Az önce yıldızları izlerken bir yıldızın kaydığını gördüm. Kendi kendime dalga geçer gibi, "Hadi, dilek tut." dedim. Sonra fark ettim ki tutacak tek bir dilek bile bulamıyorum. Garip olan da bu zaten. Dileğimin gerçekleşmeyeceğini düşünmek değil mesele; ne dileyeceğimi bile…devamıAz önce yıldızları izlerken bir yıldızın kaydığını gördüm. Kendi kendime dalga geçer gibi, "Hadi, dilek tut." dedim. Sonra fark ettim ki tutacak tek bir dilek bile bulamıyorum.
Garip olan da bu zaten. Dileğimin gerçekleşmeyeceğini düşünmek değil mesele; ne dileyeceğimi bile bilmiyorum. İçinde bulunduğum şey sıradan bir umutsuzluk değil. Sanki insanın umut etmeyi bile unuttuğu, arzularını sessizce yitirdiği bir hâl. Böyle bir boşluğun adı var mı, onu da bilmiyorum. Hayal bile kuramadım.
MAŞRAPA HİKÂYESİ Bir gün çeşmeden avuçlarıyla su içen bir çocuğu gören Diyojen, yanında taşıdığı su maşrapasını fırlatıp atar. Ardından kendi kendine: "Bu çocuk bana hâlâ gereksiz bir eşyam olduğunu öğretti." diye düşünür.
Kinik olmak öyle dışarıdan gözüktüğü kadar kolay bir şey değilmiş. Çokca zormuş, bu kadar zorlanacağımı ben bile tahmin etmezdim. ~ Diyojen bir süre korsanlar tarafından esir alınmış ve köle olarak satılmıştır. Buna rağmen kendisini "köle" olarak görmemiş, zihinsel özgürlüğünü koruduğunu…devamıKinik olmak öyle dışarıdan gözüktüğü kadar kolay bir şey değilmiş. Çokca zormuş, bu kadar zorlanacağımı ben bile tahmin etmezdim.
~ Diyojen bir süre korsanlar tarafından esir alınmış ve köle olarak satılmıştır. Buna rağmen kendisini "köle" olarak görmemiş, zihinsel özgürlüğünü koruduğunu söylemiştir.
~Bedenin başkasına hizmet edebilir ama benliğin ancak sen izin verirsen köle olur.
MERCİMEK VS. DALKAVUKLUK Saray filozofu , bir gün Diyojen'e şöyle der: "Krala dalkavukluk etmeyi öğrenseydin, mercimek yemek zorunda kalmazdın." Diyojen ise şu cevabı verir: "Sen de mercimek yemeyi öğrenseydin, krala dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın."
Arayıp sormuyor diye biraz içerledim. Sonra düşündüm; arasa ne konuşacağız ki zaten? Hem hiç konuşasım da yok. Bir de nereye baksam sevgilisiyle gezen insanlar.. Görmekten gına geldi. Nereden buluyorsunuz anlamıyorum sanki aynı şehirde yasamiyormuşuz gibi geliyo bazen.
PLATON'UN İNSANI Platon, insanı "iki ayaklı ve tüysüz bir canlı" olarak tanımlamıştı. Bunu duyan Diyojen, tüyleri yolunmuş bir tavuğu Platon'un akademisine götürüp ortaya bıraktı ve: "İşte Platon'un insanı!" dedi.
SADAKA PARADOKSU Bir gün Diyojen'e şöyle sorarlar: "Neden insanlar dilencilere para verir de filozoflara vermez?" Diyojen'in cevabı: "Çünkü insanlar bir gün kör ya da sakat kalabileceklerini düşünürler; ama bir gün filozof olabilecekleri ihtimali akıllarının ucundan bile geçmez."