başta sıkılacak gibi hissettim ama bir yandan da filmin atmosferine hemen kapılıyor insan, renkleri, yağan yağmuru vs. yaşanacak olan drama hazırlıyor sizi, shakespeare'imiz sessiz bir yastayken agnes içten bir isyan ve kabullenememe içinde gösteriyor kendini. minik hamnet...kaç kere ağlattın beni…devamıbaşta sıkılacak gibi hissettim ama bir yandan da filmin atmosferine hemen kapılıyor insan, renkleri, yağan yağmuru vs. yaşanacak olan drama hazırlıyor sizi, shakespeare'imiz sessiz bir yastayken agnes içten bir isyan ve kabullenememe içinde gösteriyor kendini.
minik hamnet...kaç kere ağlattın beni o son sahnende bilmiyorum
( filmin sonundaki o muazzam müzik için ayrı bir yorum yapmam lâzım, acının ve yasın bu denli betimlenebildiği bır tınıyı icra etmek ne zor zanaattir kim bilir, sanki tüm yaşananları gözünüzü kapatıp o müziğe kulak verdiğinizde izliyorsunuz, nasıl tarif etsem eksik kalır )
genelde rus romanlarının uzun ve sıkıcı betimlemelerle dolu olduğu söylenir ama bu kitap pek öyle değil, olay odaklı ve tarihle de iç içe aslında, puşkin sayesinde rus edebiyatına ilgi duymaya başlayabilirsiniz benim gibi, tek sorun çok fazla karakter olması ve…devamıgenelde rus romanlarının uzun ve sıkıcı betimlemelerle dolu olduğu söylenir ama bu kitap pek öyle değil, olay odaklı ve tarihle de iç içe aslında, puşkin sayesinde rus edebiyatına ilgi duymaya başlayabilirsiniz benim gibi, tek sorun çok fazla karakter olması ve rusça isimleri hafızada tutmanın zorluğu 😅
duyguları güzel geçiren bir film, sonuna çok üzüldüm ve bazen kötü sonla biten filmler izlemek hayatın acımasız ve adaletsiz tarafını hatırlamamı sağlıyor, onun dışında oyunculuklar ve mekanlar çok iyi seçilmiş, özellikle diyaloglarda çekingen tavırlar o kadar iyi işliyor ki hayran…devamıduyguları güzel geçiren bir film, sonuna çok üzüldüm ve bazen kötü sonla biten filmler izlemek hayatın acımasız ve adaletsiz tarafını hatırlamamı sağlıyor, onun dışında oyunculuklar ve mekanlar çok iyi seçilmiş, özellikle diyaloglarda çekingen tavırlar o kadar iyi işliyor ki hayran kalmamak elde değil
uyarlama olduğunu çokça hissettirdi, oyunculuklar falan beni pek kesmedi, duyguyu alamadığım ve biraz yapaylık hissettğim bir film oldu, bomboş sinema salonunda bile dev ekranda beni moda sokamadığı için bi tık üzüldüm o yüzden büyük bir beklentiyle izlenmese daha iyi olur
yılın en iyi dizilerinden biri olduğunu düşünüyorum, ne zamandır böyle bir şey izlemiyordum, arada gizemli şeyler izlemek hoş oluyor:) bunu yazarken rhea seehorn'un altın küre kazanması da manidar oldu, gelecekte dünya şöyle-böyle olur mantığıyla çekilen filmler hoş oluyor zaten mutlaka…devamıyılın en iyi dizilerinden biri olduğunu düşünüyorum, ne zamandır böyle bir şey izlemiyordum, arada gizemli şeyler izlemek hoş oluyor:) bunu yazarken rhea seehorn'un altın küre kazanması da manidar oldu, gelecekte dünya şöyle-böyle olur mantığıyla çekilen filmler hoş oluyor zaten mutlaka izleyin
hayat o kadar kötü ki...ne oldu da böyle yaptı? neden bıraktı? neden neden neden derken her şeyi öğrendikten sonra içimde engel olamadığım bir nefret her yerimi sardı. Öldürmek istedim ben de o adamı, yaşamamalı buna hakkı yok dedim. Hiçbir karşılık…devamıhayat o kadar kötü ki...ne oldu da böyle yaptı? neden bıraktı? neden neden neden derken her şeyi öğrendikten sonra içimde engel olamadığım bir nefret her yerimi sardı. Öldürmek istedim ben de o adamı, yaşamamalı buna hakkı yok dedim.
Hiçbir karşılık beklemeden yaşanan o aşk o kadar değerli ki, 21. yüzyılda müzelik çok nadir bir elmasa sahip olmak gibi. Ah! o bilinçaltındaki cinsellik ve saldırganlık dürtüleri, konuşamadığımız ve utandığımız için yüreğimizi dağladığımız günler, dokunamamak, asla aklından çıkaramamak, unutamamak...
Frankl'ın 3. Viyana psikoterapi ekolü olmasının mihenk taşı olan bu kitabı iki bölümde inceleyebiliriz. İlk bölümde toplama kamplarında yaşadıklarını ve o zor şartlar altında bile insanların nasıl bir anlam arayışı içinde olduklarını Frankl'ın analizleriyle irdelemeye çalışıyoruz. İkinci kısımda ise logoterapinin…devamıFrankl'ın 3. Viyana psikoterapi ekolü olmasının mihenk taşı olan bu kitabı iki bölümde inceleyebiliriz. İlk bölümde toplama kamplarında yaşadıklarını ve o zor şartlar altında bile insanların nasıl bir anlam arayışı içinde olduklarını Frankl'ın analizleriyle irdelemeye çalışıyoruz. İkinci kısımda ise logoterapinin temel mantalitesini ve onu Freud'un psikanalizinden ve Adler'in bireysel psikolojisinden ayıran noktaları okumaya başlıyoruz. Anlam istenci, birtakım varoluşsal engellenmeler ve nöojenik nevrozlar ve nöodinamikler gibi başlıklarla insanı anlam arayışına iten sebepleri bizlere aktarıyor Frankl. Ölmeden önce mutlaka okunması gerekenler listenize eklemenizde fayda var :)
sen nasıl bir şeysin, 5. sezondayım ve bitirmeden bi övmek istedim 🙂 beni çok sardı ve genelde politika vs pek sevmeyen biri olarak izledikçe izleyesim geldi, underwoodlar bitirim ikili 😏
ya ben sizi yerim, içlerindeki o kırılganlık içimde buruk bir sevinç bıraktı, sonunu biraz tahmin etmiştim ama neden böyle bitiyor bazı diziler 😫 sizden istiyorum, benim olun diyesim geliyor connell ve marianne'e