Çenemi dizlerime dayayıp toprağa oturdum. Gözyaşlarım akmasın diye uğraşmaktan gözlerim yanıyordu. Annem koluna taktığı dolu sepetle ayakta dikiliyordu. Öğlen saatleriydi, çıtı çıkmıyor, terliyordu. Bizi teselliden ayıran o tek adımı atamadı.
"Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı. Tası yeniden daldırıp güneşin suda yansıdığı yere kadar kaldırıyorum. Altı yudum içip, utancın ve sırların barınmadığı bu yerin, şimdilik, yuvam olmasını diliyorum. "
"Hayatta sadece bir kez" dedi gecenin karanlığında yürürken, "sadece bir kez kendini göreceksin ve bu hayatının en mutlu ya da en acı anı olacak" Bittiğine üzüldüm. Bende çok fazla soru bıraktı.
-Nasıl bu kadar dibe vurabildiğimizi hâlâ anlamıyorum. Çocukken hayal ettiğim gelecek hiç de böyle değildi. Büyümenin, hayallerinden; yavaşça ama emin adımlarla vazgeçmek demek olduğunu öğrendim.