Sevmek alışılmış tüm kalıpların dışına çıkmaktır. Eksik yanlarımız , kusurlarımız bizi tamamlayan kişiyle bütünleşmemiz için vardır. Doğru kişi kalıplardan çıkartır. Mükemmel olmaz her şey ama yinede sana iyi gelir seni mutlu eder. Mutluluk mükemmellikte , simetrik yaşantılarda aranmaz , alışılmış…devamıSevmek alışılmış tüm kalıpların dışına çıkmaktır. Eksik yanlarımız , kusurlarımız bizi tamamlayan kişiyle bütünleşmemiz için vardır. Doğru kişi kalıplardan çıkartır. Mükemmel olmaz her şey ama yinede sana iyi gelir seni mutlu eder. Mutluluk mükemmellikte , simetrik yaşantılarda aranmaz , alışılmış hayatın dışında asimetrik olgularda hayatlar da bulmak lazım . Evet Maud gülümsemek hayata bakış açısı kazandırır sen değil sana bakanlar anormal doğanlardır.
Sabah sabah izlenmesi bana iyi geldi :) tavsiye edilir.
Yaşantımız da kötü geçirdiğimiz saniyeleri, dakikaları,saatleri, günleri, ayları, yılları geri almaya tekrarı olmayacağını söyleriz kendimize. Kötü anları, hataları, üzüntüleri kendimize pay etmeyiz onları başkalarının bize yüklediği mutsuzluklar olarak kabulleniriz. İçimizde hep bu durumlara karşı isyankar bir dava taşırız. En güzel…devamıYaşantımız da kötü geçirdiğimiz saniyeleri, dakikaları,saatleri, günleri, ayları, yılları geri almaya tekrarı olmayacağını söyleriz kendimize. Kötü anları, hataları, üzüntüleri kendimize pay etmeyiz onları başkalarının bize yüklediği mutsuzluklar olarak kabulleniriz. İçimizde hep bu durumlara karşı isyankar bir dava taşırız. En güzel sembolü de anne karnı biz doğmadan bize sunulan hayatta karşı onu ortaya çıkarmak istememiz den geliyor. Ama bir o kadar doğmak için de can atarız , dengesiz yaşantılarımızda ne aradığımızı ne bulmak istediğimizi bir türlü öğrenemeyiz. Öğrenmek istemeyiz. Arafta yaşamak ruhumuza daha iyi gelmekte. Evet ne oldu doğdum mutluyum değilim, ben mi istedim doğmayı hayır, ben mi seçtim ailemi hayır, istemediğin hayatın içine neden doğdum o zaman siz istediniz diye mi. İşte bu yüzden bu benim hayatım değil klişelerine uzun süredir alıştık ;)
Hem teması, hem oyuncuları,hem de sahnelerini çok beğendim izlerken de çok sevk aldım beni bir çok konuda da düşündürdüğünü düşünüyorum. Benim için kaliteli bir yapımdı :)
Gel sen beni dinle. Sen de bir seçim yap. Bir hikâye yarat kendine. Bul bir mücadele. Savaş bir ömür. Geber git!
Bir filme kötü yorum yapmak istemem gerçekten, çünkü hem sahne önü hem sahne arkasında bir çok emek veriliyor ama sağlam seneryon yoksa gereksiz bir senaryoya bu kadar uğraş verme . Gram güldürmedi ve oyuncular hiç performans göstermedi.
Hassas senaryo, ince unsurlar ve kocaman bir acı... Nasıl da içime işledi daha ne kadar kötüye gidilebilir diye düşünüyordum sonuna doğru, tahmin etmeyeceğim bir son oldu. Bir artı bir ,bir edebilir mi❗
3. Sezon içi boş olarak çekilmiş, ilk iki sezon heyecanlandırıp son sezonunda hiç bir şeyin işlenmesi üzdü :( ayrıca 4. Sezonunda Henry Cavill nasıl olmaz hayal kırıklığı yarattı.
Çekim yılı yeni bir tarih olduğu için daha sağlam ve etkileyici bir film olabilirdi. Konu güzel ama , senaryoya aktarımı ve çekim kalitesi ....çok kötüydü:(
Ne kadar da birbirimize yabancıyız . Önyargılarımız , asılsız suçlamalarımız gözümüzü ne kadar da kör ediyor. Zor değil bence merhamet, sevgi herkesin yüreğinde muhakkak vardır. Bölünmeye ve ayrışmaya hazır bir halde duruyoruz değil mi Rıfat Bey. Küçücük eller bile buz…devamıNe kadar da birbirimize yabancıyız . Önyargılarımız , asılsız suçlamalarımız gözümüzü ne kadar da kör ediyor. Zor değil bence merhamet, sevgi herkesin yüreğinde muhakkak vardır. Bölünmeye ve ayrışmaya hazır bir halde duruyoruz değil mi Rıfat Bey. Küçücük eller bile buz dağını eritmek için yeterli hâlbuki.
Denis Villeneuve'un yönetmenliğinde çekilen ve Frank Herbert ' in romanından uyarlanan bir eser. 2021 de izlemiştim ama ikinci bölümü gelince tekrar dan izlemek istedim, tekrar izleyince daha iyi yerine oturuyor sanki. İlk izlediğimle ikinci izlemem arası da fark olduğunu düşünüyorum.…devamıDenis Villeneuve'un yönetmenliğinde çekilen ve Frank Herbert ' in romanından uyarlanan bir eser.
2021 de izlemiştim ama ikinci bölümü gelince tekrar dan izlemek istedim, tekrar izleyince daha iyi yerine oturuyor sanki.
İlk izlediğimle ikinci izlemem arası da fark olduğunu düşünüyorum. Biraz senaryo karmaşıklığın dolayı diye düşünüyorum.
Film görsel açıdan etkileyici ;oyuncular da hep tanıdığımız , izlediğimiz kişiler.
Timothée Chalamet'in başroldeki performansı, karakterin derinliklerini görmemizi sağladı. Paul Atreides'in içsel çatışmalarını ve gelişimini fark etmemek yorumlamamak imkansız . Diğer oyuncuların da muhteşem performanslarıyla birlikte, filmdeki karakterlerin canlılığı beni etkileyen unsurlardan biri oldu.
Senaryo da ilgimi çeken bir çok obje ve kelimeler oldu. Bunu çok büyütmek istemiyorum ama mitleri kullanmak senaryolara da yakışmıyor değil :)
"Rüyalar derinden gelen mesajlardır."
" Rüyalardan iyi hikaye olur ama önemli şeyler biz uyanıkken gerçekleşir. Çünkü bizler o zaman bir şeyler yaparız."
"Büyük bir adam lider olmaya çalışmaz. Büyük adam olmaya davet edilir, o da olur."
"Korku aklın katilidir."
[ Toprağın senin evindir. Senin mutlağındır. Onu kaybetmekte kazanmak senin elindedir. İ senindir ama sen ne kadar onunsun...]
" Korku yıkım getiren küçük ölümdür."
"Hayatın gizemi çözülecek bir sorun değil yaşanacak bir gerçekliktir. Durdurarak anlaşılmayacak bir süreçtir."
Bugünün anlam ve önemini içerdiğini düşünüyorum, 8 Mart için güzel denk . Kurtuluş kişidedir ve o kişi kadınsa başka bir ihtimal yoktur. Millie B. Brown da farklı bir karakteri , cazibesi var anlayamadığım. Kafa dağıtmalık olarak izlenebileceğini düşünüyorum :))