".. en kötü kafes kendi kendimizi hapsettiklerimizmiş. Sen de kendini bir kafese hapsetmişsin Gracie. Kafesine hiç kilit vurulmamış ama korkuların seni oraya kıstırmış"
Joy beni çok tetikledi. Sürekli bir problem ve sıkıntıyla uğraşan her şeye herkese rağmen başarmaya çalışan kadın teması beni gerçek hayattan uzaklaştırıp rahatlatan bir tema değil. Tam tersi beni hayatımın içine sıkıştırdı resmen. Filmlerden beklentim hayatıma farklı bir pencere açması…devamıJoy beni çok tetikledi. Sürekli bir problem ve sıkıntıyla uğraşan her şeye herkese rağmen başarmaya çalışan kadın teması beni gerçek hayattan uzaklaştırıp rahatlatan bir tema değil. Tam tersi beni hayatımın içine sıkıştırdı resmen. Filmlerden beklentim hayatıma farklı bir pencere açması olduğu için zorlandım. Pencere açmadı havasız bıraktı beni.
Film çok iyi Jennifer harika her şey harika ama ben dayak yemiş gibi hissettim. Sonunu bildiğim için devam edebildim. Filmin türü gerçekte biyografik ama benim açımdan korku filmiydi
"İnsanlar gerçeğe değil, çoğu zaman görüntüye tepki verir." Zamanının şeytan icadı olarak kabul edilen prens, günümüzün gerçeği. Prenslik diğer çevirisiyle hükümdarlık için gerekli beceriler ve elinde tutabilmek için çeşitli politikalardan bahseden bu kitap can sıkıcı derecede doğru. En başta yazdığım…devamı"İnsanlar gerçeğe değil, çoğu zaman görüntüye tepki verir."
Zamanının şeytan icadı olarak kabul edilen prens, günümüzün gerçeği. Prenslik diğer çevirisiyle hükümdarlık için gerekli beceriler ve elinde tutabilmek için çeşitli politikalardan bahseden bu kitap can sıkıcı derecede doğru.
En başta yazdığım alıntıyı düşünelim. İşini iyi yapmak günümüzde yeterli bir ölçüt değil "görünür" yapmak önemli. Reklam edilmeyen başarı başarı değildir mantığı. Hepimiz reklamın ön plana çıktığı işlere daha çok güveniyor, iyi anılan isimlere yaklaşıyor paramızı doğru kullanabilmek adına "reklam" algısına kapılıyoruz. Alıntı sadece reklam olarak da değerlendirilemez sunumla da ilişkili. Olayın kendisi hiçbir zaman kısa açıklamalar veya neden sonuçlardan oluşmaz ama biz kısa açıklamalar görünce inanma eğilimdeyiz, buna evrildik. Örneğin sosyal medyada gördüğümüz bir video kesitinden olayı genelleyip haksız yargılamalarda bulunabiliyoruz. Olayın kendisi 20 saniyelik videoda kendini açıklayabilecekmiş gibi..
Prens sarsıcı gerçekliğiyle rahatsız edici. Sevilen dürüst bir hükümdarın her zaman halk tarafından sevilmeyeceğini tam tersine politik olmayı başarabilmiş daha bencil olan başka bir hükümdarınsa halk tarafından ne kadar yüceltilebileceğini stratejisine, usulüne göre anlatıyor.
Spoiler içeriyor
Ölümden kurtulmanın tek yolu kolunuzu kesmek olsaydı yapabilir miydiniz? Hikaye Aron Ralston'un 127 saat boyunca verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Diyalog yok denecek kadar az ama hisler konuşmadan bile izleyiciye geçiyor. Kanyonda kolu kaya ile sıkışan Aron; az su, yemek ve…devamıÖlümden kurtulmanın tek yolu kolunuzu kesmek olsaydı yapabilir miydiniz?
Hikaye Aron Ralston'un 127 saat boyunca verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Diyalog yok denecek kadar az ama hisler konuşmadan bile izleyiciye geçiyor.
Kanyonda kolu kaya ile sıkışan Aron; az su, yemek ve kurtuluşunun olmayışı düşüncesiyle halüsinasyonlar görmeye başlıyor. Hayat doludizgin giderken ani bir kazayla ölümünün böylesine farkına varmak korkunç bir şeydir heralde.
Film çok randımanlı, gergin ve rahatsız edici bu yönleri sayesinde de düşündürücü. "kurtulmak için kolunu kesmek" beni gerçekten düşündürdü. Bazen bir yükten kurtulmak, bir seçim yapmak da böyle bir şey aslında. Bir uzuvdan vazgeçmek gibi. Bu uzuv iltihaplanıp ölüme sebep olacaksa kesilmeli ama cesaret edebilmek herkesin harcı değil. Kötü giden bir ilişkiyi üzecek olmasına rağmen bırakabilmek, mobbing görülen işten işsizlik ve parasızlığa rağmen istifa etmek, kendini ve kabuğunu değiştirmek.. Bütün bunlar da kolu kesmek. Kolu kesebilen yaşıyor.
Sevemedim. Ya yanlış zamanda okudum ya da bu kitap hiç bana göre değildi. Sürekli bir ergenlik vızıltısı gibiydi. Çeviri muhtemelen başarılı çünkü anadilinden yorumlar okuduğumda da argo bir sokak dili kullanıldığı söylenmiş. Beni çok rahatsız etti karaktere zerre ısınamadım. Türkçe…devamıSevemedim. Ya yanlış zamanda okudum ya da bu kitap hiç bana göre değildi.
