🖤Büyümek bir Disney animasyonundan zevk almamak için asla bir sebep değildir 🤍Kesinlikle favorilerimden biri Bir süredir izlediğim hiçbirşey sarmıyor, zevk vermiyordu. Bu varya pamuk gibi yaptı içimi, bulutlardayım şu an ☁️
70ler NYC. Al Pacino ve bandanası = terrific 🖤 Ama konu bu değil. Konumuz Bobby ( Al Pacino), Helen'le yaşadığı düzensiz, fakat tutkulu aşkı ve ikisinin de heroine bağımlılığı ile bir şekilde ilerleyen hayatlar. Film olabildiğince gerçek, inişsiz - çıkışsız,…devamı70ler NYC. Al Pacino ve bandanası = terrific 🖤
Ama konu bu değil. Konumuz Bobby ( Al Pacino), Helen'le yaşadığı düzensiz, fakat tutkulu aşkı ve ikisinin de heroine bağımlılığı ile bir şekilde ilerleyen hayatlar.
Film olabildiğince gerçek, inişsiz - çıkışsız, sakin, müzikden yoksun şekilde geçiyor.
Filmde müzik kullanımının tercih edilmemesi, onun yerine şehrin yalın gürültüsüne yer verilmesi milyonlarca insan arasında hiçkimse olamayan insanların bir iynenin ucunda kendilerini arama uğraşlarını tüm gerçekliğiyle seyirciye aktarıyor.
70'ler New York'unun arka sayfası, kaybolan hayatların abartılmayan portresi.
🗡Macbeth.. Güç, hırs, tutku, mevki uğruna insanoğlunun yapabileceklerini, duygularını, vicdanını, iç çatışmalarını ele alan trajedi. Öncelikle insan psikolojisini oldukça derinlemesine işlenildiğini belirtmek istiyorum. Gerek kehanetler, hayaletler, halüsinasyonlar, gerekse mitolojik, dini, tarihi ve edebi referanslar oyunu iyice zenginleşdirmiş. Oyunun dilinin ağır…devamı🗡Macbeth..
Güç, hırs, tutku, mevki uğruna insanoğlunun yapabileceklerini, duygularını, vicdanını, iç çatışmalarını ele alan trajedi.
Öncelikle insan psikolojisini oldukça derinlemesine işlenildiğini belirtmek istiyorum.
Gerek kehanetler, hayaletler, halüsinasyonlar, gerekse mitolojik, dini, tarihi ve edebi referanslar oyunu iyice zenginleşdirmiş.
Oyunun dilinin ağır olduğunu söyleye bilirim, yani sözlük kullanmadan tamamen anlayabilmem güçtü, fazlasıyla eski ve poetik ingilizce kullanılmıştı. Yani 1606 yılında yazılmış ne bekliyordum acaba.
Ağır dediğime bakmayın, Shakespeare şiirsel anlatımı ile beni yine kendine hayran bıraktı.
Sözün kısası, fazla uzun olmayan, kısa zamanda bitirip, etkisini uzun süre hissedeceğiniz fevkalade bir oyun.
"To-morrow, and to-morrow, and to-morrow,
Creeps in this petty pace from day to day
To the last syllable of recorded time,
And all our yesterdays have lighted fools
The way to dusty death. Out, out, brief candle!
Life's but a walking shadow, a poor player
That struts and frets his hour upon the stage
And then is heard no more: it is a tale
Told by an idiot, full of sound and fury,
Signifying nothing".
Sevgili Generalim Cevdet Bey! Pardon, Cevat Bey ve kadirşinas yalakaları! Şunu iyi bilin ki; gösteriş budalası insanlardan, gösterişli laflardan, gösterişin kendisinden hiç hoşlanmam! Bu, bir… Kibirden, kendini beğenmişlikten, “Bütün bu dağları ben yarattım” havalarından, süslü kişiliklerden nefret ederim! Bu, iki……devamıSevgili Generalim Cevdet Bey! Pardon, Cevat Bey ve kadirşinas yalakaları!
Şunu iyi bilin ki; gösteriş budalası insanlardan, gösterişli laflardan, gösterişin kendisinden hiç hoşlanmam! Bu, bir… Kibirden, kendini beğenmişlikten, “Bütün bu dağları ben yarattım” havalarından, süslü kişiliklerden nefret ederim! Bu, iki… Yalakalardan, yalakalıktan, yalakaca edilmiş laflardan ve davranışlardan da nefret ederim! Bu, üç…
Dördüncüsü… Gerçeği, içtenliği ve samimiyeti çok severim. Ve Dostoyevski’nin dediği gibi; gerçeğin, her şeyin üstünde, zavallı egoların bile üstünde tutulmasını isterim. Arkadaşlığın, karşılıklı, açık sözlü ve yalansız olanı için canımı veririm! Evet buna bayılırım Sayın Generalim! Arkadaşlık, hassaslık ve incelik isteyen bir iştir; öyle kabalığa, özensizliğe, alaycılığa gelmez!
