Spoiler içeriyor
Oyuncu seçimi konusunda aşırı önyargılarımın kurbanı olduğumu söyleyebilirim. Zendaya dışında kalan hiçbir oyuncu sırıtmıyordu ancak Zendaya resmen Hükûmet Kadın filmindeki Demet Akbağ gibi olmuş; yer aldığı her sahnede içten içe güldüm. Odysseus ve askerlerinin, çıktıkları her kara parçasından kaçmak zorunda…devamıOyuncu seçimi konusunda aşırı önyargılarımın kurbanı olduğumu söyleyebilirim. Zendaya dışında kalan hiçbir oyuncu sırıtmıyordu ancak Zendaya resmen Hükûmet Kadın filmindeki Demet Akbağ gibi olmuş; yer aldığı her sahnede içten içe güldüm. Odysseus ve askerlerinin, çıktıkları her kara parçasından kaçmak zorunda kalmaları da ayrı komikti belli ki bu kara parçalarında bir bokluk var; çıkmayın işte arkadaş, doğrudan evinize gidin :D
Bir eleştiriden ziyade, “acaba nasıl olurdu” diye düşünmeme neden olan kısım ise yapımda erotizm ve çıplaklık olsaydı ortaya nasıl bir sonuç çıkacağıydı. Yapımda en sevdiğim karakter Kirke oldu. Normalde yapıma beş puan vermeyi planlıyordum ancak Edward Cullen’ın öldürüldüğü sahne nedeniyle puanımı altıya çıkardım. Genel olarak bol aksiyonlu, seyir keyfi yüksek bir yapım olmuş beğendim 6/10
Kıbrıs Türklerinin huzuru, güvenliği ve haklı davası dün olduğu gibi bugün de ortak davamızdır. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü kutlu olsun 🇹🇷🕊️
Kitapta, Dünyalı karakteri üzerinden fazlasıyla vatan endişesi işleniyordu. Sürekli Kedi Ülkesi’nin ne kadar kötü olduğu vurgulanırken, sıra Çin Cumhuriyeti’ne gelince endişeye dayalı bir övgüyle karşılaşıyoruz şahsen ben de vatan sevgisi konusunda Dünyalı ile aynı düşünsem de rüya görmüyorum bu bakımdan…devamıKitapta, Dünyalı karakteri üzerinden fazlasıyla vatan endişesi işleniyordu. Sürekli Kedi Ülkesi’nin ne kadar kötü olduğu vurgulanırken, sıra Çin Cumhuriyeti’ne gelince endişeye dayalı bir övgüyle karşılaşıyoruz şahsen ben de vatan sevgisi konusunda Dünyalı ile aynı düşünsem de rüya görmüyorum bu bakımdan Küçük Akrep ile aynı fikirdeyim bir vatandaş olarak cehennemin mimarlarına hiçbir şey borçlu değilim aptala “aptal” dediğim için ben kötü oluyorsam, evet, ben kötüyüm.
Küçük Akrep’in hataları ise, medeniyetsiz çomarların olduğu bir yerde yaşam mücadelesi vermek ya da kaçmak yerine sistemi kendi çıkarları için kullanmasıydı. Küçük Akrep’in bu hatasını bir noktaya kadar anlıyorum; çünkü kurduğumuz gelecek hepimiz için farklı olabilir mesela benim için bu yol aşktan ve romantik partnerimin yanında olmaktan geçiyor çünkü gerçekten savaşmaya değer bir duygu varsa, o da budur işte Küçük Akrep’te eksik olan şey de buydu. Dünyalı karakterine yönelik bir başka eleştirim ise onun çok pısırık ve amaçsız olmasıydı merak duygusuna sahip olabilir; ancak karakter belirli bir amaç üzerine inşa edilmediği için içi boş kalmış. Kitabın genel sorunu da buydu eleştiri yapmaya çalışırken karakterlerin derinliği ihmal edilmiş.