Sürekli bir ergenlik vızıltısı gibiydi. Çeviri muhtemelen başarılı çünkü anadilinden yorumlar okuduğumda da argo bir sokak dili kullanıldığı söylenmiş. Beni çok rahatsız etti karaktere zerre ısınamadım. Türkçe dublajlı filme maruz kalmışım da "lanet olsun adamım" lafını defalarca duyuyormuşum gibi hissettim.
Kitaba kötü demek istemiyorum çünkü bu konuda objektif değilim. Karakter beni o kadar tilt etti ki kendimi ana fikre veremedim. Belki başka bir zaman yeniden okumayı denerim.
"Pozitif hissetmek istiyorum" diyenlere göre bir film. Büyükannelerin yemek yaptiği "aile" hissi veren bir restoran açma fikri olan Joe ve 4 farklı yaşlı İtalyan kadının tatlı hikayesi. Soft bir film
Spoiler içeriyor
Yıllar önce ilk filminin etkisiyle kitabını da okumuş çok beğenmiştim şimdi 2.filmin çıkmış olması beni heyecanlandırdı. Uzun lafın kısası ben sevdim. Genelde ikinci filmleri sevmem ama güzeldi. Eski Runway dergi dönemi kapanmış daha dijital bir Runway ın değişen dünyayla mücadelesi…devamıYıllar önce ilk filminin etkisiyle kitabını da okumuş çok beğenmiştim şimdi 2.filmin çıkmış olması beni heyecanlandırdı.
Uzun lafın kısası ben sevdim. Genelde ikinci filmleri sevmem ama güzeldi. Eski Runway dergi dönemi kapanmış daha dijital bir Runway ın değişen dünyayla mücadelesi çerçevesinde işlenmiş bir tema görüyoruz. Andy yani Anne Hathaway ın yaşlanmayışı sürpriz olmadı ama Merly Streep beni şaşırttı. Bir dönem inanılmaz kilo vermişti filmdeyse ilk Miranda'yı gördüm.
Değişen detaylar Miranda'nın daha insani bir kılığa bürünmesi ve kendi kabanını asmak gibi kaba motor beceriler edinmesi olmuş. Ekonomi sınıfındaki facia seyahati ve nispeten indirgenmiş ekonomik koşulları içten içe keyiflendirdi. Bu kadını seviyor muyum sevmiyor muyum anlayamıyorum ama zor koşullara tepkisini görmek sınıf kinime iyi geldi.
Anlamakta zorlandığım ve gerçek bir zemine oturtamadığım şey Andy nin Miranda hayranlığı. Yıllar önce her şeyi kabul etmek zorunda olan deneyimsiz bir çalışandı evet ama şimdi değil Miranda için bu kadar uğraşmasını hayal ürünü buldum. Kimse kendisine geçmişte böyle eziyet eden birine bu kadar canhıraş çalışarak kölelik etmez gibi geliyor. Böyle düşünürken bir sahnede Miranda bunu kendisi için yaptığını söylemişti tek açıklaması bu olabilir. Andy Runway ı Miranda için kurtarmadı, değişime ve yozlaşmaya karşı öfkesini (yeni aldığı dairede olduğu gibi) çalişkan, azimli kimliğiyle sonuca dökerek ödünlemek için kurtardı. Yani içten içe "ben başardım" demek için. Miranda da bunu biliyordu. Bu yüzden "her şeyi mahvedişini izleyeceğim" diyerek Andy ye hakaret etmedi ona yakıt verdi.
Aklı uçkurunda Mail, dolandırıcı cinci Nefise, safoz Gülsüm, zavallı Sahibe ve kötü Şöhret'le yeşilçam tadında bir kitaptı. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın cinci hocalara, mistik inançlara karşı hicivli bir tarzı var. Kolayca okunuyor çerezlik
Spoiler içeriyor
ABD nin Japonya'nın beklenmeyen Pearl Harbor saldırısı ile savaşa giriş sürecini hem romantik hem epik bir açıdan ele almış güzel bir film. Savaş arka planında çerezlik bir aşk romanı okuyormuş gibi bir his veriyor.
Spoiler içeriyor
Kötü batılılaşma, kendi milletine ve kültürüne yabancılaşma gibi dönemin yaygın konularını işleyen, zaman zaman feminist atak geçirtebilecek bir kitap. Yeşilçam filmi izliyormuşum gibi bir his bırakıyor çok akıcı ancak objektif bulmadım. Konu, "Sözde Kızlar" gibi niyeti çok çirkin bir yerden…devamıKötü batılılaşma, kendi milletine ve kültürüne yabancılaşma gibi dönemin yaygın konularını işleyen, zaman zaman feminist atak geçirtebilecek bir kitap.
Yeşilçam filmi izliyormuşum gibi bir his bırakıyor çok akıcı ancak objektif bulmadım.
Konu, "Sözde Kızlar" gibi niyeti çok çirkin bir yerden ele alınmış. Peyami Safa dönem kızlarının "serbest" bırakıldığında gezen tozan, iffetsiz, umarsız tavırlarını kötü batılılaşmayı somutlaştırmak üzere kullanmış. Çok da başarılı olmuş ama sormazlar mı adama hırsızın hiç mi suçu yok? Kitapta Hatice'nin dediği gibi "ben sana inandım pişmanım yanlış yaptım, ama sen bana hiç mi yalan vaatlerde bulunmadın, hiç mi oyalamadın?"
Bir tarafta rezil kere rezil bir "sözde adam" olan Behiç, yalanlar, türlü oyunlar yaparak masum kızları kandırıyor ahlaksızın dik alâsı ama kabak evlenip mutlu olacaklarını zanneden kızların başına patlıyor.
Genel itibariyle anlatım, akıcılık ve bütünlük bazında çok güzel bir kitap ama insan içten içe kızıyor işte.