Daha ne söyleyecektim… Neyse, niye uzatıyorum ki? Yine de şerefinize Sayın Generalim! Güle güle gidin İstanbul’a. O kahpe Bizans’ı bizim için fethedin! Oradan da sürün atınızı batıya, Viyana’ya. Nobel’di, Oscar’dı ne bulursanız getirin Ankara’ya!
Şerefinize Sayın Generalim! Şerefinize!
— Zeki Demirkubuz, Yeraltı
Ah Agah Beyoğlu! Ne müthiş şahsiyetsin sen!... Sadece burada diziye 157 yorum yapılmış. Fakat daha izlemeyen en az 629 kişi olduğunu farkedince de bir şeyler yazamadan geçemiyorum. 🏷 "Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi…devamıAh Agah Beyoğlu! Ne müthiş şahsiyetsin sen!...
Sadece burada diziye 157 yorum yapılmış. Fakat daha izlemeyen en az 629 kişi olduğunu farkedince de bir şeyler yazamadan geçemiyorum.
🏷 "Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi".
Işte hepimiz dünyada vaktiyle duyduğumuz, hatta bir zamanlar derinden sarsıldığımız olayları, hikayeleri zamanla bir şekilde unutuyoruz, unutduruyorlar. Ancak Şahsiyet bizlere hatırlatıyor. Aslında Alzheimer olan Agah Bey değil ki. Hepimiziz. Bu gün olanı yarın hiç yaşanmamışcasına unutan yine bizleriz. Dizi her bölüm başında "Hatırla" diyor bize zaten.
Bir suç işleniyor, suçlar işleniyor, mahkemesi bile görülmüyor, hadi diyelim mahkemedeyiz. Noluyor? Adalet mi sağlanıyor guya? Gereği düşünülüyor, gereği yapılmıyor. Gereken hiç bir şey yapılmıyor.
Dizi çok güzel! konulara parmak basmış. Ilk başlarda gizemli bir cinayet izlerken olayların bu kadar derinlere gidebileceğini sanmıyorsunuz. Konuyu ve sebebi bilmeseniz de dizinin ilk dakikasından Agah Beyoğluna hayran olmamak da mümkün olmuyor.
Bu arada dizinin kostüm tasarımını kim yaptıysa fevkalade olmuş. Agah beyin çorapları mükemmel bir detay 🤩
🚗 Dostlarım, ben diziye aşık bir şekilde başladım zaten, bilerek erteliyordum. Siz de aynı şeyi yapıyorsanız yapmayın ve izleyin, garanti veriyorum hiç bir dakikasında dizinin hayal kırıklığına uģramayacaksınız.
❗Dizideki karaktere bir sorum var sadece. Dostlarım, burası spoiler olabilir, uyarıyorum
.
.
.
.
.
.
.
.
Nevra sana soruyorum:
" Sen nasıl unutursun ❓Nasıl bir silme şeklidir bu❓ "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" (Sil baştan) filminde hani anılarını siliyorlar, Nevra öyle bir prosedürle bu anıları, bu travmayı silmediysen eğer nasıl başara bildin bunu❓
"Tüm kitaplarını ve kataloglarını buraya, bu masaya boşaltırdı, başka hiçbir yerde oturmaz, sallanan kara bir beşik gibi durmadan bir şarkı mırıldanır ve sallanırdı. Dindar Yahudiler arasındaki bir kanıya göre, beden sallandıkça ruhun, tefekkürün rahmetine geçişinin daha kolay olacağı fikri, bir…devamı"Tüm kitaplarını ve kataloglarını buraya, bu masaya boşaltırdı, başka hiçbir yerde oturmaz, sallanan kara bir beşik gibi durmadan bir şarkı mırıldanır ve sallanırdı. Dindar Yahudiler arasındaki bir kanıya göre, beden sallandıkça ruhun, tefekkürün rahmetine geçişinin daha kolay olacağı fikri, bir çocuğun o ritmik ve hipnotik haraketle uykuya dalıp bu dünyadan kaybolması gibiydi. Ve gerçekten de Jakob Mendel etrafında olup bitenleri ne görür ne de duyardı"
Bu kısımları okudukça aklıma bir şeye - kitaba, filme, insana - konsantre olduğum zaman tıpkı bay Mendel gibi dış dünyadan nasıl soyutlaşdığım, olduğum yerde bina çökse bile (burda biraz abartdım kabul) hissetme ihtimalimin ne kadar zor olduğunu ve bu konuda ne kadar benzeşdiğimizi düşündüm durdum.