Kedi Ülkesi’nin barbar halkı, sizler gerçek düşmanın korkunçluğu ile henüz karşılaşmadınız bu yüzden bütün yabancıları pısırık Dünyalı gibi sanıyorsunuz. Küçük Akrep’in sözleriyle size sesleniyorum en büyük sorununuz cehaletiniz oldu.
Kitabın derinlikten uzak ve içi boş karakterlerini beğenmesem de kurgulanmak istenen evreni beğendim ancak, potansiyeli olmasına rağmen benim için Kadınlar Ülkesi romanı kadar güzel değildi 2/10
Deniz Göktaş’ın Ölü Deniz (2026) gösterisinin uygulamada yeterince konuşulduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden, üzdüğü her kadın düşmanı yobaz için ünlü komedyen Deniz Göktaş’a teşekkür etmek istiyorum 🫡
Tam anlamıyla The Death of Socrates olmuş. Sosyopolitik esprileri güzeldi. Yer yer durağanlaşsa da bence özlediğimiz, adeta nefes aldıran siyasi şakalarla bu durağanlığı tolere edilebilir bir noktaya taşımış izlerken keyif aldım yalan yok, yobazları ve yobaz adaylarını kudurtması keyfime keyif…devamıTam anlamıyla The Death of Socrates olmuş. Sosyopolitik esprileri güzeldi. Yer yer durağanlaşsa da bence özlediğimiz, adeta nefes aldıran siyasi şakalarla bu durağanlığı tolere edilebilir bir noktaya taşımış izlerken keyif aldım yalan yok, yobazları ve yobaz adaylarını kudurtması keyfime keyif kattı 7/10
Yeni bir hikâye yazıyorum. Hikâye, açıklanamaz bir şekilde Mezopotamya’daki tüm eşek ve koyun popülasyonlarının yok olduğu; mitolojik değerlerin ise insanlığın hafızasından silindiği alternatif bir tarihi konu alacak. Bu evrende insanlar, bir anda ortadan kaybolan hayvanlar ile unutulan mitolojik mimariler arasındaki…devamıYeni bir hikâye yazıyorum. Hikâye, açıklanamaz bir şekilde Mezopotamya’daki tüm eşek ve koyun popülasyonlarının yok olduğu; mitolojik değerlerin ise insanlığın hafızasından silindiği alternatif bir tarihi konu alacak. Bu evrende insanlar, bir anda ortadan kaybolan hayvanlar ile unutulan mitolojik mimariler arasındaki gizemli bağı araştıracaklar (🛸)
Spoiler içeriyor
The Menu (2022) yapımının konusu, entelektüel görünmeye çalışan piskopat ve yobaz bir şefin, insanları gastronomik bir sunum aracılığıyla öldürmesi üzerine kurulu ancak filmde neredeyse hiçbir gerçek motivasyon kaynağı yoktu. Hiçbir insan, ne yaparsa yapsın ölümü hak etmez; fakat Dexter gibi…devamıThe Menu (2022) yapımının konusu, entelektüel görünmeye çalışan piskopat ve yobaz bir şefin, insanları gastronomik bir sunum aracılığıyla öldürmesi üzerine kurulu ancak filmde neredeyse hiçbir gerçek motivasyon kaynağı yoktu. Hiçbir insan, ne yaparsa yapsın ölümü hak etmez; fakat Dexter gibi karakterlerin motivasyonları, en azından ilkel düşünceler düzeyinde bir yere oturabiliyor bu filmde ise maalesef böyle bir motivasyon yoktu.
