve ne kadar üstünü örtüleceği de güzel yazılmıştı.
twitter hesabının ortaya çıkmasıyla sosyal medyanın nasıl kontrolsüz olduğu, rüzgar nereye eserse herkesin o fikre kapıldığı, bi anda yüksekteyken nasıl yere çakılırsınız ve tekrar nasıl yükselirsiniz konuları da güzel işlenmişti.
•kitabı çok beğendim sürekli NE OLACAK ŞİMDİ diye yükselerek okudum. direkt okuyun diyemem ama konuyu beğendiyseniz ve ilginizi çektiyse okuyun pişman olmayacaksınız.
ben biraz yaşlıydım aşık olduğumda belki de çok zor beğeniyorumdur 30 mayıs 1995'te ilk kez aşık oldum yağmurlu bir akşamdı onu gördüm ve şöyle hissettim sanki ben bir dükkandım ve o bendim sorgusuz sualsiz birdenbire dükkana girdi ne kadar süre…devamıben biraz yaşlıydım aşık olduğumda
belki de çok zor beğeniyorumdur
30 mayıs 1995'te ilk kez aşık oldum
yağmurlu bir akşamdı
onu gördüm ve şöyle hissettim
sanki ben bir dükkandım ve o bendim
sorgusuz sualsiz birdenbire dükkana girdi
ne kadar süre kalacak içeride bilmiyorum
ne kadar uzun, o kadar iyidir tabii
fallen angels, 30 mayıs klasiğidir...