Sinema tarihi, tarihi epik filmlerle doludur; ancak çok azı Ridley Scott’ın 2005 yapımı başyapıtı Cennetin Krallığı (Kingdom of Heaven) kadar zihnimi kurcalamayı başarmıştır. Bu filmi her izlediğimde, sadece Haçlı Seferleri’nin ihtişamlı ve kanlı savaşlarını değil, aslında insanlığın hiç bitmeyen "birlikte…devamıSinema tarihi, tarihi epik filmlerle doludur; ancak çok azı Ridley Scott’ın 2005 yapımı başyapıtı Cennetin Krallığı (Kingdom of Heaven) kadar zihnimi kurcalamayı başarmıştır. Bu filmi her izlediğimde, sadece Haçlı Seferleri’nin ihtişamlı ve kanlı savaşlarını değil, aslında insanlığın hiç bitmeyen "birlikte yaşama" ve "adalet" arayışını izliyormuşum gibi hissederim. Film, benim gözümde sadece bir dönem filmi değil; dinlerin, kimliklerin ve hırsların ötesinde vicdanın sesini duymaya çalışan bir adamın, İbelinli Balian’ın modern bir manifestosudur.
Benim için Cennetin Krallığı, "Kudüs nedir?" sorusuna Selahaddin Eyyubi’nin verdiği o muazzam cevapta gizlidir: "Hiçbir şey... Her şey!" Film boyunca aranan o kutsal krallığın, aslında coğrafi bir mekandan ziyade insanın kendi içindeki ahlaki pusula olduğunu düşünürüm. Scott bize şunu fısıldar: Cennetin krallığı topraklarda değil, vicdanlardadır.
Ancak bu filmi benim için bu kadar özel kılan sadece felsefi derinliği değil, sinema tarihinin tozlu raflarında kalmış, pek az kişinin bildiği o büyüleyici kamera arkası detayları ve yapım sürecidir. İşte filmi bir sonraki izleyişinizde bakış açınızı tamamen değiştirecek, pek bilinmeyen o ayrıntılar:
Sinema Tarihinin En Büyük Haksızlığı: "Director's Cut" Mucizesi
Filmi 2005 yılında sinemada izleyenlerin çoğu hayal kırıklığına uğramıştı çünkü stüdyo (20th Century Fox), Ridley Scott’ı filmi kısaltmaya zorladı. Sinema versiyonundan tam 45 dakika kesildi!
Bilinmeyen Gerçek: Kesilen bu sahneler filmin mantık dokusunu yok etmişti. Örneğin, Sibylla’nın bir oğlu olduğu ve çocuğun cüzzamlı olduğunu fark edince onu kendi elleriyle öldürmek zorunda kaldığı o trajik yan hikaye sinema versiyonunda tamamen yoktu. Scott, daha sonra 194 dakikalık Director's Cut versiyonunu yayınladığında, film bir anda sinema eleştirmenleri tarafından modern bir başyapıt ilan edildi. Yani izlediğiniz film sinema versiyonuysa, aslında filmin yarısını görmemişsiniz demektir.
Cüzzamlı Kral Kral Baudouin'in Arkasındaki Gizemli Deha
Filmin en etkileyici, en asil karakteri şüphesiz yüzü metal bir maskeyle gizlenmiş olan cüzzamlı Kudüs Kralı IV. Baudouin’di.
Bilinmeyen Gerçek: Bu karakteri canlandıran oyuncunun adı filmin vizyona girişindeki jenerikte ve afişlerde asla yer almadı. Bu isim, Fight Club ve American History X filmlerinden tanıdığımız dev oyuncu Edward Norton’dı. Norton, karakterin gizemini ve trajitesini korumak için adının afişlere yazılmamasını bizzat kendisi istedi. Sadece ses tonu ve vücut diliyle sinema tarihinin en unutulmaz performanslarından birini sergiledi.
Selahaddin Eyyubi’nin Hristiyan Oyuncuya Mirası . Selahaddin Eyyubi’yi canlandıran Suriyeli aktör Ghassan Massoud’un performansı öyle güçlüydü ki, film İslam dünyasında ve batıda büyük bir saygıyla karşılandı.
Bilinmeyen Gerçek: Aslında Ridley Scott bu rol için ilk olarak ünlü aktör Ben Kingsley’e teklif götürmüştü. Ancak Scott, karakterin kültürel ve ruhani derinliğini tam yansıtabilmek adına son anda karar değiştirip Orta Doğulu bir aktör arayışına girdi ve Massoud’u seçti. Massoud, çekimler boyunca repliklerin aslına sadık kalması ve Selahaddin'in adaletini doğru yansıtmak için senaryoya müdahalelerde bulundu.
Orlando Bloom’un Ölümden Döndüğü Set
Balian karakterine hayat veren Orlando Bloom, bu rol için kelimenin tam anlamıyla canını dişine taktı. Bilinmeyen Gerçek: Fas’taki çekimler sırasında Bloom, çöl şartları ve yoğun çalışma temposu nedeniyle ağır bir zatürreye yakalandı. Haftalarca yüksek ateşle boğuşmasına rağmen çekimleri durdurmadı. Ayrıca filmdeki kılıç dövüşü sahnelerinin birinde elinden ciddi şekilde yaralandı ve bu yara izini hala taşımaktadır.
Devasa Kuşatma Kuleleri Gerçekten İnşa Edildi
Günümüz sinemasında her şeyin bilgisayar efektleri ile yapılmasına alışkınız. Ancak Ridley Scott eski usul sinemacılığı sever.
Bilinmeyen Gerçek: Kudüs kuşatmasında gördüğümüz o devasa ahşap kuşatma kuleleri bilgisayar yapımı değildi. Set ekibi, tarihi planlara sadık kalarak her biri yaklaşık 18 metre yüksekliğinde olan iki adet gerçek kuşatma kulesi inşa etti. Bu kuleler, o dönemde dünyada yapılmış en büyük işlevsel sinema dekorlarından biriydi.
Cennetin Krallığı, üzerinden yıllar geçse de güncelliğini yitirmeyen bir film. Bugün bile dünyaya baktığımda, Balian’ın Kudüs duvarlarında verdiği o varoluş mücadelesini, fanatizme karşı sağduyunun direnişini görüyorum. Kamera arkasındaki bu fedakarlıklar, gizemler ve sanatsal direniş ise filmi gözümde sadece bir seyirlik değil, sinema sanatının anıtlarından biri haline getiriyor.
Ne diyordu Balian din adamına? "Kudüs’ü korumak din adamlarının işi değil, duvarlar insanları korur." Belki de ihtiyacımız olan şey, yeni duvarlar örmek değil, o duvarların ardındaki insanı görebilmektir.