Tyler karakterinin ezikçe davranması olabildiğince sinirlerimi bozdu diğer yandan, yobaz şefin o el çırpışını her duyduğumda rahatsız oldum. Bir restoranda, savaş ya da kaç tepkisinden bihaber, ses çıkarmayan insanları toplamış; saçma sapan davranıyor ben olsam o tabağı çoktan başında kırmıştım. Damarıma basılmadığı sürece dişlerini gösteren biri değilim gönül rahatlığıyla korkularım olduğunu bile söylerim; ancak bu denli bir organizasyonda, böylesi davranışlar karşısında caydırıcı güç bıçak olmazdı. Margot karakterine gelecek olursak; evet, diğerlerine göre ses çıkardın ama sonuç kocaman bir sıfır The Hunt (2020) ve Kill Bill (2003) yapımlarındaki kadın karakterleri örnek almasını isterdim cheeseburger sonra da yersin. 6/10
Spoiler içeriyor
“Agnostisizm ve İlahi Tragedya” kitabını okurken çoğu yerde Diamond Tema ile aynı düşünceler içinde olsam da zıt olduğumuz birçok noktayı fark ettim. Bir yaratıcı var mı, yok mu henüz bilemiyor olabiliriz; ancak bir tanrının olması benim için önemli değil sonraki…devamı“Agnostisizm ve İlahi Tragedya” kitabını okurken çoğu yerde Diamond Tema ile aynı düşünceler içinde olsam da zıt olduğumuz birçok noktayı fark ettim. Bir yaratıcı var mı, yok mu henüz bilemiyor olabiliriz; ancak bir tanrının olması benim için önemli değil sonraki dünya var mı, yok mu henüz bilemiyor olabiliriz; fakat sonraki dünyanın olmasını istiyorum düşüncesindeyim. Ben kendimi zayıf agnostik olarak görüyorum ve düşüncelerimi savunurken bir pasifistin gerçek dışı dünyasından değil, görünenin malum gerçekleri üzerinden hareket etmek istiyorum buradan yola çıkarak yazarın, yer yer güzel ve mücadeleci kelimeler kullansa bile olabildiğince pasifist olduğunu düşünüyorum. Yazar ile ayrıştığımız bir başka konu ise din kavramı üzerine çünkü yazar, din kavramını dar bir kalıbın içine sokuyor ancak bence din, sonraki dünya ile ilgili herhangi bir şey olabilir ve bu dine inananlar, medeniyetin özgür ilerleyişini engellemediği sürece kendi sosyal yaşamlarında istedikleri gibi özgürce inanmakta özgürdür.
Bence güçlü agnostiklerin, tanrı kavramının asla bilinemeyeceğini iddia etmeleri de teizm ve ateizm kadar bir inançtır; çünkü buradaki inanç, bilinemezliğe inanmaktır bu bakımdan, bir görüşe körü körüne bağlanıp yargıyı askıya almaktansa bilimin ışığında, değişime açık temel gerçekleri savunabiliriz. Kötülük probleminden yola çıkarak düşünüyorum yazar, nasıl oluyor da tanrı’nın kesin bir şekilde iyi olması gerektiğini söyleyebiliyor şöyle de denemez mi: “tanrı, her şeye gücü yetendir ve kötüdür” çünkü iyilik ve kötülük kavramları biz insanların tanımladığı kavramlardır diğer yandan, eğer “imtihan” kavramından bahsedecek olursak, buna gereksinim duyan bir tanrı, tanrı tanımıyla her bakımdan çelişiyordur. Kitap ile ilgili son olarak söyleyebileceklerim şunlar Agnostikler için bir Tanrı Yanılgısı olmuş; ancak pasifist düşünceler ve alıntılarla mücadele boğulmuş ben karşı tarafın rezilliklerini ve agnostik düşüncenin daha detaylı bir şekilde anlatılmasını isterdim. 8/10
Son birkaç bin yıl içinde büyük bir sıçrama yaptık; hâlâ birçok kişinin aklının alamadığı ölçüde geliştik ve birçok dinden kurtulduk öyle ki eskinin hak dinleri, bugünün mitolojileri hâline geldi muhtemelen bugünün hak dinleri de geleceğin mitolojileri olacak. Dindar insanların varlığı, dinin kazandığının göstergesi değildir bunun için dünyada agnostik ve laik yaşayan insanların oranlarına bakmak gerekir benim düşünceme göre din, gün geçtikçe kaybetmektedir; zira kaybetmeye mahkûmdur çünkü bugünün dinleri, yarının mitolojisidir.
Karneades “hiç bir şeyi bilmediğimi de kesin olarak bilemem”