Öykü, kitaplardan başka bir dünyanın varlığından bihaber bay Mendel'i anlatıyor. Akıcı ve dokunaklı bir öykü olduğunu söyleyebilirim. Çok güzeldi 📚
Reinaldo Arenas... Film Reinaldo'nun kendi hayatını anlatdığı otobiyografik romandan uyarlamışdır. Küba devrimi, eşcinseller aleyhine esmeye başlayan devrim rüzgarları... Javier Bardem'in şiir gibi oyunculuğuna, kullanılan müziklerin, sahnelerin şiirselliğine ve J.D-ye hayran olmamak elde değil. "People that make art are dangerous to…devamıReinaldo Arenas...
Film Reinaldo'nun kendi hayatını anlatdığı otobiyografik romandan uyarlamışdır.
Küba devrimi, eşcinseller aleyhine esmeye başlayan devrim rüzgarları...
Javier Bardem'in şiir gibi oyunculuğuna, kullanılan müziklerin, sahnelerin şiirselliğine ve J.D-ye hayran olmamak elde değil.
"People that make art are dangerous to any dictatorship. They create beauty and beauty is the enemy. Artists are escapists. Artists are counter-revolutionary, and you are a counter-revolutionary Reinaldo Arenas. Do you know why? There is a man that cannot govern the terrain called beauty so he wants to eliminate it. So here we are…"
Mutsuzluktan söz etmek istiyorum Dikey ve yatay mutsuzluktan Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun sevgim acıyor Biz giz dolu bir şey yaşadık onlar da orada yaşadılar Bir dağın çarpıklığını bir sevinç sanarak En başta mutsuzluk elbet Kasaba meyhanesi gibi Kahkahası gün ışığına vurup…devamıMutsuzluktan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık
onlar da orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da ötede beride yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
Bütün söz vermelerin tarihçesi
sevgim acıyor
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar
Tavrım bir şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün
Kış geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi gündüzün sevgim acıyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse
Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar
▪️Turgut Uyar.
'Sana, beni asla tanımamış olan sana...' Film izlermişcesine, kafamda her saniyesini ilmek ilmek kurarak yöneterek dinledim hikayeyi. O kadını, adamı... O aşkı... Bu diğer aşk hikayeleri gibi değildi, farkedilmeden, görülmeden, kalbine aşkını taşa kazırmışcasına yazan kadının adama yazılan mektubuydu. Hikayenin…devamı'Sana, beni asla tanımamış olan sana...'
Film izlermişcesine, kafamda her saniyesini ilmek ilmek kurarak yöneterek dinledim hikayeyi. O kadını, adamı... O aşkı...
Bu diğer aşk hikayeleri gibi değildi, farkedilmeden, görülmeden, kalbine aşkını taşa kazırmışcasına yazan kadının adama yazılan mektubuydu.
Hikayenin daha başlarında kalbimi ele geçiren hikaye kimi zaman bir arı gibi soktu, kimi zaman hançer gibi saplandı yüreğime. Gözlerim doldu, zorlukla nefes almaya başladım. Ayaklarım beni artık götürmez oldu kimi zaman. Bir yerde durub çığlık atarcasına ağlamak istedim.
Hikaye devam etdikce kalbime saplanmış hançerin burulduğunu hisseder gibi bir bankda oturdum. Ayaklarımın beni taşıyamadığını farkediyordum.
Parkdakı bisikletli çocuklar, sevgililer, kızlı-erkekli gruplar halinde insanlar geçiyor, ben ise onların arasında bir boşluğa bakar gibi oturmuş hikayeyi yaşıyordum.
Bir anda gözyaşlarım gözlerimden boşalmaya başladı. Bir hikayeyi, bir kitabı uzun zamandır hiç bu kadar yaşamamış ben, insanlara aldırış etmeden ellerimi yüzüme kapatarak dakikalarca ağladım.
Hikayeyi okumadım, sesli kitabını parkta yürürken dinledim. Benim için ifade etdiği duygular heralde yukarda yazdığım paragrafdan belli oluyor.
11/10.
▪️Dipnot: Youtube "Kitap dinle" kanalından dinledim, ilgilenenler olursa tavsiye ederim. Gerçekten güzel bir seslendirmeydi.